MÜLKİYET TESTİSİNİ KIRMADAN TAŞIMA YÖNTEMLERİ- I
(KADASTRO HARİTALARININ SAYISALLAŞTIRILMASI İŞLEMİ)
Adil Hakan AYBER
İzmir Kadastro Müdürü
Ülkemizde sayısal haritalarının üretimi değişik yöntemlerle yapılmaktadır. Ancak Kadastro haritalarının çok değişik yöntemlerle yapılması (grafik, klasik, fotogrametrik vb.) çıkış veren noktaların konum hassasiyetinin yeterli olmaması, çalışma yapan elemanların iş hassasiyetlerinin değişiklik arz etmesi gibi sebeplerle kesinleştirilmiş sayısal değerli parseller zeminde aplike edildiğinde farklı sonuçlara ulaşılmaktadır.
Arazi ve paftadaki bu farklılıklar gerek yıllar itibari ile değişen teknoloji, gerek eski kadastro bölgelerinin kentlerin en kıymetli alanlarını oluşturması gibi sebeplerle artık harita zemin uyumu tam olan tapu ve kadastro entegre edilmiş verilerin veri tabanında buluşmasını olmazsa olmaz saymıştır. Bu nedenle Genel Müdürlüğümüz, Yenileme Yasası, 22/a yönetmeliği, 41.madde uygulaması, sayısallaştırma modelleri gibi yöntemler ile sağlıklı verinin tescile kavuşturulması için çaba sarf etmiştir.
Bu işlem yapılırken devlete güven ilkesinin zedelenmesi, mal sahiplerinin hukuklarının korunması yani mülkiyete yönelik değişikliklerin oluşmaması gibi hususlara dikkat edildiği de gözden kaçmamaktadır.
Bu çerçevede 2012/15 sayılı genelge ve bu genelgenin uygulanması önem arz etmektedir. Zira zeminde doğru kullanım ve verilere sahip parsellerin sırf koordinatlandırmak veya hatalı koordinatları düzeltmek için 22/a uygulamasına tabi tutmak emek, zaman ve nakit kaybından başka bir sonucu yoktur.
SAYISALLAŞTIRMAYA KONU HARİTALAR
Kadastro haritalarının sayısallaştırılması hakkındaki yönetmeliğin 2.maddesi ve 2012/15 sayılı genelgenin 1.maddesinde özetle sayısal nitelikte olmayan haritalar ile bunlar üzerinde değişiklik işlemleri sonucu üretilen haritalar ve bu sayısallaştırma işlemi sırasında üretime altlık teşkil eden sınırlandırma, ölçü, tersimat ve hesaplamadan kaynaklanan hataların giderilmesini öngörür.
İlimizde yaptırdığımız bir ön etüt de özellikle kıymetli bölgelerde cephe ve derinliklerin zeminde korunduğu yüz ölçümü hatalarının nispeten az olduğu ancak yukarıda sayılan sebeplerle konumu, zemini yansıtmayan tescilli parsellerin yoğunluk kazandığı bir fiili ortam tespit edilmiştir. Bu durum bazı bölgelerde %45, bazı bölgelerde %70 oranında olduğu görülmüştür. Bu nedenle veri analizinin sağlıklı yapılabilmesinin önemli olduğu da anlaşılmaktadır.
Sayısallaştırma çalışmalarının bir ada veya mevkiden az olmamak kaydıyla köy veya mahalle bazında iş programına alınması orada çalıştırılacak kadastro ekiplerini hem programlı iş yapmaya sevk edecek hem de işin ciddiyetini fark ettirecektir.
Sayısallaştırma işlemi yapılırken kayıtların eksiksiz çıkarılması (tapu kayıtları dahil), çıkarılan kayıtların onaylatılması, tapu kayıtlarının fen klasörü ve paftasıyla kıyaslanması, mahkemelerden dava listelerinin alınması, varsa başkaca teknik belgelerin temini (ortofoto görüntüler ve uydu görüntüleri dahil) yapılan işin eksiksiz olmasını öngörmüştür.
Tapu sicilinde ve fen klasöründe belirtme yapılması ve sayısallaştırma çalışmalarının duyurulması işlemi de daha önce özveri ile yapılan sayısallaştırma çalışmalarına resmiyet kazandırmıştır.
Mevcut bilgi ve belgelerin elektronik ortama hazır edilmesi, ada parsel numaralarının yeniden verilmesi, geçici koordinatların üretimi ve kontrolü 2012/15 sayılı genelge ile akla soru gelmeyecek şekilde dizayn edilmiştir.
Arazi kontrolü sırasında (gerek kadastro sırasında, gerekse kadastro sonrasında) eylemli sınır değişikliklerin olabileceği dikkate alınmalı, bu durum gerekiyorsa serih uydu görüntüleri, hava fotoğrafları veya ortofoto görüntülerle analiz edilmelidir. O bölgede daha önce yapılan halihazır haritalar göz ardı edilmemeli, fotoğrametrik haritalar dikkate alınmalıdır. Çalışmalarda koordinat dönüşümleri BOHUYY’ ye göre yapılmalıdır. Arazi ve sayısallaştırma işlemi sonucu elde edilen verilere ait yanılma sınırları şu şekilde hesaplanması öngörülmüştür.
Yi, Xİ : Araziden elde edilen koordinatlar
Yi, xi : Sayısallaştırma sonucu elde edilen koordinatlar,
Dsmax : Sayısallaştırma işleminin maksimum konum hatası olmak üzere;
Dyi=Yİ-yi ; Dxi=Xİ-xi
Ds= (Dyi2+ Dxi2)1/2
Ds ≤ dsmax olmalıdır.
Ölçü derelerine göre yapılan sayısallaştırmalarda :
Prizmatik (ortogonal) ölçülerde:
Dsmax=MK ± 0.15 m.
Takeometrik yöntemle yapılmış ölçülerde (grafik ve klasik) :
dsmax=MK=(U2 x Mα2/p 2 +Mmir2)1/2
MK= Sayısallaştırılan noktanın konum hatası
U= Noktanın ölçüldüğü poligona yatay uzaklığı
Mmir= Mirada okunan metre cinsinden en küçük değer.
U≤100 m. ise Mmir=0.50 m.
100m.<U<300m. ise Mmir=1m.
alınmalıdır.
α = Yatay açı
Mα = Yatay açı okuma hatası (1c)
Daha önce çok fazla önem göstermediğimiz paftalardan okunmak suretiyle elde edilen değerlere göre aşağıdaki tecviz değerleri öngörülmüştür.
GPS ve elektronik takeometre ile yapılan ölçülerde:
Dsmax=MK=±10 cm.
Sayısal fotogrametri yöntemi ile elde edilen değerlerde:
Dsmax=MK=0.0002 m. x M
Paftalardan okunmak suretiyle elde edilen değerlere göre sayısallaştırmalarda :
Ölçü hatası = MÖ
Tersimat hatası =MT=0.0002M. x M
M: Pafta ölçeğinin Paydası
MK= (MÖ+MT2+MS2)1/2
|
|
Prizmatik
MÖ=0.15m |
Takeometrik
MÖ=1m. | |||||||||
|
M |
1/500 |
1/1000 |
1/2000 |
1/2500 |
1/5000 | ||||||
|
MK |
0,21 m |
0,32 m |
1,15 m |
1,22 m |
1,73 m | ||||||
Fotogrametrik paftalardan sayısallaştırmada:
Dsmax= 0.0003m. x M
Yüzölçüm yanılma sınırları m2 cinsinden değerleri aşağıdaki şekilde öngörülmüştür.
M : parselin bulunduğu paftanın ölçek paydası
Yapılaşmanın olduğu Köy içinde veya Mahallede :
f= 0.013√MF+0.0003 F
Diğer yerlerde :
f=0.0004M√F+0.0003F
Dolayısıyla sayısallaştırma sonucu elde edilen noktaların konum doğrulukları hem ilk üretimde kullanılan yöntemler hem de sayısallaştırma sürecindeki ölçü yöntemleri dikkate alınarak hesaplanır. Üretilen koordinatların konum doğrulukları, ada mevkii rapor çıktılarında gösterilir.
Yüz ölçüm karşılaştırma cetvelleri tanzim edilirken eski ve yeni yüz ölçüm değerleri, fark değerleri yanılma sınırları varsa irtifak yüz ölçüm hakları ve yanılma sınırları cetvelle gösterilir.
Parsellerin yüzölçümü ile ilgili olarak;
-Parsellerin davalı olması nedeniyle yüzölçümleri boş bırakılmışsa askı ilanında bu parsellerin düşünceler sütununa davalı yazılıp, yüzölçümleri eski ve yeni şekliyle gösterilmez. Ancak bu durum ada-mevkii raporlarında etraflıca izah edilmelidir.
-Yüz ölçüm farkları tecviz dahilin de ise yeni hesaplanan yüz ölçüm esas alınır. Bu durum ada mevki raporlarında belirtilir.
-Evrakına aykırı tescil edilmiş yüz ölçüm hataları tespit edilmişse, bu hata sayısallaştırma ekibi tarafından düzeltilir.
Tapu kaydı miktarına göre iktisap tarihindeki zilyetlik esaslarında miktar üzerinden edinilerek sınırlandırılmış taşınmazlarda miktar fazlalıkları 20.04.2006 tarih ve 26145 nolu resmi gazetede yayımlanan kadastro sırasında ve sonrasında yapılan işlemlerle geometrik durumları kesinleşmiş olan taşınmazlarda ölçü sınırlandırma, tersimat ve hesaplamadan doğan
hataların düzeltilmesine ilişkin yönetmeliğin 9.maddesine göre tapunun beyanlar hanesinde belirtme yapılarak ilgililerine ve maliye kuruluşlarına hükmen çözüm yoluna gidebilecekleri konusunda duyuru yapılır.
Yönetmeliğin 15.maddesinde; “Yüz ölçüm fazlalıkları, yanılsama sınırları dışındaki hatalı yüzölçümleri ada ve mevkii raporlarında durum belirtilir. Tapu sicilindeki kayıtlarına ve fen klasörüne gerekli belirtme yapılarak, durum kadastro teknik mevzuatınca düzeltilir.” Hükmü yer almaktadır. Aslında programa alınan yerlerde düzeltme işlemini gerçekleştirip, sayısallaştırma işini sonuçlandırmak iş ve işlemlerin aksamamasını sağlayacaktır.
SONUÇ OLARAK;
Sayısallaştırma çalışmalarında haritanın yapıldığı yöntem, yer kontrol noktalarının durumu, paftaların durumu gibi bütün detaylar bugünkü durumla iyi bir şekilde kıyaslanıp, iyi bir veri analizi yapılmalıdır. Her yerde sayısallaştırma çalışması gerekmediği gibi her yerde 22/a uygulaması da gereksiz ve masraflı bir işlem olarak karşımıza çıkabilmektedir.
Mülkiyet testisi, içi sağlıklı, soğuk ve tatlı su ile dolu ise bunu taşırken kırmak suyun yok olmasını, yanlış analizle değerlendirmek suyun özünü (hijyenini) bozacağı unutulmamalıdır. Bu tür çalışmaların sadece zemin-pafta uyumunun reel değerlerle elde edilmesi olduğu unutulmamalıdır. Mülkiyet hakkını zedeleyecek yöntemlerden uzak durmalı ve ayni ve şahsi hakları etkileyecek varyasyonlar işlemlerde uygulanmamalıdır.