“İnsanları yasa ve ceza ile yönetirseniz, onlar bir daha yanlış yapmayacaklar, ancak şeref ve utanma duygularına sahip olmayacaklardır. İnsanları erdemle ve ahlak kuralları ile yönetirseniz, o zaman onlar hem şeref ve utanma duygusuna sahip olacaklar hem de doğruyu yapmaya çalışacaklardır.”
KONFÜÇYÜS
Anahtar kelimeler: etik, bilimsel etik, tıp etiği
ETİK NEDİR?
Etik, her türlü eylemde iyiyi, doğruyu ve gerçeği düşünmeye, uygulamaya ve kullanmaya ait kuram ve kurallardır. Bir başka deyişle her türlü davranışta insana saygılı olmak, onun haklarını korumak yani insana insan olarak yönelmek şeklinde tanımlanabilir.
Etik temelinde iyilik etme, kötülük etmememe, adil davranma gibi kavramlar barındırmakla beraber; yasalardan farklı olarak çoğunlukla yazılı ve kesin kurallar içermez. Ancak zamanla değişen koşullara, toplumsal gereksinim ve bilimsel gelişmelere bağlı olarak değişimler gösterebilir.
BİLİMSEL ETİK NEDİR?
Bu genel tanımlardan bilimsel etik kavramına doğru yol alabiliriz. Bilimsel etik bir çalışma faaliyetinde bulunan insanların ahlak ilkelerini, davranış biçimlerini, görevlerini ve zorunluluklarını belirleyen kurallar zinciri olarak tanımlanabilir.
Bilim etiğinin genel ilkelerini ;
1. Genel ahlaka uygunluk
2. Örnek olma rolü
Olarak sıralayabiliriz. Buna göre bilimsel etik genel ahlaki standartlara aykırı olamaz ve örneğin bir akademisyen öğrencisine, asistanına, meslektaşına ve hatta bütün topluma örnek olma sorumluluğu vardır. Bir başka deyişle bilimde etik tavır dürüstlük, toplumsal sorumluluk, dikkat, yasallık, açıklık, fırsat eşitliği, özgürlük, karşılıklı saygı, onur payı, verimlilik ve eğitim gibi standartları da gerektirir.
Yani etik genellikle iyi ve kötünün ayırt edilmesi ile ilgilenirken bilimsel etik bununla birlikte, bilimsel araştırma ve yayın etiği konusunda son yıllarda önemli boyutlarda artış gösteren sorunlar üzerine eğilmektedir.
Bilimsel yayınlarda etik sorunların ortaya çıkmasındaki nedenleri aşağıdaki gibi sıralayabiliriz.
1. Bilim ve bilginin cazibesi,
2. Hemen şöhret olma isteği,
3. Kolay kazanç elde etme isteği,
4. Üst akademik dereceyi alma isteği,
5. Bulunduğu makamı koruma hırsı,
6. Kolaycılığı tercih etme içgüdüsü,
7. Yanlış örnek olma zaafı,
8. İleri teknolojinin oluşturduğu olanaklar,
9. Sahteciliğn yapılma sınırsızlığı,
10. Doyumsuzluk.
Akademik yaşamda ilerleme için araştırma ve bilimsel yayın zorunluluklarının getirilmesi bu yayınların doğruluk düzeylerinin de saptanması problemini doğurmuştur. Çünkü bilimsel bir yayının ve onun dayanağı olan araştırmanın doğruluk düzeyi sadece dergi editörlerini, akademik yöneticileri, bilimsel okuyucuları değil tüm toplumu ilgilendirmektedir.[1]
TIBBİ BİLİMSEL YAYINLARDA ETİK KURALLAR NELERDİR?
Tıbbi bilimsel yayınlar, araştırmanın planlanması aşamasından başlamak üzere değişik aşamalarda denetlenirler. Canlılar ve daha özelde insanlar üzerinde yapılan bilimsel araştırmalar ve yayınların sadece editörler tarafından denetlenmesi yeterli olmayabilir. Editörler, tıbbi yayınlarda önceki aşamalarda etik kurallara uygun çalışıldığını değerlendirmek açısından, ilgili etik kurullardan alınan etik onayları da istemelidirler. Tıbbi araştırmaların yürütülmesi ve yayınlanması aşamasında etik kurallara uygun davranılması önemli bir zorunluluktur. Etik kurallara uygunluk denetimini araştırma etik kurulları, hakemler, editörler yürütürler. Tıp alanı hızla gelişmektedir. Tıbbi bilimsel araştırma ve yayınların her aşamasında var olan etik kurallara uyulmasının denetimi yanı sıra, daha önceden tanımlanmamış yeni sorunlarla karşılaşılabilir. Yeni etik sorunları (ya da ikilemli durumları) farketmek, tanımlamak ve çözümlerken gerektiğinde yeni kurallar oluşmasına katkıda bulunmak gerekir. Bilimsel bilgilerin artması ve yenilenmesi ile orantılı olarak tıbbi bilimsel araştırma ve yayın etiği de sürekli evrilmektedir.
Hekim kimliğinin araştırmacı yönüyle ortaya çıkan tıbbi bilimsel araştırmalar, tıp etiği ile yakından ilgilidir. Tıp fakültelerinde bilimsel araştırmalar, araştırma sırasında ya da sonuçları itibarıyla insanlar üzerinde etki oluşturduğu için üzerinde titizlikle durulması gereken yönler içermektedir. Araştırma etik kurullarının kuruluş amacı, insanı temel alan bilimsel araştırmalar, yayınlar hakkında etik ilke ve kurallar doğrultusunda görüş bildirmek, izlemek, karar vermek, gerektiğinde yeni ilke ve kurallar oluşturmak, insan onuru ve haklarının korunmasına yardımcı olmaktır. Ülkemizde; üniversitelerin kendi bünyesinde oluşturduğu yerel araştırma etik kurulları yanı sıra, Sağlık Bakanlığının “İlaç Araştırmaları Merkezi Etik Kurulu” bulunmaktadır. İlaç araştırmaları, araştırmanın niteliğine göre, yerel etik kurullardan onay aldıktan sonra; “merkezi etik kurul”a gönderilir. Araştırma Etik Kurulu değerlendirdiği bir araştırma ile ilgili olarak kabul, ret ya da düzeltilmesi koşuluyla kabul verebilir.
Çobanoğlu’na göre klinik araştırma sonuçlarının topluma yayılması, önemli bir etik gerekliliktir. Araştırmalar için harcanan zamana, paraya, emeğe ve araştırmacıların bilgi birikimine yaptıkları katkıya rağmen, birçok araştırmanın sonuçları hiçbir zaman yayınlanamamaktadır. Araştırmaların etik açıdan değerlendirilmesi sürecine ilişkin olarak; farklı ülkelerde, farklı uygulamalar ve farklı kurullar görev yapmaktadır. Bu durum da, araştırma etiğinde evrensel standartların oluşturulması güçleşmektedir.
Tıbbi bilimsel yayın etiği açısından özenli olunması gereken konuları aşağıdaki gibi gruplandırılabilir;
1-Araştırmanın planlanması : Tüm tıbbi bilimsel çalışmalar yerel etik kurullardan ya da onlar niteliğindeki komitelerden onay almalıdır ve araştırmada yer alan bilgiler onaylatılmalıdır. Çalışmanın başlangıcını istatistiksel değerler oluşturmalı, sağlam bir sayısal hesaplama yapılmalıdır. Bir araştırma, yöntemi itibarıyla bir hata içeriyorsa bu etik bir sorundur ve ciddi bir etik tartışma gerektirir. Çalışmalarda kullanılan insan ya da hasta sayısı tam olarak belirtilmelidir. Araştırmada hayvan deneylerinde kullanılacak hayvan sayısından başlamak üzere yapılacak işlemler için hayvan deneyleri etik kurulundan onay alınması gerekmektedir.
2-Verilerin analizi: fabrikasyon ve falsifikasyon (uydurmacılık ya da verilerin değiştirilmesi) her zaman büyük ve önemli bir hatadır. Verileri analiz ederken dikkat edilmesi gereken; her verinin önemli ve üretken bilgiler içermesidir.
3. Yazarlık: Tüm yazarların araştırmalarında yer verdikleri bilgilerin yasal sorumlulukları kendilerine aittir. Yazılarıyla bilgi vermeliler, elde ettikleri veri ve bilgilerle yazıları uyumlu bir denge kurmalıdır.
4. Çıkar çatışması : Hakemler kişisel çıkarları dikkatli biçimde incelemelidirler. Kişisel çıkarlar; kişisel, ticari, politik, akademik ya da finansal olabilir. Bu da önemli bir sorundur ve etik kurullar bu hususlarda da dikkatli olmalıdır.
5. Bilimsel Hakemlik: Bir bilimsel makalenin bilimsel kalitesi aynı alanda çalışan diğer insanlar tarafından değerlendirilmesiyle doğru orantılıdır. Eleştirmenler eleştirilerini yaparken yapıcı olmalıdırlar. Eleştirilerini hakaret boyutuna ulaştırmadan sürdürmelidirler. Eleştirilerindeki amaçları bilimsel yazıların kalitesini yükseltmek olmalıdır.
6. Çoklu Yayın: Aynı çalışmayı daha önce yayınlandığı yerleri belirtmeden yayınlamak bir hatadır. Hatalar, çoğunlukla, sadece şans eseri olarak bile bulunabilmektedir. Ancak bu hataları takip eden uzmanlar vardır. Bu hatalar, özellikle başka bir dilde, yeniden basma olarak karşımıza çıkmaktadır. Eğer aynı çalışma, başka bir dilde de yayınlanacaksa daha önce başka dillerde yayınlandığı belirtilmelidir.
7. Aşırmacılık : Plagiarism başka araştırıcıların çalışmalarını kaynak göstermeden kullanma hatasıdır. Bu hata, çalışmayı oluştururken, bilgileri toplarken, yazım ya da basım sırasında meydana gelebilir. Başka araştırıcıların bilgilerini kullanma gereği varsa bu kaynak olarak gösterilmelidir
8. Reklam : reklam gelirleri dergiler için büyük bir ekonomik kaynaktır. Derginin yayın politikası ve yayın etiği açısından editör tarafından özenle değerlendirilmelidir.( Hunter) Bilimsel yayınlarda, yayın etiği kurallarının özenle takip edilmesi, irdelenmesi ve yeni sorunlarla yeni kurallar oluşması sürdürülmektedir. 10 yıl öncesinde de etik kurallar dikkate alınıyordu ancak örneğin çift basımı (duplikasyon) pek çok dergi kabul ederken, şu anda kabul edilemez bir yayın etiği ihlalidir.( Hunter)
Yayın etiği ihlallerinin her birinin aynı ağırlıkta değerlendirilmediği düşünülmektedir.
Türkiye’de 2005 yılında yapılan “tıbbi araştırma ve yayın etiği hakkında etik duyarlılık
araştırması”nda aşırmacılık konusunun en ağır yayın etiği ihlali olarak görüldüğü ve
duplikasyon ya da çoklu yayının en hafif yayın etiği ihlali olarak görüldüğü saptanmıştır.
(Çobanoğlu ve ark)
Araştırmalarda, etik kurallar önemli ve gereklidir. Bilimin doğası gereği, yapısında var olan nesnellik ve dürüstlük ilkesi bilimsel etiğin temeli olmakla birlikte, tıp araştırmalarında insan denekler (daha doğru ve kapsamlı deyimle canlılar arasında değer olarak en üstte tutulan; insanların tıpta araştırma konusu olması duyarlılığı çok artırmaktadır) üzerinde araştırma yapılıyor olması, insan hakları açısından önemli ikilemler yaratmaktadır. Yarar – zarar dengesi çok iyi kurularak ve Kant’ın etik yaklaşımında benimsediği temel değerlerden olan “hiçbir insanın yaşamı araç olarak görülemez” gerçeğinden yola çıkılarak, tıp araştırmalarında, kurallar saptanabilir. Tıp araştırmalarında, başlangıç noktası olan ve halen yeni durumlara göre biçimlenen temel tıp etiği ilkelerinin yanında, tıp araştırmalarına yönelik daha ayrıntılı etik ve yasal düzenlemelerin yapıldığını görüyoruz.
Tıp araştırmaları sadece araştırmaya katılan insanlarla sınırlı tutulamayacak, gelecek kuşakları ve insanlığı bütün olarak etkileyecek sonuçlar doğurabilir. Bu noktada araştırıcının uzmanlık alanında yetkinliği kadar değer sistemi de önemlidir. Bunun yanısıra etik açısından yönlendirici, gereğinde denetleyici hukuksal düzenlemeler ve bunların evrenselliği de önemlidir. Evrensellik boyutu etik ve hukukta önemlidir, çünkü iletişim ve ulaşımın geliştiği dünyamızda kuralları daha katı ve denetleyici ülkelerden bu konuda sıkı kuralları olmayan ülkelere bilim insanı ve hasta göçü olabilmektedir.
Biyotıp araştırmalarında kuralları evrimsel yaklaşımla değerlendirdiğimizde; başlangıcına İmhotep andını, Hamurabi kanunlarını, Hipokrat yeminini koymak gerekir. Nürnberg Kuralları (1947), BM / Evrensel İnsan Hakları Bildirgesi(1948), (WMA) / Dünya Tabipler Birliği Helsinki Bildirgesi (1964), UNESCO / İnsan Genomu ve İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi(1997) ve Avrupa Konseyi / OVIEDO sözleşmesi / “İnsan Hakları ve Biyotıp Sözleşmesi sıralanabilir. Bu sözleşme, Türkiye Cumhuriyeti tarafından 4 Nisan 1997 tarihinde imzalanmış; Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından da 3.12.2003 tarihinde onaylanmış ve buna dair Kanun, “Biyoloji ve Tıbbın Uygulanması Bakımından İnsan Hakları ve İnsan Haysiyetinin Korunması Sözleşmesi: İnsan Hakları ve Biyotıp Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun” adıyla ve 5013 Kanun numarası ile 9 Aralık 2003 tarihli ve 25311 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanarak aynı tarihte yürürlüğe girmiştir.
Değerlendirme
Bilimin ayrılmaz parçalarının; etik değerler ve bilimsel doğruluk olduğu vazgeçilmez bir gerçektir. Bilimsel araştırmalarda, özellikle tıbbi bilimsel araştırmalarda, tıp etiği önemli bir yere sahiptir. Tıbbi araştırma yapanların, öncelikle tıp etiği ve araştırma etiği açısından çok iyi eğitilmeleri gerekmektedir. Temel amacı insan gönencini sağlamak olan hekimler, kötü ve yanlış kullanımların önlenmesi için, etik değerlerle donanmış olmak durumundadırlar. Tıp ve teknoloji alanındaki gelişmelerle birlikte araştırmacıların çalışabilecekleri konular da gelişmiştir. Ancak bunlara her alanda olduğu gibi, etik açısından çeşitli sınırlamalar getirilmiştir. Bununla birlikte, tıbbi araştırmalarda yapılan etik sorgulamalar, klinik konulara açıklık getirmek, analiz edebilmek ve etkili iletişim sağlamak gibi konularda, hekimlerin var olan yeteneklerinin geliştirilmesinde ve birleştirilmesinde yararlı olacaktır. Bu bağlamda, tıbbi araştırma ve yayın etiği konusunda bilgilenme ve bilgilendirme artacak ve etik dışı olarak nitelenen olaylar azalacaktır.
Tıbbi araştırmalar, çok özenerek yapmak zorunda olduğumuz bilimsel araştırmalardır.
Tıbbi araştırmalar, araştırma sırasında ve sonrasındaki etkileri insanlığı olumlu – olumsuz etkileyecek (gelecek kuşakları da kapsayacak biçimde) sonuçlar doğuracaktır. Bütün bilimsel araştırmalarda, bilimsel etik çok önemlidir, bununla birlikte tıbbi bilimsel araştırmaların etiği çok daha özenle vurgulanmalı ilgili kişi, kurul ve kurumlar tarafından denetlenmelidir. Tıbbi bilimsel araştırmaların başından sonuna kadar; hekimler, etik kurullar ve yayın aşamasında editörler birlikte çalışırsa, etik açısından kaliteli bilgiye ulaşılmış ve insanlara sunulmuş olunacaktır.[2]
KAYNAKLAR
[1] Bilimsel Çalışmalarda Etik Kurallar, Süleyman Demirel Üniversitesi Etik Kurulu
[2] ÇOBANOĞLU, Nesrin, Tıbbi Bilimsel Yayınlarda Etik Kurullar ve Kurallar
“Toplumu bilimsel yanıltmaya karşı korumak içme suyunun veya besinlerin temizliğini sağlamak gibi bir halk sağlığı işlemidir.”
MICHAEL FARTHING
ETİK DIŞI DAVRANIŞIN KRİTERLERİ
Anahtar kelimeler: etik, bilimsel etik, etik ihlali
Objektif delil ( inandırıcı ve yeterli )
Kasıt
Ağır ihmal
Araştırma makaleleri; Projelendirilmiş düzenli araştırma sonuçlarını içeren makaleler
ve Düzensiz araştırma ( sloopy research ) sonuçlarını içeren makalelerdir. Bunlar :
Bilimi yanıltır.
Kasıt yoktur.
Etik dışı davranış olarak değerlendirilmemelidir.
Eğitim eksikliğine bağlıdır.
ETİĞE AYKIRI DAVRANIŞLAR
Uydurma ( Fabrication )
Çarpıtma ( Falsification )
Aşırma (plagiarism )
Duplikasyon ( Duplication )
Dilimleme ( Salamisation )
Yazarlıkla bağdaşmayan durumlar
Destek veren kurum ve kuruluş desteğinin belirtilmemesi vd.
Örneklerle ilgili husular:
Sağlık alanı ile ilgili bileşik kaplar örneği her kesimde var.
Yurt dışı örnekler Science, Nature gibi dergilere konu olmuş.
Etik İhlaline Karşı Önlemler ve Etik Eğitimi
Bilim insanının topluma büyük etkisi olan bilim ve teknoloji araştırmaları
ve uygulamaları ile diğer etkinliklerinin yeni bilgi üretme ve teknolojik gelişme
sağlama yoluyla insanlık yararına olmasını gözetmesi, toplumun gereksinim ve
taleplerine yanıt araması ve etik ilkelere, kanunlara ve düzenlemelere uyması
etik ilkeler gereğidir. İnsanlığın yararı için insan yaşam kalitesini yükseltmeye
çalışması ve çevreyi koruması (hatta gerektiğinde iyileştirmesi) gerekir. Entellektüel
özgürlük ortamının yaratılması ve bilim eğitimi konusunda sorumludur. Mesleğinin
onur ve vakarına uygun davranmalıdır. Bu sorumluluk ve yükümlülüklerinin yanısıra,
bilimsel ve diğer etkinliklerinden doğan haklara da sahiptir.
Sadece bilim insanının değil, toplumun tüm bireylerinin temel sorumluluk,
yükümlülük ve haklarını tam olarak kavrayabilmeleri için, her bireyin etik ilkeler
konusunda eğitim görmesi elzemdir. Bilim insanının, bunlara ek olarak, bilimsel
araştırmanın nasıl yapılacağı üzerine eğitim görmesi gerekir. İnsan hakları gibi ilk öğretim
ders konularıyla başlayan etik eğitimi, öğrencinin entellektüel birikiminin arttığı üniversite
öğreniminde meslek etiğini de kapsayacak biçimde, daha ileri bir düzeyde yapılmalıdır.
Ülkemizde etik bilinci düzeyinin düşüklüğünün iyi bir göstergesi, derslerde kopya çekmenin
yaygınlığıdır. Her öğrenim basamağında kopyacılık o kadar kabul görmektedir ki, çektikleri
kopya ile böbürlenen öğrenci sayısı azımsanmayacak kadar çoktur. Toplumun sosyal
değerlerini yansıtan bu durum, birçok batı ülkesinde çok farklıdır: kopyacılığın cezası
okuldan/üniversiteden atılmadır. YÖK Öğrenci Disiplin Yönetmeliğinde ise genel tanımıyla
“kopya yapmak” eylemi “Yükseköğretim Kurumundan bir veya iki yarıyıl için uzaklaştırma
cezasını gerektiren” disiplin suçu olarak tanımlanmış olmakla birlikte, genelde kopya çekme ve
başka sahtecilik suçları için çok daha hafif cezalar verildiğini bilmekteyiz. YÖK Yönetici,
Öğretim Elemanı ve Memurları Disiplin Yönetmeliğinde ise kopya ve sahtecilik sözcükleri
geçmemektedir. Gerek öğrencilerin, gerekse öğretim elemanlarının Üniversitelerarası Kurul’dan
ya da çalıştıkları kurumlardan aldıkları cezalar için yargı yolu açıktır. Ceza alanların önemli bir
kısmı yargıya başvururlar. Bunların da büyük çoğunluğu dava sonucunda cezalardan kurtulurlar.
Bu durum eğitimde etik ilkelerin yerleşmesine engeldir. Davaların davacı lehine sonuçlanmasını
anlamak olası değildir, çünkü sahtecilik ve telif hakları ihlali yasalarda suçtur.
Kopyacılık “başkasının eserini kendine mal etmek” olduğundan, bir çeşit sahteciliktir.
Bunun çeşitli türleri bulunur: sınav ve ödevlerde bir başka öğrencininkinden ya da kitaptan çekmek,
internetten ulaştığı yazıları kendininmiş gibi sunmak vb. Ödevin bir kısmını ya da tamamını bir başka
kişiye yaptırmak da eğitimde sahteciliğin bir türüdür.
Eğitimde etik ihlallerini önlemenin yolu, her türlü etik ihlalinde olduğu gibi, etkin bir eğitimden
geçer. İlk ve orta eğitimde insan hakları ile diğer insanlara ve çevreye karşı görev ve sorumluluklar
öğretilerek genel etik ilkeler konusunda temel eğitim verilmelidir. Böylece yüksek eğitime başlayan
her öğrenci sahteciliğin bir etik ihlali olduğunun bilincine varmış bulunmalıdır. Bazı batı ülkelerinde
üniversiteye yeni kayıt yaptıran her öğrenciden yalan söylemeyeceğine ve sahtecilik yapmayacağına
dair taahhüt alınmaktadır. Hatta bazıları bu taahhütü daha geniş tutarak, akademik başarı için elinden
geleni yapacağına, etkinliklerinin tümünde kişisel bütünlüğünü (integrity) koruyacağına, üniveritenin etik
koduna, kurallarına ve yönetmeliklerine uyacağına dair söz alır. Etik ilkelere hem öğrencilerin, hem de
öğretim elemanlarının uymayı kabul ettiğine dair genel bir yazının üniversite sitesine konulabilir
(Sabancı Üniversitesindeki gibi). Bu tür bir uygulamanın öğrencinin bilinçlenmesine katkı sağlaması
nedeniyle, çok yararlı olduğu düşünülmektedir.
TIBBİ YAYINLARDA ETİK İHLALLERİ
Etik günlük yaşamımıza giderek daha çok kullanılan bir sözcük. Kullanımdaki bu artış ne yazık ki
etiğin toplumsal yaşamımızda daha önemli hale gelmesinden değil de “etik-dışı” işlerin daha çok
yapılmasından ve yaygınlaşmasından kaynaklanıyor. Üstüne üstlük bu etik-dışı işler anında medyaya
yansıtılarak gerçek bağlamından kopartılmakta, bazen politik kavgaların konusu haline getirilerek
kökenleri, nedenleri ve çözümleri irdelenmemektedir.
Tıptaki baş döndürücü gelişmeler ve bunların yayınlanarak tıp camiası ile paylaşılması son
yıllarda bu alanda çok önemli etik sorunların ortaya çıkmasına yol açmıştır. Tıp, toplumla çok iç içe
bir bilim ve sanat alanı olduğu için bu sorunlar sadece tıp camiasının değil tüm toplum kesimlerinin
ilgisini üzerinde toplamıştır.
Etik-dışı bir tıbbi yayın milli servetimiz olan araştırma fonlarının heba edilmesine, tıp camiasının ve
toplumun yanıltılmasına, bilimin ilerlemesine ve bireylerin bu ilerlemeden yararlanmasına engel
oluşturmaktadır. Örneğin herhangi bir ilaçla ilgili etik-dışı bir yayın yapılmış olsun. Bu yayına temel
olan verilerin elde edildiği çalışma için toplumun kaynakları israf edilmiştir. O alanda çalışanların maaşları
vb. giderleri de toplum tarafından ödenmektedir. İlacın yanlış tanıtılması tıp camiasını yanıltacak ve
sonuçta A ilacının uygulandığı kişiler olumsuz yönde etkilenecek, tedavileri gecikecek ya da yan etkiler
nedeniyle ciddi sorunlar ortaya çıkacaktır.
Tıbbi Yayınlarda Etik İhlalinin Önüne Nasıl Geçilir?
Sağlık alanında sağlıklı yayınlar yapılmasının temel şartı da eğitim. Daha tıp fakültesi yıllarından
başlayan ve sadece teoride kalmayıp öğretim üyelerinin bizzat örnek olduğu bir etik eğitimi tıbbi
yayınlardaki etik ihlallerini en aza indirecektir. Tabii ki bu orta ve uzun vadede sonuç verecek bir öneri.
Kısa vadede ise çok yayın yapmanın değil kaliteli yayın yapmanın önemine vurgu yapılması, etik ve
disiplin kurullarının hakkıyla çalıştırılması bir çok ihlalin daha teşebbüs aşamasında önüne geçecektir.
Önemi üniversitelerimizde bile yeterince kavranmayan bilimsel sahtecilik konusunda yıllardır uyarılarda
bulunan CBT’de konuya duyarlı bilimcilerimizin de işaret ettikleri gibi, görevleri kendilerine intikal eden
etik olmayan davranışları açığa çıkarmak, sahtecilik iddialarını araştırmak ve sonuçlandırmak olan
üniversite yönetimlerinin, YÖK’ün, etik kurulların ve yargının duyarlılıklarının zayıf olmasının ve olayların
üzerine gidecek iradeyi gösterememelerinin etik/ahlak dışı davranışların önünün alınamamasında rolü büyüktür.
Kaynaklar
1. Aslı Tosun 12 Eylül 2007
2. Ana Britannica (2000) Genel Kültür Ansiklopedisi, Cilt 8, Ana
Yayıncılık A.Ş. İstanbul, s. 343.
3. Scripta Medica Tıbbi Makalelerde Etik İhlalleri Selçuk BARIŞ
Mart (2006 )
4. Türkiye Bilimler Akademisi Bilim Etiği Komitesi (2002) Bilimsel
Araştırmada Etik ve Sorunları, Türkiye Bilimler Akademisi Yayınları,
Tübitak Matbaası, Ankara.
5. İlhan, M. (2007) Etik Dışı Davranışlara Evrensel Örnekler, Bilin ve
Etik. http://www.tuba.gov.tr/haber.php?id=26
6. İnam, A “İç Ahlak Yaşamının Özellikleri, Sorunları”,CBT, no:984,
8-28 Ocak, 2006; Poyraz, H “Niçin ahlaklı olmalıyız ? Yerel Siyaset, Şubat 2002 (2).
7. Sayın Orhan Bursalı’nın CBT dergisinin 12. 01. 2002 (No:773)