etik ihlali nasıl saptanır

2,121 views
Skip to first unread message

040415013 Tuba DELİBAŞ

unread,
Jul 10, 2009, 10:27:40 AM7/10/09
to İstatistiksel Danışmanlık
Nesrin ÇOBANOĞLU "Tıbbi Bilimsel Yayınlarda Etik Kurullar Ve
Kurallar " adlı yazısında bunu şöyle açıklamışrır :" Etik,
genellikle iyi ve kötünün ayrımının pek belirgin olmadığı
ikilemlerde ortaya çıkan
sorunların çözümü ile ilgilenmektedir. Bilimsel etik içinde önemli
sorun kümelerinden olan
bilimsel araştırma ve yayın etiği konusunda, gündeme gelen olumsuz
olayları; tanımlar ve
yorumlarken, aynı zamanda karşıtı olan iyi eylemler de ortaya
konulmaktadır. Bu alanda
yapılan ve yapılacak olan tartışmalar; etik açısından sorun olan
durumların saptanması ve çözüm önerilerinin geliştirilmesini
sağlayacaktır.
Bilim insanları, bilimsel araştırma merkezleri üniversiteler,
üniversitelerin etik kurulları, bilimsel dergilerin yayın kurulları ve
editörleri gibi kişi, kurum ve kurumların etik kurulları etik
konusunda ölçütler geliştirerek iyi - kötü tanımlaması yapabilirler.
Önemli olan, bir eylemin iyi - kötü değerinin tanımlanması sırasında
uygun gerekçeleri vererek,
ikilem yaratan durumlarda seçimin açıklanabilmesidir . "

Tıbbi bilimsel yayınlarda etik ihlalinin önlenmesi için aşağıdaki
maddelere önem verilmelidir

1-Araştırmanın planlanması :Tüm tıbbi bilimsel çalışmalar
yerel etik kurullardan
ya da onlar niteliğindeki komitelerden onay almalıdır ve
araştırmada yer alan bilgiler
onaylatılmalıdır.
2-Verilerin analizi: fabrikasyon ve falsifikasyon
(uydurmacılık ya da verilerin
değiştirilmesi) her zaman büyük ve önemli bir hatadır. Verileri analiz
ederken dikkat edilmesi
gereken; her verinin önemli ve üretken bilgiler içermesidir.
3. Yazarlık: Tüm yazarların araştırmalarında yer verdikleri
bilgilerin yasal sorumlulukları
kendilerine aittir elde ettikleri veri ve bilgilerle yazıları uyumlu
bir denge kurmalıdır.
4. Çıkar çatışması, : Hakemler kişisel çıkarları dikkatli biçimde
incelemelidirler. Kişisel
çıkarlar; kişisel, ticari, politik, akademik ya da finansal olabilir.
Bu da önemli bir sorundur ve
etik kurullar bu hususlarda da dikkatli olmalıdır.
5. Bilimsel Hakemlik: Bir bilimsel makalenin bilimsel kalitesi aynı
alanda çalışan
diğer insanlar tarafından değerlendirilmesiyle doğru orantılıdır.
Eleştirmenler eleştirilerini
yaparken yapıcı olmalıdırlar. Eleştirilerindeki amaçları bilimsel
yazıların kalitesini yükseltmek olmalıdır.
6. Çoklu Yayın: Aynı çalışmayı daha önce yayınlandığı yerleri
belirtilerek yayınlanmalıdır.
7. Aşırmacılık : Plagiarism başka araştırıcıların çalışmalarını
kaynak göstermeden
kullanma hatasıdır. Bu hata, çalışmayı oluştururken, bilgileri
toplarken, yazım ya da basım
sırasında meydana gelebilir. Başka araştırıcıların bilgilerini
kullanma gereği varsa bu kaynak
olarak gösterilmelidir
8. Reklam: reklam gelirleri dergiler için büyük bir ekonomik
kaynaktır. Derginin yayın
politikası ve yayın etiği açısından editör tarafından özenle
değerlendirilmelidir.( Hunter)


Kaynaklar

http://www.ulak.net.tr/cabim/vt/uvt/tip/sempozyum5/page120-128.pdf

1-Çobanoğlu N, 2007;Tıp Etiği, ilke yayınevi, Ankara.
2-Çobanoğlu N, Haberal B, Çağlar S, 2005: Tıbbi Araştırma ve Yayın
Konusunda Etik Duyarlılık Araştırması,
Sağlık Bilimlerinde Süreli Yayıncılık - 2005, ed: O Yılmaz, Tübitak
yay. Ankara. (2005) s. 101-130
3-Etemadi A., Raiszadeh F., Alaeddini F., Azizi F., 2004: Views of
Iranian medical journal editors on medical
research publication, Saudi Medical Journal, Jan 1, 25: S29-S33.
4-Goodman N.W., 2004: Will the new rules for research ethics comities
lead to better desicions? Journal of
the Royal Society of Medicine, April, Vol.97, Iss.4; pg.198,2 pgs.
5-Hunter J.M., 2000: Ethics in publishing; are we practising to the
higest possible standarts? British Journal
of Anaesthesia, Vol. 85, No. 3, 341-343.
6-Jamrozik K., 2004 : Research ethics paperwork: what is the plot we
seem to have lost? BMJ( British Medica
Journal), July 31, 329: 286-287.
7-Des Jardins, J., R., 2006 Çevre Etiği, "Environmental Ethics : an
Introduction to Environmental Philosophy
(çev. Ruşen Keleş), imge yayınevi. Ankara
8-Reynolds T., 2003 :Researchers Push for Publication, Registration of
All Clinical Trails, JNCI( Journal of the
National Cancer Institute), June 4, Vol 95, No. 11, 772-774.
9-Katoğlu, T., 2006; Türk Hukukunun Bir Parçası Olarak Avrupa Konseyi
İnsan Hakları ve Biyotıp Sözleşmesi
55:01, 157-193.
10-TÜBA, 2002;Bilimsel Araştırmada Etik ve Sorunları, TÜBA Yayınları,
Ankara
11-Weingarten M.A., Paul M., Leibovici L., 2004: Assessing ethics of
trials in systematic reviews. BMJ( British
Medical Journal), April 24, 328: 1013-1014.



050415025 Özge S. KARAGÖZ

unread,
Jul 10, 2009, 2:44:22 PM7/10/09
to İstatistiksel Danışmanlık, 05041...@gmail.com
050415025 Özge S.Karagöz

TIBBİ MAKALE YAZIMI

Çalışma sonucunda hazırlanacak
olan tıbbi makalenin ana yapısı şöyledir:
a. Başlık
b. Yazarlar
c. Özet
d. Metin (text)
e. Kaynaklar

Bu bölümleri tek tek incelemeden önce,
birkaç genel yazım kuralını hazırlamakta yarar vardır.
Bir makale yazımında en önemli husus, basit kelime ve
yapılar ile cümle kurmaktır. Makale bir edebi eser değildir.
Shakespeare diliyle yazılan makale bilimsel olarak ne
kadar sağlam olursa olsun bir kabusa dönüşebilir. Bir kaç
anlam ifade eden kelimelerden kaçınmak kısa bir kelimeyi
uzunca olan eş anlamlısına tercih etmek, yabancı kelime ve
terimleri tercih etmek dilimize girmiş olan yabancı kelimeleri
Türkçe okunuşları yazmak aynı kelimeyi sıkça tekrarlamamak
dikkat edilmesi gereken noktalardır.

Başlık:
İyi bir başlık makaleye iyi bir başlangıçtır.
Başlık bir etikettir, cümle değil. Bu nedenle kısa,
anlaşılır ve tanımlayıcı olmalıdır. Yazının daha az
kişi tarafından okunacağı buna karşın başlığın belki de,
binlerce kişi tarafından okunacağı göz önünde tutulmalıdır.
Başlık da kelimelerin kısaltılmış şekilleri, kimyasal
formüller ve ticari adlar kullanılmamalıdır. Sadece
uluslararası kabul edilen DNA, BCG, AIDS gibi
kısaltmalar kullanılabilir. "Çalışmalar, incelemeler,
araştırmalar vb" gibi kelimelerle başlık gereksizce
uzatılmamalıdır. Başlığın soru şeklinde olması da
uygun değildir.

Örnek:
Antibiyotiklerin bakteriler üzerine etkileri
(kısa ancak tanımlayıcı ve açık değil)
Streptomycin in mycobacterium tuberculosis
üzerine etkisi (net olarak tanımlayıcı değil)
Streptomycin ile mycobacterium tuberculosis in
büyümesinin engellenmesi (yeterince net ve açık)

Bir diğer örnek
Meniskus lezyonlarında artrografi
(kısa ancak net değil)
Meniskus lezyonlarının tanısında
artrografi (açık, düzgün ifadeli)
Meniskus lezyonlarının tanısında
artrografinin önemi (tanımlayıcı, kısa, net bir başlık)

Yazarlar:
Çalışmada kimin isminin yer alacağı veya hangi
sırada olması gerektiği konusunda anlaşmazlığa
düşen araştırmacı sayısı, azınsanmayacak kadar
çoktur. Bir makalenin yazar grubunda yer almak
için çalışmanın planlanması, verilerin toplanması,
sonuçların değerlendirilmesi ve yorumlanması,
yayına son şeklinin verilmesi ve onaylanması
aşamalarında aktif olarak görev almak gerektir.
Sadece kaynak toplamak, mali destek sağlamak
ya da çalışmanın genel danışmanlığını yapmak,
metinleri yazmak, yazarlar arasında yer alma
gerekçesi olamaz; bu kişiler ancak teşekkür
bölümünde yer alırlar. Yazarlar konusunda bazı
yanlış uygulamalar vardır. Örneğin, bazı bölüm
başkanları-yöneticileri çalışmada aktif olarak yer
almasa da, yazıda yer almak, hatta birinci isim
olarak yazılmak istemektedirler. Bir başka yanlış
ve yaygın uygulama da , bu kişilerin veya kıdemli,
deneyimli kişilerin çalışmanın en son ismi olarak
yer almasıdır. Bilimsel makalede, böyle prestij
yeri diye bir kavram yoktur. Diğer bir yanlış istek de,
kıdemli-deneyimli kişiyi ilk isim, çalışmayı
gerçekleştiren esas araştırıcıyı ise ikinci isim
olarak yazmaktır. Peki, doğru olan nedir?
Doğru olan, ünvanı ve deneyimi ne olursa
olsun, çalışmayı yapan kişinin birinci isim olması,
çalışmaya verdikleri emeğe göre diğer isimlerin
sıralanması, hatır için, listeye kimsenin
konmamasıdır. Yazarlarda isimden sonra,
ünvan ya da derecenin yazılmaması da artık
genel kabul gören bir uygulamadır. Hatta unvanlar
için bazı editörler ironik yakıştırmalarda
bulunmaktadırlar. Örneğin; MS (master of science)
için More of the Same (çoğu aynı),
PhD için "Piled higher and Deeper
(daha derin ve yüksek birikim) MD
için ise "Much Deeper" (çok daha derin).

Özet:
Çalışmanın en çok okunan bölümlerindendir.
Derginin özet için istediği özel bir form yoksa,
bu bölüm 150-250 kelimeyi içermeli, çalışmanın
amacını belirtmeli, konuyu anlatan kısa bir temel
bilgi cümlesi kapsamalı, yöntem ve elde edilen
sonuçları, çalışma sonucunda varılan neticeyi
belirtmelidir. Özet içinde kaynak belirtilmez.
Kısaltmalar bu bölümde yapılmamalıdır. Elde
edilen bulgular geniş bir liste halinde değil çalışma
için yönlendirici olanların dizilmesi şeklinde verilir.
Özet sonunda çalışmayı en iyi ifade eden ve
Index Medicus'ta yer alan anahtar kelimeler
(2-6 tane) verilmelidir.

Metin (text):
Fransız Ingelfinger 'in yıllar önce ortaya koyduğu
"IMRAD" formatı halen ana hatlarıyla benimsenmektedir.
Burada "giriş"bölümünde konuyla ilgili temel bilgiler,
"materyal metod" (yöntem-gereç) bölümünde konudaki
soruları yanıtlamak için uygulanan işlemler ve kullanılan
malzeme veya gereçler, "bulgular" bölümünde bu sorulara
cevap olarak nelerin bulunduğu ve "tartışma" bölümünde
ise bu bulgular ışığında sorulara alınan cevaplar yer almalıdır.


Bir tıbbi makale metninin temel başlıkları:
I. Introduction (Giriş): Hangi problem incelendi
M.Method (Yöntem): Problem nasıl incelendi
R. Results (Sonuçlar): Neler bulundu
A. And
D. Discussion (Tartışma): Bunlar ne anlam taşıyor

Fransız Ingelfinger'in yıllar önce ortaya koyduğu
bu formül, halen ana hatlarıyla benimsenmektedir.
Giriş:
Bu bölümde araştırıcı, okuyucuyu ortaya atılan
soruya hazırlamalıdır. Araştırıcı, okuyucunun
konuyu en az kendisi kadar iyi bildiğini
zannetmemeli; okuyucuya konunun açık
bir tanımından da fazlasının gerektiğini,
sorunun neden sorulmaya değer olduğunu,
kaynak bilgiler desteği ile açıklamalıdır. Ancak,
bunu yaparken ne kadar engin bilgiye sahip
olduğunu göstermeye kalkmamalı ve konuyu
derinlemesine ne kadar iyi bildiğini, kanıtlamaya
çalışmamalıdır. Bu bölümde yapılan en
büyük hata, araştırıcının araştırmayı haklı ve
güçlü göstermek için, okuyucuyu zorlamasıdır.
İyi bir giriş bölümü başlıkla bütünleşen, sadece
amacı açıklayan, ayrıntılara girmeyen, konunun
özünü anlatan, bu nedenle de, önemli kaynakların
kullanıldığı bölümdür. Kısaltmaların yapılacağı ilk
bölüm de giriş bölümüdür.

Materyal-metod (gereç ve yöntem):
Bu bölümde çalışmanın yapıldığı yer ve zaman
açıkça belirtilmelidir. Araştırmayı bir başta
araştırıcının da tekrarlayabileceği düşüncesiyle,
çalışmada kullanılan klinik veya laboratuvar
yöntemler açık olarak yazılmalıdır. Gözlem
veya deney yapılan denekler tanımlanmalıdır.
Örneğin ........ tipi, ........... gr sıçanlar gibi.
Yaş, cinsiyet kullanılan drogların doz ve
veriliş yöntemleri, kullanılan cihazların isimleri
hem ticari hem de jenerik adlarıyla belirtilmelidir.
Deneklerin nasıl seçildikleri verilerin nasıl
değerlendirildikleri ve çalışma programları
açıklanmalıdır. Etik komite izni ve isteniyorsa
"bilgilendirilmiş onam" kaydı bu bölümde yer almalıdır.
Çalışmada kullanılan istatistik yöntemi de bu
bölümde belirtilmelidir. Çok yaygın olmayan bir
istatistik kullanılmışsa ayrıntı verilmeli, bilgisayar
kullanılmışsa programın adı yazılmalıdır. Bu bölümde
sonuçlar yer almaz. Bu hata, sıkça yapılmaktadır.

Bulgular (sonuçlar):
Bu bölümde çalışmanın bulguları veya elde edilen
veriler yer alır, ancak kolay anlaşılabilmesi açısından
bunların tablolar halinde verilmesi uygundur. Daha
anlaşılır ve çarçıpı olacaksa grafikler kullanılır. Tablo
halinde verilen bulgular, metin içinde tekrar edilmemelidir.
Bu sonuçlar, tartışma bölümünün de başlangıcı olduğundan,
araştırıcı kullanacağı verileri iyi seçmelidir. Genellikle, tek tek
deneklerden elde ettiği veriler yerine, toplu sonuçları vermelidir.
Bu bulgular verilirken, abartılı yorumlar yapılmamalıdır.
Örneğin bir ilacın etkisi 1000/2 den 1000/1 e düşüyorsa
ilacın etkinliğinde % 50 azalmadan söz edilmemelidir.
Tablolar, metindeki geçiş sırasına göre numaralandırılmalı
ve tablonun üst kısmına açıklayıcı başlık yazılmalıdır.
Keza resimlerde bu bölümde yer almalı, ancak açıklamalar
tabloların aksine resim altına yazılmalıdır.

Tartışma:
Bu bölüme en önemli bulgu veya sonuçla başlamalı,
bunlar mevcut kaynaklar ile karşılaştırılıp tartışılmalıdır.
Bu tartışmada, sunulan sonuçların veya bulguların,
ileride yapılacak çalışmalar için değerli olup olamayacağı
belirtilmeli, benzer sonuçlarla olan birliktelikleri veya
ayrılan noktaları vurgulanmalıdır. Eğer, elde edilen
sonuçlar üzerinde, yeni bir varsayıma varılmışsa,
bu net olarak belirtilmelidir. Burada Condon'un
Tip III hatasına düşülür. Bilindiği gibi Tip I hata
(yalancı pozitiflik) doğru hipotezin yanlışlıkla
reddedilmesi Tip II hata (yanlış negatiflik),
yanlış hipotezin kabul edilmesi, Tip III hata ise
elde edilmeyen bir sonuç için yorum yapmaktır.
İyi bir makalenin tartışma bölümünde elde edilen
sonuçlara ilişkin zıt düşünceler de yer alır. Böyle
zıtlıklar varsa, araştırıcı bu delillerin gerçekten zıt
olup olmadığını veya araştırma protokolü veya
deneklere bağlı farklar ya da değişkenliklere
bağlı zıtlıklar mı olduğunu tartışmalıdır. Bunlar
yapılırken tartışma bölümü bir kaynaklar
deposu haline getirilmemelidir. Kısacası bu
bölümde genel bir bilgi sunumu değil gerçek
bir tartışma yapılmalıdır.

Teşekkür:
Çalışmaya sağlanan teknik ve maddi yardımlar
için kısa cümlelerle kişi veya kurumlara teşekkür
edilir. Polemiğe yol açacak mali ilişkilere ait
cümlelerden kaçınılmalıdır.

Kaynaklar-literatür:
Yayın kurulunca aksi belirtilmedikçe, kaynaklar,
metinde geçiş sırasına göre numaralandırılmalıdır.
Kaynaklarda "özetler-abstract" "basılmamış gözlemler"
"şahsi görüşmeler" kullanılmamalıdır. Basımı kabul
edilmiş makale ise, "basımda-in edition" ibaresi ile
kullanılır. Kaynak kullanımı standart dergi, kitap içi
bölümü vb. gibi çok farklı şekillerde olabilir. Bunun
için Uluslararası Tıbbi Dergi Editörleri Kurulunun
saptadığı 35 ayrı kaynak kullanımı kabul
görmüştür (Ek 1). Kaynak kullanımında temel
bir kural da, elde bulunmayan kaynağın kullanılmamasıdır.
Yani tümü okunmamış bir kaynak asla kullanılamaz.
Kaynak sayısının çokluğu değil, yeni olması önemlidir.
Genelde son 5 yılın kaynaklarını kullanma gayreti
içinde olunmalıdır. Tabii ki, klasikleşmiş kaynaklarda
bu husus söz konusu değildir. Kaynak numarası
yazarın isminin yanına yazılır. Yazar adı belirtilmemişse,
cümle içindeki ilgili bölümde veya konu bütünlüğünü
bozuyorsa cümle sonunda kullanılır. Birden fazla
kaynak numarası verilecekse, küçükten büyüğe
doğru, kaynaklar ardıl ise, en küçük ve en büyük
kaynak numaraları yazılır.

* Kişisel not: Bir yazının aklanmasının en somut
kanıtı, o yazının kaynak olarak başka bir araştırmada
kullanılmış olması yani site edilmiş olmasıdır. Bu
nedenle, yerli kaynakların kullanımında daha özenli
ve istekli olunması gerektiğine inanmakta, bunu bir
kural değil; dilek olarak belirtmekteyim.

Metin içinde bütün ölçümlerde SI (systeme internationale)
birimleri kullanılmalı (cm, kg gibi). Şekil ve tablo sayısı
genelde 7-8 ile sınırlanmalı, yazıda standart kısaltmalar
(AIDS, ALT, Hct, MR gibi) açıklama yapılmadan başlık
dahil her yerde kullanılabilir. Standard olmayan kısaltmalar
mutlaka ilk kullanıldıkları yerde (başlık ve özet hariç)
açıklama yapılarak kullanılırlar.Örnek: Hepatik arter
embolisi-HAE, veya ince barsak tümörleri-İBT.

Bir araştırma yazısının 2500, derleme yazısının
4000 kelimeyi geçmemesi arzu edilir. Metinde
satır başları, tarih dışında rakam ile başlamaz.
Uzun ve karışık cümlelerden ve teknik dilden (jargon)
kaçınmak gereklidir. Mülkiyet ifade eden kelimeler
kullanılmamalı (yaptım, bulduk çalışmamızda gibi).
Bunun yerine, üçüncü şahıs veya edilgen ifadeler
tercih edilmelidir. (yapıldı, bulundu, çalışmada gibi).

Bir genel yanlış düşünce de, bir makalenin istatistiki
değerlendirilmesinde "p" değeri yoksa, o makalenin
değersiz olduğu düşüncesidir. "p" değeri "olasılık-probability"
değeridir. Elde edilen sonuçların ölçümlerinin, kontrol veya
bir başka grupla etkilerinin değerlendirilmesinde ortaya
çıkan farkın tesadüfi olup olmadığını belirtir. Halbuki, bu
etkinin olup olmadığının belirtilmesi daha da önemlidir ki,
bu "güvenilirlik aralığı-confidence interval" ile tanımlanır.
Bu aralık sonucun hakiki olasılığını veya iki sonuç
arasındaki sıklık farkını gösterir. Yukarıdak görüşlerden
yola çıkarak bazı istatistiki terimleri ve bilgileri Ek-2 de
sunulmuştur.

EK1

Kaynak kullanım şekilleri

1. Standart dergi makalesi (yazar sayısı altıdan fazla ise bundan
sonrakiler ve ark. veya et al şeklinde yazılır)
You CFI, Lee KY, Chey RY, Mengue R. Electrogastrographic study of
patients with unexplained neusea, bioating and vomiting.
Gastroenterology 1980, Aug 79 (2): 311-4.

Veya
Goute AM, Haynes AR, Owen MJ, Farral M, James LA, Lai LY, et al.
Predisposing locus for Alzheimer disease on chromosome 21. Lancet
1989, 1 352-5.

2. Grup çalışması-organizasyon
The Rolay Marsden Hospital Bone Marrow Transplantation Team. Failure
of synegenic bone-marrow graft without precordirioning in post
hepatitis marrow aplasia Lancet 1977 2 742-4.

3. Yazar ismi verilmeden
Coffe drinking and cancer of the pancreas (editorial). BMJ 1981, 283:
623-26.

4. Yabancı dilde makale
Messane F, Borghie S, Pestarino A, Picini R. Gambini C. Localisations
palmaires purpuriques de la dermatite herpetiforme. Ann Dermatol
Venerol 1987; 114: 1545-7.

5. Cilde ait ekler (Supplement)
Magni F, Rossini G, Perti F. BN-52021 portects guinea-pig from heart
anaphylaxis. Pharmacol Res CVommun 1988; 20 Suppl 5: 75-8.

6. Sayıya ait ekler (Supplement)
Gardos G, Cole JO, Haskell D, Marby D, Paine SS, Moore P. The natural
history of tardive dyskinesia J Clin Psychopharmacol 1888: 8 (4Suppl)
35-37.

7. Cilde ait kısım
Hanly C. Metaphysics and innateness: A psychoanalytic pespective Int J
Psychional 1988; 69 (Pt 3): 388-99.

8. Sayıya ait kısım
Edwards L, Meyskens F, Levine N. Effect of oral isotrnetion on
dyspastic nevi. J Am Acad Dermatol 1989 20 (2): 257-60.

9. Cild harici sayı
Baumeister AA. Origin of control of streotyhed moment. Monogr Am Assoc
Ment Defic 1978 (3) 353-84.

10. Sayı veya cild harici yazılar
Denoek K. Skiing in and throgh the history of medicine Nord
Medicinhist Arbs 1982: 86-300.

11. Roma rakamları ile sayfa nuramarını verme
Ronne Ansvarstall. Blood transfusion till fel patient. Verdfacket
1989: 13: XVI-XXVII

12. Zorunlu olarak makalenin gösterilmesi
Spargo PM, Manners JM, DDAVP and open heart surgery (letter)
Anaesthesia 1989; 44: 363-4. Fuhrman SA, Joiner KA. Binding of the
third componet of complement. C3 by Toxoplasma gondii (abstract) Clin
Res 1987: 35-475A.

13. Geri çekilmeyi içeren makale
Shisdido A. Retraction notice. Effect of platinum compounds on murine
lymphocyte mitogenesis (Retraction of Alsabti EA. Ghalip ON, Salem MH.
In Jpn İJ Med Sci bsiol 1979, 32: 53-65 Jpn. J Med Sci Biol 1980;
235-7.

14. Geri çekilen makale
Albasti EA. Ghalip ON, Salem MH Effect of platinum compoand on murine
lymphocyte mitogenesis (Retracted by Shisdgido A. In: J Med Sci Biol
1980; 33: 235-7 Jpn J Med Sci Biol 1979: 32-53, 65.

15. Yorum içeren makale
Piccoli A, Bossati A. Earl steroid therapy in IgA neuropathy Still an
open queslion (comment) Nephron 1989; 51: 289-91, Comment in Nephron
1989 51: 289-91.

16. Yorum makalesi
Kobayashi Y, Fuyii K, Hiki Y, Tateno S. Steroid therapy in IgA
nephropathy: A retrospective study in heavy proteinuric cases (see
comments) Nephron 1988, 48: 12-7 Comment in: Nephron 1989, 51:
289-91.

17. Dizgi hatası yapılmış makale, kitap ve diğer monografiler
Schotield A. The CACE questionnaire and psychological health
(published erratum appears in BR J ADDİCT 1989, 84: 701). Br J Addict
1988183: 761-4.

18. Kişisel yazarlar
Colbson JF I, Armour WJ. Sport injuires and their treatment 2nd rev
ed. London S. Paul 1986.

19. Editör (ler), derleyen yazarlar
Diener HC, Wilkinson M, editors. Drug-induced headache. New York,
Springer-Verlag 1989.

20. Yazar ve basımcı olarak düzenleme
Virginia Law Foundation. The medical and legal implications of AIDS
Charlottseville: Type Foundation 1987.

21. Bir kitabın bölümü
Weinstein I, Swarts MN. Pathologic properties of invading
microorganisms. In Sodeman WA editors. Pathologic physiology.
Mechanism of disease Philadelphia: Saunders, 1974, 457-72.

22. Konferans bildirileri
Vivian VL, editor. Child abuse and neglect: A medical community
response Proceding of the first JAMA National Conference on Child and
Negleer, 1984, Mar 30-31 Chicago American Medical Association, 1985.

23. Konferans notları
Harley NH. Comparing radon daughter dosimetrik and risk models. In:
Gammage RB. Kaye SV, edidors. Indoor air and human healt. Procedings
of the Seventh Life Sciences Symposium. 1884 Oct 29-31 Knoxville (TN).
Chestea (MI) Lewis, 1985: 69-78.

24. Bilimsel ve teknik rapor
Akutsu T. Total heart replacement device Bethesda (MP: National
Institutes of Health National Hear and Lung Institute; 1974 Apr.
Report No. NIH-NHLI-69-2185-4.

25. Tez
Youssef NM, School adjustment of children with congenital heart
disease (dissertation) Pitsburg (PA): Univ of Pittsburg 1988.

26. Patent
Harred JF, Knigt AR, Meintyre JS, Invertors, Dow Chemical Company,
assignee Epoxidation process. US patient 3.654,317, 1972 Apr 4.

Diğer basılmış materyel

27. Gazete makalesi
Rensberger B. Specter B. CFCs may be destroyed by natural process. The
Washington Post 1989 Aug 7, Sept A: 2 (col 5).

28. Odyovizyel
AIDS epidemic the physician's role (videorecording). Cleveland (OH)
Academy of Medicine of Cleveland 1987.

29. Bilgisayar arşivi
Renal system (computer program) MS-DOS version. Edwardsville (KS):
Medi-Sim, 1988.

30. Materyal
Toxic Substances Control Act: Hearing on S776 Before the Subcomm. On
the Environment of the Senate Comm. On Commeree, 94th Cong, Ist Sess,
343, 1975.

31. Harita
Scotiand (topographic map). Washington National Geographic Society US.
1981.

32. İncil gibi kutsal kitaplar
Ruth 3:1-18 The Holy Bible. Authorised King James version New York:
Oxford Univ Press, 1972.

33. Sözlük ve benzeri kaynaklar
Ectasia Dorland's illustrated medical dictionary, 27 th ed.
Philadelphia: Saunders, 1988-527.

34. Klasik materyal yayınlanmamış materyal

The Winter's Tale: Act S, sciene 1, lines 13-16 the complete works of
William Shakespeare, London: Rex, 1973.


35. Baskıda
Lilywhite HB, Donald JA. Pulmonary blood flow regulation in an aqratic
snake. Science, in press.

EK 2
İstatistik terimleri

Bağımsız grup: Bir grupta bulunan deneğin diğer grupta
bulunmamasıdır, her grupta farklı denekler vardır.

Bağımlı grup: Bir denek üzerinde birden çok gözlem
yapılması veya deneğin iki ayrı grupta yer almasıdır.

Parametrik test: Bir testte ortalama, varyans, oran vb.
gibi ölçüler kullanılıyorsa bu test parametrik bir testtir.
Bu testte ölçümle belirtilen karakterler vardır.
Örneğin: uzunluk, ağırlık, Hb miktarı, yaş,
kolesterol miktarı, kopma basıncı vb.

Nonparametrik test: Ölçü yerine sıralama, sayma,
işaretleme gibi işlemlerin kullanıldığı testtir. Bu testte
de sayımla belirtilen karakterler kullanılır.
Örneğin: saç rengi, cinsiyet, meslek, iyileşme,
prognoz (iyi veya kötü) mortalite vb. Parametrik
testlerde normal dağılım gösteren veriler analiz
edilir, nonparametrik testlerde ise nominal,
ordinal ya da normal dışı dağılım gösteren
sayısal veriler değerlendirilir.
Örnek; Hb: % 7.2 g parametrik bir veridir,
buna karşın "anemi" ise nonparametriktir.
Bir testin uygulanabilmesi için gerekli koşulların
ne olduğu veya koşulların sağlanıp sağlanamadığı
bilinmiyorsa verilerin analizinde nonparametrik
testler kullanılmalıdır.

Ortalama (mean): X olarak gösterilir, kümenin
verilerinin aritmetik ortalamasıdır.

Ortanca (median): Veriler büyüklüklerine göre
sıralandığında bu sıranın ortasındaki veridir.

Range: En alt-en üst sınır değerlerini belirtir.

Mod (mode): En çok elde edilen değerdir, bir
dizide en çok tekrarlanan sayı o dizinin modudur.

Standart sapma: S veya SD olarak gösterilir,
bir veriler grubunda ortalama değer çevresindeki dağılımdır.

Varyans: Standart sapmanın karesidir.

Standart hata-yanılgı (standard error): SE olarak gösterilir,
standart sapmanın, denek sayısının kareköküne
bölünmesiyle elde edilir, çalışma gruplarındaki ortalamaların
karşılaştırıldıkları grafiklerde kullanılır.

Normal dağılım eğrisi: Bir grubun veya rastgele örnekleme
ile oluşan kümenin verilerinin dağılımı eğri biçimidir, simetrik
veya çan şeklindedir. Eğer simetri bozulmuş ve tepe noktası
sola kaymışsa sağdan basık denir ve denekler ortalamadan
daha küçük değerlerde toplanıyor demektir. Tepe noktası sağa
kaymışsa soldan basık eğridir, denekler ortalamadan daha
büyük değerlerde kümeleniyor demektir.

Sensitivite: Duyarlılık= gerçek pozitiflik demektir.
Örneğin: meme kanserinin varlığını gösterme oranı,
o inceleme yönteminin sensitivitesini gösterir.

Spesifite: Özgüllük=1-yalancı pozitiflik demektir.
Örneğin, mevcut patolojinin meme kanseri olmadığını
gösterebilme oranı, o inceleme yönteminin
spesifitesini gösterir.

Tanısal bir testin sensitivite ve spesifitesi arttıkça
hastanın tanısındaki doğruluk derecesi de artar.

p değeri: Olasılık (probability) düzeyini gösterir.
p= 0.20 denildiği zaman, o olayın 100 ölçümde 20 kez
rastlantıya bağlı olarak çıkacağını ifade eder.

Güven sınırları (confidence internal): Bir bulgunun istatistiki
olarak anlamlı sayılması için en fazla % 5 yanılma ile oluşması
gerekir. Yani ölçümler % 95 güven aralığı içinde olmalıdır.

Önemlilik testleri: Elde edilen değerlerin ya da varılan sonuçların
istatistiksel olarak anlam taşıyıp taşımadığını veya anlamlı olup
olmadığını test etmek için başvurulan yöntemlerdir. Bir testteki
verilerin iki çeşit olabildiğini daha önce belirtmiştik; ölçümle
belirtilen,
sayımla belirtilen veriler.

Student's t testi: Bağımlı ya da bağımsız iki veri grubunun
ortalama değerleri arasında anlamlı fark olup olmadığını saptayan
parametrik bir testtir.

Mann-Whitney U testi ve Wilcoxon testi, nonparametrik testler
olup t testinin kullanıldığı yerlerde kullanılır. Ancak, denek sayısı
gruplarda 30'dan azsa veya denek sayısı yeterli fakat veri
parametreleri test varsayımlarını yerine getiremiyorsa,
bu testlere başvurulur.

Ki kare (chi square) testi: Bağımsız grup oranlarının
karşılaştılmasında en sık kullanılan testtir. Bu testte
bir nominal değişkenin (örneğin ilaç cinsi), diğer bir nominal
değişkenle (örneğin prognoz) ilişkili olup olmadığı araştırılır.
Gözlenen ile beklenen veriler arasında farkın anlamlı olup
olmadığının belirlenmesi temeline dayanır. Bu testte niteliksel
veriler kullanılır; hasta sağlam, iyileşti, kötüleşti gibi. Başka
bir ifade ile, bu test, iki ya da daha çok grup arasında fark
olup olmadığının, iki değişken arasında bağ olup olmadığının
saptanmasında kullanılır.

Fisher's exact test: Beklenen sayıların küçük olması halinde
ki kare testi yerine kullanılır. Örneğin, aynı hastalığa karşı
değişik yöntem uygulandığında, iyileşmeyen veya komplikasyon
gelişen hastalarda beklenen frekans beşten aşağı ise, yöntemler
arasındaki fark bu test ile saptanabilir.

One-way ANOVA testi: İkiden çok bağımsız grup verilerinin
değerlendirilmesinde tek yönlü varyans analizi kullanılır. Buradaki
tek yön ifadesi, grupları birbirinden ayıran tek özellik olduğu, ya
da
grupların tek değişkeninin değerleri ile ayrıldığı anlamına gelir.

Kruskal-Wallis tek yönlü varyans analizi: ANOVA'nın
nonparametrik karşılığıdır.

McNemar testi: Bağımlı grup oranlarının karşılaştırılmasında
kullanılır.

Regresyon analizi: Değişkenlerden biri bilindiğinde,
diğerinin değerini tahmin edebilmeye yarayan istatistiki analizdir.







ÇELİK,Faik.www.istabip.org.tr/.../tibbi-makale-ve-tez-yazim-kuralları
(Doktor, SSK Göztepe Hastanesi Cerrahi Kliniği, İstanbul)



Kaynaklar
1. Alaçam E. Bilimsel Etkinlik ve Yayını, Derleme, Ankara, TÜBİTAK
Yayınları, 1995.
2. Cole AH, Bigelow KW, Tez Hazırlama El Kitabı, İstanbul İnkılap
Kitabevi, 1994.
3. Çelik F. Asistan Rehberi, İstanbul Bilim İlaç Yayınları, 1995.
4. Day RA. Çeviri. Bilimsel Bir Makale Nasıl Yazılır ve Yayımlanır?
Ankara, TÜBİTAK Yayınları, 1994.
5. Hayran M, Özdemir O. Bilgisayar, İstatistik ve Tıp, Ankara,
Hekimler Yayın Birliği, 1996.
6. Knapp RG, Miller MC: Clinical Epidemiology and Bioistatiscis,
Baltimore, Williams Wilkins, 1992.
7. Sayek İ, Ağalar F. Klinik araştırma ilkeleri, Türk J. Gastroenterol
1996; 7: 183-189.
8. International Committee of Medical Journal Editors. Uniform
requirements for manuscript submitted to biomedical journals. BMJ,
1991; 302: 338-41.


050410029 Melih GÖRMEZOĞLU

unread,
Jul 11, 2009, 10:03:54 AM7/11/09
to İstatistiksel Danışmanlık




Prof. Dr. Şevket RUACAN , 22 Ocak 2007 tarihli Bilimsel Yayınlarda
Etik İlkeler adlı yazısında konuyu aşağıdaki gibi ifade etmiştir...



Etik, bir çalışma faaliyetinde bulunan insanların ahlâk ilkelerini,
davranış biçimlerini, görevlerini ve zorunluluklarını belirleyen
kurallar zinciri olarak tanımlanabilir.(1) Etik, yasalardan farklı
olarak, çoğunlukla yazılı ve kesin koşullar içermez. Zamana, değişen
koşullara, toplumsal gereksinim ve bilimsel gelişmelere bağlı olarak
değişimler gösterebilir. Ancak temelindeki "iyilik etme", "kötülük
etmeme", "adil davranma" gibi ana belirleyiciler değişmez.

Bilimsel araştırmalar ve onların doğal sonuçları olan bilimsel
yayınlar üzerinde son yıllarda çok önemli etik sorunlar belirmiş ve
toplumun her kesiminin ilgisini üzerinde toplamıştır . Akademik
yaşamda ilerleme için araştırma ve bilimsel yayın zorunluluklarının
getirilmesi, bu yayınların doğruluk düzeylerinin de saptanması
problemini doğurmuştur.

Bilimsel yanıltmanın genelde iki biçimi olduğu bilinmektedir. "Özensiz
araştırma" veya "disiplinsiz araştırma" adı verilen şeklinde aslında
kötü niyetli olmayan ancak bilimsel metodolojiye uymayarak yanlış
sonuçlara ulaşan araştırmacılar tanımlanmaktadır. Bilerek yapılan
yanıltıcı yayınlar için ise "bilimsel yanıltma", "bilimsel
sahtekârlık", "bilimsel yalancılık", "bilimsel saptırma" gibi
başlıklar kullanılmaktadır. Ancak her iki durumda da bilim çevreleri
ve toplum yanıltılmakta ve zarar görmektedir.

Bilimsel yanıltmanın sık rastlanan biçimleri aşağıdaki gibi
verilmiştir.

I. Yazarlık hakkı sorunları (sorumsuz yazarlık)

II. Aşırma (intihal, korsanlık, plajerizm)

III. Uydurmacılık (fabrikasyon)

IV. Çoklu yayın (duplikasyon)

V. Bölerek yayınlama (salamizasyon)

VI. İnsan, hayvan etiğine saygısızlık

VII. Kaynakların taraflı seçilmesi

VIII. Taraflı yayın (çıkar çatışması)

I. Yazarlık Hakkı Sorunları: Ülkemizde en sık görülen bilimsel
yanıltma biçimlerinden birisi budur. Bilimsel bir yayında yazarlık
hakkı olmayanların isimlerinin yazar olarak gösterilmesi veya hakkı
olanların yazarlar listesine alınmaması gibi durumlara sıklıkla
rastlanmaktadır. Sağlıkla ilgili dergilerin editörlerinin ortak
tutumunu belirleyen Vancouver Anlaşmasına göre, bir bilimsel yayında
yazarlar arasında yer alabilmek için aşağıdaki koşulların sağlanması
gereklidir :(9)

a) Çalışmanın planlanması, tasarımı, analizi veya yorumlanmasına
katkıda bulunmak,

b) Yayını hazırlamak veya önemli oranda düşünsel katkı yaparak
düzeltmek,

c) Yayınlanacak son biçime onay vermek.

Yazarlar her üç faaliyeti de yerine getirmelidir. Sadece verileri
toplamak, fonları sağlamak, Bölüm başkanı olmak, çalışma grubunu
denetlemek gibi görevler yazarlık için yeterli sayılmamaktadır (9,
10).

Yazarlık haklarının gerçekte haketmeyen kişilere verilmesinin (ikram
yazarlığı, onursal yazarlık) nedenleri arasında akademik
yükseltmelerde ve diğer faaliyetlerde yardım beklentisi ve önemli
isimlerin yazarlar arasına katılmasının yayının kabul şansını ve ilgi
çekmesini arttırması olasılığı sayılabilir. Her ne amaçla yapılmış
olursa olsun, hakkı olmayan kişilerin yazarlar arasına katılmasının ve
yayında hakkı olan kişilerin de katılmamasının bilimsel ahlak ve
adalet kavramlarıyla uyuşmadığı açıktır.

II. Aşırma (İntihal, Korsanlık, Plajerizm): Daha önce yayınlanmış bir
yayının tümünü veya bir kısmını kaynak göstermeden alarak kendi yayını
gibi yeniden yayınlamak olan bu yanıltma biçimi, en ciddi bilimsel
etik saptırmalarından birisini oluşturmaktadır. Geçmişte kaynaklara
ulaşılabilmenin zor olduğu dönemlerde daha yaygın olan bu uygulama,
elektronik araçlarla hemen her dilde yayınlara erişmenin
kolaylaşmasıyla günümüzde azalmaktadır. Gene de fikirlerin ve
yayınların kısmen veya tamamen alınarak farklı ortamlarda kullanıldığı
örneklere rastlanmaktadır.

III. Uydurmacılık (Fabrikasyon): En ciddi bilimsel yanıltma
türlerinden birisi olan uydurmacılık, gerçekte olmayan verileri ve
sonuçları yayınlamak olarak tanımlanabilir. Ne yazık ki bu önemli
sahtekârlık biçimine en ciddi merkezlerde ve yayın organlarında
rastlanabilmektedir.

Kişileri yalan ve uyduruk yayınlar yapmaya zorlayan koşulların, kısmen
akademik ortamdaki "yayın yapma baskısı" olduğu açıktır. Yeterli
araştırma olanakları bulamayan, akademik rekabet sürecinde geri kalmak
istemeyen ve üstlerince yeterli araştırma eğitimi verilerek
denetlenmeyen bazı kişilerin bu yollara sapma olasılığı artmaktadır.

IV. Çoklu Yayın (Duplikasyon): Aynı verilerin ve sonuçların birden
fazla yayında verilmesi anlamına gelen bu yanıltma türü basit gibi
görünse de gerçekte ciddi boyutlara ulaşabilen bir uygulamadır. Aynı
makaleyi değişik dillerde yayınlamak da bu gruba girmektedir. Aslında
birçok dergi, yayınladıkları makaleler için yazarlardan imzalı
belgeler aldıklarından, bu uygulama "telif hakkı ihlâli" olarak yasal
sorumluluklar da getirmektedir. Orijinal bir makalenin kısa özetinin,
ilk makaleyi basan derginin editöründen izin alınarak, başka bir
kaynakta veya dilde yayınlanması ise mümkündür (11, 12, 13).

Yayınların duplikasyon tanımına girmemesi için:

a) Bir makalenin ikinci kez yayınlanması ancak yeni bir okuyucu
kitlesine hitap etmek için farklı bir dilde veya özet olarak sunulması
koşuluyla uygun görülebilir.

b) Her durumda, ilk yayının çıktığı dergi veya kitabın editörü ve
yayıncısından yazılı olarak izin alınmalıdır.

c) Sonradan yayınlanan makalede ilk yayına ait kaynak gösterilmeli ve
yayınevinden izin alındığı açıkça belirtilmelidir.

d) Bir çalışmanın sonuçlarının bir kongrede sözel veya başka bir
biçimde sunulmuş olması daha sonra tam bir makale olarak
yayınlanmasını engellemez. Ancak bu bildirinin yapılmış olduğu makale
yazılırken belirtilmelidir

V. Bölerek Yayınlama (Salamizasyon): Bir önceki yanıltma biçimine
benzeyen bu yöntemde yazarlar tek bir çalışmadan çıkan sonuçları yapay
olarak bölerek birden fazla yayın çıkarma çabasına girmişlerdir.

VI. İnsan, Hayvan Etiğine Saygısızlık: Günümüzde gerek insanlar
gerekse de hayvanlar üzerinde yapılacak araştırmalar, etik kurulların
izni ve denetimine bağlıdır. Etik kurallara uygun olarak tasarlanmamış
ve kurullardan usulüne göre izin alınmamış çalışmaların
yayınlanabilmesi ve bilim camiasında kabul görmesi olanaksızdır.

VII. Kaynakların Taraflı Seçilmesi: Araştırıcıların bilinçli veya
bilinçsiz olarak sıklıkla yaptığı bir bilimsel yanıltma biçimi de
budur. Genelde makalelerin "Kaynaklar" bölümlerindeö makalenin konusu
ile ilgili destekleyici veya aksi yöndeki makaleler kaynak olarak
verilmelidir.

VIII. Taraflı Yayın (Çıkar Çatışması): Günümüzde bilimsel çalışmalar
için çok büyük mali kaynaklar gerekmektedir. Giderek araştırmaların
ticari şirketler tarafından desteklendiği görülmektedir. Böyle bir
destekle gerçekleştirilen çalışmaların bilimsel tarafsızlık içinde
yürütüldüğü ve sonlandırıldığı, araştırıcılara herhangi bir çıkar
sağlanmadığı konusu açıklığa kavuşturulmalıdır. Saygın dergiler
yazarlardan araştırmayı destekleyen ticari kuruluşlar ile aralarında
hiçbir çıkar ilişkisi olmadığını belirten yazılı belgeler
istemektedir. Ne yazık ki bu konu ülkemizde oldukça ihmal edilmiş bir
görünümdedir ve araştırmacılara çeşitli olanaklar sağlanması olağan
sayılmaktadır. Bunlar arasında, çalışmanın yurtiçi veya yurtdışında
sunulması için kolaylıklar, sonuçların sunuma, yayına hazırlanmasında
yardımlar, bölümlere, laboratuvarlara, derneklere katkılar
sayılabilir.

Bilimsel yanıltmanın hemen her ülkede var olduğu düşünülmektedir.
Genelde araştırıcı ve öğrenciler arasında yapılan anketlerde bazı
bilim dallarında % 40'lara varan oranlarda bilimsel yanıltma yapıldığı
bildirilmiştir.(14) Bu durumun saptanması ve bir şekilde kanıtlanarak
suçlulara uygun yaptırım uygulanması durumları çok azdır.

Yanıltıcı yayınların belirlenmesi ve bilim kamuoyuna duyurulması,
kişiler yanısıra kurumları ve ülkeleri de yaralayabilmektedir. Son
yıllarda ülkemizden uluslararası forumlara yansıyan bilimsel yanıltma
örnekleri çıkmıştır (15).
İnsanların bilimsel yanıltma yollarına başvurmalarının çeşitli
nedenleri vardır. Tümüyle iyi niyetli ancak yanlış araştırma ve
yayınlar olabileceği gibi kötü amaçlı, kişisel veya kurumsal çıkar
sağlamaya yönelik saptırmalar da bulunabilir.


Kaynaklar:

1. Bishop, C. (1984) How to edit a scientific journal, ISI Press,
Philadelphia, s. 74.

2. Kansu, E., Ruacan, S. (2002) Research ethics and scientific
misconduct in biomedical research. Acta Neurochir (supp) 83: 11-15

3. Andersen, D., Attrup, L., Axelsen, N., Riis, P. (1992)
Scientific dishonesty & good scientific practice, Danish Medical
Research Council.

4. Yayın Etiği Sempozyumu,TÜBİTAK Yayınları, Ankara, 1996.

5. American College of Physicians, Ethics Manual, Fourth Edition,
Ann Intern Med 128:576-594, 1998.

6. Committee on Publication Ethics (COPE). Guidelines on good
publication practice(2006) http://www.publicationethics.org.uk/

7. Lynch, A. (1994) Publication of research: The ethical
dimension. J. Dent. Res., 73: 1778- 1782.

8. Malone, RE. (1998) Ethical issues in publication of research.
J. Emerg. Nurs. 3: 281-3.

9. Uniform Requirements for Manuscripts Submitted to Biomedical
Journals: Writing and Editing for Biomedical Publication,
International Committee of Medical Journal Editors, (updated February
2006). www.icmje.org

10. Yank, V., Rennie, D. (1999) Disclosure of researcher
contributions: A study of original research articles in the Lancet.
Ann. Intern. Med., 130: 661-670.

11. Horton, R., Smith, R. (1996) Time to redefine authorship. BMJ,
312: 723.

12. Kern, MJ. (1994) Notice of duplicate publication. Am. J
Cardiol, 72: 548.

13. Editorial, Redundant publication: deja vu II, Hepatology, 20:
247-48, 1994.

14. Editorial III, Dual publication of abstracts, Brit. J.
Anaest., 66: 5, 1991.

15. Swazey, JP., Anderson, MS., Lewis, KS. (1993) Ethical problems
in academic research. Am Scientist, 81: 542- 53.

16. Farndon, JR., Büchler, M., (1999) Two articles for comparison.
Brit J Surg, 86: 598- 99.

17. Bilimsel Araştırmada Etik ve Sorunları, Türkiye Bilimler
Akademisi Yayınları, Ankara, 2002.

18. Panel: Editörlük ve Hakemli Yayıncılık, Ş. Ruacan (Moderatör),
Sağlık Bilimlerinde Süreli Yayıncılık Sempozyumu, O. Yılmaz (Editör),
TÜBİTAK Yayınları, Ankara, 2003.

19. Snyder, EY., Loring, JF. (2006) Beyond fraud-stem cell
research continues. N. Eng. J. Med., 354: 321-324.

http://www.tuba.gov.tr/haber.php?id=24BİLİM VE ETİK 'dan alıntıdır...

050410044 Gözde ÖZÇIRPAN

unread,
Jul 11, 2009, 1:26:04 PM7/11/09
to İstatistiksel Danışmanlık
Anahtar kelimeler: Etik, Bilimsel etik,Etik ihlali

"Etik", insanlar arasındaki ilişkilerin temelinde yer alan değerleri,
ahlaki bakımdan iyi ya da kötü; doğru ya da yanlış olanın niteliğini
ve temellerini araştıran felsefe dalı olarak tanımlanmaktadır. Yunanca
ethos (töre, gelenek, alışkanlık) sözcüğünden türetilmiştir [1].

Bilim etiği ise, bilimsel etkinliklerin yürütülmesi sırasında ortaya
çıkan değer sorunları ile, bunlara getirilen çözüm önerilerinin
tartışıldığı alan olarak ifade edilebilir. Bilim etiği, bilimsel
çalışmalarda bulunanlara, bu çalışmalar sırasında uymaları gereken
ilkeleri gösterir. Ancak, bilimsel çalışmaların yürütülmesi,
değerlendirilmesi ve yayımlanması aşamalarında, bilgi ve deneyim
eksikliği, özensizlik ve ihmal gibi nedenlerle ya da kasıtlı olarak bu
ilkelere uyulmaması sorunu ile karşılaşılabilmektedir [2][3].

Etik günlük yaşamımızda giderek daha çok kullanılan bir sözcüktür.
Kullanımdaki bu artış ne yazık ki etiğin toplumsal yaşamımızda daha
önemli hale gelmesinden değil de "etik-dışı" işlerin daha çok
yapılmasından ve yaygınlaşmasından kaynaklanıyor.Tıptaki baş döndürücü
gelişmeler ve bunların yayınlanarak tıp camiası ile paylaşılması son
yıllarda bu alanda çok önemli etik sorunların ortaya çıkmasına yol
açmıştır. Tıp, toplumla çok iç içe bir bilim ve sanat alanı olduğu
için bu sorunlar sadece tıp camiasının değil tüm toplum kesimlerinin
ilgisini üzerinde toplamıştır.

Etik-dışı bir tıbbi yayın milli servetimiz olan araştırma fonlarının
heba edilmesine, tıp camiasının ve toplumun yanıltılmasına, bilimin
ilerlemesine ve bireylerin bu ilerlemeden yararlanmasına engel
oluşturmaktadır. Örneğin herhangi bir ilaçla ilgili etik-dışı bir
yayın yapılmış olsun. Bu yayına temel olan verilerin elde edildiği
çalışma için toplumun kaynakları israf edilmiştir. O alanda
çalışanların maaşları vb. giderleri de toplum tarafından ödenmektedir.
İlacın yanlış tanıtılması tıp camiasını yanıltacak ve sonuçta A
ilacının uygulandığı kişiler olumsuz yönde etkilenecek, tedavileri
gecikecek ya da yan etkiler nedeniyle ciddi sorunlar ortaya
çıkacaktır. Tıp bilimine ve hekimlere duyulan güvenin sarsılması da
işin cabası...

Tıbbi Yayınlarda Etik İhlali Türleri

* Haksız imza
* İntihal
* Uydurmacılık
* Yinelenen yayın
* Dilimleme
* Yanlı kaynak seçimi
* Yanlı yayın

Tıbbi yayınlarda etik ihlallerinin önüne geçilmek için; Sağlık
alanında sağlıklı yayınlar yapılmasının temel şartı da eğitimdir. Daha
tıp fakültesi yıllarından başlayan ve sadece teoride kalmayıp öğretim
üyelerinin bizzat örnek olduğu bir etik eğitimi tıbbi yayınlardaki
etik ihlallerini en aza indirecektir. Tabii ki bu orta ve uzun vadede
sonuç verecek bir öneridir. Kısa vadede ise çok yayın yapmanın değil
kaliteli yayın yapmanın önemine vurgu yapılması, etik ve disiplin
kurullarının hakkıyla çalıştırılması bir çok ihlalin daha teşebbüs
aşamasında önüne geçecektir.[4]

[1]. Ana Britannica, Genel Kültür Ansiklopedisi, Cilt 8, Ana
Yayıncılık A.Ş., İstanbul, 2000, s. 343.
[2] Bursalı O. Bilimsel araştırmada etik ve sorunlar. Cumhuriyet Bilim
Teknik, Sayı 765: 3, 2002.
[3] Türkiye Bilimler Akademisi Bilim Etiği Komitesi. Bilimsel
araştırmada etik ve sorunları. Türkiye Bilimler Akademisi Yayınları,
Tübitak Matbaası, Ankara, 2002.
[4] http://scriptamedica.blogspot.com/2006/03/tibbi-yayinlarda-etik-ihlalleri.html

050415032.i Merve MEMİŞ

unread,
Jul 11, 2009, 2:50:37 PM7/11/09
to İstatistiksel Danışmanlık
Anahtar kelimeler: etik, ihlal, tıp

Yapılan etik ihlallerinin içerisinde en önemli olanı, tıp alanında
yapılan etik ihlalleridir. Çünkü söz konusu olan insan hayatı,
geleceği ve dolayısıyla toplum geleceğidir.
Etik ihlalinin nasıl önüne geçileceğini saptamadan önce ne tür
ihlaller yapıldığını araştırmak gerekir. Tıbbi yayınlardaki etik
ihlallerini göz önüne alırsak, bunların çeşidi aşağıdaki gibi,

"Tıbbi Yayınlarda Etik İhlali Türleri

* Haksız imza
* İntihal
* Uydurmacılık
* Yinelenen yayın
* Dilimleme
* Yanlı kaynak seçimi
* Yanlı yayın"
[1]

başlıklar halinde verilebilir ve bu etik ihlali türleri diğer bilim
dallarındaki araştırmalara uyarlanabilir. Etik ihlalini saptayabilmek,
önce sistematik olarak nerelerde nasıl yapılabileceği araştırıp, sonra
bulunan başlıklar (yukarıda olduğu gibi) teker teker analiz edilerek
ancak saptanabilir.

Tüm bunlar için, orta veya uzun vadede sonuç verecek olsa bile
eğitimin üzerinde durulmalı ve kişilerin gelişimleri takip
edilmelidir. Eğitim ve takip, etik ihlalini önleyebildiği gibi
gerçekleşen etik ihlallerini de çok daha kolay saptayabilir. Daha
sonra ise iyi bir iş bölümü ve iyi bir iletişim gerekir.

Kaynak[1] TIBBİ YAYINLARDA ETİK İHLALLERİ , Nazmi ZENGİN.

http://scriptamedica.blogspot.com/2006/03/tibbi-yayinlarda-etik-ihlalleri.html

050415031 Burçin KUTLU

unread,
Jul 11, 2009, 4:54:36 PM7/11/09
to İstatistiksel Danışmanlık
anahtar kelimeler: etik ihlali,bilimsel etik


Bilimsel araştırmaların doğasında süreklilik ve daha önce yapılan
araştırmalardan
haberdar olunması gereği vardır. Her bilimsel araştırma daha önce
yapılmış araştırmalar
üzerine geliştirilir. Yapılan çalışmaların yayın içinde aktarımında
bazı
kurallara uyulması, yararlanılan kaynakların yine belirli kurallara
göre belirtilmesi
esastır. Bilimsel araştırma yapma ve araştırma sonuçlarını yayma
aşamasında
bilerek veya bilmeden yapılan hatalar araştırmanın güvenilirliğini
zedelediği
gibi ilgili bilim dalına da zarar vermektedir. Bilimsel iletişim
surecinde genelde
"etik dışı" olarak tanımlanan bu davranışlar içine "sahtecilik",
"intihal/aşırmacılık",
"uydurmacılık" ve "yinelenen yayın yapma" gibi istenmeyen uygulamalar
girmektedir. Bu kavramlar içinde sıkça karşılaştığımız intihal
(plagiarism) sadece
akademik çevrelerin değil, sanat ve edebiyat dünyasının da karşı
karşıya
kaldığı bir sorundur.

Bilimsel bir yayının etik acıdan iyi sayılabilmesi için yazım
aşamasında kurallara
uyulması ve bilimsel değerlere bağlı kalınması gerekmektedir. Bu
surecin
yazar, editör, hakem ve okuyucu boyutuna vurgu yapan Oğuz (1999),
yazarın
araştırma ve sunum acısından sorumluluklarını belirtirken, editörün bu
süreç
içinde iletişimin uygun, zamanında, acık, güvenilir ve tarafsız olarak
sürdürülmesindeki
rolüne değinmektedir. Hakem sorumluluğunda tarafsızlık, eldeki metnin
yetkin hale getirilmesi; okuyucu boyutunun da ise okuyucunun ilgi
alanına giren
konulardaki yazıları izlemek, incelemek ve yanlışları bilimsel yayın
ortamında
ortaya koymak, yani tepki vermek sorumluluğunun bulunduğu ifade
edilmektedir
(Oğuz, 1999, s. 154-158).

TUBİTAK (2006), etik ihlallerini şu şekilde listelemektedir;

* Uydurma (fabrication): Araştırmada bulunmayan verileri üretmek,
bunları
rapor etmek veya yayımlamak.
* Carpıtma (falsification): Değişik sonuç verebilecek şekilde
araştırma materyalleri,
cihazlar, işlemler ve araştırma kayıtlarında değişiklik yapmak
veya sonuçları değiştirmek.
* Aşırma (plagiarism): Başkalarının metotlarını, verilerini,
yazılarını ve şekillerini
sahiplerine atıf yapmadan kullanmak.
* Duplikasyon (duplication): Aynı araştırma sonuçlarını birden fazla
dergiye yayım için göndermek veya yayımlamak.
* Dilimleme (Least Publishable Units): Bir araştırmanın sonuçlarını,
araştırmanın
bütünlüğünü bozacak şekilde ve uygun olmayan bicimde ayırarak
çok sayıda yayın yapmak.
* Destek belirtmeme: Desteklenerek yürütülen araştırmaların
sonuçlarını
içeren sunum ve yayınlarda destek veren kurum veya kuruluş desteğini
belirtmemek.
* Yazar adlarında değişiklik yapma: Araştırma ve makalede ortak
araştırıcı
ve yazarların yazılı görüş birliği olmadan, araştırmada aktif katkısı
bulunanların
isimlerini çıkartmak veya yazarlıkla bağdaşmayacak katkı nedeniyle
yeni yazarlar eklemek veya yazar sıralamasını değiştirmek.

* Diğer: Araştırma ve yayın etiği ilkeleriyle bağdaşmayan diğer
davranışlarda
bulunmak.


KAYNAKLAR


1.Arda, B. (2001). Bilimsel bilgi uretiminde yayın etiği. 2001 Ulusal
Tıbbi Etik
Kongresi'nde sunulan bildiri. 1 Kasım 2007 tarihinde
atlas.cc.itu.edu.tr/
~goksel/dersler/etik/barda.pdf adresinden erişildi.

2.Hamilton, D. (2003). Plagiarism: librarians help provide new
solutions to an old
problem. Searcher, 11 (4), 26-28. 1 Kasım 2007 tarihinde Wilson Select
Plus
veri tabanından erişildi.

3.Oğuz, N. Y. (1999). Bilimsel yayın etiği. Klinik Psikiyatri, 2,
153-159.

4.Plagiarism.org. (2007) Types of plagiarism. 15 Kasım 2007 tarihinde
http://www.
plagiarism.org/learning_center/types_of_plagiarism.html adresinden
erişildi.


5.TUBİTAK (2006). Bilimsel dergilere gonderilen makalelerde dikkat
edilmesi
gereken noktalar. 1 Kasım 2007 tarihinde http://journals.tubitak.gov.tr/genel/
brosur.pdf adresinden erişildi.

6.Turkiye Bilimler Akademisi Bilim Etiği Komitesi (2002). Bilimsel
araştırmada
etik ve sorunlar. Ankara, Tutkiye Bilimler Akademisi Yayınları.

http://ce.istanbul.edu.tr/userfiles/file/intihal.pdf

040410032 Adem KOÇ

unread,
Jul 12, 2009, 8:27:40 AM7/12/09
to İstatistiksel Danışmanlık
Yasemin Arbak, Ebru Günlü, Gökhan Karagonlar; İktisadi İdari Bilimler
Alanında Çalışan Akademisyenlerin Bilim Etiğine Bakış Açıları konulu
ortak çalışmalarında bilim etiğini ve bilim etiğine nasıl bakmamız
gerektiğini aşağıdaki yazılarında anlatmışlardır:

Bilim;
“Evrenin ya da olayların bir bölümünü konu olarak seçen, deneysel
yöntemlere ve gerçekliğe dayanarak yasalar çıkarmaya çalışan düzenli
bilgi”dir.

Bilim Etiği;
“Bilimsel araştırma sürecinde ortaya çıkan değer sorunlarının
çözümünde bilim toplumunun vicdanının temsilcisi olan ilkeler
bütünü”dür.

Çalışmaya Konu Etik İhlalleri

1) AŞIRMA (İntihal-Plagiarism)
2) SAHTECİLİK (UYDURMA) (Fabrication)‏
3) ÇARPITMA(Falsification)‏
4) DUPLİKASYON (Duplication)‏
5) DİLİMLEME (Slicing)
6)SANAL YAZARLIK (Ghost Authorship)‏
7)HAKKI OLDUĞU HALDE KİŞİNİN ADININ ÇALIŞMAYA KONMAMASI

1) AŞIRMA (İntihal-Plagiarism)‏
*Başkalarının fikirlerini, metotlarını, verilerini, uygulamalarını,
yazılarını, yapıtlarını ve şekillerini sahiplerine bilimsel kurallara
uygun biçimde atıf yapmadan kısmen veya tamamen kendisininmiş gibi
sunmak.
*Yabancı dilden kitap makale vb. tercüme ederek kendi yazmış gibi
basmak.

2) SAHTECİLİK (UYDURMA) (Fabrication)‏
*Sunulan veya yayınlanan belgeyi gerçeğe aykırı olarak düzenlemek veya
bir belgeyi değiştirmek veya gerçeğe aykırı belgeyi bilerek kullanmak.
*Araştırmaya dayanmayan veriler üretmek, bunları rapor etmek veya
yayımlamak; yapılmamış bir araştırmayı yapılmış gibi göstermek.

3) ÇARPITMA(Falsification)‏
*Araştırma kayıtları ve elde edilen verileri tahrif etmek,
*Araştırmada kullanılmayan yöntem, cihaz ve materyalleri kullanılmış
gibi göstermek,
*Araştırma hipotezine uygun olmayan verileri değerlendirmeye almamak,
İlgili teori veya varsayımlara uydurmak için veriler ve/veya
sonuçlarla oynamak.

4) DUPLİKASYON (Duplication)‏
Bir araştırmanın aynı sonuçlarını birden fazla dergiye yayın için
göndermek veya yayınlamak.

5) DİLİMLEME (Slicing)
Bir araştırmanın sonuçlarını araştırmanın bütünlüğünü bozacak şekilde
ve uygun olmayan biçimde parçalara ayırarak çok sayıda yayın yapmak.

6) SANAL YAZARLIK ( Ghost Authorship)‏
Çalışmanın bilimsel dergide daha kolaylıkla kabul edilebileceği
inancından hareket ederek çalışmaya hemen hemen hiç katkısı olmayan
birinin adının yerleştirilmesi.

7) HAKKI OLDUĞU HALDE KİŞİNİN ADININ ÇALIŞMAYA KONMAMASI
Araştırmaya yazar kadar somut katkıda bulunduğu halde araştırmacının
adının çalışmaya dahil edilmemesi.

Çalışmanın Temel Sorguları

1) Bilimsel etik bağlamında akademisyenlerin faaliyet gösterilen
ortama ilişkin algıları nelerdir?
Gerçekleştirilen davranış;
a) Ülkemizde akademik çevrenin kültürel normlarına aykırı
mıdır ?
b) Ülkemizde akademik çevre tarafından hoş görülebilecek türden
bir davranış mıdır ?
2) Akademisyenlerin çalışmada ele alınan etik ihlallerine ilişkin
duyarlılıkları farklılık göstermektemidir ?
3) Akademisyenlerin farklı ahlaki yaklaşımlar çerçevesinde etik
ihlallerine ilişkin değerlendirmeleri nasıldır?
Gerçekleştirilen davranış
a) Evrensel normlara aykırı mıdır ?
b) Ülkenin mevcut koşulları çerçevesinde değerlendirildiğinde
kabul edilebilir bir davranış mıdır?
c) Kişiye haklılık sağlayacak ölçüde bir yarar sağlamakta
mıdır ?

Yöntem

*Araştırmada veri toplama aracı olarak senaryolardan
yararlanılmıştır.

*Her bir senaryonun verilen tanıma uygunluğu 10 ayrı hakemin görüşü
alınarak test edilmiştir.

UYDURMA

Ahmet, bir araştırma kuruluşuna, “Türkiye’deki İnsan Kaynakları
Uygulamaları”nı tanımlamak üzere bir proje teklifi verir. Teklifi
kabul gören Ahmet, 1 yıl boyunca canla başla çalışarak projesini
tamamlamak üzere neredeyse Türkiye’nin tüm bölgelerini dolaşır. Fakat
Ahmet, tüm çabalarına rağmen iki bölgeden çok sınırlı sayıda veri elde
eder. Elinde bulunan veriler bu bölgelerdeki uygulamaların
tanımlanabilmesi için sayıca yeterli değildir. Ahmet, yaptığı
incelemede aslında bu iki bölgeden elde ettiği sınırlı sayıdaki
verilerin birbirinden çok da farklı olmadığını fark eder. Proje teslim
süresi sona ermekte olan Ahmet, bu bölgelerden elde ettiği sınırlı
sayıdaki verilere dayanarak kendisi yeni veriler türetir. Bu şekilde
ilgili bölgelere ilişkin anlamlı bir tanımlama yapabilecek sayıya
ulaşan Ahmet raporunu tamamlayarak araştırma kuruluşuna teslim eder.

HAKKI OLDUĞU HALDE KİŞİNİN ADININ ÇALIŞMAYA KONMAMASI

Doçent Uzbaş ile aynı anabilim dalında görevli Araş.Gör.Kınalı bir
kongrede sunulmak üzere ortak bir çalışma yapmaya karar verirler.
Çalışmanın başından sonuna kadar, gerek çalışmanın tasarımı gerek
analizi gerekse yorumlanması aşamalarında Uzbaş ve Kınalı birlikte
çalışırlar. Çalışma neredeyse sona ermek üzereyken Uzbaş ve Kınalı
kişisel bir nedenden dolayı çatışırlar ve Kınalı başka bir
üniversiteye geçer. Uzbaş bir süre sonra çalışmaya daha fazla
uğraşmadan son şeklini vererek sadece kendi adını koyar ve daha önce
planlanan kongrenin tarihi geçmiş olduğundan farklı bir kongreye
bildiri olarak gönderir.

Farklı bakış açılarının eylemin genel değerlendirilmesindeki rolü
nedir ?

Aşırma, Katkısı olanın adının konmaması,uydurma ve sanal yazarlık
eylemleri söz konusu olduğunda gerçekleştirilen etik ihlalinin
evrensel normlara aykırı olup olmadığına ilişkin düşünceler eyleme
ilişkin yargıların olumsuz anlamda etkilerken , ülkenin mevcut
koşulları çerçevesinde yapılan değerlendirmeler eyleme karşı yargıları
olumlu anlamda etkilemektedir.
Dilimle eylemi söz konusu olduğunda ise bu eylemin kişiye sağladığı
katkı kişilerin bu eylem konusundaki yargılarını olumlu anlamda
etkileyebilmektedir.

SONUÇ
Meslekte yükseltilme kriterleri ve bu kriterlere ilişkin farklı
algılar
Yayınlanan Dergilerin Kapsamı
Hakemlik
Türkçe elektronik veri tabanlarının yetersizliği
Kültürel faktörler

Son olarak konuyu güzel bir sözle kapatmak için:

Bilim özellikle dürüst kişileri seçmez ya da içine almaz.
Onları yalnızca aldatmanın ödüllendirilmediği bir ortama koyar.
S.E.Luria

ifadesi kullanılmıştır.

040410004 Mustafa Emre ALBAYRAK

unread,
Jul 12, 2009, 3:24:26 PM7/12/09
to İstatistiksel Danışmanlık
Anahtar kelimeler: etik ihlali,akademik yayın,tıp

TÜBİTAK Araştırma ve Yayın Etiği Kurulu'nun yayın etiği kuralları, bir
çok üniversite ve bilimsel dergi tarafından aynen kabul edilmiş ve web
sayfalarında yer almıştır. TÜBİTAK Araştırma ve Yayın Etiği Kurulu'nun
kabul ettiği yayın etiğine uymayan başlıca haller şunlardır:
a- Uydurma (fabrication): Araştırmada bulunmayan verilerin
üretilmesi, bunların rapor edilmesi veya yayımlanmasıdır.
b- Çarpıtma (falsification): Değişik sonuç verebilecek şekilde
araştırma materyalleri, cihazlar, işlemler ve araştırma kayıtlarında
değişiklik yapılması veya sonuçlarının değiştirilmesidir.
c- Çoklu yayın (duplication): Aynı araştırma sonuçlarının birden
fazla dergiye yayınlanmak için gönderilmesi veya yayımlanmasıdır.
d- Dilimleme (least publishable units): Bir araştırmanın
sonuçlarını, araştırmanın bütünlüğünü bozacak şekilde ve uygun olmayan
biçimde parçalara ayırarak çok sayıda yayın yapılmasıdır.
e- Aşırma (intihal, plagiarism): Başkalarının eserlerini,
yöntemlerini, verilerini, yazılarını ve şekillerini atıf yapmadan
kullanmaktır.
f- Yayınlarda ve bilimsel sunumlarda destek veren kurum veya
kuruluş desteğinin belirtmemesi.
g- Araştırma ve makalede ortak araştırıcı ve yazarların yazılı
görüş birliği olmadan, araştırmada ve makalede aktif katkısı
bulunanların isimlerin çıkartılması veya yazarlıkla bağdaşamayacak
katkı nedeniyle yeni yazarlar eklenmesi veya yazar sıralamasının
değiştirmesi(1).
Yayın etiğine aykırı diğer önemli durumlar:
- İnsan- hayvan araştırmaları etiğine saygısızlık
- Kaynakların taraflı seçilmesi (2).
"Uydurma" ve "çarpıtma"
Hiç kuşkusuz çok ağır bir ahlaki sorundur. Belirli ortamlarda ve
çalışma koşullarda yapıldığı bilinse ve tahmin edilse de; maalesef çok
iyi gizlendiği veya şikayet edilmediği için anlaşılması ve bir
yaptırım görmesi de çok zordur.
Son yıllarda özellikle bazı ilaç şirketlerinin hekimler ve diğer
çalışanlar ile birlikte sonucu nereyse önceden belli, ayarlanmış veya
uydurulmuş çalışmalar yaptığı iddiası çok sık ortaya atılmaktadır. Bu
tip araştırmalar, "araştırma ücreti" adı altında etik olmayan
teşvikler kullanılarak yürütülmektedir.
" Taraflı yayın"
Günümüzde bazı dergiler, yazarlardan araştırmayı destekleyen
ticari kuruluşlar ile hiçbir çıkar ilişkisi bulunmadığını belirten
yazılı belgeler istemektedir(2). Bu tarz ilişkiler, ülkemizde son
zamanlarda öyle bir yaygınlık kazanmıştır ki, başlı başına ele
alınması gereken ciddi bir etik sorundur.
Akademik alanda çok yaygın etik sorunlar: "çoklu yayın",
"dilimleme" ve yazar hakkına saygısızlık uygulamada, neredeyse
olağanlaşmış derecede sık karşılaşılan sorunlardandır. Bunda özellikle
akademik ortamlardaki sınav, yükseltme veya değişik amaçlı baskılar
nedeni ile yayın yapma kaygısının önemli rolü bulunmaktadır. Bilimsel
dergiler, genellikle yayınladıkları yazıların telif haklarını da
alırlar. Böylece, aynı yazı birden fazla dergide yayınlandığında telif
hakkı ihlali olarak yasal bir sorumluk doğuracaktır. Bir makalenin
yurt dışı bir dergide de yayınlatılması izin alınsa dahi etik açıdan
tartışmalı bir konudur(2,3). Yine, pek çok araştırıcı bir yazıyı bir
birinden çok az farklıklar ile birden fazla dergide yayınlatarak
değişik yayın gibi göstermeye çalışırlar. Bu bilim çevrelerinde hoş
karşılanmayan, bir tür sahtekarlık olarak kabul edilen durumdur(3).
Burada, bir yazının birden fazla dergide yayınlanmamış veya yayınlama
amacı taşımamış olması önemli değildir; aynı anda birden fazla dergiye
gönderilmesi de etik bir sorunun varlığını göstermektedir.
Bilimsel yayınlarda yazarlık hakları olmayanların isimlerinin
listeye alınması(ikram yazarlığı), isim hakkı olanların alınmaması,
isim sıralamasında haksızlık yapılması gibi durumlar ile sık
karşılaşılmaktadır. Bazı durumlarda ise, yazarlar akademik beklentiler
içinde yayın ve sitasyon sayısını artırmak için karşılıklı olarak bir
birini yazar listesine eklemektedir. Sağlıkla ilgili dergilerin
editörlerinin ortak tutumunu belirleyen Vancouver Anlaşması'na göre,
bir bilimsel yayında yazarlar arasında yer alabilmek için; bir
yazarın; a) çalışmanın planlanması, tasarımı, analizi veya
yorumlanmasına katkıda bulunması, b) yayını hazırlaması veya önemli
oranda düşünsel katkı yaparak düzeltmesi, c) yayınlanacak son biçime
onay vermesi koşullarının üçünü de yerine getirmesi aranmaktadır(2).
Alıntı mı, çalıntı mı?
Tüm dünyada özellikle lise ve üniversitelerde eğitimde ve
akademik yaşamda "aşırma" önemli bir sorun olup, bu suçun yaptırımı
son derece ağırdır. "Aşırma" konusunda, internette üniversitelerin ve
kütüphanelerin sitelerinde çok sayıda önemli kaynak veya bilgiye
ulaşmak mümkündür. Bu sitelerde aşırma türleri, örnekleri; aşırmayı
anlama, önleme yöntemleri ve kaçınma yolları çok ayrıntılı olarak yer
almaktadır(4).
Etik ve hukuk açısından, bilim, sanat ve edebiyatta başkaların
eserlerinden yaralanmanın kabul edilir sınırları vardır. Bilim,
edebiyat ve sanatta ortaya konulan bir ürün, ancak bağımsız düşünsel
bir çabaya dayanması ve bir "orijinallik" taşıması halinde "eser"
olarak kabul edilir. Bununla birlikte, yeni bir eser ortaya
konulabilmesi için, mutlak suretle önceki eserlerden yararlanılması
zorunludur. Aksine, özellikle bilim dünyasında hiçbir kaynaktan
yararlanılmaksızın yaratıldığı iddia edilen nesnenin ya çok çok nadir
de karşılaşılsa "keşif" olma olasılığı söz konusudur ya da ortada,
etik hukuki bir sorun olmakla birlikte, gerçek bir değer
bulunmamaktadır. Bu durumda, üretilen nesnenin etik ve hukuk açısından
geçerli koşullara uygun olup olmadığının araştırılması önem
kazanmaktadır.
Aşırma konusunda ülkemizdeki en önemli hukuki belge, Fikir ve
Sanat Eserleri Kanunu'dur. İncelendiğinde, bu konuda tartışılan bir
çok merak edilebilecek hususun da cevabını içerdiği görülecektir.
Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na göre "eser", "alıntı" ve
"aşırma" kavramları:
"Eser" bilim ve edebiyat, müzik, güzel sanatlar ve sinema
kategorilerinden birine giren, sahibinin özelliğini taşıyan her nevi
fikir ve sanat ürünüdür(Madde:1-b). Bu dört ana kategoriden birine
giren bir eserden yararlanmak suretiyle yaratılan ve bu eserle
karşılaştırıldığında, bağımsız bir nitelik taşımayan fikir ve sanat
ürünleri, "işleme" veya "derleme" olarak kabul edilir. Bir işleme veya
derlemenin FSEK'na göre eser sayılabilmesi için, yararlanılan eserin
sahibinin haklarına zarar vermemesi ve işleyenin ya da derleyenin
özelliklerini taşıması gerekir(5).
Hukuksal açıdan, kaynak gösterilmeksizin usulüne uygun olmayan
alıntı (yolsuz iktibas) yapılması, "haksız fiil" olarak kabul
edilmektedir; amacın haklı kıldığı oran aşılsın ya da aşılmasın,
"aşırma" suçunu oluşturmaktadır. Yolsuz iktibas yapana karşı hak
sahibi tarafından tazminat dâvası açılabileceği gibi; Cumhuriyet
Savcısı, hak sahibinin şikayeti üzerine, aşırma yaptığı kanaatine
ulaştığı kişi hakkında ceza dâvası da açabilir. Üniversite öğretim
elemanının veya öğrencisinin işlediği aşırma fiili, disiplin
soruşturmasına da konu olabilir(6).
Yayın etiği ihlallerinin niteliği ve ağırlık derecesi, kasıtlı
mı; ihmal sonucu mu yapıldığı da dikkate alınarak idari ve hukuksal
yaptırımlar uygulanabilir. Eylemin kasıtlı ve bilinçli yapılmamış
olması, suçu ortadan kaldırmamakla birlikte; cezai yaptırımın
derecesini etkilemektedir.
Yayın etiği ihlalleri çok, hesap soran ve sorulan yok
Böylece, araştırma yayın etiğine aykırı durumların ve bunların
etik ve yasal yaptırımlarının son derece iyi bir şekilde tanımlanmış
olduğu söylenebilir. Her bir çalışma ve meslek alanın konu ile ilgili
kendi mevzuatı ve yetkili kurulları da(etik, onur, disiplin)
bulunmaktadır.
Yayın etiği ihlallerinin yaygınlığı konusunda her hangi bir kuşku
veya mevzuat konusunda her hangi bir engelleyici durum bulunmamasına
karşın; önlenmesi, saptanması ve hukuksal yaptırımların yaşama
geçirilmesi konusunda adeta önünde görülmez duvarlar yer almaktadır.
Başta YÖK, üniversiteler ve diğer ilgili kurumlar olmak üzere,
araştırma ve yayın ihlallerinin önlenmesine dönük yeterli çaba
gösterilmemektedir. Bazı meslek odalarının aşırma ve benzeri suçlarda
verdiği kararların ise, zaten kamu kurumlarınca dikkate alınmadığı bir
gerçektir. Çok açık suç örneklerinde dahi, bilimsel objektif kriterler
bir yana, konu başka yerlere çekilmekte; akıl almaz tarzda bir tür
koruma kollama tavrı sergilenmektedir. Son yıllarda, ülkemizin
bilimsel yayınlar açısından dünya sıralamasında önemli bir sıçrama
yaptığı hep öne çıkarılmakla birlikte; yayın etiği ihlalleri açısından
tam tersi yönde bir artış olması ve engellenmesi için yeterli önlemler
alınmaması tehlikeli, kaygı verici bir gelişmedir.

Etik ihlallerinin dünyadaki bazı örneklerini ve sonuçlarını verecek
olursak

Alsahti Olayı 1: Bilimsellikten yoksun karizmanın ve zenginliğin
desteğindeki akademik yaşamının bir hiç olduğunu göstermesi bakımından
ilginçtir.

Elias A. K. Alsahti 1975 yılında Irak'ta bir tıp öğrencisidir.
Bağdat'ta "The Al-Baath Specific Protein Reference Unit" isimli bir
araştırma laboratuvarı kurarak kendi geliştirdiği ve "Bakr Metodu"
adını verdiği bir metodla kanser hastalarının teşhisinde çalışmak
ister. Araştırma laboratuvarına iktidardaki Al-Baath Partisi'nin,
kullanacağı metoda da bu partinin başkanı Ahmet Hassan Al-Bakr'ın
ismini vermiştir. Böylece hükümeti kandırarak aldığı paraları
tüketince Ürdün'e kaçar, Prens Hasan'ın desteği ile bu ülkede kanserli
hastaları tedavi etmeye (??) başlar. 1977 yılında Prens Hasan'ın mali
desteği ve bazı Ürdünlülerin referansı ile ABD'ye gider, bu ülkede
laboratuvar laboratuvar dolaşır, aşırma ve uydurma türünden etik
ihlallerinde bulunduğu için son çalıştığı laboratuvardan da kovulur.
1980'den sonra nerede olduğu bilinmiyor, ismini değiştirip kaybolmuş
olabilir. Alsahti, iki yılda, çoğu, yazarları ve başlığı değiştirilmiş
60 makale yayımlamıştır.

Gullis Olayı 2: Bir etik ihlali olduğunda çalışılan laboratuvardaki
araştırmacıların ve ortak yazarların davranışlarını yansıtması
bakımından ilginçtir.

1970'li yılların ortalarında Max Planck Enstitüsü'nde Robert J. Gullis
ve Dr. B. Hamprecht, sinir hücrelerinde cGMP ve cAMP konsantrasyonu
üzerine morfin ve enkefalinlerin etkisi konusunda 4 sansasyonel makale
yayımlarlar. Gullis bölümden ayrıldıktan sonra arkadaşları deneyleri
yinelediklerinde aynı sonuçları alamazlar. Gullis bölüme davet edilir
kendisinden deneyleri tekrarlaması istenir ama aynı sonuçlar çıkmaz.
Gullis sonuçların uydurma olduğunu itiraf eder. Hamprecht ve Gullis,
Nature dergisinde yayımlanan bir yazı ile olayı bilim dünyasına
duyururlar.

McBride Olayı 3,4: Avustralya'lı bir jinekolog olan William Griffit
McBride, hamileliği sırasında bulantı ve kusmayı önlemek amacı ile
"Talidomid" adlı ilacı alan annelerden olan bebeklerde fokomeli (kol
ve bacaklarda kas ve kemiklerin yetersiz gelişmesine bağlı doğumsal
anomaliler) görülme sıklığının yüksek olduğunu bildiren gözlemini
mektup türünde bir yazı ile 16 Aralık 1961 tarihli Lancet dergisinde
yayımlar, bu gözlem başkaları tarafından da doğrulanınca ilaç
piyasadan çekilir. McBride, dünyanın her yerinden konferans teklifleri
alan, bilimsel derneklere üye kaydedilen ünlü bir jinekolog olur. Bu
arada Fransız Akademisi'nin ödül olarak kendisine verdiği 100.000
Frank ve hükümetinden aldığı yüklü bir para ile insan hayatının ilk 41
haftasını inceleyeceği "Vakıf 41" ve buna bağlı bir araştırma
enstitüsü kurar. 1972 yılında "İmipramin" denen ilacın da "Talidomid"
gibi fokomeli yaptığını bir vakalık gözlemi ile Med. J. Australia'da
yayımlar. Korkudan hamileler bu ilacı kullanamaz, o ana kadar
kullananlar da düşük yaparlar, hamileler arasında panik başlar.
McBride, aynı amaçla kullanılan "Bendectin" isimli ilacın da fokomeli
yaptığını açıklar (1979). ABD'nde FDA (Food and Drug Administration)
olayı incelemeye alır ve ilaç lehine karar verir. Firma aleyhine
yüzlerce mahkeme açılır, bunların bazıları kazanılır bazıları
kaybedilir. Bu arada Science gibi dergilerde McBride'ı eleştiren
yazılar çıkmaya başlar. McBride, firmanın kazandığı davalara basını da
yanına alarak reaksiyon gösterir. İlacı çıkaran firma fazla
yıpranmamak için davacıların oluşturduğu vakfa 120 milyon USD vermeyi
kabul eder ve ilacı piyasadan çeker. McBride kahramandır, Vakıf
41'deki çalışmaların kontrolü ve sorumluluğu tek başına kendisindedir
ve denetimi yoktur. McBride için uydurma ve çarpıtma türünden etik
dışı davranışları olduğu söylentileri yayılır, bazı araştırmacılar
enstitüden ayrılırlar. Hakkında soruşturma açılır, suçlu bulunur.
Vakıf ve enstitü kapatılır.

McBride, yerinde bir gözlemle ünlenmiş ancak ününü korumak için etik
dışı davranışlara girmiş bir jinekologdur.

Slutsky Olayı (1985) 5: UCSD'de (University of California, San Diego)
radyolog olan Robert A. Slutsky'nin, doçentlik atama başvurusunda
yayınları incelenirken iki eserinin sonuçlarının aynı olduğu görülür.
Slutsky hemen istifa eder. UCSD, Slutsky'nin 7 yılda yayımladığı 137
makaleyi (1 yayın / 13 iş günü) incelemeye alır. Bunlardan çoğunda
şüpheli (istatistiksel hatalar, hakedilmemiş yazarlık vd.) ve ciddi
etik sorunlar (fabrikasyon, falsifikasyon, duplikasyon vd.) vardır.
Makalelerin çoğu geri çekilir.

Bu kadar etik sorunun nasıl gözden kaçırıldığı merak edildiğinde
Slutsky'nin makalelerinde ortak yazar olarak tanınmış kişilere yer
verdiği ve tanınmış kişilerin makalelerinin de ciddi bir hakem
değerlendirilmesinden geçmediği görüşüne varılmıştır.

Darsee Olayı 6: Çok yönlü etik dışı davranışları içeren bir örnektir.
Etik dışı davranışları örtmeye çalışan soruşturmalar yanında tarafsız
soruşturmaların da yer aldığı bir öyküdür. John R. Darsee, 34 yaşında,
Harvard Tıp Fakültesi'nde meşhur kardiyolog E. Braunwald'un
laboratuvarında çalışırken bilimsel sahtekarlıkta bulunduğu saptanarak
Harvard'dan dışlanmıştır (1981). Darsee, daha önce Emory
Üniversitesi'nde çalışmış, bu üniversitenin öğretim üyelerince övünç
dolu referans mektupları ile Harvard'a tavsiye edilmiştir.
Toplantılarda çok sayıda bildirisi, tıp dergilerinde yayımlanmış çok
sayıda makalesi, alanında önemli kitaplarda ortak yazar olduğu kitap
bölümleri olan, resmi kayıtlara göre haftada 90 saatten fazla çalışan,
o yıllarda kardiyoloji alanında ABD'nin en verimli ve çalışkan altın
çocuğudur. Braunwald, Darsee'nin bölümünde öğretim üyesi olarak
kalması için Harvard'ın yetkili makamlarına başvuruda bulunmuştur. Bu
arada Darsee, NIH bursiyeri olarak bir araştırma yürütmektedir.
Braunwald, Darsee'nin çalışmalarında araştırma etiğine aykırı
davranışta bulunduğu yolunda ihbar alır (1981 Mayıs) ve yaptığı
inceleme sonunda bazı verilerin laboratuvar defterinde bulunmadığını
saptar. Darsee, olayı kabullenir ve bir daha olmayacağını söyler. Bu
arada Braunwald, Darsee'nin kalıcı öğretim üyeliği için Harvard'ın
yetkili makamlarına yaptığı başvuruyu geri çeker, ancak NIH projesinin
aksamaması için durumu gereken yerlere bildirmez ve Darsee'nin
laboratuvarında çalışmalarını sürdürmesine izin verir. Harvard,
Haziran ayında Darsee'nin işine son verir, ama bunu neden yaptığını
NHI'e bildirmez. Çok merkezli bir çalışma olan NIH projesinde tüm
merkezlerin bulguları açılınca (1981 Eylül), Darsee'nin sonuçları ile
diğer merkezlerin sonuçlarının birbirini tutmadığı görülür. Bunun
üzerine NIH, veriler ile ilgili problemi tartışmak için 30 Ekim'de
toplantı yapacaklarını Harvard'a bildirir. Harvard toplantıya 2 gün
kalana kadar sessizliğini sürdürür ancak sonunda Darsee odaklı
olayları açıklamak zorunda kalır. Olayın üzerine gidildiğinde NIH
projesinde de etik dışı davranış saptanır. Bunun üzerine Harvard
Dekanı bir komisyonla (Ross Komisyonu) olayın soruşturulmasını ister.
NIH ayrı bir soruşturma komisyonu (Morgan Komisyonu) oluşturarak (1981
Aralık) olayı incelemeye alır. Ross Komisyonu olaya çözüm getirmez.
Ancak Morgan Komisyonu Darsee'nin Harvard'daki bulgularını
incelediğinde, 5 araştırma makalesinde etiğe aykırı davranışlar
saptar. Bunun üzerine yayımlanmış olan bu makaleler ve ilgili bildiri
özetleri geri çekilir. Morgan Komisyonu araştırması tamamlandığında
Darsee'ye 10 yıl süre ile NIH tarafından hiçbir görev ve destek
verilmemesine karar alınır. Morgan Komisyonu soruşturması sürerken
Braunwald, Darsee'nin Emory Üniversitesi'nde çalıştığı dönemde yaptığı
yayınları inceler ve 3 makalesinin araştırma ve yayın etiğine
uymadığını görerek durumu NIH ve Emory Üniversitesi'ne bildirir. Emory
Üniversitesi ayrı bir komisyon kurarak soruşturma başlatır. Soruşturma
sonunda, Darsee'nin Emory Üniversitesi'nde iken yayımladığı tüm
bildiri özetlerinin, araştırma makalelerinin çoğunun ve "The Heart"
isimli kitabın 1981 yılı baskısında ortak yazar olduğu iki bölümün
geçersiz olduğuna karar verilir ve bunlar geri çekilir. Darsee
yayınlarında yalnız fabrikasyon ve falsifikasyon yapmakla kalmamış,
yarar sağlamak amacı ile bazı tanınmış kimseleri de makalelerine ortak
yazar olarak koymuştur. Emory'nin araştırmadan sorumlu dekan
yardımcısı D.O. Nutter ve Başkan Lyndon B. Johnson'ın kardiyoloğu J.
Willis Hurst de bunlar arasındadır.

KAYNAKLAR

1.Koç,Sermet.ETİK,Yayın etiği ihlalieri ve sonuçları

2. Hamprecht, B., Gullis, R.J. (1977) Statement. Nature, 265: 764.

3. Andersen, D., Attrup L., Axelsen, N., Riis,P. (1992) Scientific
dishonesty & good Scientific practice. Danish Medical Research Council
Publication.

4. Martin, B. (1992) Scientific fraud and the power structure of
science. Prometheus, 10: 83-98.

5. Marshal, E. (1986) San Diego's tough stand on research fraud.
Science, 234: 534-35.

6. İlhan, M. (2002) Altın çocukluktan bilim sahtekarlığına. Cumhuriyet
Bilim Teknik, 777: 12-13.

7. Anonim (2003) My top 5 /Scientific sins. The Scientist, 17: 15.

8. Service, R.F. (2002) Pioneering physics papers under suspicion for
data manipulation. Science, 296: 1376-77.

9. Service, R.F. (2002) Bell Labs fires star physicist found guilty of
forging data. Science, 298: 30-31.

10. Normile, D., Vogel, G., Couzin, J. (2006) South Korean Team's
remaining human stem cell claim demolished. Science, 311: 156-57.

11. Cho, M.K., McGee, G., Magnus, D. (2006) Lessons of the stem cell
scandal. Science, 311: 614-15.

12. Wohn, D.Y., Normile, D. (2006) Prosecutors allege elaborate
deception and missing funds. Science, 312: 980-81.

not:* Bu yazı'da verilen örnekler Prof. Dr. Mustafa İlhan tarafından,
28 Nisan, 26 Mayıs ve 15 Haziran 2006 tarihlerinde, sırasıyla
Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi, Çukurova Üniversitesi ve
Kırıkkale Üniversitesi'nde yapılan konuşmalarının bir bölmüdür.

040410025 Özgür İNAN

unread,
Jul 12, 2009, 4:33:11 PM7/12/09
to İstatistiksel Danışmanlık
BİLİMSEL ARAŞTIRMA VE ETİK KURALLAR
Bilimsel bilgi insanın çağdaşlaşması ve refah düzeyinin artması
yolunda en etkili güçtür. Bilimsel araştırma yapmanın amacı bilimsel
bilgi elde edebilmektir. Bilimsel araştırmalar belirli kural ve
disiplinler içinde sistematik olarak yürütülüp sonuçlandırılırlar.
Süreç çeşitli aşamalardan oluşur:
Problemin veya yanıtı aranan sorunun tanımlanması sürecin ilk
aşamasını oluşturur. Bu aşamada daha çok konu hakkında bilgisi ve
derin sezgisi olan, olay ve konular arasında bağlantı kurabilen
kişiler problemi tanımlayabilir veya soruyu sorabilirler. . İkinci
aşamada belirlenmiş olan amaca ulaşmak için disiplinli bir çalışma
gerekir. Bu süreçte elde edilen verilere şüphe ile yaklaşmak ve sık
sık değişik yollarla doğrulamaya gitmek sağlıklı bir sonuca
ulaşılabilmesi için uyulması gereken kurallar arasındadır. Üçüncü
aşamada ise elde edilen verilerin doğru istatistiksel yöntemler
kullanılarak analiz edilmesi, ulaşılan sonucun hedeflenen amacı
doğrulayıp doğrulamadığının test edilmesi ve yayınlanıp
yayınlanmayacağına karar verilmesidir. Bilimsel araştırma yaparken
kadedilecek aşamalar ve o aşamalarda karşılaşılan sorunlar aşağıda
verildiği gibidir.
Hipotez oluşturma:
Etkili bir bilimsel araştırma yapabilmenin ilk koşulu doğru ve işe
yarar bir hipotez oluşturmaktır. Bu alanda gördüğümüz etik sorunları
maddeler halinde söyle sıralayabiliriz:
a) Daha önce sınanmış ve sonuçları yayınlanarak üzerinde bilimsel
anlamda fikir birliğine varılmış hipotezlerin akademik aşama tezi
olarak lisansüstü eğitim alan öğrencilere verilmesi ve
sonuçlandırılarak kişiler için gerekli olan unvanın alınması. Bunun en
yaygın örneklerini tıpta uzmanlık tezlerinin yapılmasında görmekteyiz.
b) Daha önce hiç yapılmamış, ancak yapıldığında elde edilecek sonucun
bilimsel anlamda önemli bir gelişme sağlamayacağı açık olan çalışmalar
için hipotez oluşturulması. Bunun en yaygın örneklerini bilimsel
performans puanını yükseltmek için özellikle yurt içinde basılan
dergilerde yapılan yayınlar oluşturur. Son zamanlarda yayınlanan yurt
içi araştırma makaleleri maalesef bilime önemli bir katkı sağlamayan
ve geniş bir kitle tarafından okunmayan basılı belgeler
niteliğindedir.
c) Klinik araştırmalar ile ciddi biçimde sınanmış ve üzerinde meta
analizlerle ve konuyu irdeleyen ciddi derlemelerle fikir birliği
oluşmuş bazı araştırma konularının hipotez haline getirilerek deney
hayvanlarında da araştırma planlanması.
d) Bilimsel sorunun veya hipotezin o alana özgül yeterli deneyimi ve
birikimi olan kişi veya kişilerce oluşturulmaması. Örneğin, ilaç ile
ilişkili alanda yeterli ve geçerli eğitime sahip olmayan bir sağlık
bilimleri alanı çalışanının ilaç araştırmaları ile ilişkili doğrudan
hipotez geliştirmesi ve çalışma planlaması.
e) Hipotez oluşturulurken ve uygulamaya sokulurken bunun sağlıklı bir
biçimde sınanması ile ilişkili aşamalarda yeterli ve geçerli
planlamanın öngörülmemiş veya yapılmamış olması. Böyle bir durumda
hipotez doğru ve geçerli bir biçimde oluşturulmuş olsa bile çalışma
başarısızlıkla sonuçlanacaktır. Bunları öngörmeksizin iyi bir hipotez
oluşturdum diye çalışmaya girişmek etik değildir. Yani hipotez
oluşturulurken bunun sağlıklı bir biçimde sınanması için gerekli
planlamanın da aynı anda yapılması gereklidir.
f) Başkasının fikrinden veya verilerinden esinlenilerek geçerli ve
etkili bir hipotez oluşturulup hipotezin doğrudan kendine aitmiş gibi
ortaya koyulması.

Hipotezi Sınama:
Hipotezi sınama aşamasında karşılaşılan belli başlı etik kusurlar
şöyle sıralanabilir:
a) Çalışmanın gerektirdiği etik kurul onayını almadan çalışmaya
başlama. Bu sık karşılaşılan bir durumdur. Çok defa çalışmalar
yürürken veya bittikten sonra etik kurul başvuruları yapılabilmekte,
hatta bitmiş çalışmalar için etik onay alınabilmektedir.
b) Çalışmanın gerektirdiği koşullara sahip olmayan ortam ve
laboratuarlarda çalışmayı yürütme. Bu konuda ülkemizden verilebilecek
en iyi örnek özellikle santral sinir sistemi araştırmaları için özel
ortam ve laboratuar koşulları gerektiği halde bu koşullara sahip
olmadığı bilinen bazı enstitü ve laboratuarlardan üst düzey araştırma
makalelerin çıkabilmesidir.
c) Hipotezi sınamaya yetebilecek asgari sayıda denek ile çalışmayı
yürütmemek. Gerekmediği halde sırf daha anlamlı (örneğin p< 0.05
yerine p< 0.01 gibi) bir sonuç elde edebilmek veya daha güzel görünen
bir grafik elde edebilmek için denek sayısını artırmak.
d) Çalışmanın yürütüldüğü laboratuarda yapılan tüm deneysel işlemlerin
kayıt edilebileceği resmi bir laboratuar defterinin bulunmaması:
Ülkemizdeki birçok laboratuar böyle bir gereklilikten bihaberdir ve
yapılan çalışmaların gerçekten yapılıp yapılmadığı veya denek sayısını
ne kadar yansıttığı araştırıcının insafına kalmıştır. Bu boşluğa bağlı
olarak daha az sayıda denek ile gerçekleştirilen ancak yayına
dönüştüğünde daha çok denek sayısına sahip olan ekonomik (!)
çalışmaların sayısı hiç de az değildir. Bu durum yurt içinde pek
problem yaratmasa da zaman zaman yurt dışındaki yayınlarda dikkatli
bilimciler tarafından fark edilebilmekte, sonuçta sadece etik kusurun
gerçekleştiği laboratuar değil o laboratuarı barındıran tüm kurum
hatta tüm ülke bu konuda bedel ödeyebilmektedir.
e) Gerek klinik çalışmalarda gerekse deney hayvanları ile
gerçekleştirilen çalışmalarda bilim insanı için daha zahmetli ancak
denek için daha sıkıntısız bir yöntem varken daha hızlı ve daha etkili
bir sonuç elde edebilmek adına denek için daha sıkıntılı yöntemlerin
kullanılmasını tercih etme.
f) Bir hipotezi sınayarak istatistikçe anlamlı ve geçerli bir sonuç
elde etmesine ve bunu yayınlayabilecek durumda olmasına rağmen yayın
aşamasında çalışmayı tekrar yapmaya gereksinim duyma. Bilimsel bir
araştırma sonucunun tekrarlanması için yöntemden veya elde olmayan dış
etkenlerden kaynaklanan bir sorunun saptanmış olması ve saptanan
sorunun hipotezin sınanmasında istatistikçe anlamlı bir sonuç elde
etmeye engel teşkil etmesi gerekir. Nitekim elde olmadan gerçekleşen
sorun giderilip çalışma tekrarlandığında anlamlı bir sonuç elde
edilebiliyorsa konu raporda tartışılarak yeniden çalışma yapıldığı
ifade edilerek sonuçlar yayınlanabilir. Elde sınanan hipotezi
doğrulayan ve uygun istatistik ile anlamlılığı kanıtlanan bir veri
varken çalışmayı tekrarlamanın bir mazereti veya mantığı olamaz. Bu
durum, klinik araştırmalar bir tarafa, deney hayvanları ile
çalışmalarda da gereksiz yere deney hayvanı kullanımı ve gereksiz yere
deney hayvanın acı çekmesi çerçevesinde etik bakımdan ciddi bir
kusurdur. Ne yazık ki ülkemizde kafasına göre yeniden çalışma yapan
bilimcilerin sayısı hiç de
az değildir.
g) Uygun istatistik kullanıldığında anlamsız çıkan ve hipotezin
çürütülmesine neden olan bir sonucun, uygun olmayan bir istatistik
kullanılarak anlamlı ve hipotezi destekler şekilde sunulması. Kısaca
uygun olamayan istatistik analiz kullanma.
h) Hipotezin sağlıklı bir şekilde sınanabilmesi için belli yöntemleri
veya donanımları daha etkin kullanabilecek uzmanlık grupları veya
disiplinleri çalışma dışında tutmak.
i) Çalışmayı ucuza mal edebilecek yöntem veya donanımlar var iken daha
pahalı olanların tercih edilmesi.
Sonuçların yayınlanması:
Bilimsel araştırmalar bilimsel bilgi elde etmek ve bu verileri
insanlık ve doğa yararına kullanmak amacıyla yapılır. Usulüne uygun,
doğru yöntem ve istatistik kullanılarak gerçekleştirilen bir bilimsel
araştırmadan bilimsel bilgi elde etme olasılığı oldukça yüksektir.
Elde edilen bilginin başka bilimcilerin eleştirisine açılması ve
paylaşılması bilimsel olduğu kadar etik bir zorunluluktur. Bilginin en
etkili paylaşım yolu ise süreli yayın yapan bilimsel dergilerde
yayınlanmasıdır. Bununla beraber, yayın etiği ayrı ve başlı başına
değerlendirilmesi gereken bir konudur ve bu yazının kapsamı
dışındadır. Burada konunun sadece yayına karar verilmesi ile ilişkili
kısmı irdelenecektir.
Yayına karar verme noktasında dikkat edilmesi gerekenler şunlardır:
a) Elde edilen bilimsel bilgi sınanan hipotezi desteklemiyor ve bu
durum bilimsel bakımdan özgün bir değer ifade etmiyorsa sonuçların
sırf "yayın olsun torba dolsun" mantığı ile yayınlanması doğru
değildir.
b) Belli bir protokol ile yürütülen, birbiri ile bağlantılı çok
merkezli çalışmalarda, elde edilen ilginç bir sonucun aynı protokole
bağlı olarak çalışan diğer birimlerle paylaşılmaksızın bağımsız ve
hızlı bir şekilde yayına gönderilmemesi gerekir. Bilim insanı yayın
için izni gerektiren bir protokolü imzalamışsa imzasının gerektirdiği
kurallara uymalıdır. Eğer bilimci elde edebileceği ilginç bir sonucu
hızlı ve bağımsız bir şekilde paylaşmanın etik bir zorunluluk olduğuna
inanıyorsa bunu önceden öngörmeli ve ileride sıkıntı yaratabilecek bu
tip çok merkezli araştırmalara ya hiç girmemeli ya da protokolde
bağımsız yayın yapmayı bağlayıcı maddenin kaldırılması koşulu ile imza
atmalıdır.
c) Çok merkezli klinik araştırmalarda, özellikle de ilaç
araştırmalarında karşımıza çıkan başka bir sorun proje
destekleyicisinin ki, bu destekleyici çok defa ilaç firmalarıdır,
yapılan ortak çalışma protokolüne elde edilen verilerin kendi izni ve
onayı olmadan yayınlanamayacağı ibaresini koymasıdır. Özellikle yeni
bir ilaç molekülünün geliştirilmesi ile ilişkili faz çalışmalarında
veya onay alarak yeni çıkmış ilaçların izleme çalışmalarında (Faz IV)
ya da yeni bir tıbbi yöntemin denenmesi ile ilişkili çalışmalarda
verilerin yayınlanmasının destekleyicinin iznine bağlanması, Helsinki
Bildirgesi başta olmak üzere sağlık alanını ilgilendiren birçok
bildirge ve yönergeye aykırıdır ve etik değildir. Böyle bir yaklaşım
bilimcinin toplum zararına olabilecek önemli bir gözlemini yayın yolu
ile hızlı bir şekilde paylaşma özgürlüğünü baskı altına almaya
yöneliktir. Bir bilimcinin böyle bir protokolü imzalayarak bilimsel
tarafsızlığını ve özgürlüğünü baştan ipotek altına aldırması da etik
değildir. Özellikle ilaç araştırmaları ile ilişkili çok merkezli
çalışmalarda etik kurulların değerlendirme ölçütleri bürokratik bir
proje değerlendirme uygulamasına indirgenmiştir ve bu durum birçok
etik kusur oluşmasına zemin hazırlayabilecek niteliktedir.9 Türkiye
Bilimler Akademisi (TÜBA) 1 Aralık 2001 tarihinde yayınladığı
"Bilimsel Araştırmalarda Etik ve Sorunları" başlıklı raporunda bilim
insanının araştırma sonuçları ile ilişkili olarak toplumu
bilgilendirmek ve olası zararlı uygulamalar konusunda uyarmak zorunda
olduğunu vurgulamış, ayrıca bilimcinin kendi vicdani kanaatine göre
zararlı sonuçlar doğurabilecek araştırmalara katılmama veya çekilme
hakkına sahip olduğunu belirtmiştir
d) Bilimcinin insan sağlığını ilgilendiren önemli bir özgün veriyi
çeşitli nedenlerle yayın için geciktirmesi veya yayınlamaması da etik
değildir.

1. Alaçam E. Bilimsel Etkinlik ve Yayım. Türkiye Bilimsel ve Teknik
Araştırma Kurumu Yayınları, Ankara, 1995, s. 1-4.
2. Yıldırım C. Bilimin Öncüleri. TÜBİTAK Popüler Bilim Kitapları No:9,
10. Basım, Nurol Matbaacılık, Ankara, 1995, s. 3-5, 81.
3. Ana Britannica, Genel Kültür Ansiklopedisi, Cilt 8, Ana Yayıncılık
A.Ş., İstanbul, 2000, s. 343.
4. Bursalı O. Bilimsel araştırmada etik ve sorunlar. Cumhuriyet Bilim
Teknik, Sayı 765: 3, 2002.
5. Türkiye Bilimler Akademisi Bilim Etiği Komitesi. Bilimsel
araştırmada etik ve sorunları. Türkiye Bilimler Akademisi Yayınları,
Tübitak Matbaası, Ankara, 2002.
6. Koyre A. Bilim Tarihi Yazıları. Çeviren: Dinçer, N., TÜBİTAK
Popüler Bilim Yayınları, No: 126, Pelin Ofset, Ankara, 2000.
7. Ortaş İ. Bilim, bilim insanı ve bilimsel etik. Çukurova
Üniversitesi Stratejik Araştırmalar Merkezi.
http://strateji.cukurova.edu.tr/EGITIM/ortas/14.php
8. Örnek Büken N, Büken E. Tıp etiği ve hukuku açısından klinik ilaç
araştırmaları. Türk Psikiyatri Dergisi, 14: 289-299, 2003.
9. Ortaş, İ. Bilimsel etik kurulların gerekliliği, PİVOLKA, 3: 18-19,
2004.

050415037 Batuhan ÖZDEMİR

unread,
Jul 13, 2009, 9:11:21 AM7/13/09
to İstatistiksel Danışmanlık
Anahtar kelimeler : bilimsel etik,etik kurallar,etik ihlali

Bilimsel araştırmaların doğasında süreklilik ve daha önce yapılan
araştırmalardan
haberdar olunması gereği vardır. Her bilimsel araştırma daha önce
yapılmış araştırmalar
üzerine geliştirilir. Yapılan çalışmaların yayın içinde aktarımında
bazı
kurallara uyulması, yararlanılan kaynakların yine belirli kurallara
göre belirtilmesi
esastır. Bilimsel araştırma yapma ve araştırma sonuçlarını yayma
aşamasında
bilerek veya bilmeden yapılan hatalar araştırmanın güvenilirliğini
zedelediği
gibi ilgili bilim dalına da zarar vermektedir. Bilimsel iletişim
sürecinde genelde
"etik dışı" olarak tanımlanan bu davranışlar içine "sahtecilik",
"intihal/aşırmacılık",
"uydurmacılık" ve "yinelenen yayın yapma" gibi istenmeyen uygulamalar
girmektedir. Bu kavramlar içinde sıkca karşılaştığımız intihal
(plagiarism) sadece
akademik çevrelerin değil, sanat ve edebiyat dünyasının da karşı
karşıya
kaldığı bir sorundur.

Bilimsel bir yayının etik açıdan iyi sayılabilmesi için yazım
aşamasında kurallara
uyulması ve bilimsel değerlere bağlı kalınması gerekmektedir. Bu
sürecin
yazar, editör, hakem ve okuyucu boyutuna vurgu yapan Oğuz (1999),
yazarın
araştırma ve sunum açısından sorumluluklarını belirtirken, editörün bu
süreç
içinde iletişimin uygun, zamanında, açık, güvenilir ve tarafsız olarak
sürdürülmesindeki
rolüne değinmektedir. Hakem sorumluluğunda tarafsızlık, eldeki metnin
yetkin hale getirilmesi; okuyucu boyutununda ise okuyucunun ilgi
alanına giren
konulardaki yazıları izlemek, incelemek ve yanlışları bilimsel yayın
ortamında
ortaya koymak, yani tepki vermek sorumluluğunun bulunduğu ifade
edilmektedir.

Türkiye Bilimler Akademisi Bilim Etiği Komitesi (2002) bilimsel
yayınların
güvenilirliği ve bilimsel sürecin işleyişi konusunda son 20 yılda
sıkıntı ve kaygıların
arttığını belirtmektedir. Aynı komite hazırladığı raporda bunun
nedenlerini
bilim insanlarının arasındaki rekabete; yayın sayısının bilimsel
başarı ölçütü
olarak görülmesine ve araştırma sayısındaki artışla birlikte etik
sorunların buna
paralel olarak çoğalmasına bağlamaktadır. Raporda ayrıca bilim
insanlarının
sorumluluklarına da değinilmekte; gerekli mesleki standartlara sahip
olmanın,
araştırma süresince dürüst ve açık olmanın yanı sıra aynı konuda
araştırma yapan
kişilerin katkılarını belirtmenin gereği vurgulanmaktadır.

TÜBİTAK (2006), etik ihlallerini şu şekilde listelemektedir;
* Uydurma (fabrication): Araştırmada bulunmayan verileri üretmek,
bunları
rapor etmek veya yayımlamak.
* Çarpıtma (falsifi cation): Değişik sonuç verebilecek şekilde
araştırma materyalleri,
cihazlar, işlemler ve araştırma kayıtlarında değişiklik yapmak
veya sonuçları değiştirmek.
* Aşırma (plagiarism): Başkalarının metotlarını, verilerini,
yazılarını ve şekillerini
sahiplerine atıf yapmadan kullanmak.
* Duplikasyon (duplication): Aynı araştırma sonuçlarını birden fazla
dergiye yayım için göndermek veya yayımlamak.
* Dilimleme (Least Publishable Units): Bir araştırmanın sonuçlarını,
araştırmanın
bütünlüğünü bozacak şekilde ve uygun olmayan biçimde ayırarak
çok sayıda yayın yapmak.
* Destek belirtmeme: Desteklenerek yürütülen araştırmaların
sonuçlarını
içeren sunum ve yayınlarda destek veren kurum veya kuruluş desteğini
belirtmemek.
* Yazar adlarında değişiklik yapma: Araştırma ve makalede ortak
araştırıcı
ve yazarların yazılı görüş birliği olmadan, araştırmada aktif katkısı
bulunanların
isimlerini çıkartmak veya yazarlıkla bağdaşmayacak katkı nedeniyle
yeni yazarlar eklemek veya yazar sıralamasını değiştirmek.
* Diğer: Araştırma ve yayın etiği ilkeleriyle bağdaşmayan diğer
davranışlarda
bulunmak.

Kaynaklar

1-Arda, B. (2001). Bilimsel bilgi üretiminde yayın etiği. 2001 Ulusal
Tıbbi Etik
Kongresi'nde sunulan bildiri. 1 Kasım 2007 tarihinde
atlas.cc.itu.edu.tr/
~goksel/dersler/etik/barda.pdf adresinden erişildi.
2-Birinci, A. (2006). Tarihçilikte meslek ahlakı veya ahlaksızlığın
tarihçiliği
meselesi. Muhafazakâr Düşünce, 7, 77-108.
3-Cemal, H. (2004, 11 Eylül)). İntihal. Milliyet. 15 Kasım 2007
tarihinde http://
www.milliyet.com.tr/2004/09/11/yazar/cemal.html adresinden erişildi.
4-Hamilton, D. (2003). Plagiarism: librarians help provide new
solutions to an old
problem. Searcher, 11 (4), 26-28. 1 Kasım 2007 tarihinde Wilson Select
Plus
veri tabanından erişildi.
5-Namlu, A. G. ve Odabaşı, H. F. (2007). Unethical computer using
behaviour
scale: a study of reability and validity on urkish university student.
Computers
and Education, 48, 205-215. 1 Kasım 2007 tarihinde Science Direct veri
tabanından erişildi.
6-Oğuz, N. Y. (1999). Bilimsel yayın etiği. Klinik Psikiyatri, 2,
153-159.
7-TÜBİTAK (2006). Bilimsel dergilere gönderilen makalelerde dikkat
edilmesi
gereken noktalar. 1 Kasım 2007 tarihinde http://journals.tubitak.gov.tr/genel/
brosur.pdf adresinden erişildi.
8-Türkiye Bilimler Akademisi Bilim Etiği Komitesi (2002). Bilimsel
araştırmada
etik ve sorunlar. Ankara, Tütkiye Bilimler Akademisi Yayınları.

050415016 Durdane H. DENLİ

unread,
Jul 13, 2009, 9:12:38 AM7/13/09
to İstatistiksel Danışmanlık

anahtar kelimeler: etik, etik ihlali nedenleri


BİLİMSEL ARAŞTIRMALARDA KUSURLU
DAVRANIŞIN TANIMI VE NEDENLERİ
Bilimde Etik Dışı Davranış

Bilimsel araştırma sonuçları bilimin kendi doğasından gelen geçicilik,
değişebilirlik ve gelişebilirlik özelliklerini taşırlar. Bilim
insanları biyolojik
veya fiziksel dünyanın bazı yönlerini tam bir kesinlikle tanımlamış
olduklarını
kanıtlayamazlar. Bu açıdan bakılırsa, tüm bilimsel sonuçlar eleştiriye
açıktır. Esasen bilim insanında bulunması gereken özelliklerden biri
de
sorgulamaktır. Sorgulamak diğer öğelerle birlikte daha yeni ve özgün
bilgilerin
geliflmesine yol açar. Bilim insan›nda genellikle bulunan özellikler
bilme arzusu ve merak (curiosity), gerçekleri sezme ve alg›lama gücü
(intuition)
ve yaratıcılıktır (creativity). Bu yetenekler bazı bilim adamlarında
yeterince
bulunmayabilir. Ancak, bilimde kuflkuculuğu elden b›rakmamak
hem yeni bilgilere açılımı sağlar; hem de başkaları tarafından
yapılmış araş-
tırmalardaki yanlışlıkları, ihmalleri ve etik dışı davranışlları
görmeye yol
açar.
İnsan hatasından kaynaklanan yanlışlar bilimsel araştırmalarda da
bulunabilir.
Bilim insanlarının sınırsız çalışma zamanı yoktur ve sınırsız
kaynaklara
da sahip de¤illerdir. Bu nedenle sorumluluk duygusu yüksek, dürüst
bir bilim insanı bile hata yapabilir. Bu tür bir hata ortaya
çıkarıldığında
hatayı yapan tarafından kabul edilmelidir. Daha da doğrusu, makalenin
basıldığı dergide bir düzeltme yayınlanmalıdır. Bilim insanları hatayı
kabullenme
ifllemini ne denli çabuk ve açık olarak yaparlarsa, saygınlıklarını o
ölçüde korumuş olurlar.

İhmallerle dolu ve disiplinsiz yürütülmüş bir bilimsel araştırmada ise
yapılan hatalar hoşgörü ile karşılanamaz. Dikkatsizlik, acelecilik ve
özensizlik
sonucu ortaya çıkan hatalar çalışmayı bilimin gerektirdiği
standartlarla
bağdaştşrmaz. Bazı bilim insanlarının üzerlerinde hissettikleri
baskılar
kendilerini bilimsel araştırmada aceleci olmaya zorlayabilir; çok
sayıda yayı
n yapma güdüsü çalışma niteliğini standardın altına düşürebilir ve
bilimsel
başarıyı azaltabilir. Bu güdüyü taşıyan araştırıcılar araştırma
sonuçları-
nı yapay bir şekilde bölerek birkaç ayrı yayın yapmaya çalışabilirler,
dilimleme
(salami slicing) yoluna gidebilirler veya araştırma sonuçlarını iki
ayrı
yerde yayımlayabilirler (duplication). Bu, fark edildiği takdirde etik
bir
sorun olarak kabul edilir. Bu tür baskılar ve güdülerle bilimde
niteliğin feda
edilmesi, sonuçta, yazarın kendisine zarar veren bir olaya dönüşür.
Yayı
n listesinin çok uzaması bir bilim insanının bilimsel saygınlığını her
zaman
artırmaz. Niteliğin önemini yansıtmak bakımından bazı enstitüler ve
federatif
kuruluşlar (ABD ve Avrupa'da) son zamanlarda yayın sayısına ölçülü
bir sınır koyan politikalar benimsemeye başlamışlardır. Bunlar bireyin
işe
atanması, akademik yükselmesi veya araştırmalarına maddi destek
(grant)
almasında değerlendirilmektedir.
Bilime, önlenebilir yanlışları sokmak, hatalar veya ihmallerle dolu
araştırmalar yapmak, bu hatalar daha sonra düzeltilse bile bilime
zarar verebilecektir.
Bilim ortamındaki kuşkuculuk araştırmalarda yapılan bu tür
hataları zamanla ortaya çıkaracak ancak bu, gereksiz yere zaman
harcanması
na neden olacaktır. Bilim dünyası daha önceki araştırıcıların
yaptıkları
çalışmalara güvenmeli ve onların üzerine yeni bilgiler geliştirme
çabası
içine girmelidir. Emek ve zaman yanlışların düzeltilmesi için
yitirilmemelidir.
Dürüstçe çalışırken yapılabilen yanlışlar ile disiplinsiz çalışma
sonucu
ortaya çıkan yanlışlardan başka üçüncü bir kategori daha vardır. Bu da
doğrudan ve istemli olarak yalan söyleme ve aldatma, hatta kasıtlı
yanıltma
eylemidir. Bunlara topluca bilimde etik dışı ya da kusurlu davranış
(scientific misconduct) adı verilir. Bilimde etik dışı davranış için
aldatmaca
ya da dolandırıcılık (scientific deception veya fraud) terimleri de
kullanılır.
Yapılan bazı çalışmalara rağmen, bilimde etik dışı davranış konusunda
sı-
nırları çizilmiş ve bilim dünyasının kabul ettiği bir tanımlama henüz
yoktur.
Bilimde etik dışı davranış genelde bilimsel makalenin dergiye
gönderilmesi
ile birlikte başlayan süreçte ortaya çıkar. Eğer bilimde bu tür bir
davranış olayı ortaya çıkmışsa, yazar-editör-hakem üçlüsünden herhangi
biri bundan sorumlu olabilir. Bilimde kusurlu davranış büyük
çoğunlukla
makaleyi gönderen yazardan kaynaklanır. Çok seyrek olarak da editör
veya
hakemden kaynaklanan kusurlu bir davranış olabilir.


Bilimde etik dışı davranış türleri aşağıda yeniden ele alınmıştır:
Disiplinsiz (Dikkatsiz veya Özensiz) Araştırma
Bunlar, kasıtlı olmayan bazı hataların yapılmış olduğu
araştırmalardır. Burada araştırmacı iyi niyetli olduğu halde bilmeden
hatalar yapar. Genellikle bunlar, telafi edilmesi mümkün olan ve
bilime büyük
zarar vermeyen olaylardır. Aslında ciddi bilim dergilerinde editör-
hakem
ikilisi bu hataları taşıyan makalelerin yayımlanmasını en aza indirir.
Yinelenen Yayın (Duplication)
Yinelenen yayın, aynı bilimsel araştırmanın birden çok dergiye
yollanarak
yayımlanması olayıdır. Mizahi bir terimle salam dilimleme de (salami
slicing) denir. Tüm araştırma makalesi doğrudan iki ayrı dergide
yayım-
lanabileceği gibi, gereksiz yere bölünerek ve hafifçe değiştirilerek
birden
çok dergide yayınlatılabilir. Bilimsel dergi editörleri bu sık görülen
durumdan çok şikâyetçidirler ve yollanan makalenin başka yerde
yayımlanmayaca
ğına dair ‘yazılı olur’ isterler. Ayrıca, bazı bilim dergileri daha
önce
kendilerinde yayımlanmış makalelerin başka dergilerde çıkması
durumunda
bunu açıkça ilan ederler. Bazı bilimsel dergiler bu tip yazarları kara
listeye alırlar.
Sahtecilik, Saptırma veya Aldatmaca (Falsification)
Sahtecilik bilimsel verileri istemli olarak değiştirme olgusudur.
Burada
ya doğrudan doğruya deney verileri üzerine bazı istatistik
manipulasyonlar
yapılmışltır, ya da ortaya çıkan verilerin en uygun olanları alınıp
uygun
olmayanları atılmış, böylece ahlak dışı bir yoldan bilimsel
varsayımlar
güçlendirilmeye çalışılmıştır. Bu gibi sahtecilik olguları muhtemelen
daha
sıktır; çünkü bunların ortaya çıkartılması zordur. Bu nedenlerle ciddi
bilim
dergileri verilerin ve kullanılan istatistik yöntemlerin çok ayrıntılı
şekilde
yazılmasını isterler.
Uydurmacılık (Fabrication)
Kuru laboratuarcılık (dry labbing), masa başı araştırma (desk
research)
gibi terimler de uydurmacılığı belirtmek için kullanılmaktadır. Bu-
rada kifli, hiç araştırma yapmadığı halde veya yarım-yamalak verileri
alarak
çok uygun yöntemler kullanmış ve çok uyumlu veriler elde etmiş gibi
sözde
bir bilimsel makale yazar. Bu tür uydurma yayınlar çok önemli
araştırma
merkezlerinden de çıkabilmektedir. Daha da kötüsü, bu hayal gücüne
sahip, çalışmadan sonuçlar uyduran kişilerin bazı araştırmalarının
bilimsel
ve ekonomik destek aldığı bile görülmüştür. Böylesi makalelerin
etkileme
ve ağırlık katsayısı (impact factor) ve makale reddetme oranı yüksek
olan
ciddi bilimsel dergilerde basılma oranı düşüktür. Makaleyi para
karşılığı
basan dergilerde uydurmacılık daha sık görülebilmektedir. Daha önce
söz
edilen bu tür dergilerin etkileme ve ağırlık katsayısı çok düşüktür ve
ço-
ğu SCI taraması içine girmemektedir.
Aşırmacılık (Plagiarism)
Aşırmacılık için haksız kullanma, kendi adına geçirme, intihal,
yağmacılık ve korsanlık gibi terimler de kullanılmıştır. Temelde
aşırmacılık
başkalarına ait olan araştırma verilerinin, olduğu gibi, kaynak
bildirilmeden
ve kendi araştırma verileri imiş gibi yayımlanmasıdır. Hakemle
değerlendirme -peer review- sisteminde hakemin, kendisine yollanan
bilimsel
makaledeki yeni yöntem veya bilgiyi kaynak bildirmeden kullanmas›,
haksız kullanma, kendi adına geçirme ya da uygunsuz mal edinme -
misappropriation-
olarak isimlendirilir. Aşırma (plagiarism) için daha geniş bir
tanımlama da şöyle yapılabilir: Bir başkasına ait olan bir fikrin,
buluşun,
araştırma sonuçlarınn veya araştırma ürünlerinin bir bölümünün ya da
tümünün, hatta kitapların tümünün ya da bir bölümünün kaynak
gösterilmeksizin
istemli olarak kopya ya da tercüme edilip yazarın kendi üretimi
imiş gibi gösterilmesine aşırma denir. Aşırma çalma, yağmalama
anlamına
gelir. Aşırmacılık açısından bilimsel yayın ile popüler-eğitimsel
yayın arası
nda bir ayrım yapma gereğini tartışanlar ve popüler yayınlarda yazarın
daha serbest ve özgür bırakılması gerektiğini öne sürenler vardır.
Ancak,
bu görüş doğru değildir. Burada bilimsel buluş ve özgün araştırma
verilerinin
topluma kazandırılması söz konusudur. Bu nedenle de tam tersine,
bilimsel ürün üretenlere saygı gereği, çok daha dikkatli olmak
zorunlulu-
ğu vardır. Diğer bir deyiş ile, aşırma popüler yayınlarda da etik dışı
davranış
kapsamına girer.

Bilimde Etik Dışı Davranışların Nedenleri
Bilimde etik dışı davranışların başlıca nedenleri aşağıda
açıklanmaktadır:
1. Nedenlerin başında bireylere akademik aşamaların başlangıcında
bilimsel araştırma eğitiminin ve disiplininin verilmemesi, bilimsel
araş-
tırma etiğinin öğretilmemesi yer alır.
2. Yükselme ve eşitleri arasında kabul görme gibi insan doğasının
parçası
olan ve insanlığın yaptığı atılımlarda da belirleyici bir rol oynayan
duygular aşırı hırs derecesine vardığında, bilimsel etiğin çiğnenmesi
olasılığı artabilir. Kendilerine toplumda, üniversite ve bilim
çevrelerinde
yüksek yer edinme duyguları, genç bireyleri uydurmacılık, yinelenen
yayın, sahtecilik veya aşırmacılık gibi etik dışı davranışlara
götürebilir.
Üne kavuşma ve onu koruma duyguları bilimsel araştırmalarda
deneyimli ve alanında nispeten yer edinmiş bireyleri bile etik dışı
davranışlara götürebilir.
3. Üçüncü neden, fazla sayıda yayın yapılması ile bilimde saygınlığın
her zaman artacağı yanılgısıdır ve aynı çalışmanın ufak
değişikliklerle
yinelenerek farklı dergilerde yayımlanmasına (yinelenen yayına) neden
olabilir.
4. Parasal destek alan kurumlar ve burada çalışan bilim insanlarının
al-
dıkları maddi destekler ile hızla yayın yapmağa zorlanmaları bir diğer
nedendir. Elde edilen burs, proje veya sanayi desteğini yitirmemek
için de bilimde etik dışı kusurlu bir davranışa sığınılabilir



Bilimde Etik Dışı Davranışlar Nasıl En Aza indirilebilir?
Buna yönelik genel bir eğilim ve tavır bulunmamakla birlikte kusurlu
davranışları engelleme konusunda bazı fikirler belirginleşmiştir.
1. Bilimde araştırma eğitimine ve öğretime önem vermek gerekir.
Genç bilim insanı adaylarına araştırmanın nasıl yapılacapını öğretip,
onlara danışmanlık hizmeti verilmelidir. Bilimsel araştırma danışma
merkezleri kurulmalıdır. Bu kurumlarda rasgele bireyler değil,
gerçekten
bilimsel deneyimi olan dürüst, saygın bilim insanları bulunmalı
dır.
2. Araştırmada çok deneyim kazanılsa bile, etik kurallara her zaman
önem verilmelidir. Deneylere ait tüm belgeler ve veriler en az beş yıl
el altında bulundurulacak şekilde arşivlenmelidir.
3. Genç araştırmacılar denetimi daha kolay ve daha basit olan araş-
tırma projeleri ile işe başlamalı, böyle yönlendirilmelidir.
4. Yayın sayısı ile birlikte yayın niteliğinin (örneğin atıf
sayılarının) de
önemli olduğu vurgulanmalıdır. (Doğa ve sağl›k bilimlerinde örneğin,
arşiv taraması niteliği taşıyan makaleler değil de tasarım ve
varsayımı
olan makaleler teşvik edilmelidir. Uluslararası yayınlar gözden
geçirilirken yayının uluslararası etkinlik ve ağırlık katsayısı yüksek
dergilerde
basılıp basılmadığına dikkat edilmelidir).
5. Araştırmacıların üzerindeki mali ve idari baskıların kaldırılması
hedeflenmelidir. Kendilerine iyi araştırma olanakları sunulmalıdır.


KAYNAKLAR
1. Akpınar, C. et al: Etik Bunun Neresinde? Ankara Tabip Odası
Yayınları.
No: 1 Funda Matbaac›l›k, Ankara, 1997.
2. Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü: Toplum ve Etik,
Ankara
Üniversitesi 1995.
3.TÜBİTAK: Yayın Etiği Sempozyumu, 15 Kasım 1996.
4. Ertekin C. , Berker N. , Tolun A. , Ülkü D. Türkiye bilimler
akademisi bilim etiği komitesi
TÜRKİYE BiLİMLER AKADEMİSİ YAYINLARI Sıra No: 1 ISBN: 975-8593-12-9
Birinci Basım: Mayıs 2002
Tübitak Matbaası Ankara, 2002

050415023 Öznur HOROZOĞLU

unread,
Jul 13, 2009, 9:33:22 AM7/13/09
to İstatistiksel Danışmanlık

Bilimsel Bilgi Üretiminde Yayın Etiği

Anahtar kelimeler: bilimsel yayın, etik ihlali, tıp

Bilimsel tıbbi bilginin yaygınlaşmasında, tartışmaya açılarak yeni
yönlerin ortaya çıkarılmasında, yeni bilimsel katkıların
yapılabilmesinde bilimsel yayıncılığın kuşkusuz çok önemli bir yeri
bulunmaktadır. Bu yönde harcanan nitelikli çabanın somut sonuçlarını
yıllar içinde ülkemiz kaynaklı makalelerin uluslararası düzeyde
ulaştığı noktadan çıkarmak da mümkündür. Ancak niceliksel olarak
bulunduğumuz yer bir yana bırakılırsa, yayın sürecimizi niteliksel
olarak da ele alıp, bu süreci etik açıdan olduğundan daha "iyi" duruma
getirebilmek için; nelerin sorun olarak görülebileceğinin farkına
varabilmek, çözüm yolları üretebilmek gereklidir.

Bilim insanlarının toplumda, "seçkin" bir konumda bulundukları ve bu
durumlarının uğraşlarından kaynaklandığı, en azından teorik düzeyde,
söylenebilir. Ama sadece "uğraşlarının erdemi" onların bu statülerini
uzun süre güvenceye almaktan yoksundur. Bu nedenle, bilim üretenler
işlerinin doğası gereği özel sorumluluklara sahip olmalıdırlar. Bu
sorumluluklardan, burada vurgulanacak olan; "dürüstlük" ya da "bilim
üretirken ve yayınlarken dürüst olmak" tır. Bu kavram hem düşünsel,
hem de davranışsal düzeylerde araştırma ve yayın etiği açısından
merkezi bir konumda bulunmaktadır.

Öncelikle, araştırmanın yapılabilirliliği konusunda yeterince
"donanımlı" olup olmadığı, araştırıcının sorgulamasını gerektiren bir
durumdur. Burada sözü edilen donanımlılık; hem kuramsal bilgi
düzeyinde, hem de teknik olanaklar düzeyinde donanımlı oluştur. Bu tür
bir sorgulama sonrası, donanımlı olmadığımıza karar verip o
araştırmadan vazgeçebilme dürüstlüğünü kaçımız gösterebiliyoruz, ya da
genç meslektaşlarımıza önerebiliyoruz? Araştırma verilerinin
toplanması aşamasında objektiflik, verilerin "müdahalesiz" elde
edilmesini zorunlu kılmaktadır. Araştırıcının deney sonuçlarıyla
"oynayarak" ya da hiç deney yapmaksızın "sağladığı"; Batıda "dry-lab"
denilen yolla edinilmiş sahte veriler, etik dışı olarak
değerlendirilmektedir. Elde edilen verilerin, yanlış bir etki
yapmasına yol açacak biçimde ön yargı ile sunulmaları da araştırma
etiğiyle bağdaşmamaktadır. İzni olmaksızın bir başkasının basılı
materyalini (düşüncelerini, çizimlerinin, verilerini vb) kullanmak
çalıntı yapmaktır, bu davranış "bilimsel hırsızlık" olarak
değerlendirilebilir mi? Öyle olsa gerekir.

Yayın aşamasında korsanlık, yani başka araştırmacıların verilerini
izinsiz kullanmak, ya da yağmacılık (aşırmacılık) olarak adlandırılan;
yani başkalarına ait yazıları, çalışmaları kendisine aitmiş gibi
sunmak başlıca iki etik dışı örnektir. Haksız imza konusu da yayın
etiği açısından üzerinde durulması gereken konulardandır. Bir
çalışmaya emek vermemiş kişilerin adlarının o çalışmadan yola
çıkılarak hazırlanmış makalede yer alması ne kadar etik dışı ise,
çalışmaya emek verdiği halde adları yayına hiç giremeyenlerin durumu
da yayın etiğine aykırı bir başka durumu sergiliyor olsa gerektir.
Araştırma sonuçlarını yayınlarken kimin/kimlerin adları yazılacaktır?
Ad sıralamasını belirleyen çalışmaya verilen emek mi olmalıdır, yoksa
akademik unvanların hiyerarşisi daha fazla mı belirleyici olmaktadır?
Çalışmaya katkısı olmamış birinin adının sıralamada yer alması yayın
etiğiyle ne derece bağdaşır bir durumdur? Bu durumlarla, muhtemelen
çoğumuz karşılaşmışızdır. Yine muhtemelen birçok kez bu soruları
kendimize yöneltmişizdir. Ancak, yine muhtemelen, hesaplaşmamız
"bireysel ve içimizden" olmuştur ya da sınırları, çok çok, dost
sohbetlerimizi aşamamıştır. Oysa durum, aslında, daha "kollektif" ve
daha "yüksek sesli" bir sorgulamayı gerektirmektedir.
Yayın etiği açısından sadece araştırıcılar değil; editörlerin de
sorumlulukları bulunduğu dile getirilmelidir. Bu sorumluluk;
danışmanların seçiminden, gündemin belirlenmesine ilişkin farklı
biçimlerde ve editörlerin yazılar üzerinde çeşitli "kalem oynatmaları"
yapma haklarının bulunup bulunmadığına ilişkin çeşitli boyutlarda
editoryal etik açısından ele alınmalıdır.


Sonuç ve öneriler

Ülkemizde yayınlanan ve TÜBİTAK Türk Tıp Dizinine giren dergilerin
editörlerine; Dergi ile ilgili genel bilgiler; Derginin yayın
politikasına, Danışmanlara, Yazarlara, Editörün kişisel özelliklerine,
Editörlüğe ve Yayın kuruluna ilişkin bilgiler olmak üzere 7 bölümden
oluşan bir anket formu 2000 yılında gönderilmiş ve yüzde 47'sinden
yanıt alınmıştır. Dergilerin ancak üçte birine yakınının 1980 öncesi
yayın hayatlarına başlamış olması ve bu tarihten sonra çıkmaya
başlayanların sayısında önemli bir artışın olması; bu tarihte yapılan
üniversite akademik koşullarının düzenlenmesine ilişkin yasal
değişiklikleri ve akademik yükseltmeler için yayın yapma
zorunluluğunun bir sonucu olduğunu akla getirmektedir.
* Dergilerin büyük ölçüde reklamlar aracılığı ile ilaç endüstrisi
tarafından beslenerek desteklendiği açıkça görülmektedir.
* Dergi editörlerinin yüzde doksan üçü tarafından, dergide makale
yayınlanmadan önce yazarlardan imzalı başvurularının istendiği ifade
edilmiştir ki, bu oldukça düşündürücüdür. Zira, yakın bir tarihte
Türkiye kaynaklı bir makalenin neden olduğu "yazarlık hakkı
tartışması" dikkate alındığında, ülkemizde bu konuya yeterince
duyarlık gösterilmediği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla, bu oranın bu
denli yüksek bulunması inandırıcı olmaktan uzaktır.
* Dergi editörlerinin yüzde 63 oranında araştırmacı/yazarlardan,
araştırmaları ile ilgili etik kurul onaylarını da istediklerini ifade
İlaç Araştırmaları Yönetmeliği ile Etik Kurulların oluşturulmasının
yasal bir zorunluluk haline getirilmesi ile uyumlu görünmektedir.
* 1993 yılında TÜBİTAK tarafından Tıp Dergilerinde araştırmalara yer
verilmesi ile ilgili olarak belirlenen kuralların dergilerin içeriğine
yansıdığı, bu çalışmada da ortaya çıkmaktadır.
* "Bir dergide yayın etiğine uymayan durumlar" başlığı altında,
editörlerin değindikleri başlıca durumlar, "başkalarına ait bilgi,
vaka ya da verilerin izinsiz ve kaynakçada gösterilmeden yayınlanması"
ve "başkalarına ait eserlerden yine kaynak verilmeksizin alıntı
yapılması" birleştirildiğinde, bu oran ancak yüzde kırka çıkmaktadır.
Oysa, bilimsel dürüstlük kavramı içinde düşünüldüğünde, bu oranın çok
daha yüksek olmasının gereği vurgulanmalıdır.
* Editörlerden yüzde doksan beşi, danışmanların izlemek zorunda
oldukları değerlendirme ölçütlerinin var olduğunu ifade etmiş olmakla
birlikte, konu irdelendiğinde, bunlardan bir kısmının yanıtsız
bırakılması ya da "serbest bırakılıyor" gibi cevaplar alınması
düşündürücüdür.
* Verilen yanıtlardan editörlükle ilgili bir görev tanımı için net bir
çerçeve oluşturulması mümkün olamamaktadır. Zira yanıtlar "bütün
işlerden sorumlu olmak" ile "bilimsel yönlendirme yapmak" arasında
geniş bir yelpazede yer almaktadır.
* Yine, editöryal yetki ile ilgili olarak da "yazım hatalarını
düzeltmek"ten "referansları çıkartabilme" ve "her aşamada müdahale
edebilmeye" kadar varan yanıtlarla karşılaşılmıştır.
* Yayın kurullarının görev tanımları ile ilgili belirsizlik de
editörlük konusundaki durumla benzerlik göstermektedir.

Editörlerin ve yayın kurullarının görev tanımlarındaki
belirsizliklerin giderilmesi ve yayın etiği başlığı altında
editörlerin sorumluluklarının, yetkilerinin ve müdahale alanları ile
"kaliteli ve özgün araştırma"nın özelliklerinin belli standartlar
gözetilerek netleştirilmesinin ve ülkemizdeki tüm yayın sorumluları
tarafından benimsenmesinin gereği çok açıktır.

Burada vurgulanması gereken bir başka nokta ise, son yıllarda akademik
yükseltilmelerle ilgili olarak gündeme getirilen dış yayın
zorunluluğunun, ülkemizdeki bilimsel yayın ortamına ekleyebileceği
yeni sorun alanlarının dikkatle ve yeterince değerlendirilmesinin
gereğidir.

Yayın etiğinin sadece araştırıcıların disiplinli ve dürüst
çalışmalarına indirgenemeyeceği, bir çok değişkenle belirlenen bu
ortak tablonun öteki değişkenleri olan editörlük, hakemlik, yayın
politikaları.... gibi öğelerin de etik açıdan sorgulanması gerektiği
açıktır. Hem bilimin doğası gereği, hem de bilim toplumunda "publish
or perish" gibi bir ilke geçerliyken, araştırıcılar çalışma
sonuçlarını yayınlamak zorundadırlar. Ancak etik dışı örnekler, bu
anlamda "yayınladığı halde yok olanlar" kategorisini, ne yazık ki,
oluşturmaktadır. Bu kategoriye dahil edilerek, adları bu sınıfta
anılan bilim insanlarının her zaman ihmal edilebilir sayıda kalmaları
dileğiyle....

Kaynaklar

http://www.ulakbim.gov.tr/cabim/vt/uvt/tip/sempozyum1/barda.pdf

1. Yankauer A: Editor's report: scientific misconduct and the
responsibility of journal editors. American J Public Health 1990
April, 80(4): 399- 400.
2. Arda B: Tıp araştırmaları açısından bir değerlendirme: Araştırma
etiği. Sendrom 12: 45 - 48, 1992.
3. Arda B: Etik açıdan bilimsel araştırma ve yayın etiği.
Dermatopatoloji Dergisi: 3: 146 - 149, 1994.
4. Kansu E: Bilimsel yanıltma ve önlenmesi. TÜBA Dünyada ve Türkiye'
de Bilim, Etik ve Üniversite. S. 71 - 75, Ankara, 1994.
5. Kansu E, Ruacan Ş: Bilimsel yayıncılık ve editörlük etiği.
Biyoetikten Seçmeler. S.46 - 47, Biyoetik Derneği Yayını No: 1,
Ankara, 1996.
6. Smith R: Misconduct in research: editors respond. BMJ 1997 Jul 26;
315(7102): 201 - 2.
7. Williams N: Editors seek ways to cope with fraud. Science 1997
November 14; 278(5341): 1221.
8. Editors and ethics Nat Med. 1997 December; 3(12): 1301.
9. Benatar SR: Editorial ethics BMJ 1998 January; 316: 155-156
10. Committee on Publication Ethics: the COPE Report 1999.
11. Arda B: Yayın etiği. İyi Klinik Uygulamalar, Tasarımdan Yayına
Bilimsel Araştırmalar, Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi
Yayını. S: 149 - 162, Ankara, 1999.
12. Arda B: Yayın etiği üzerine. Bilim ve Teknoloji Dergisi Anadolu
Üniversitesi 1(1): 221 - 223, 2000.



050415012 Yasemin ÇÖMEZ

unread,
Jul 13, 2009, 11:49:39 AM7/13/09
to İstatistiksel Danışmanlık, yasmi...@gmail.com
Anahtar kelime:etik,etik ihlali

TIBBİ MAKALE YAZIMI
Bilimsel makaleler, bilimsel prensiplere ve etik kurallarına uygun
olarak yapılan ve bilgisel formlarda yazılarak basılan çalışmalardır.
Bir tıbbi bilimsel çalışma, öngörülen bir hipotez çerçevesinde yeterli
gözlem ve deneye dayanılarak sonuca ulaştırılıp yazı haline getirilip
yayınlanırsa "TIBBİ MAKALE" olarak adlandırılır.

Bir Tıbbi Çalışmanın Kurgulanması;
1. Konunun seçimi
2. Ön taslağın yapılması - planlama
3. Çalışma bibliyografisinin hazırlanması
4. Eldeki veriler ile çalışmanın ana hatlarının belirlenmesi
5. Çalışma protokolünün yapılması
6. Çalışmaya başlama ve sonlandırma
7. Yazım, redaksion ve basım

Çalışmanın planlaması yapılırken;
1. Akla gelen fikir veya soru değerlimidir?
2. Pratik midir?
3. Yeterli zaman ayrılmış mıdır?
4. Bu çalışma veya benzeri bir çalışma daha önce yapılmış mıdır?
5. Ne gibi bir sonuca ulaşılması umulmaktadır?
6. Konu hakkında çalışma arkadaşları ne düşünmektedirler?
7. İstatistik desteği gerekmekte midir?

Çalışmaya başlandığında en sık karşılaşılan yanlışlar;
1. Denek sayısının yetersizliği
2. Kontrol grubunun yokluğu veya uygunsuzluğu
3. Çalışma dışı bırakılanların bildirilmemesi
4. Yanlış yorumlama
5. Yanlış istatistik kullanma




De BAKEY kriterleri:
1. Yeni olmak
2. Gerçek olmak
3. Önemli olmak
4. Anlaşılır olmak

ARAŞTIRMA BİLDİRİLERİNİN YAPISI
Araştırma bildirilerinin yapısı, en yaygın biçimde "IMRAD" kısaltması
ile tanımlanır.
I - Intradaction (Giriş)
M - Methods (Metotlar)
R - Results (Sonuçlar)
A - And (ve)
D - Discussion (Tartışma)

TIBBİ MAKALE YAZIM AŞAMALARI
A-YAZIMDAN ÖNCE B-TIBBİ YAZININ BİÇİMİ
1. Hazırlık Aşaması 1. Başlık
2. Verilerin toplanması 2. Yazarların adları
3. Derginin seçimi 3. Giriş
4. Makalenin yazarlarının belirtilmesi 4.
Gereç ve yöntem
5. Etik kurallar 5. Bulgular

6. Tartışma

7. Özet ve sonuç

8. Abstrakt

9. Appendiks

10. Kaynaklar





1. Hazırlık Aşamaları:
* İlk basamak literatürün gözden geçirilmesidir.
Tıbbi bilgileri toplamanın çeşitli yolları vardır. Bunlar içinde
en yaygın olarak kullanılan, ABD'deki National Library of
Medicine nın kayıtlarının taranmasıdır. Bu amaçla İndex Medikus
ve Medline taramaları yapılabilir.

* İkinci basamak ise yapılması istenen araştırmanın
giriş ve tartışma bölümlerini de kapsayan bir taslak hazırlamaktır.
Olası sonuçları önceden bilmek ve en iyi şekilde nasıl sunulacağını
tasarlamak gerekir

2. Verilerin Toplanması:
* Veriler toplanırken ayrı ayrı formlara kaydedilmelidirler.
* Her kişi veya çalışma ünitesi için ayrı bir kayıt tutulmalıdır.
* Orijinal kayıt formları dosyalanarak saklanır.
* Veri girişi ve analiz konularında istatikçi yardımı alınabilir.

3. Derginin Seçimi:
* Bu yazı ile ulaşılmak istenenler veya yazının kimlerin
ilgisini çekmesini ummaktasınız? Pratisyenler, cerrahlar,
biyokimyacılar, genetikçiler mi? Yoksa daha geniş bir kitle mi?
* Yazınız derginin istediği nitelikte mi?
* Seçilen dergi yazınızla benzer nitelikleri olan
yazıları ne sıklıkla yayınlıyor?
* Derginin sirkülasyon ve sitasyon derecesi nedir?
* Derginin makaleyi aldıktan sonra yayınlamasına
kadar geçen süre ne kadardır?
* Derginin yazıları reddetme hızı ne kadardır?
* Editör ve eleştirmenlerinin tutumu
yapıcı ve olumlu mudur?

Derginin son sayılarının gözden geçirilmesinde
büyük fayda vardır.
* Yazılar ne kadar uzunluktadır?
* En çok kimin yazısı yayınlanmıştır?
* Kaç kaynaktan yararlanılmıştır?
* Kaç tane şekil ve resim kullanılmıştır?
* Editörün seçimini belirleyen tipik
özellikler belirginmidir?


4. Makalenin Yazarlarının Belirtilmesi:
Çalışmanın yapılmasında ve yazının ortaya çıkmasında emeği
geçen herkesin adlarının yazıya konması gerekir. Bunun aksi
etik olmayan bir davranıştır. İlk yazar her zaman çalışmaya en
fazla katkısı olan kişidir. Diğer kişiler ise görüş ve fikirleri ile
araştırmayı zenginleştiren veya veri toplanmasında emeği olan
kişiler olmalıdır. Salt idareci konumunda olmasından dolayı
veya arkadaş hatırı için yazıya isim konulmamalıdır.
5. Etik Kurallar:
* DÜRÜSTLÜK: Verilerin değiştirilmesi veya veriler
üzerinde oynanması er veya geç ortaya çıkacaktır ve çalışma
geçersiz olacaktır. Veriler her ne olursa olsun dürüstçe sunulmalı
ve hiçbir zaman aldatma gibi bir tutuma girilmemelidir.
* DEĞER VERME: Yazıda sözü edilen görüşler eğer
bir başkasına ait ise bu durum yazıda belirtilmelidir.
* DİĞER ETİK KURALLAR: Yazı aynı anda tek bir
dergiye gönderilmelidir. Çalışmanın bir bölümü daha öncesinde
yayınlanmış ise bu daha önceden belirtilmelidir.

TIBBİ YAZININ BİÇİMİ
1- Başlık;
* Basit, kısa, ilginç olmalıdır.
* 10-12 kelimeyi geçmemelidir.
* Göz alıcı olmalıdır.
* Gramer olarak doğru olmalıdır.
* Hedef derginin okuyucusuna hitap etmelidir.
* Buyurucu olmamalıdır.
* Çalışma amacı ile uyumlu olmalıdır.
* Çalışma düzenine işaret etmelidir.
* Makalenin konusunu (sonuçlarını değil) yansıtmalıdır.
* Genelde kabul görmeyen kısaltma içermemelidir.

2- Yazarların Adları:
* Yazarın adı başlığın hemen altına yazılır. Eğer
birden fazla yazar var ise öncelikli olarak çalışmaya en fazla
katkısı olan kişi yazılmalıdır.
* Kağıdın alt kısmına ise iletişim kurulacak olan
yazarın adı, adresi, telefon ve fax numaraları ve mail adresi
yazılmalıdır.



3. Giriş:
* İyi bir giriş bölümü yazının "niçin" yazıldığı
sorusuna cevap verir ve olaya ilgiyi çeker. Giriş bölümü
çalışmanın kapsamını ve amacını içermeli ve okuyucuya
gerekli olan bilgileri vermelidir. Giriş bölümü çalışmanın
karmaşıklığı ve türüne göre birkaç cümle ve 1 - 2 sayfa
uzunluğunda olabilir.
* Daha sonra olgunun tarihsel gelişimi, şu ana
kadar yapılan çalışmalar anlatılmalı ve kendi çalışmanıza
temel hazırlanmalıdır.
* Bu çalışmanın niçin yapıldığı açıklanmalı ve
kullanılan terimler belirtilmelidir.
* Giriş bölümü şimdiki zamanda yazılmalıdır.
4. Gereç ve Yöntem ( Materials and Methods ) :
* * Bu bölüm yazının "nasıl", "ne" sorularını yanıtlar.
Çalışmanın nasıl yapıldığını açıklayan bu bölüm geniş zamanda
yazılmalıdır.
* * Veri kaynakları, çalışma düzeni, analiz tipi bu
bölümde belirtilmelidir.
* * Başkalarının, çalışmanın geçerliliği hakkında
karar verebilmeleri ve gerekirse tekrarlayabilmeleri için çalışma
hakkında gerekli bilgi bu bölümde verilmelidir.
* * Yöntem iyi düzenlenmiş ise bu bölüm kısa yazılmalıdır.
Eğer yöntem tartışmalı ise bu bölümde daha fazla ayrıntıya
girilebilir.
5. Bulgular ( Results ) :
* Bu bölümde hiçbir yorumda bulunulmadan bulguların
açıklanması gerekir.
* Okuyucuların ilgisini en çok çeken bölüm olduğu için
bu bölüm yazının " KALBİ" niteliğindedir.
* Temel olgu, verileri en etkili şekilde sunmaktır.
* Bu bölüm geniş zamanda yazılmalıdır.
* Şekiller ve tablolar
6. Tartışma ( Discussion ) :
* Bu bölümde " o halde ne olacak? " sorusunun
cevabı verilir.
* Bulguların yorumu nedir? Bu bulgular, ilgili
konuda ki bilgilere ne gibi katkılarda bulunacaktır? Bunların
bilimsel veya klinik kullanımları nasıl olacaktır? Soruları bu
bölümde cevaplanmalıdır.
* Bu bölümde bulguların yorumu yapılarak kuramın
geliştirilmesi gerekir. Böyle bir tartışma, okuyucunun konu
ile ilgili olarak daha ileri araştırmalar yapmasına olanak sağlar.
* Tartışma bölümü şimdiki zamanda yazılmalıdır.
7. Özet ve Sonuç:
Bu çeşit bir sonlandırmanın yerine artık abstrakt kullanılmaktadır.
Ama bir dergi böyle bir bölümün olmasını öngörüyor ise, çalışmanın
ana kuramını ve bulgularını özetleyen bir yazı yazılması ve
gerekiyorsa önerilerde bulunulması gerekir.


8. Abstrakt:
* Bu bölüm aslında bir özet olup amacı
okuyucunun ilgisini çekmektir.
* Tüm yazı bitirilip kabul edilmeye hazır
bir duruma getirildikten sonra abstrakt yazılmalıdır.
* Abstraktta; amaç, yöntem, bulgular ve
çalışmanın anlamı açıklanmalıdır.
* Abstrakt geçmiş zamanda yazılmalıdır.
* Açıklık ve etkinlik sağlamak için kısa
cümleler ve etken fiiller kullanılmalıdır.
* Abstraktın uzunluğu dergiye göre değişmekle
birlikte genellikle 100 - 200 kelime arasında olmalıdır.
9. Kaynaklar;
. Referansların hedef derginin formatına uygun
olarak yazılması gereklidir.
. Makale içi referans numaraları ile referansların
sırasının kesinlikle tutarlı olması gerekir. Aksi durumda
hakem ve editör, araştırmanız ve yazınız için yeterli
özeni göstermediğinizi düşünebilirler.
. İdeal referans sayısı 20-40 arasıdır. Çoğu dergi
25'in üstünde referansı
önermemektedir.
. Referansların sadece güncel olması değil o konuda yapılmış en
önemli
çalışmaları da (eski tarihli olsa da) içermesi gerektiğinden,
kaynak seçiminin dikkatle yapılması gerekir.


*Kaynaklar:
1. Prof. Dr. Niyazi KARASAR. Bilimsel Araştırma Yöntemi, 1995.
2. Prof. Dr. Niyazi KARASAR. Araştırmalarda Rapor Hazırlama, 1995.
3. Prof. Dr. Mahir PAMUKÇU, Prof. Dr. Sabri DİLMEN. Bilimsel
Araştırma ve Yayınlarda Temel İlkeler, 1975.
4. Adwardh J. HUNT. Tıp Araştırmalarında Bilimsel Değerlendirme ve
Sunuş.
5. Faik ÇELİK. Tıbbi Makale ve Tez Yazım Kuralları.
6. Dr. Nazan BİLGEL. Tıbbi Bir Yazı Nasıl Yazılır.



050415020 Erman Oğuz FERAH

unread,
Jul 13, 2009, 3:09:37 PM7/13/09
to İstatistiksel Danışmanlık
Anahtar kelimeler: Bilim, bilimsel düşünce, etik, etik ihlali

Günümüz koşullarında, ülkelerin bilimsel yöntemleri ve bilimsel
verilere dayalı yaklaşımları günlük yaşamlarında kullanma veya tercih
etme yetenekleri diğer ülkeler içindeki yerlerini ve saygınlıklarını
doğrudan etkilemektedir. Bilime değer vermeyen, bilimsel düşünemeyen
veya sorunlarına bilimsel veriler ve yaklaşımlarla çözüm üretmeye
yanaşmayan ülkelerin, başta sağlık ve eğitim olmak üzere bilime değer
veren ülkelere göre birçok alanda geri kaldıkları açıkça
görülmektedir. Blim, doğru düşünme ve sistematik olarak bilgi edinme
sürecidir. Bilimin amacı, evrende doğru bilgiyi yanlış bilgiden
ayırarak onu sistematik şekilde insan ve insanlık yararını gözeterek
değerlendirmektir."Bilimsel düşünce" bilim çerçevesinde düşünerek yeni
fikirler üretmektir. "Etik", insanlar arasındaki ilişkilerin temelinde
yer alan değerleri, ahlaki bakımdan iyi ya da kötü; doğru ya da yanlış
olanın niteliğini ve temellerini araştıran felsefe dalı olarak
tanımlanmaktadır.
Yüzyıllar boyunca bilim ve bilimsel düşünce "sahte bilim" ve "karşıt
bilim" olarak adlandırabilecek etik dışı saldırıların hedefi olmuştur.
Sahte bilim, bilim yapıyormuş gibi görünme veya bilimi kendi çıkarları
için kullanmaya yönelik davranışlar ile karakterizedir. Her iki
durumda da özellikle bilimi etik kurallar çerçevesinde uygulamama söz
konusudur. Karşıt bilim ise bilime ve bilimsel düşünceye her koşulda
karşı çıkmak, bununla yetinmeyip gerekirse her türlü bilimsel üretimi
ve üreticileri olan bilim insanlarını baskı altına almak ve gerekirse
hiç çekinmeksizin yok etmek davranışı ile karakterizedir.

Etik kusurlara neden olan davranış kalıbının temelinde şu yaklaşımlar
yatmaktadır:
a) Bir şey olmaz abi mantığı
b) İdare et abi mantığı
c) Bak bu seferlik idare ediyorum bir daha olmasın mantığı (bir
defadan bir şey olmaz mantığı)

Bu yaklaşımlara bağlı olarak etik ihlalinin oluşmasını aşağıdaki ana
nedenlere bağlayabiliriz,

Bilimsel Yanıltma Biçimleri:
I. Yazarlık Hakkı Sorunları (Sorumsuz Yazarlık)
II. Korsanlık (plajerizm)
III. Uydurmacılık (fabrikasyon)
IV. Çoklu yayın (duplikasyon)
V. Bölerek yayınlama (salamizasyon)
VI. İnsan-hayvan etiğine saygısızlık
VII. Kaynakların taraflı seçilmesi
VIII. Taraflı yayın (çıkar çatışması)

Yukarıda saymış olduğumuz durumlar etik ihlalinin görünen
sebepleridir. Görüldüğü gibi bu durum tek bir kişi değil birçok
kişiden kaynaklı olaraktan ortaya çıkmaktadır.Bu durumun önüne
geçilebilmesi için yapılan çalışmalar başarısızlıkla
sonuçlanmıştır.Bunun nedeni sorunlara yüzeysel olarak çözümler
getirilmeye çalışılmasıdır,çözüm için çabalamaya genç yaştaki
kişilerden başlanmalıdır ve devamlılığı sağlanmalıdır.
Bilimsel araştırma etiği konusunda ortaya çıkan ve giderek artan
sorunların çözümü için yapılması gerekenler ve öneriler ayrıca şöyle
sıralanabilir.

a) Ülke çapında bilimi ve bilimsel düşünceyi tümüyle özgür kılacak,
genç kuşaklara bilim insanı kimliğini benimsetecek ve bilimsel
araştırmaları özendirecek bir eğitim reformu yaparak analitik ve
eleştirel düşünceye önem veren bir eğitim sistemi kurulmalıdır.
b) Bilime ve bilim etiğine saygılı bir toplum bilinci
yerleştirilmelidir. Bunun için etik eğitimi bilinci daha ilkokulda
verilmeye başlanmalıdır.
c) Bilimsel araştırma laboratuarlarına mühürlü ve denetime açık
laboratuar defteri kullanma zorunluluğu getirilmelidir.
d) Etik ihlaller görmezden gelinmemeli, etik kurullar duyarlı ve etik
bilinci yüksek üyelerden oluşturulmalıdır. Etik kurulların verdiği
kararlar arasında çifte standart olmamalıdır.
e) Yerel etik kurulların çalışmaları sıkı denetlenmeli, çifte
standartlı karar alınması veya kanıtlara rağmen etik kusur
bulunamaması durumunda şikâyet üzerine bu etik kurullarda çalışanlara
yaptırım uygulanabilecek yasal düzenlemeler yapılmalıdır.
f) Yeterli ve geçerli hipotez oluşturup uygun yöntemlerle araştırma
yapabilecek bilim insanları yetiştirilmesine önem verilmelidir. Bunun
için ülkemizdeki bilim insanının niteliği ve görüntüsü
düzeltilmelidir. Akademik aşamalarda liyakat ve etik değerlere saygı
ön plana çıkmalıdır.
g) Yayın olsun torba dolsun mantığı terk edilerek nitelikli yayın
yapma özendirilmelidir.

Kaynaklar

1-Uzbay T. ,Bilimsel Araştırma Etiği, Sağlık Bilimlerinde Süreli
Yayıncılık-2006.
http://www.ulak.net.tr/cabim/vt/uvt/tip/sempozyum4/page19-26.pdf
2-Ruacan Ş. ,Bilimsel Araştırma ve Yayınlarda Etik İlkeler.
http://www.karto.itu.edu.tr/derslerimiz/etik/sruacan2.pdf
3-Bilimsel Araştırmada Etik ve Sorunlar,Türkiye Bilimler Akademisi
Bilim Etiği Komitesi,2002.
http://www.tuba.gov.tr/userfiles/image/files_tr/yayinlar/yayin_data/bilimsel.pdf

050415018 Berkan ERDOĞAN

unread,
Jul 13, 2009, 4:42:40 PM7/13/09
to İstatistiksel Danışmanlık

anahtar kelimeler: etik, bilimsel etik, etik ihlali

"Etik", insanlar arasındaki ilişkilerin temelinde yer alan değerleri,
ahlaki bakımdan iyi ya da kötü; doğru ya da yanlış olanın niteliğini
ve temellerini araştıran felsefe dalı olarak tanımlanmaktadır. Yunanca
ethos (töre, gelenek, alışkanlık) sözcüğünden türetilmiştir. Belirli
ahlak değerlerinden ya da ilkelerinden oluşan sistemler veya kuramlar
için de bu terim kullanılır. Birbiri ile çok yakından ilişkili olan
"etik" ve "ahlak" kavramları arasındaki temel ayrım, etik teriminin,
genel olarak ahlakı konu alan disiplini belirtmesidir. Bu anlamda
etik, ahlak felsefesi ile eşanlamlı kabul edilir.[2] Bilimsel düşünce,
bilimin genel kurallarına uymanın yanı sıra problemlerin çözümüne
yönelirken mutlak doğru sonucu elde etme ve uygulamaya koymada "etik"
olmak zorundadır. Bu çerçevede, bilim alanında bilim etiği veya bilim
ahlakı kuralları söz konusudur.[3,4] Etik temellere dayanmayan bir
bilimsel çalışma bilimin kurallarına tam olarak uysa bile elde edilen
sonuç geçersiz olacaktır. Bilimsel araştırma sürecini kısaca soru
sorma veya sorunu tanımlayarak amaç belirleme (hipotez oluşturma),
uygun yöntemleri kullanarak veri toplama veya veri oluşturma,
verilerin analizi (hipotezi sınama) ve sonuçların yayınlanması
başlıkları altında inceleyebiliriz. Her bir aşama ile ilişkili etik
kurallar aşağıda ayrı ayrı irdelenmiştir. [1]

Hipotez oluşturma:

Gerekli ve doğru oluşturulmuş bir hipotezi sınamayı amaçlayamayan bir
bilimsel araştırma doğru yöntemler kullanılarak veri elde edilse ve
doğru istatistik yöntemlerle veriler analiz edilse bile "etik
değildir". Yani, yapılacak araştırmanın sonunda "Amerika yeniden
keşfedilmemelidir" veya "atılan taş ürkütülen kurbağaya değmelidir".
Bu alanda gördüğümüz etik sorunları maddeler halinde şu şekilde
sıralayabiliriz:
a) Daha önce sınanmış ve sonuçları yayınlanarak üzerinde bilimsel
anlamda fikir birliğine varılmış hipotezlerin akademik aşama tezi
olarak lisansüstü eğitim alan öğrencilere verilmesi ve
sonuçlandırılarak kişiler için gerekli olan unvanın alınması.
b) Daha önce hiç yapılmamış, ancak yapıldığında elde edilecek sonucun
bilimsel anlamda önemli bir gelişme sağlamayacağı açık olan çalışmalar
için hipotez oluşturulması.
c) Klinik araştırmalar ile ciddi biçimde sınanmış ve üzerinde meta
analizlerle ve konuyu irdeleyen ciddi derlemelerle fikir birliği
oluşmuş bazı araştırma konularının hipotez haline getirilerek deney
hayvanlarında da araştırma planlanması.
d) Bilimsel sorunun veya hipotezin o alana özgül yeterli deneyimi ve
birikimi olan kişi veya kişilerce oluşturulmaması.
e) Hipotez oluşturulurken ve uygulamaya sokulurken bunun sağlıklı bir
biçimde sınanması ile ilişkili aşamalarda yeterli ve geçerli
planlamanın öngörülmemiş veya yapılmamış olması.
f) Başkasının fikrinden veya verilerinden esinlenilerek geçerli ve
etkili bir hipotez oluşturulup hipotezin doğrudan kendine aitmiş gibi
ortaya koyulması. [1]

Hipotezi Sınama:

Hipotezi sınama aşamasında karşılaşılan belli başlı etik kusurlar ise
şöyle sıralanabilir;

a) Çalışmanın gerektirdiği etik kurul onayını almadan çalışmaya
başlama.
b) Çalışmanın gerektirdiği koşullara sahip olmayan ortam ve
laboratuarlarda çalışmayı yürütme.
c) Hipotezi sınamaya yetebilecek asgari sayıda denek ile çalışmayı
yürütmemek.
d) Çalışmanın yürütüldüğü laboratuarda yapılan tüm deneysel işlemlerin
kayıt edilebileceği resmi bir laboratuar defterinin bulunmaması:
e) Gerek klinik çalışmalarda gerekse deney hayvanları ile
gerçekleştirilen çalışmalarda bilim insanı için daha zahmetli ancak
denek için daha sıkıntısız bir yöntem varken daha hızlı ve daha etkili
bir sonuç elde edebilmek adına denek için daha sıkıntılı yöntemlerin
kullanılmasını tercih etme.
f) Bir hipotezi sınayarak istatistikçe anlamlı ve geçerli bir sonuç
elde etmesine ve bunu yayınlayabilecek durumda olmasına rağmen yayın
aşamasında çalışmayı tekrar yapmaya gereksinim duyma.
g) Uygun istatistik kullanıldığında anlamsız çıkan ve hipotezin
çürütülmesine neden olan bir sonucun, uygun olmayan bir istatistik
kullanılarak anlamlı ve hipotezi destekler şekilde sunulması. Kısaca
uygun olamayan istatistik analiz kullanma.
h) Hipotezin sağlıklı bir şekilde sınanabilmesi için belli yöntemleri
veya donanımları daha et¬kin kullanabilecek uzmanlık grupları veya
disiplinleri çalışma dışında tutmak.
i) Çalışmayı ucuza mal edebilecek yöntem veya donanımlar var iken daha
pahalı olanların tercih edilmesi. [1]

Sonuçların yayınlanması:

Elde edilen bilginin başka bilimcilerin eleştirisine açılması ve
paylaşılması bilimsel olduğu kadar etik bir zorunluluktur. Yayına
karar verme noktasında dikkat edilmesi gerekenler şunlardır;

a) Elde edilen bilimsel bilgi sınanan hipotezi desteklemiyor ve bu
durum bilimsel bakımdan özgün bir değer ifade etmiyorsa sonuçların
sırf "yayın olsun torba dolsun" mantığı ile yayınlanması doğru
değildir.
b) Belli bir protokol ile yürütülen, birbiri ile bağlantılı çok
merkezli çalışmalarda, elde edilen ilginç bir sonucun aynı protokole
bağlı olarak çalışan diğer birimlerle paylaşılmaksızın bağımsız ve
hızlı bir şekilde yayına gönderilmemesi gerekir.
c) Çok merkezli klinik araştırmalarda, özellikle de ilaç
araştırmalarında karşımıza çıkan başka bir sorun proje
destekleyicisinin ki, bu destekleyici çok defa ilaç firmalarıdır,
yapılan ortak çalışma protokolüne elde edilen verilerin kendi izni ve
onayı olmadan yayınlanamayacağı ibaresini koymasıdır. Helsinki
Bildirgesi başta olmak üzere sağlık alanını ilgilendiren birçok
bildirge ve yönergeye aykırıdır ve etik değildir.
d) Bilimcinin insan sağlığını ilgilendiren önemli bir özgün veriyi
çeşitli nedenlerle yayın için geciktirmesi veya yayınlamaması da etik
değildir. [1]

Etik dışı davranışlara bir örnek vermek istersek;

Schön Olayı: Tanınmış adres ve araştırmacıları içeren makalelerin
hakemler tarafından ciddi olarak incelenmediğini, araştırmanın tüm
aşamalarının tek kişi tarafından yürütülmesinin etik dışı davranışa
zemin hazırladığını gösteren, Bell Laboratuvarlarında çalışmış bir
fizikçinin öyküsüdür.
Jan Hendrik Schön, Bell Laboratuvarlarında, Bertram Battlog ile
organik yarı iletken kristallerde elektrik yüklerinin nasıl hareket
ettiği konusunda çalışmaya başlar (1998). 2001 yılı başında
yayınlarının sıklığı o kadar artmıştır ki her 8 günde bir makale
yayımlamaktadır. Schön, 2002 yılında 31 yaşında iken 100'den fazla
makalenin sahibidir. Bunların çoğunda kendisi esas araştırmacıdır ve
bu makalelerin çoğu Nature, Science, Physical Review ve Applied
Physics Letter gibi önemli dergilerde yayımlanmıştır. Bu denli
üretkenlik biraz yadırganmaktadır. Cornell Üniversitesi
fizikçilerinden McEuen, Schön'ün Nature ve Science dergilerinde
yayımlanmış iki makalesindeki şekillerin aynı olduğunu farkeder,
Schön'ün diğer makalelerini de inceler ve duplikasyonlar görmesi
üzerine durumu Bell Laboratuvarları'na bildirir (9 Mayıs 2002). Bell
Laboratuvarları soruşturma başlatır. Sonuçta 16 makalede falsifikasyon
ve fabrikasyon türünden etiğe aykırı davranışlar saptarlar. Schön'ün
aynı zamanda bazı veri dosyalarını yok ettiği de görülür. Battlog
duruma iyi hakim olamaması bakımından kusurlu bulunur. Bell
Laboratuvarları, 24 Eylül 2002'de Schön'ün işine son verir, ortak
yazarların hemfikir olduğu 16 makale ve Schön'ün çalışmalarına dayanan
6 patent başvurusu geri çekilir.[5,6.7]

ÜLKEMİZDE BİLİMSEL ARAŞTIRMA ETİĞİNE YETERİNCE UYULMAMASINA ZEMİN
HAZIRLAYAN ETKENLER

Günümüz Türkiye'si bilimin evrensel kuralları içinde yeterli, yetkin
ve etik bilinç içinde çalışan bilim insanlarının çoğunlukta olduğu bir
ülke değildir. Günümüz Türkiye'sindeki yaygın ve kabul gören yaklaşım
yayın sayısını artırarak çağdaş uygarlık düzeyinin
yakalanabileceğidir. Nitekim gerek Yüksek Öğretim Kurulu gerekse bilim
ile ilişkili kişi ve kurumlar sıklıkla son yıllarda Türkiye'nin
uluslar arası önemli indekslerde yayınlanan makale sayısına dikkat
çekmekte, Türkiye'nin yayın sayısındaki artış ile son 10 yılda 30'lu
sıralardan 20'li sıraların başlarına yükselerek büyük başarı
sergilediğini ifade etmektedirler. Sonuç olarak günümüz Türkiye'sinde
bilim insanı ciddi bir yayın baskısı altındadır.

Türkiye'nin son yıllarda yayın sayısında gerçekleştirdiği büyük artış
ile ülkeler arasında yayın sıralamasında üst sıralara tırmanmasına
rağmen, bu gelişme, geçtiğimiz yıl itibarı ile yoğun tartışmalara konu
olan, dünyanın en iyi 500 üniversitesi arasında ülkemizden bir
üniversitenin neden yer alamadığı11 ve yayın sayısında geçtiğimiz bazı
ülkeleri yaşam kalitesi anlamında neden geçemediğimiz gibi sorulara
yanıt vermede yetersiz kalmaktadır.

Türkiye'de gerçekleştirilen bilimsel üretimin çoğu uluslararası saygın
indekslerde yer alan der-gilerde yayınlansa bile çoklukla etik
zeminden yoksundur ve etik ihlaller yüksek orandadır. Son zamanlarda
akademik unvanların alınması için yapılan çalışmaların niteliğinden
çok sa-yısına ve skoruna önem veren bir anlayışın etkin olması,
özellikle bilimsel yayın aşamasındaki etik ihlalleri de körükleyici
bir etmen olarak göze çarpmaktadır. Yabancı saygın dergilerin
editörleri Türkiye'deki bu sorunun giderek daha çok farkına
varmaktadırlar. Ülkemizin bazı saygın fakültelerinde gerçekleştirilen
ve alandaki çok önemli saygın dergilerde yayınlanan bazı makalelerin
sonradan ciddi etik kusurlara sahip olduğu anlaşılmış ve bizzat
makalelerin yayın-landığı dergiler tarafından bu makalelerin yok
sayıldığı ve Türkiye'den gelen makalelerin daha dikkatli inceleneceği
şeklinde yayınlar yapılmıştır.

Etik ihlaller cezalandırılıp önleyici tedbirler alınacağına, çok defa,
sanki yokmuş gibi davra¬nılarak bir yerde özendirilmektedir. Son
zamanlarda üniversitelerde ve bilimle uğraşan kurumlarda etik
ihlalleri saptamaya yönelik etik kurulların oluşturulması umut verici
bir gelişme olmakla beraber, bu kurulların çalışmalarında ortak bir
standart saptayamadıkları görülmektedir. Örneğin, bir etik kurulun
etik dışı bulduğu bir olayı başka bir etik kurul önemseme¬mekte, bazen
de etik kurullar önlerine konan kanıtlara göre değil de kişiye göre
yorumlar yapabilmektedir. Bazı etik kurulların çalışmaları sırasında
etik davranmadıkları ve etik kusur olduğu kanıtlarla sabit olaylarda
etik kusur bulmadıkları da gözlenmektedir. Bu durumda etik kurulların
da etik davranmadıkları için şikâyet edilmeleri gibi trajikomik bir
gereksinim ortaya çıkmaktadır. Etik kurulların bile etik çalışmadığı
kurumlarda sorunlarına çözüm bulamayan kişiler sorunlarını doğrudan
yurt dışına taşıyarak ülkemizde üretilen bilimin ve üniversitelerin
güvenilirliğine ciddi darbeler vurmaktadır. Ülkemizde bilimde etik
geleneklerin yerli yerine oturması için daha fazla zamana gereksinim
olduğu gözlenmektedir. Ancak durumun beklemeye pek tahammülü yoktur.
[1]

ÜLKEMİZDE BİLİMSEL ARAŞTIRMA ETİĞİNE UYULMAMASININ NEDENLERİ

a) Bir şey olmaz abi mantığı
b) İdare et abi mantığı
c) Bak bu seferlik idare ediyorum bir daha olmasın mantığı [1]

Çözüm Önerileri:

Bilimsel araştırma etiği konusunda ortaya çıkan ve giderek artan
sorunların çözümü için yapıl-ması gerekenler ve öneriler şöyle
sıralanabilir:
a) Ülke çapında bilimi ve bilimsel düşünceyi tümüyle özgür kılacak,
genç kuşaklara bilim insanı kimliğini benimsetecek ve bilimsel
araştırmaları özendirecek bir eğitim reformu yaparak analitik ve
eleştirel düşünceye önem veren bir eğitim sistemi kurulmalıdır.
b) Bilime ve bilim etiğine saygılı bir toplum bilinci
yerleştirilmelidir. Bunun için etik eğitimi ve bilinci daha ilkokulda
verilmeye başlanmalıdır.
c) Bilimsel araştırma laboratuarlarına mühürlü ve denetime açık
laboratuar defteri kullanma zorunluluğu getirilmelidir.
d) Etik ihlaller görmezden gelinmemeli, etik kurullar duyarlı ve etik
bilinci yüksek üyelerden oluşturulmalıdır. Etik kurulların verdiği
kararlar arasında çifte standart olmamalıdır.
e) Yerel etik kurulların çalışmaları sıkı denetlenmeli, çifte
standartlı karar alınması veya açık kanıtlara rağmen etik kusur
bulunamaması durumunda şikâyet üzerine bu etik kurullarda çalışanlara
yaptırım uygulanabilecek yasal düzenlemeler yapılmalıdır.
f) Yeterli ve geçerli hipotez oluşturup uygun yöntemlerle araştırma
yapabilecek bilim insanları yetiştirilmesine önem verilmelidir. Bunun
için ülkemizdeki bilim insanının niteliği ve görüntüsü
düzeltilmelidir. Akademik aşamalarda liyakat ve etik değerlere saygı
ön plana çıkmalıdır.
g) Yayın olsun torba dolsun mantığı terk edilerek nitelikli yayın
yapma özendirilmelidir. [1]

Kaynaklar

1. Uzbay T. (2006) Bilimsel Araştırma Etiği, Sağlık Bilimlerinde
Süreli Yayıncılık. http://www.ulak.net.tr/cabim/vt/uvt/tip/sempozyum4/page19-26.pdf
2. Ana Britannica (2000) Genel Kültür Ansiklopedisi, Cilt 8, Ana
Yayıncılık A.Ş. İstanbul, s. 343.
3. Bursalı O. (2002) Bilimsel Araştırmada Etik ve Sorunlar, Cumhuriyet
Bilim Teknik, Sayı 765: 3.
4. Türkiye Bilimler Akademisi Bilim Etiği Komitesi (2002) Bilimsel
Araştırmada Etik ve Sorunları, Türkiye Bilimler Akademisi Yayınları,
Tübitak Matbaası, Ankara.
5. Service, R.F. (2002) Pioneering physics papers under suspicion for
data manipulation. Science, 296: 1376-77.
6. Service, R.F. (2002) Bell Labs fires star physicist found guilty of
forging data. Science, 298: 30-31.
7. İlhan, M. (2007) Etik Dışı Davranışlara Evrensel Örnekler, Bilin ve
Etik. http://www.tuba.gov.tr/haber.php?id=26

burcin arac

unread,
Jul 14, 2009, 9:24:50 AM7/14/09
to istatisti...@googlegroups.com, İstatistiksel Danışmanlık

“İnsanları yasa ve ceza ile yönetirseniz, onlar bir daha yanlış yapmayacaklar, ancak şeref ve utanma duygularına sahip olmayacaklardır. İnsanları erdemle ve ahlak kuralları ile  yönetirseniz, o zaman onlar hem şeref ve utanma duygusuna sahip olacaklar hem de doğruyu yapmaya çalışacaklardır.”

                                                                                                      KONFÜÇYÜS

Anahtar kelimeler: etik, bilimsel etik, tıp etiği

 

ETİK NEDİR?

Etik, her türlü eylemde iyiyi, doğruyu ve gerçeği düşünmeye, uygulamaya ve kullanmaya ait kuram ve kurallardır. Bir başka deyişle her türlü davranışta insana saygılı olmak, onun haklarını korumak yani insana insan olarak yönelmek şeklinde tanımlanabilir.

Etik temelinde iyilik etme, kötülük etmememe, adil davranma gibi kavramlar barındırmakla beraber; yasalardan farklı olarak çoğunlukla yazılı ve kesin kurallar içermez. Ancak zamanla değişen koşullara, toplumsal gereksinim ve bilimsel gelişmelere bağlı olarak değişimler gösterebilir.

BİLİMSEL ETİK NEDİR?

Bu genel tanımlardan bilimsel etik kavramına doğru yol alabiliriz. Bilimsel etik bir çalışma faaliyetinde bulunan insanların ahlak ilkelerini, davranış biçimlerini, görevlerini ve zorunluluklarını belirleyen kurallar zinciri olarak tanımlanabilir.

Bilim etiğinin genel ilkelerini ;

1.      Genel ahlaka uygunluk

2.      Örnek olma rolü

Olarak sıralayabiliriz. Buna göre bilimsel etik genel ahlaki standartlara aykırı olamaz ve örneğin bir akademisyen öğrencisine, asistanına, meslektaşına ve hatta bütün topluma örnek olma sorumluluğu vardır. Bir başka deyişle bilimde etik tavır dürüstlük, toplumsal sorumluluk, dikkat, yasallık, açıklık, fırsat eşitliği, özgürlük, karşılıklı saygı, onur payı, verimlilik ve eğitim gibi standartları da gerektirir.

Yani etik genellikle iyi ve kötünün ayırt edilmesi ile ilgilenirken bilimsel etik bununla birlikte, bilimsel araştırma ve yayın etiği konusunda son yıllarda önemli boyutlarda artış gösteren sorunlar üzerine eğilmektedir.

Bilimsel yayınlarda etik sorunların ortaya çıkmasındaki nedenleri aşağıdaki gibi sıralayabiliriz.

1.      Bilim ve bilginin cazibesi,

2.      Hemen şöhret olma isteği,

3.      Kolay kazanç elde etme isteği,

4.      Üst akademik dereceyi alma isteği,

5.      Bulunduğu makamı koruma hırsı,

6.      Kolaycılığı tercih etme içgüdüsü,

7.      Yanlış örnek olma zaafı,

8.      İleri teknolojinin oluşturduğu olanaklar,

9.      Sahteciliğn yapılma sınırsızlığı,

10.  Doyumsuzluk.

Akademik yaşamda ilerleme için araştırma ve bilimsel yayın zorunluluklarının getirilmesi bu yayınların doğruluk düzeylerinin de saptanması problemini doğurmuştur. Çünkü bilimsel bir yayının ve onun dayanağı olan araştırmanın doğruluk düzeyi sadece dergi editörlerini, akademik yöneticileri, bilimsel okuyucuları değil tüm toplumu ilgilendirmektedir.[1]

TIBBİ BİLİMSEL YAYINLARDA ETİK KURALLAR NELERDİR?

Tıbbi bilimsel yayınlar, araştırmanın planlanması aşamasından başlamak üzere değişik aşamalarda denetlenirler. Canlılar ve daha özelde insanlar üzerinde yapılan bilimsel araştırmalar ve yayınların sadece editörler tarafından denetlenmesi yeterli olmayabilir. Editörler, tıbbi yayınlarda önceki aşamalarda etik kurallara uygun çalışıldığını değerlendirmek açısından, ilgili etik kurullardan alınan etik onayları da istemelidirler. Tıbbi araştırmaların yürütülmesi ve yayınlanması aşamasında etik kurallara uygun davranılması önemli bir zorunluluktur. Etik kurallara uygunluk denetimini araştırma etik kurulları, hakemler, editörler yürütürler. Tıp alanı hızla gelişmektedir. Tıbbi bilimsel araştırma ve yayınların her aşamasında var olan etik kurallara uyulmasının denetimi yanı sıra, daha önceden tanımlanmamış yeni sorunlarla karşılaşılabilir. Yeni etik sorunları (ya da ikilemli durumları) farketmek, tanımlamak ve çözümlerken gerektiğinde yeni kurallar oluşmasına katkıda bulunmak gerekir. Bilimsel bilgilerin artması ve yenilenmesi ile orantılı olarak tıbbi bilimsel araştırma ve yayın etiği de sürekli evrilmektedir.

Hekim kimliğinin araştırmacı yönüyle ortaya çıkan tıbbi bilimsel araştırmalar, tıp etiği ile yakından ilgilidir. Tıp fakültelerinde bilimsel araştırmalar, araştırma sırasında ya da sonuçları itibarıyla insanlar üzerinde etki oluşturduğu için üzerinde titizlikle durulması gereken yönler içermektedir. Araştırma etik kurullarının kuruluş amacı, insanı temel alan bilimsel araştırmalar, yayınlar hakkında etik ilke ve kurallar doğrultusunda görüş bildirmek, izlemek, karar vermek, gerektiğinde yeni ilke ve kurallar oluşturmak, insan onuru ve haklarının korunmasına yardımcı olmaktır. Ülkemizde; üniversitelerin kendi bünyesinde oluşturduğu yerel araştırma etik kurulları yanı sıra, Sağlık Bakanlığının “İlaç Araştırmaları Merkezi Etik Kurulu” bulunmaktadır. İlaç araştırmaları, araştırmanın niteliğine göre, yerel etik kurullardan onay aldıktan sonra; “merkezi etik kurul”a gönderilir. Araştırma Etik Kurulu değerlendirdiği bir araştırma ile ilgili olarak kabul, ret ya da düzeltilmesi koşuluyla kabul verebilir.

Çobanoğlu’na göre klinik araştırma sonuçlarının topluma yayılması, önemli bir etik gerekliliktir. Araştırmalar için harcanan zamana, paraya, emeğe ve araştırmacıların bilgi birikimine yaptıkları katkıya rağmen, birçok araştırmanın sonuçları hiçbir zaman yayınlanamamaktadır. Araştırmaların etik açıdan değerlendirilmesi sürecine ilişkin olarak; farklı ülkelerde, farklı uygulamalar ve farklı kurullar görev yapmaktadır. Bu durum da, araştırma etiğinde evrensel standartların oluşturulması güçleşmektedir.

Tıbbi bilimsel yayın etiği açısından özenli olunması gereken konuları aşağıdaki gibi gruplandırılabilir;

1-Araştırmanın planlanması : Tüm tıbbi bilimsel çalışmalar yerel etik kurullardan ya da onlar niteliğindeki komitelerden onay almalıdır ve araştırmada yer alan bilgiler onaylatılmalıdır. Çalışmanın başlangıcını istatistiksel değerler oluşturmalı, sağlam bir sayısal hesaplama yapılmalıdır. Bir araştırma, yöntemi itibarıyla bir hata içeriyorsa bu etik bir sorundur ve ciddi bir etik tartışma gerektirir. Çalışmalarda kullanılan insan ya da hasta sayısı tam olarak belirtilmelidir. Araştırmada hayvan deneylerinde kullanılacak hayvan sayısından başlamak üzere yapılacak işlemler için hayvan deneyleri etik kurulundan onay alınması gerekmektedir.

2-Verilerin analizi: fabrikasyon ve falsifikasyon (uydurmacılık ya da verilerin değiştirilmesi) her zaman büyük ve önemli bir hatadır. Verileri analiz ederken dikkat edilmesi gereken; her verinin önemli ve üretken bilgiler içermesidir.

3. Yazarlık: Tüm yazarların araştırmalarında yer verdikleri bilgilerin yasal sorumlulukları kendilerine aittir. Yazılarıyla bilgi vermeliler, elde ettikleri veri ve bilgilerle yazıları uyumlu bir denge kurmalıdır.

4. Çıkar çatışması : Hakemler kişisel çıkarları dikkatli biçimde incelemelidirler. Kişisel çıkarlar; kişisel, ticari, politik, akademik ya da finansal olabilir. Bu da önemli bir sorundur ve etik kurullar bu hususlarda da dikkatli olmalıdır.

5. Bilimsel Hakemlik: Bir bilimsel makalenin bilimsel kalitesi aynı alanda çalışan diğer insanlar tarafından değerlendirilmesiyle doğru orantılıdır. Eleştirmenler eleştirilerini yaparken yapıcı olmalıdırlar. Eleştirilerini hakaret boyutuna ulaştırmadan sürdürmelidirler. Eleştirilerindeki amaçları bilimsel yazıların kalitesini yükseltmek olmalıdır.

6. Çoklu Yayın: Aynı çalışmayı daha önce yayınlandığı yerleri belirtmeden yayınlamak bir hatadır. Hatalar, çoğunlukla, sadece şans eseri olarak bile bulunabilmektedir. Ancak bu hataları takip eden uzmanlar vardır. Bu hatalar, özellikle başka bir dilde, yeniden basma olarak karşımıza çıkmaktadır. Eğer aynı çalışma, başka bir dilde de yayınlanacaksa daha önce başka dillerde yayınlandığı belirtilmelidir.

7. Aşırmacılık :  Plagiarism başka araştırıcıların çalışmalarını kaynak göstermeden kullanma hatasıdır. Bu hata, çalışmayı oluştururken, bilgileri toplarken, yazım ya da basım sırasında meydana gelebilir. Başka araştırıcıların bilgilerini kullanma gereği varsa bu kaynak olarak gösterilmelidir

8. Reklam : reklam gelirleri dergiler için büyük bir ekonomik kaynaktır. Derginin yayın politikası ve yayın etiği açısından editör tarafından özenle değerlendirilmelidir.( Hunter) Bilimsel yayınlarda, yayın etiği kurallarının özenle takip edilmesi, irdelenmesi ve yeni sorunlarla yeni kurallar oluşması sürdürülmektedir. 10 yıl öncesinde de etik kurallar dikkate alınıyordu ancak örneğin çift basımı (duplikasyon) pek çok dergi kabul ederken, şu anda kabul edilemez bir yayın etiği ihlalidir.( Hunter)

Yayın etiği ihlallerinin her birinin aynı ağırlıkta değerlendirilmediği düşünülmektedir.

Türkiye’de 2005 yılında yapılan “tıbbi araştırma ve yayın etiği hakkında etik duyarlılık

araştırması”nda aşırmacılık konusunun en ağır yayın etiği ihlali olarak görüldüğü ve

duplikasyon ya da çoklu yayının en hafif yayın etiği ihlali olarak görüldüğü saptanmıştır.

(Çobanoğlu ve ark)

            Araştırmalarda, etik kurallar önemli ve gereklidir. Bilimin doğası gereği, yapısında var olan nesnellik ve dürüstlük ilkesi bilimsel etiğin temeli olmakla birlikte, tıp araştırmalarında insan denekler (daha doğru ve kapsamlı deyimle canlılar arasında değer olarak en üstte tutulan; insanların tıpta araştırma konusu olması duyarlılığı çok artırmaktadır) üzerinde araştırma yapılıyor olması, insan hakları açısından önemli ikilemler yaratmaktadır. Yarar – zarar dengesi çok iyi kurularak ve Kant’ın etik yaklaşımında benimsediği temel değerlerden olan “hiçbir insanın yaşamı araç olarak görülemez” gerçeğinden yola çıkılarak, tıp araştırmalarında, kurallar saptanabilir. Tıp araştırmalarında, başlangıç noktası olan ve halen yeni durumlara göre biçimlenen temel tıp etiği ilkelerinin yanında, tıp araştırmalarına yönelik daha ayrıntılı etik ve yasal düzenlemelerin yapıldığını görüyoruz.

            Tıp araştırmaları sadece araştırmaya katılan insanlarla sınırlı tutulamayacak, gelecek kuşakları ve insanlığı bütün olarak etkileyecek sonuçlar doğurabilir. Bu noktada araştırıcının uzmanlık alanında yetkinliği kadar değer sistemi de önemlidir. Bunun yanısıra etik açısından yönlendirici, gereğinde denetleyici hukuksal düzenlemeler ve bunların evrenselliği de önemlidir. Evrensellik boyutu etik ve hukukta önemlidir, çünkü iletişim ve ulaşımın geliştiği dünyamızda kuralları daha katı ve denetleyici ülkelerden bu konuda sıkı kuralları olmayan ülkelere bilim insanı ve hasta göçü olabilmektedir.

            Biyotıp araştırmalarında kuralları evrimsel yaklaşımla değerlendirdiğimizde; başlangıcına İmhotep andını, Hamurabi kanunlarını, Hipokrat yeminini koymak gerekir. Nürnberg Kuralları (1947), BM / Evrensel İnsan Hakları Bildirgesi(1948), (WMA) / Dünya Tabipler Birliği Helsinki Bildirgesi (1964), UNESCO / İnsan Genomu ve İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi(1997) ve Avrupa Konseyi / OVIEDO sözleşmesi / “İnsan Hakları ve Biyotıp Sözleşmesi sıralanabilir. Bu sözleşme, Türkiye Cumhuriyeti tarafından 4 Nisan 1997 tarihinde imzalanmış; Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından da 3.12.2003 tarihinde onaylanmış ve buna dair Kanun, “Biyoloji ve Tıbbın Uygulanması Bakımından İnsan Hakları ve İnsan Haysiyetinin Korunması Sözleşmesi: İnsan Hakları ve Biyotıp Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun” adıyla ve 5013 Kanun numarası ile 9 Aralık 2003 tarihli ve 25311 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanarak aynı tarihte yürürlüğe girmiştir.

            Değerlendirme

Bilimin ayrılmaz parçalarının; etik değerler ve bilimsel doğruluk olduğu vazgeçilmez bir gerçektir. Bilimsel araştırmalarda, özellikle tıbbi bilimsel araştırmalarda, tıp etiği önemli bir yere sahiptir. Tıbbi araştırma yapanların, öncelikle tıp etiği ve araştırma etiği açısından çok iyi eğitilmeleri gerekmektedir. Temel amacı insan gönencini sağlamak olan hekimler, kötü ve yanlış kullanımların önlenmesi için, etik değerlerle donanmış olmak durumundadırlar. Tıp ve teknoloji alanındaki gelişmelerle birlikte araştırmacıların çalışabilecekleri konular da gelişmiştir. Ancak bunlara her alanda olduğu gibi, etik açısından çeşitli sınırlamalar getirilmiştir. Bununla birlikte, tıbbi araştırmalarda yapılan etik sorgulamalar, klinik konulara açıklık getirmek, analiz edebilmek ve etkili iletişim sağlamak gibi konularda, hekimlerin var olan yeteneklerinin geliştirilmesinde ve birleştirilmesinde yararlı olacaktır. Bu bağlamda, tıbbi araştırma ve yayın etiği konusunda bilgilenme ve bilgilendirme artacak ve etik dışı olarak nitelenen olaylar azalacaktır.

Tıbbi araştırmalar, çok özenerek yapmak zorunda olduğumuz bilimsel araştırmalardır.

Tıbbi araştırmalar, araştırma sırasında ve sonrasındaki etkileri insanlığı olumlu – olumsuz etkileyecek (gelecek kuşakları da kapsayacak biçimde) sonuçlar doğuracaktır. Bütün bilimsel araştırmalarda, bilimsel etik çok önemlidir, bununla birlikte tıbbi bilimsel araştırmaların etiği çok daha özenle vurgulanmalı ilgili kişi, kurul ve kurumlar tarafından denetlenmelidir. Tıbbi bilimsel araştırmaların başından sonuna kadar; hekimler, etik kurullar ve yayın aşamasında editörler birlikte çalışırsa, etik açısından kaliteli bilgiye ulaşılmış ve insanlara sunulmuş olunacaktır.[2]

 

KAYNAKLAR

 

[1]  Bilimsel Çalışmalarda Etik Kurallar, Süleyman Demirel Üniversitesi Etik Kurulu

[2] ÇOBANOĞLU, Nesrin, Tıbbi Bilimsel Yayınlarda Etik Kurullar ve Kurallar

 

“Toplumu bilimsel yanıltmaya karşı korumak içme suyunun veya besinlerin temizliğini sağlamak gibi bir halk sağlığı işlemidir.”

                                                                                                                MICHAEL FARTHING


Yönetici

unread,
Jul 21, 2009, 5:23:11 PM7/21/09
to İstatistiksel Danışmanlık

Tartışma yok, aşırmacılığa devam.



Tartışmaya şöyle katılmalısınız:

Tıbbi bilimsel yayınlarda etik kuralları tartışan kimi bilimciler,
"aynı çalışmayı daha önce yayınlandığı yerleri belirtmeden
yayınlama"nın bir hata olduğunu belirtmektedirler.[1:124] Daha önce
yayınladığı yerleri belirtmek, "etik ihlali" nitelemesini düşürmeye
yeterli olabilir mi? Bilimsel dergilerin hemen hemen tümünün,
"kendilerine yayınlanma istemiyle gönderilmiş bir makalenin daha önce
başka bir yerde yayınlanmamış olması" koşulunu uyguladıkları
bilindiğine göre, bir bilimcinin bir çalışmasını olduğu gibi birden
çok yerde yayınlaması bir hata mıdır, yoksa "etik ihlali" midir?

[1] Çobanoğlu, Nesrin(2007). Tıbbi Bilimsel Yayınlarda Etik Kurullar
Ve Kurallar. Sağlık Bilimlerinde Süreli Yayıncılık Sempozyumu
Bildirileri,Ankara:TÜBİTAK
http://www.ulak.net.tr/cabim/vt/uvt/tip/sempozyum5/page120-128.pdf








On 10 Temmuz, 17:27, 040415013 Tuba DELİBAŞ <0404150...@gmail.com>
wrote:

050410019 Aliye DEMİRHAN

unread,
Jul 23, 2009, 9:23:16 AM7/23/09
to İstatistiksel Danışmanlık
Gümrük Başkontrolorü Haldun Yağan-Kamu Yönetiminde Etik Davranış
İlkeleri. Gümrük Dünyası Dergisi Sayı 46
www.gumrukkontrolor.org.tr/Yayinlar/Dergiler/46/2.html
On 22 Temmuz, 00:23, Yönetici <mustafa.y....@gmail.com> wrote:
> Tartışma yok, aşırmacılığa devam.
>
> Tartışmaya şöyle katılmalısınız:
>
>  Tıbbi bilimsel yayınlarda etik kuralları tartışan kimi bilimciler,
> "aynı çalışmayı daha önce yayınlandığı yerleri belirtmeden
> yayınlama"nın bir hata olduğunu belirtmektedirler.[1:124] Daha önce
> yayınladığı yerleri belirtmek, "etik ihlali" nitelemesini düşürmeye
> yeterli olabilir mi? Bilimsel dergilerin hemen hemen tümünün,
> "kendilerine yayınlanma istemiyle gönderilmiş bir makalenin daha önce
> başka bir yerde yayınlanmamış olması" koşulunu uyguladıkları
> bilindiğine göre, bir bilimcinin bir çalışmasını olduğu gibi birden
> çok yerde yayınlaması bir hata mıdır, yoksa "etik ihlali" midir?
>
> [1] Çobanoğlu, Nesrin(2007). Tıbbi Bilimsel Yayınlarda Etik Kurullar
> Ve Kurallar. Sağlık Bilimlerinde Süreli Yayıncılık Sempozyumu
> Bildirileri,Ankara:TÜBİTAKhttp://www.ulak.net.tr/cabim/vt/uvt/tip/sempozyum5/page120-128.pdf
> > Medical Journal), April 24, 328: 1013-1014.- Alıntıyı gizle -
>
> - Alıntıyı göster -

040415013 Tuba DELİBAŞ

unread,
Jul 27, 2009, 5:04:09 AM7/27/09
to İstatistiksel Danışmanlık

Tıbbi bilimsel yazısında yazar , armağan yazarlığı:" yazarlığı hak
etmeyenlerin yazar olarak gösterilmesi" şeklinde tanımlıyor. Bu tanım
açıklık ilkesine aykırı olup okuyucuya "yazarlığı hak etmeyen yazar"
ifadesinin ne anlama geldiğini ararştırmaya itiyor.[1]
Bir derlemeye göre" armağan yazarlık, genç araştırmacıların,çalışma
ile hiç ilgisi olmayan ya da çok az ilgisi olan kişileri (hocalarını,
şefleri vb.) konumları ve ünvanları nedeniyle yazarlar listesine ilave
etmeleridir. [2:111] " şeklindedir .Bu şekilde bir ifade peki
tecrübeli bir yazarın böyle bir etik hatası yapmıyor mu ? sorusunu
sorduruyor .
[1] http://scriptamedica.blogspot.com/2006/03/tibbi-yayinlarda-etik-ihlal...
[2] http://www.uroturk.org.tr/makaleler/yeni/070520080263978001210160907.pdf

hadi muti Doğan

unread,
Jul 27, 2009, 4:39:34 PM7/27/09
to istatisti...@googlegroups.com, İstatistiksel Danışmanlık


            ETİK DIŞI DAVRANIŞIN KRİTERLERİ


                  Anahtar kelimeler: etik, bilimsel etik, etik ihlali

    
 
      Objektif delil ( inandırıcı ve yeterli )
         Kasıt
         Ağır ihmal
        
         Araştırma makaleleri; Projelendirilmiş düzenli araştırma sonuçlarını içeren makaleler
  ve Düzensiz araştırma ( sloopy research ) sonuçlarını içeren makalelerdir. Bunlar :
     Bilimi yanıltır.
     Kasıt yoktur.
     Etik dışı davranış olarak değerlendirilmemelidir.
     Eğitim eksikliğine bağlıdır.

   ETİĞE AYKIRI DAVRANIŞLAR
    
    Uydurma ( Fabrication )
 Çarpıtma ( Falsification )
     Aşırma (plagiarism )
     Duplikasyon ( Duplication )
     Dilimleme ( Salamisation )
     Yazarlıkla bağdaşmayan durumlar
     Destek veren kurum ve kuruluş desteğinin belirtilmemesi vd.
  
     Örneklerle ilgili husular:
     Sağlık alanı ile ilgili bileşik kaplar örneği her kesimde var.
     Yurt dışı örnekler Science, Nature gibi dergilere konu olmuş.
     
       
                    Etik İhlaline Karşı Önlemler ve Etik Eğitimi
 
     
Bilim insanının topluma büyük etkisi olan bilim ve teknoloji araştırmaları
 ve uygulamaları ile diğer etkinliklerinin yeni bilgi üretme ve teknolojik gelişme
 sağlama yoluyla insanlık yararına olmasını gözetmesi, toplumun gereksinim ve
taleplerine yanıt araması ve etik ilkelere, kanunlara ve düzenlemelere uyması
etik ilkeler gereğidir. İnsanlığın yararı için insan yaşam kalitesini yükseltmeye
çalışması ve çevreyi koruması (hatta gerektiğinde iyileştirmesi) gerekir. Entellektüel
özgürlük ortamının yaratılması ve bilim eğitimi konusunda sorumludur. Mesleğinin
onur ve vakarına uygun davranmalıdır. Bu sorumluluk ve yükümlülüklerinin yanısıra,
bilimsel ve diğer etkinliklerinden doğan haklara da sahiptir.
            Sadece bilim insanının değil, toplumun tüm bireylerinin temel sorumluluk,
yükümlülük ve haklarını tam olarak kavrayabilmeleri için, her bireyin etik ilkeler
konusunda eğitim görmesi elzemdir. Bilim insanının, bunlara ek olarak, bilimsel
araştırmanın nasıl yapılacağı üzerine eğitim görmesi gerekir. İnsan hakları gibi ilk öğretim
ders konularıyla başlayan etik eğitimi, öğrencinin entellektüel birikiminin arttığı üniversite
öğreniminde meslek etiğini de kapsayacak biçimde, daha ileri bir düzeyde yapılmalıdır.
Ülkemizde etik bilinci düzeyinin düşüklüğünün iyi bir göstergesi, derslerde kopya çekmenin
yaygınlığıdır. Her öğrenim basamağında kopyacılık o kadar kabul görmektedir ki, çektikleri
kopya ile böbürlenen öğrenci sayısı azımsanmayacak kadar çoktur. Toplumun sosyal
değerlerini yansıtan bu durum, birçok batı ülkesinde çok farklıdır: kopyacılığın cezası
okuldan/üniversiteden atılmadır. YÖK Öğrenci Disiplin Yönetmeliğinde ise genel tanımıyla
“kopya yapmak” eylemi “Yükseköğretim Kurumundan bir veya iki yarıyıl için uzaklaştırma
cezasını gerektiren” disiplin suçu olarak tanımlanmış olmakla birlikte, genelde kopya çekme ve
başka sahtecilik  suçları için çok daha hafif cezalar verildiğini bilmekteyiz. YÖK Yönetici,
Öğretim Elemanı ve Memurları Disiplin Yönetmeliğinde ise kopya ve sahtecilik sözcükleri
geçmemektedir. Gerek öğrencilerin, gerekse öğretim elemanlarının Üniversitelerarası Kurul’dan
ya da çalıştıkları kurumlardan aldıkları cezalar için yargı yolu açıktır. Ceza alanların önemli bir
kısmı yargıya başvururlar. Bunların da büyük çoğunluğu dava sonucunda cezalardan kurtulurlar.
Bu durum eğitimde etik ilkelerin yerleşmesine engeldir. Davaların davacı lehine sonuçlanmasını
anlamak olası değildir, çünkü sahtecilik ve telif hakları ihlali yasalarda suçtur. 
            Kopyacılık “başkasının eserini kendine mal etmek” olduğundan, bir çeşit sahteciliktir.
Bunun çeşitli türleri bulunur: sınav ve ödevlerde bir başka öğrencininkinden ya da kitaptan çekmek,
internetten ulaştığı yazıları kendininmiş gibi sunmak vb. Ödevin bir kısmını ya da tamamını bir başka
kişiye yaptırmak da eğitimde sahteciliğin bir türüdür.
            Eğitimde etik ihlallerini önlemenin yolu, her türlü etik ihlalinde olduğu gibi, etkin bir eğitimden
geçer. İlk ve orta eğitimde insan hakları ile diğer insanlara ve çevreye karşı görev ve sorumluluklar
öğretilerek genel etik ilkeler konusunda temel eğitim verilmelidir. Böylece yüksek eğitime başlayan
her öğrenci sahteciliğin bir etik ihlali olduğunun bilincine varmış bulunmalıdır. Bazı batı ülkelerinde
üniversiteye yeni kayıt yaptıran her öğrenciden yalan söylemeyeceğine ve sahtecilik yapmayacağına
dair taahhüt alınmaktadır. Hatta bazıları bu taahhütü daha geniş tutarak, akademik başarı için elinden
geleni yapacağına, etkinliklerinin tümünde kişisel bütünlüğünü (integrity) koruyacağına, üniveritenin etik
koduna, kurallarına ve yönetmeliklerine uyacağına dair söz alır. Etik ilkelere hem öğrencilerin, hem de
öğretim elemanlarının uymayı kabul ettiğine dair genel bir yazının üniversite sitesine konulabilir
(Sabancı Üniversitesindeki gibi). Bu tür bir uygulamanın öğrencinin bilinçlenmesine katkı sağlaması
nedeniyle, çok yararlı olduğu düşünülmektedir.
 
 
     TIBBİ YAYINLARDA ETİK İHLALLERİ
 
    Etik günlük yaşamımıza giderek daha çok kullanılan bir sözcük. Kullanımdaki bu artış ne yazık ki

etiğin toplumsal yaşamımızda daha önemli hale gelmesinden değil de “etik-dışı” işlerin daha çok

yapılmasından ve yaygınlaşmasından kaynaklanıyor. Üstüne üstlük bu etik-dışı işler anında medyaya
yansıtılarak gerçek bağlamından kopartılmakta, bazen politik kavgaların konusu haline getirilerek
kökenleri, nedenleri ve çözümleri irdelenmemektedir.

Tıptaki baş döndürücü gelişmeler ve bunların yayınlanarak tıp camiası ile paylaşılması son
yıllarda bu alanda çok önemli etik sorunların ortaya çıkmasına yol açmıştır. Tıp, toplumla çok iç içe
bir bilim ve sanat alanı olduğu için bu sorunlar sadece tıp camiasının değil tüm toplum kesimlerinin
ilgisini üzerinde toplamıştır.
Etik-dışı bir tıbbi yayın milli servetimiz olan araştırma fonlarının heba edilmesine, tıp camiasının ve
toplumun yanıltılmasına, bilimin ilerlemesine ve bireylerin bu ilerlemeden yararlanmasına engel
oluşturmaktadır. Örneğin herhangi bir ilaçla ilgili etik-dışı bir yayın yapılmış olsun. Bu yayına temel
olan verilerin elde edildiği çalışma için toplumun kaynakları israf edilmiştir. O alanda çalışanların maaşları
vb. giderleri de toplum tarafından ödenmektedir. İlacın yanlış tanıtılması tıp camiasını yanıltacak ve
sonuçta A ilacının uygulandığı kişiler olumsuz yönde etkilenecek, tedavileri gecikecek ya da yan etkiler
nedeniyle ciddi sorunlar ortaya çıkacaktır.
 

   Tıbbi Yayınlarda Etik İhlalinin Önüne Nasıl Geçilir?
 
    Sağlık alanında sağlıklı yayınlar yapılmasının temel şartı da eğitim. Daha tıp fakültesi yıllarından

başlayan ve sadece teoride kalmayıp öğretim üyelerinin bizzat örnek olduğu bir etik eğitimi tıbbi

yayınlardaki etik ihlallerini en aza indirecektir. Tabii ki bu orta ve uzun vadede sonuç verecek bir öneri.

Kısa vadede ise çok yayın yapmanın değil kaliteli yayın yapmanın önemine vurgu yapılması, etik ve
disiplin kurullarının hakkıyla çalıştırılması bir çok ihlalin daha teşebbüs aşamasında önüne geçecektir.
   
 

    Önemi üniversitelerimizde bile yeterince kavranmayan bilimsel sahtecilik konusunda yıllardır uyarılarda
bulunan CBT’de konuya duyarlı bilimcilerimizin de işaret ettikleri gibi, görevleri kendilerine intikal eden
etik olmayan davranışları açığa çıkarmak, sahtecilik iddialarını araştırmak ve sonuçlandırmak olan
üniversite yönetimlerinin, YÖK’ün, etik kurulların ve yargının duyarlılıklarının zayıf olmasının ve olayların
üzerine gidecek iradeyi gösterememelerinin etik/ahlak dışı davranışların önünün alınamamasında rolü büyüktür.

 

Kaynaklar

1.    Aslı Tosun 12 Eylül 2007

2.    Ana Britannica (2000) Genel Kültür Ansiklopedisi, Cilt 8, Ana
Yayıncılık A.Ş. İstanbul, s. 343.

3.      Scripta Medica Tıbbi Makalelerde Etik İhlalleri Selçuk BARIŞ
    Mart (2006 )

   4.      Türkiye Bilimler Akademisi Bilim Etiği Komitesi (2002) Bilimsel


Araştırmada Etik ve Sorunları, Türkiye Bilimler Akademisi Yayınları,
Tübitak Matbaası, Ankara.

   5.      İlhan, M. (2007) Etik Dışı Davranışlara Evrensel Örnekler, Bilin ve

Etik. http://www.tuba.gov.tr/haber.php?id=26

   6.   İnam, A “İç Ahlak Yaşamının Özellikleri, Sorunları”,CBT, no:984,
8-28 Ocak, 2006; Poyraz, H “Niçin ahlaklı olmalıyız ? Yerel Siyaset, Şubat 2002 (2).   
 7. Sayın Orhan Bursalı’nın CBT dergisinin 12. 01. 2002 (No:773) 



 

050415031 Burçin KUTLU

unread,
Jul 27, 2009, 5:37:53 PM7/27/09
to İstatistiksel Danışmanlık

anahtar kelimeler:etik,etik ihlalleri

Etik hem kişisel anlamda hem de bilimsel anlamda üzerinde önemle
durulması gereken hassas bir konudur. Kişisel anlamda etik kişinin
yaptığı her işte, insanlarla olan ilişkilerinde doğruluk ve
dürüstlükten caymaması,kendisine yakın gördüğü kişileri her ne sebeple
olursa olsun kayırmaması yani nesnel olabilmesi gibi, hayatını
toplumun kabul ettiği genel ahlak kuralları çerçevesinde yürütebilmesi
gibi daha birçok örnekle açıklanabilecek ama asıl olarak kişinin
vicdanını yakından ilgilendiren bir davranış biçimidir. Bilimsel
olarak ise daha geniş bir anlama sahiptir. Bilim alanında
gerçekleştirilen her türlü faaliyet tüm insanlığı ilgilendirdiği için
bilimsel etik kurallarına uymak, yapılan çalışmalarda,araştırmalarda
etik ilkelerden caymamak araştırmanın, yapılan çalışmaların
doğruluğu,geçerliliği için son derece önemlidir.
Bilimsel çalışmalarda etik konusu çok titizlikle, araştırmanın her
aşamasında incelenmelidir. Araştırmayı yürüten kişilerin öncelikle
kişisel olarak iyi ahlaka sahip olmaları yaptıkları çalışmaları da bu
anlamda çok olumlu olarak etkileyecektir. Çünkü kendi hayatında,kendi
davranışlarında etik anlamda davranışları düzgün olan insanlar,
yaptıkları her işte de bu davranışı temel alacaklardır. Bu nedenle
kişisel etik ile bilimsel etik arasında çok önemli bir bağ olduğunu
düşünüyorum.
Tüm bilimsel çalışmalarda araştırmayı gerçekleştiren kişiler,
araştırmanın başında, gerçekleştirdikleri çalışma daha önce başkası
tarafından yapılmış olsa bile, önemli olan daha önce yapılmış
çalışmanın verilerinden,kaynaklarından ya da kullandıkları herhangi
bir kısımdan o çalışmaya ithafta bulunmadan yararlanmamalı,bunu
kesinlikle belirtmelidirler. Etik anlamda en çok karşılaşılan
ihlallerden biri budur ve bilimsel anlamda etik dışı davranışlar
arasında bu durum "plagiarism" olarak geçmektedir ve aşırma anlamına
gelmektedir.Aşırmacılığın TÜBİTAK'ın listelediği etik ihlalleri
listesindeki tanımı şu şekildedir;

"Aşırma (plagiarism): Başkalarının metotlarını, verilerini, yazılarını
ve şekillerini
sahiplerine atıf yapmadan kullanmak. "[1]

Aşırma dışında daha birçok etik ihlali söz konusudur ve bu etik
ihlallerinin TÜBİTAK tarafından belirlenen listesi şu şekildedir:

Uydurma (fabrication): Araştırmada bulunmayan verileri uretmek,
bunları
rapor etmek veya yayımlamak.

* Carpıtma (falsifi cation): Değişik sonuc verebilecek şekilde
araştırma materyalleri,
cihazlar, işlemler ve araştırma kayıtlarında değişiklik yapmak
veya sonucları değiştirmek.

* Aşırma (plagiarism): Başkalarının metotlarını, verilerini,
yazılarını ve şekillerini
sahiplerine atıf yapmadan kullanmak.

* Duplikasyon (duplication): Aynı araştırma sonuclarını birden fazla
dergiyeyayım icin gondermek veya yayımlamak.

* Dilimleme (Least Publishable Units): Bir araştırmanın sonuclarını,
araştırmanın
butunluğunu bozacak şekilde ve uygun olmayan bicimde ayırarak
cok sayıda yayın yapmak.

* Destek belirtmeme: Desteklenerek yurutulen araştırmaların
sonuclarını
iceren sunum ve yayınlarda destek veren kurum veya kuruluş desteğini
belirtmemek.

* Yazar adlarında değişiklik yapma: Araştırma ve makalede ortak
araştırıcı
ve yazarların yazılı goruş birliği olmadan, araştırmada aktif katkısı
bulunanların
isimlerini cıkartmak veya yazarlıkla bağdaşmayacak katkı nedeniyle
yeni yazarlar eklemek veya yazar sıralamasını değiştirmek.

* Diğer: Araştırma ve yayın etiği ilkeleriyle bağdaşmayan diğer
davranışlardabulunmak.[1]

Bu ihlallerin gerçekleştirilmesi kişinin ya da sorumlu olan tüm
kişilerin öncelikle kendi sahip oldukları ahlak için çok olumsuz bir
davranıştır ama bilimsel tüm çalışmalarda,yapılan yayınlarda
gerçekleştirilen bu ihlaller, bu ihlalin sorumlularının yanında daha
birçok insana,özellikle bilgi anlamında büyük zararlar verebilir. Bu
nedenle yapılan her çalışmada, yürütülen her araştırmada etik konusu
üzerinde önemle durulmalı,dikkatli davranılmalı,sorumlu olan herkes
üzerine düşeni yapmalıdır. Para kazanma, mevki sahibi olma,vb. gibi
kişisel hırsların kurbanı olmadan, etrafımızda gerçekleştirilen etik
dışı davranışalara göz yummadan, bu davranışaların azaltılması yönünde
önemli ilerlemeler sağlanabilir.

KAYNAKLAR

ce.istanbul.edu.tr/userfiles/file/intihal.pdf

1.TUBİTAK (2006). Bilimsel dergilere gonderilen makalelerde dikkat

050415025 Özge S. KARAGÖZ

unread,
Jul 28, 2009, 3:20:35 PM7/28/09
to İstatistiksel Danışmanlık

TIBBİ MAKALE YAZIMI


Bir bilimsel makale tüm dünyaca kabul edilmiş bazı özellikleri
taşımalıdır. Bu özellikleri makalenin aşamaları olarak ta görmek
mümkündür.

Makaleni her bölümü (başlık dahil) ana amaçlara uygun olarak
tasarlanmalı ve yazılmalıdır. Makale bir yandan o alandaki bir konuda
araştırma ihtiyacını karşılamalı, diğer taraftan okuyacak kitlenin
rahatça anlayabileceği ifade, şekil, tablo ve grafiklerle donanık
olmalıdır. Bilimsel makale yazarın (ya da yazarların) ilgili konuda ne
kadar derin bilgilere sahip olduklarını gösterdiği bir arena
olmamalıdır. Başka bir deyişle yazar (araştırmacı) meramını kısaca,
özlü olarak anlatmalı, ulaşılan araştırma sonuçlarını en yalın şekilde
vermelidir.

Kaynakça bölümü düzenlenirken yararlanılan kaynaklar standartlara
uygun olarak verilmeli; bilimsel emek hırsızlığı anlamına gelecek
davranışlardan kaçınılmalıdır.

050410020 Gözde DOĞAN

unread,
Jul 28, 2009, 3:53:11 PM7/28/09
to İstatistiksel Danışmanlık

"Etik ihlali, hiç kuşkusuz çok ağır bir ahlaki sorundur. Belirli
ortamlarda ve çalışma koşullarda yapıldığı bilinse ve tahmin edilse
de; maalesef çok iyi gizlendiği veya şikayet edilmediği için
anlaşılması ve bir yaptırım görmesi de çok zordur."[1]
Aslı Tolun,Etik İhlaline Karşı Önlemler ve Etik Eğitimi adlı yazısında
etik ihlalinin nasıl engellenebileceğini şu sözlerle dile
getirmektedir "Eğitimde etik ihlallerini önlemenin yolu, her türlü
etik ihlalinde olduğu gibi, etkin bir eğitimden geçer. İlk ve orta
eğitimde insan hakları ile diğer insanlara ve çevreye karşı görev ve
sorumluluklar öğretilerek genel etik ilkeler konusunda temel eğitim
verilmelidir. Böylece yüksek eğitime başlayan her öğrenci sahteciliğin
bir etik ihlali olduğunun bilincine varmış bulunmalıdır. Bazı batı
ülkelerinde üniversiteye yeni kayıt yaptıran her öğrenciden yalan
söylemeyeceğine ve sahtecilik yapmayacağına dair taahhüt alınmaktadır.
Hatta bazıları bu taahhütü daha geniş tutarak, akademik başarı için
elinden geleni yapacağına, etkinliklerinin tümünde kişisel bütünlüğünü
(integrity) koruyacağına, üniversitenin etik koduna, kurallarına ve
yönetmeliklerine uyacağına dair söz alır." [2] Aynı makalede Sabancı
Üniversitesi'nin sitesinde etik ilkelere hem öğrencilerinin, hem de
öğretim elemanlarının uymayı kabul ettiğine dair genel bir yazının
bulunduğunu ve bununda öğrencinin bilinçlenmesine katkıda bulunacağını
düşündüğünü belirtmektedir.
Sayın Koç yayın etiğinin saptanmasının güçlüğünü ise şu sözlerle ifade
etmiştir: "Yayın etiği ihlallerinin yaygınlığı konusunda her hangi bir
kuşku veya mevzuat konusunda her hangi bir engelleyici durum
bulunmamasına karşın; önlenmesi, saptanması ve hukuksal yaptırımların
yaşama geçirilmesi konusunda adeta önünde görülmez duvarlar yer
almaktadır. Başta YÖK, üniversiteler ve diğer ilgili kurumlar olmak
üzere, araştırma ve yayın ihlallerinin önlenmesine dönük yeterli çaba
gösterilmemektedir. Bazı meslek odalarının aşırma ve benzeri suçlarda
verdiği kararların ise, zaten kamu kurumlarınca dikkate alınmadığı bir
gerçektir. Çok açık suç örneklerinde dahi, bilimsel objektif kriterler
bir yana, konu başka yerlere çekilmekte; akıl almaz tarzda bir tür
koruma kollama tavrı sergilenmektedir. Son yıllarda, ülkemizin
bilimsel yayınlar açısından dünya sıralamasında önemli bir sıçrama
yaptığı hep öne çıkarılmakla birlikte; yayın etiği ihlalleri açısından
tam tersi yönde bir artış olması ve engellenmesi için yeterli önlemler
alınmaması tehlikeli, kaygı verici bir gelişmedir." [1]
Ancak "Doçentlik Sınav Yönetmeliği'nde yapılan son değişiklikle,
doçent adaylarının eserleri sadece "intihal" veya "sahtecilik"
durumunda değil, diğer etik ihlallerde de cezalandırılacak. Etik
ihlali yapan adaylar, 1 ile 3 yıl arasında doçentlik sınavına
giremeyecek." [1] olması etik ihlali yapanların önüne kısmen olsa da
duvar örecektir.
Kaynaklar:
[1]Koç, Sermet(2009), Yayın Etiği İhlalleri ve Yasal Sonuçları
http://www.istabip.org.tr/icerik/etik-yayin-etigi-ihlalleri-ve-yasal-sonuclari/
[2]Orak,Tuba(2007), Etik İhlaline Karşı Önlemler ve Etik Eğitimi
http://www.tuba.gov.tr/userfiles/image/files_tr/haberler/haberdata/egtimdeetikihonlemler1.doc

050415043 Cüneyt SOYDAN

unread,
Jul 28, 2009, 6:32:07 PM7/28/09
to İstatistiksel Danışmanlık
Tuba DELİBAŞ arkadaşımızın ''' Bir derlemeye göre '' armağan yazarlık,
genç araştırmacıların,çalışma
ile hiç ilgisi olmayan ya da çok az ilgisi olan kişileri (hocalarını,
şefleri vb.) konumları ve ünvanları nedeniyle yazarlar listesine ilave
etmeleridir. [2:111] " şeklindedir .Bu şekilde bir ifade peki
tecrübeli bir yazarın böyle bir etik hatası yapmıyor mu ? sorusunu
sorduruyor . '' (1) sorusuna karşılık 2 şekilde düşünüyorum:

1-hatadır: Çünkü emek verilerek ortaya koyulmuş şeylerin emek vermiyen
insanları emek vermiş gibi göstermek doğru davranış değildir.Öyle bir
durumda emek verenle emek vermiyen arasında fark yokmuş gibi sunulması
durumunda etik ihlali yapılmiş olur.

2-: Eğer bu kişi bir (örneğin)öğrenci ise konumu nedeniyle hocasını
yazarlar listesine ilave
etmesi uygun olabilir;çünkü bu kişi yaptığı çalışmasını bir birikim
sonucunda gerçekleştirmiştir,bu birikimde hocasının düşüncelerinden
yararlanmıştır,bilgisinden yararlanmıştır,yani tamamen bu çalışmayı
baştan sonuna kadar kendi oluşturmamıştır. Bu durumda hocasını listeye
alması uygun olabilir yada listeye almasından ziyade listeye almak
yerine katkılarından dolayı hocasına (enazından) teşekkür ettiğini
vurgulaması daha etik olur.Eğer bunu yapmazsa da çalışmayı tek başına
yapmış ,bütün bilgi birikimini kendi oluşturmuş gibi olur ve ''etik
ihlali'' yapmış olur.

Düşünce olarak 2 madde de söylediğim '' doğruluk payı olabilir(!)''
cümlesiyle ilgili şunuda düşünmek gerekir:Etik ihlali konusunda ne
kadar esnek olunabilir ? Esneklik ne kadar mümkün? Etiklik keskin
sınırlarla belirlenmiş değil mi?


1-Tuba DELİBAŞ ''etik ihlali nasıl saptanır '' sorusuna 27 temmuz 2009
da verdiği cevap

http://groups.google.com/group/istatistiksel/browse_thread/thread/d00955dae2c7cac6/b5f47925f9a75bc3?hl=tr#b5f47925f9a75bc3

020410019 Şansal DOĞAN

unread,
Jul 28, 2009, 7:22:52 PM7/28/09
to İstatistiksel Danışmanlık


anahtar kelimeler:etik,etik ihlalleri


Türkçe'de etik sözcüğü ahlak sözcüğü ile eş anlamlı olarak da
kullanılır. Halkin kendi kendine olusturdugu hic bir yazili metine
dayanmayan kanunlara ETIK Kanunlari denir. İnsan davranışının etiksel
temelleri her sosyal bilime yansır: antropolojide bir kültürün bir
diğeriyle ilişkilendirilmesinde yer alan karmaşıklıklar yüzünden,
ekonomide kıt kaynakların paylaştırılmasını içerdiği için, politika
biliminde (siyaset bilimi) gücün tahsisindeki rolü nedeniyle,
sosyolojide grupların dinamiklerinin köklerindeki yeri itibariyle,
hukukta etik yapıların ilke ve kanunsallaştırılması nedeniyle,
kriminolojide etik davranışı öven etik olmayan davranışı kötüleyen
hali ve psikolojide de etik olmayan davranışı tanımlayış, anlayış ve
tedavi edici rolüyle mevcuttur.[1]



Etik ve hukuk açısından, bilim, sanat ve edebiyatta başkaların
eserlerinden yaralanmanın kabul edilir sınırları vardır. Bilim,
edebiyat ve sanatta ortaya konulan bir ürün, ancak bağımsız düşünsel
bir çabaya dayanması ve bir "orijinallik" taşıması halinde "eser"
olarak kabul edilir. Bununla birlikte, yeni bir eser ortaya
konulabilmesi için, mutlak suretle önceki eserlerden yararlanılması
zorunludur. Aksine, özellikle bilim dünyasında hiçbir kaynaktan
yararlanılmaksızın yaratıldığı iddia edilen nesnenin ya çok çok nadir
de karşılaşılsa "keşif" olma olasılığı söz konusudur ya da ortada,
etik hukuki bir sorun olmakla birlikte, gerçek bir değer
bulunmamaktadır. Bu durumda, üretilen nesnenin etik ve hukuk açısından
geçerli koşullara uygun olup olmadığının araştırılması önem
kazanmaktadır. [2]

Ülkemizde bilimsel sahtecilikler ve önlenmesi konusundaki yetki ve
sorumluluklar yasa ve yönetmelikle Üniversitelere ve Yükseköğretim
Kuruluna(YÖK) verilmiş durumdadır. Ancak, bilimsel etiğin
üniversitelerimizde "duyarlılık gösterilmesi ve tartışılması gereken
bir konu" olarak ortaya konup çözümler arandığı pek söylenemez. Bunun
nedeni herhalde üniversitelerimizde etik sorunların hiç yaşanmaması
değildir.

Üniversitelerimizde çok sayıda bilimsel yanıltma ve aşırmacılık olayı
olduğu bilinmesine karşın, yöneticiler bunların ortaya çıkmaması ve
örtbas edilmesi için büyük çaba sarfettiklerinden, kamu oyuna yansımış
bilimsel sahtecilik ve yanıltma örneği son derece azdır.

Buna rağmen kamuoyuna malolmuş ve uzun yıllar tartışılarak sonunda
mahkemelik olmuş bir bilimsel etik olayı son derece düşündürücüdür. Bu
olay çoğunuzun bildiği gibi, 1981 de kurulan YÖK'ün ilk başkanı ile
ilgilidir. Olay ilk olarak yıllar önce, bir suikast sonucu
kaybettiğimiz, yeri doldurulamayacak araştırmacı yazar Uğur Mumcu
tarafından kanıtlarıyla birlikte kamuoyuna açıklanmıştı.

Uğur Mumcu'nun açıklamasında, zamanın YÖK Başkanının "Annenin Kitabı"
isimli çocuk eğitimi kitabında Amerikalı bilimci Benjamin Spock'un
"Bebek ve Çocuk" isimli kitabından aynen alınmış çok sayıda bölüm
bulunduğunu fakat Spock'un kitabının hiçbir şekilde kaynak olarak
gösterilmediğini ortaya koymuştu.

Yıllar sonra TÜBA Etik Kurulu, söz konusu kitabı inceleyerek Ocak 1998
tarihli raporunda "kitapta büyük ölçüde aşırma yapıldığı" saptamasını
yapmıştı. TÜBA üyesi Prof.Dr.Hasan Yazıcı 11 Kasım 2000 tarihli
Milliyet gazetesinde yayınlanan "Önce Doğramacı Yargılanmalı" başlıklı
yazısında, TÜBA Etik Kurulunun incelemesine dayanarak söz konusu
kitabı, "aşırma" olarak niteledi. [3]


[1]Etik Vikipedi


[2] Yayın Etiği İhlalleri ve Yasal Sonuçları

Prof. Dr. Sermet Koç
[3] Yök Düzeninde Bilimsel Etik Anlayışı

050415003 Burçin ARAÇ

unread,
Aug 5, 2009, 8:45:38 AM8/5/09
to İstatistiksel Danışmanlık


Arkadaşlar etik ihlali nasıl saptanır konusunda yazdığım yazıyı
kendi düşüncelerime de yer vererek aşağıdaki gibi yeniden veriyorum.
Bilim ve teknolojinin sürekli geliştiği dünyada bilimdeki
araştırmaların doğruluğu ve gerçekliği çok önemlidir. Her bilimsel
araştırma, kendinden önceki araştırmaların üzerine inşa edilir. Eğer
önceki çalışmaların birinde hata,yalan veya yanlışlık varsa bilimin
kendi kendini kontrol edebilme özelliği gereği er yada geç bu durum
ortaya çıkacaktır.Evet bilim kendi kendini düzeltebilen bir
olgudur.Bilimde yapılan bir yanlışlık,ihmal veya yalancılık tüm
insanlığı derinden etkileyebilir. Çünkü tüm bilimsel araştırmalar tüm
insanlığı ilgilendirir dolayısıyla sonuçları da insanlığın ortak
çıkarlarıdır. Bir bilimsel araştırmada sahteciliğe,hırsızlığa v.b
başvurulursa tüm insanlığa karşı büyük bir suç işlenmiş olur. İşte
bilimsel çalışmalarda kendi kendine gelişmiş yapılmaması gereken her
türlü davranış etik ihlali ve etik ihlallerinin genel adı da etik
kurallardır. Süleyman Demirel Üniversitesi Etik Kurulu "bilimsel etik
" kavramını şöyle tanımlamaktadır: "Bilimsel etik, bir çalışma
faaliyetinde bulunan insanların ahlak ilkelerini, davranış
biçimlerini, görevlerini ve zorunluluklarını belirleyen kurallar
zinciridir." [1:8] Bu tanım üzerinde konuşacak olursak bilimsel etiğin
araştırmaların her türlü davranışını incelediğini
söyleyebiliriz.Araştırmacı her zaman ve her yerde genel ahlaka uygun
ve örnek olma rolünü üstlenmiştir. [1:9-11]
Eğer araştırmacı çalışması sırasında sahtecilğe, yalancılığa,
hırsızlığa v.b. davranışlara kısaca bilimde dolandırıcılğa yani
bilimsel etik ihlaline başvurursa hem araştırmaya hem kendisine
duyulan güven sarsılır, itibarı zedelenir. Bir araştırma yürütebilme
aşamasına kadar gelebilmiş bir insan için bu durum çok onur kırıcıdır.
Ayrıca araştırmaya umut bağlayan, merakla bekleyen insanlar için de
hayal kırıcıdır.Tüm bunların üstüne doğru sonuçlara doğru verilerle
ulaşmak yerine yalancılığa başvurularak kaybedilen zamanın yerini de
hiçbirşey almayacaktır. Peki bir araştırmacı neden dolandırıcılığa
başvurur? bunu yine Süleyman Demirel Üniversitesi Etik Kurulu'nun
görüşlerinden alıntı yaparak cevaplıyorum. Bilimsel yayaınlarda etik
sorunların ortaya çıkmasındaki nedenler;
1. Bilim ve bilginin cazibesi,
2. Hemen şöhret olma isteği,
3. Kolay kazanç elde etme isteği,
4. Üst akademik dereceyi alma isteği,
5. Bulunduğu makamı koruma hırsı,
6. Kolaycılığı tercih etme içgüdüsü,
7. Yanlış örnek olma zaafı,
8. İleri teknolojinin oluşturduğu olanaklar,
9. Sahteciliğn yapılma sınırsızlığı,
10. Doyumsuzluk. [1:15]
Aslında bir bilim insanının yukarıda sayılan kişisel zaaf ve
hırslara yenilmemesi gerekmektedir. Belkide bilimsel etik ihlalini
önlemenin ilk yolu budur. Eğer araştırmacı önce kişisel çıkarlarını
değil de toplumun çıkarlarını düşünürse bilimsel etik ihlalinin beyin
tayfası göçmüş olur. Ancak her araştırmacı bilimsel etiği bilerek
ihlal etmiş olabilir. Bu konuda bilimsel etik ihlallerini genel bir
çerçevede vermek istiyorum. TÜBİTAK (2006) etik ihlallerini şu şekilde
listelemektedir.
* Uydurma (fabrication): Araştırmada bulunmayan verileri üretmek,
bunları
rapor etmek veya yayımlamak.
* Çarpıtma (falsifi cation): Değişik sonuç verebilecek şekilde
araştırma materyalleri,
cihazlar, işlemler ve araştırma kayıtlarında değişiklik yapmak
veya sonuçları değiştirmek.
* Aşırma (plagiarism): Başkalarının metotlarını, verilerini,
yazılarını ve şekillerini
sahiplerine atıf yapmadan kullanmak.
* Duplikasyon (duplication): Aynı araştırma sonuçlarını birden fazla
dergiye
190 Hakemli Yazılar / Refereed Articles Nazan Özenç Uçak ve Hatice
Gülşen Birinci
yayım için göndermek veya yayımlamak.
* Dilimleme (Least Publishable Units): Bir araştırmanın sonuçlarını,
araştırmanın
bütünlüğünü bozacak şekilde ve uygun olmayan biçimde ayırarak
çok sayıda yayın yapmak.
* Destek belirtmeme: Desteklenerek yürütülen araştırmaların
sonuçlarını
içeren sunum ve yayınlarda destek veren kurum veya kuruluş desteğini
belirtmemek.
* Yazar adlarında değişiklik yapma: Araştırma ve makalede ortak
araştırıcı
ve yazarların yazılı görüş birliği olmadan, araştırmada aktif katkısı
bulunanların
isimlerini çıkartmak veya yazarlıkla bağdaşmayacak katkı nedeniyle
yeni yazarlar eklemek veya yazar sıralamasını değiştirmek.
* Diğer: Araştırma ve yayın etiği ilkeleriyle bağdaşmayan diğer
davranışlarda
bulunmak. [2:3-4]
Yukarıda geçen bilimsel etik ihlalleri araştırmacılar tarafından
bilerek veya bilmeyerek yapılabilir.Peki bunların önüne nasıl
geçilmeli? bu sorunun ilk cevabını araştırmacıların kişisel hırslarına
yenilmemeleri şeklinde yorumlamıştım.Çünkü bilimde hırs çoğu zaman
gelişimi sağlayan bir olgu olsada bazen de yalanı körükleyen bir
düşmandır.Bu soruya başka cevaplar arayacak olursak yine Nazan Özenç
UÇAK ve Hatice Gülşen BİRİNCİ'nin Türk Kütüphaneciliği dergisinde
yayınlanan "Bilimsel Etik ve İntihal" başlıklı makalelerinde [2:3] Oğuz
(1999)'un görüşlerinden alıntı yaptığı "Bilimsel bir yayının etik
açıdan iyi sayılabilmesi için yazım aşamasında kurallara uyulması ve
bilimsel değerlere bağlı kalınması gerekmektedir. Bu sürecin yazar,
editör, hakem ve okuyucu boyutuna vurgu yapan Oğuz (1999), yazarın
araştırma ve sunum açısından sorumluluklarını belirtirken, editörün bu
süreç içinde iletişimin uygun, zamanında, açık, güvenilir ve tarafsız
olarak sürdürülmesindeki rolüne değinmektedir. Hakem sorumluluğunda
tarafsızlık, eldeki metnin yetkin hale getirilmesi; okuyucu
boyutununda ise okuyucunun ilgi alanına giren konulardaki yazıları
izlemek, incelemek ve yanlışları bilimsel yayın ortamında ortaya
koymak, yani tepki vermek sorumluluğunun bulunduğu ifade edilmektedir"
satırlarında bilimsel bir çalışmanın yazarından okuyucusuna kadar
eleştiriye açık ve denetlenebilir olması konusdunda görüş birliğine
varmışlardır.Gerçekten de bir çalışma her aşamasında yoruma açık,
denetlenebilir olmalı,okuyucular ise irdeleyerek üzerine eğilmeli ve
en önemlisi bir yanlışlık varsa tepki vermeli düzeltilmesi için
uğraşmalıdır. Bilimsel çalışmaların denetlenmesi konusunda Çobanoğlu
(2007) yazısında üniversite etik kurullarının ve hukuksal
düzenlemelerin yaptırım gücüne dikkat çekmiştir.[3:2-9] Etik kurullar
bir üniversitede, dergide vs denetleme, kontrol ve düzeltme
mekanizmasının doğruya ilk anda ulaşma ve yayınlama amacıyla işlediği
ilk yerdir.
Demek ki bilimsel her çalışma gelişmelere açık, yorumlanabilir ve
denetlenebilir olmalı. bir yanlışlık varsa düzeltilmelidir. Alıntı
yaparken alıntı yaptığımız yeri veya yazar açıkça belirtilmeli
kendinden önceki çalışmalardan faydalanırken üzerinde değiştirme
yapılmamalıdır. Bunlardan en önemlisi bilimsel araştırma yapacak olan
her araştırmacının etik ve bilim etiği konusunda bir eğitim almış
olması gerekir. Etik kurullar ve okuyucular denetlerken
sorgulamalıdır.En yaygın etik ihlali olan aşırma (plagiarizm)
konusunda daha dikkatli olunmalıdır.Aşırmacılıkla suçlanmamak için
yazar alıntı yapılan yerlere gönderme yapmalı veya atıfta
bulunmalıdır.Kaynakça açık ve anlaşılır olmalıdır, isteyen kaynakların
aslına kolaylıkla erişebilmelidir.Yani neyi, nereden aldığımız çok
önemlidir.
Üniversitelerde en az lisans düzeyindeki öğrencilere bilim etiği
konusunda ders verilmeli, etik ihlali ve etik kurallar konusunda
öğrenciler bilinçlendirilmelidir.Bilinçli bir birey bilime ve emeğe
daha da çok saygı duyacak denetim mekanizması iyi işleyen bir ortamda
araştırmacılar daha çok dikkat edecek yalandan ve sahtecilikten
kaçınacaktır.Eğer yine de bilim etiğine aykırı davranılmışsa görev ve
sorumluluk bunu farkeden okuyucunun üzerindedir.Okuyucu verileri ve
sonuçları olduğu gibi kabullenmekten ziyade konu üzerine dikkatlice
düşünür, iyi ve doğru analiz eder, irdeler ve varsa yanlışlıklara
tepki gösterirse ihlalin saptanması konusundaki görevini yerine
getirmiş olur.
Sonuç olarak etik ihlali konusunda okuduğum yazılardan yola çıkarak
bunun saptanması ve önlenmesi konusunu aşağıdaki şekilde
özetleyebilirim.
1- Kişisel hırs ve çıkarlar bilimin ve toplum çıkarlarının önüne
geçmemelidir.
2- Bilim etiği kounusunda öğrenciler en az lisans düzeyinde olmak
üzere bir eğitime tabi tutulmalıdır.
3- Her araştırma hem yazar hem editör veya etik kurullar hem de
okuyucular tarafından dikkatle ve özenle irdelenmeli ve
denetlenmelidir.
4- Her ülkede bilimsel etik konusunda gerekli hukuksal düzenlemeler
yapılmalıdır.Kanunlar veya yönetmelikler etik ihlalini önlemenin
yaptırım gücünü zorunlu hale getirir.
Arkadaşlar etik ihlali konusunda okuduğum kaynaklardan yukarıdaki
bilgilere ulaştım ve yorumladım. Eklemek veya düzeltmek
istediklerinizi, yorumlarınızı bekliyorum.
Kaynaklar
[1]: Süleyman Demirel Üniversitesi Etik Kurulu, Bilimsel Çalışmalarda
Etik Kurallar
sablon.sdu.edu.tr/idari/etikkurul/docs/etikkurulsunu.pps adresinden
erişildi.

[2]: UÇAK, Nazan Özenç; BİRİNCİ, Hatice Gülşen, Bilimsel Etik ve
İntihal, Türk Kütüphaneciliği Dergisi 22, 2,187-204
http://ce.istanbul.edu.tr/userfiles/file/intihal.pdf adresinden
erişildi.
Oğuz, N. Y. (1999). Bilimsel yayın etiği. Klinik Psikiyatri, 2,
153-159.

[3]: Çobanoğlu, Nesrin(2007). Tıbbi Bilimsel Yayınlarda Etik Kurullar
Ve Kurallar. Sağlık Bilimlerinde Süreli Yayıncılık Sempozyumu
Bildirileri,Ankara:TÜBİTAK
http://www.ulakbim.gov.tr/cabim/vt/uvt/tip/sempozyum5/page120-128.pdf
adresinden erişildi.



Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages