Teziç in rektöründen şok sözler

0 views
Skip to first unread message

Ünal SOLMAZ

unread,
May 15, 2007, 9:04:56 AM5/15/07
to e-tu...@googlegroups.com, laleli...@googlegroups.com, istanb...@googlegroups.com, istanbul...@googlegroups.com
Teziç'in rektöründen ŞOK sözler

Rektör Kalaycıoğlu, "Cumhurbaşkanlığı seçimi gene aynı yola girerse,
AK Parti'ye, askerden muhtıradan fazlası gelir. bu darbeden daha beter
olur" diyerek kara tablolar çizdi...

Işık Üniversitesi Rektörü siyaset bilimci Prof. Ersin Kalaycıoğlu
yaptığı özel bir röportajda bakın neler söylemiş.İşte sorular ve
verdiği tüyler ürperten cevaplar...

Önce askerin gece yarısı muhtırasından başlayalım. Muhtıranın etkileri
sandığa nasıl yansıyacak sizce? Kimilerinin dediği gibi halk askerden
ürküp AKP'den uzaklaşacak mı? Yoksa bir diğer kesimin dediği gibi bu
mağduriyet AKP'nin oyunu mu artıracak?

Bugünkü durumda, AKP'nin oyları artacak ya da en azından azalmayacak.
Ancak kapatılma durumu ortaya çıkarsa, AKP'nin oyları azalır. Çünkü
o zaman seçmen 28 Şubat sonrasındaki gibi davranır. 28 Şubat'ta Refah
Partisi kapatıldı ve onun devamı olan Fazilet Partisi'ne seçimde
yeterince oy çıkmadı. Çünkü seçmen, 'Bu partiye niye oy verelim ki? Bu
parti askeri yönetemiyor. Askerle didişiyor ve sonra da parti
kapanıyor' diye düşündü.

AK Parti, askerin muhtırasına sert bir cevap verdi. Bu cevap seçmeni
nasıl etkiler?

Seçmen bu parti sağlam diye düşünür ama... Ben askerin geri adım
atacağını düşünmüyorum. Cumhurbaşkanlığı seçim süreci gene aynı yola
girerse, askerden tekrar muhtıra gelir, Belki daha fazlası olur. Darbe
olmayabilir ama darbeden daha kötüsü olabilir.

Darbeden kötüsü ne olabilir?

Genç subayların ayaklanması olabilir. 1960 darbesi genç subayların
ayaklanmasıyla geldi. Harbiye öğrencileri Genelkurmay Başkanı'nı
öldürmek için otomatik silahlarla evinin kapısına dayandı. 1960-63
arasında genç subay darbe girişimlerini yaşadığımız için, bunun, emir
komuta zinciri içinde yapılmış bir darbeden çok daha kötü olduğunu
biliyoruz biz. Askerin son muhtırası da, pek emir komuta zinciri
içinde olmuş gibi bir izlenim vermiyor. Muhtıra, Genelkurmay
Başkanlığı'nın denetimi dışında bir girişimmiş gibi gözüküyor. Bu,
'Tekrar 1960-63 dönemine mi dönüyoruz acaba?' diye başta ordu olmak
üzere, hepimizin çok endişe duyması gereken bir gelişme. AKP
seçimlerden sonra gene uzlaşma aramadan kendi adayını cumhurbaşkanı
seçtirme yoluna girerse aynı kaynaklardan aynı reaksiyon tekrar
gelecektir.

Peki CHP'nin muhtıra yanlısı ve askeri siyasete çeken politikasının
seçimdeki etkisi ne olacak?

Mütedeyyin ve muhafazakâr seçmen kitlesi dışındakiler CHP'yi bu gözle
görmüyor. Onlar CHP'yi, laikliği, Cumhuriyet'in temel ilkelerini ve
devleti koruma endişesiyle hareket eden bir parti olarak görüyorlar.
Muhafazakâr kitle ise CHP için, 'Bu devletin partisi. Halkın partisi
değil' diyor ve onlar sağdaki partilere yöneliyor. Muhtemelen de en
fazla AKP'ye yönelecek gibi gözüküyorlar. Oysa halkın daima esas
olarak belirttiği sorunlar, işsizlik, enflasyonun yeterince düşmemesi
ekonomik istikrara kavuşulamamış olması, yeni bir kriz endişesi gibi
iktisadi konulardır. Eğer CHP bunları ve özellikle de işsizliği
giderecek çözümleri konuşsaydı, daha fazla oy alırdı. Ama CHP bu
konular üzerine çalışmak yerine, laikliğin ve Cumhuriyet'in tehlikeye
düştüğünü gösteren bir strateji izliyor.


Cumhurbaşkanını halkın seçmesini de içeren bir Anayasa değişikliği
paketi geçen hafta Meclis'ten geçti. Bu mu büyük felaket?

Evet. Eğer sistem bu haliyle uygulanırsa ve AK Parti'nin istediği gibi
cumhurbaşkanını halk seçerse, bu, yeni bir kriz demek değildir. Bundan
sonra hiç bitmeyecek üst üste krizler demektir bu. Çünkü
cumhurbaşkanını halkın seçmesiyle siyasi otorite ikiye bölünecek ve
bir yanda halkın oyuyla gelen cumhurbaşkanı, diğer yanda halkın oyuyla
gelen bir Meclis olacak. Siyasi sistemde çift başlılık üretilecek.
Burada bir sürtüşme çıkmaması olanaksızdır. Aynı partiden olsalar bile
uzlaşmayabilirler, ikisi arasında kriz yaşanabilir. Çünkü bu
cumhurbaşkanı 40 milyon seçmenin diyelim ki 20 milyonunun oyunu almış
biri olacak. Ve, yetkilerini mutlaka artırmaya çalışacak.

Yoksa şimdiki cumhurbaşkanının yetkileri için halkoyuna gidilir mi?
Anayasa Mahkemesi'ne, YÖK'e üye atamak için halka gidilir mi?
Anayasa değişikliği kesinleşti diyelim. Yeni cumhurbaşkanını halkın
hemen seçmesi ihtimali yüksek mi?

Yüksek değil. 22 Temmuz'da halkın önüne ikinci bir sandık
konulamayacak. Bu mümkün değil. Dolayısıyla önce milletvekilleri
seçilecek ve yeni Meclis'in ilk işi cumhurbaşkanını seçmek olacak.
Çünkü yeni Meclis, cumhurbaşkanını seçemezse tekrar genel seçimlere
gidilecek. Bakın... Seçimlerden sonra kurulacak yeni Meclis üç
nedenden ötürü cumhurbaşkanını seçecek. Bir, milletvekili olmak için
150-500 bin YTL arasında para harcayan bu insanlar bir hafta sonra
tekrar seçime gitmezler. İki, şu anda milletvekili adayı olmak
isteyenler arasında çok sayıda dokunulmazlık zırhının içine girmeye
çalışanlar var gibi gözüküyor. Bunlar, yeniden seçime gitmek
istemeyeceklerdir. Üç, milletvekilleri iki yıl dolmadan emeklilik
hakkı elde edemiyor. Dolayısıyla yeni Meclis cumhurbaşkanını seçmek
zorunda. Sonuç şu ki, yapılan Anayasa değişikliği, yedi yıl sonraki
cumhurbaşkanını seçmek için yapıldı.



Neşe Düzel/Radikal

--
     Ünal SOLMAZ

Mesihpaşa Caddesi No:90 Laleli / İstanbul
Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages