29 Nisan'da ÇAĞLAYAN'da buluşuyoruz!
BÜTÜN YURTSEVERLERE ÇAGRI… YA ISTIKLAL YA ÖLÜM!
14 Nisan günü Türkiye tarihinin en büyük yürüyüsü gerçeklesti. Bazilarimiz katildi bazilarimiz katilamadı. Bu yürüyüs tüm dünyada yankilandi; emperyalistler ve uzantilari, Çilgin Türk'lerin tekrar 90 sene sonra küllerin içerisinden kafasini kaldirdigini fark ettiler ve dehsete düstüler. Artik hiç birimiz yalniz olmadıgimizi biliyoruz.
Ancak Tandogan toplantisinin yeterli oldugunu düsünmek ve tekrar köselerimize çekilmek yapilabilecek en büyük hatadır. Emperyalistlerin ve onlarin is birlikçilerinin Türkiye yi yok etme plani ve süreci hiz kaybetmeden devam etmektedir. Artik bu planin son asamasindayiz, yani Anadolu da Türkiye'yi ve Türk Ulusunu yok etmek asamasi .
29 Nisan da Istanbul Çaglayan da,Tandogan gösteri toplantisinin devami yapilacak. Yanlis anlasilmasin konu sadece Cumhurbaskanligi degildir, konu TÜRKIYE CUMHURIYETI'nin varligini sürdürüp sürdürememesidir .
Kabul etsek de, etmesek de; önümüzde bir kurtulus savaşi var…
Bundan böyle kisilerin vatanseverlik ölçütü bu mücadeleye katilip katilmadıklarina göre degisecektir. Bu gün o meydanda Vatanina sahip çikmayan; yarin, bir savaşta cepheden kaçacaktir…
Bundan sonra Vatan Millet nutuklari çekenlere , yazilar , slaytlar ,resimler yollayanlara sorulacak ilk soru "29 Nisan da ne yapiyordun! „ sorusu olacaktir.
Şimdi değilse ne zaman? - Ayşe Toprak

Şimdi değilse ne zaman sahip çıkacağiz vatana? Cumhuriyete, laikliğe, vs. demiyorum,
VATAN diyorum.
Bakmayın siz gündemi ve meydanları "Türkiye laiktir, laik kalacak", "Mollalar İran'a" ve benzeri
sloganlar ile dolduranlara. O küçümsediğimiz İran'ın bugün bölünme tehlikesi yok.
Evet, bir bayan olarak zorunlu olarak başımın örtülmesine, inançlarıma karışılmasına, bilim yerine
hurafelerle yönetilmeye karşıyım. Ama bugün için daha hayati bir mesele var: VATAN!
Vatanım bugün çok büyük bir tehlike ile karşı karşıya. O tehlikenin adı AKP veya CHP degil. O
tehlikenin adı A.B.D. ve A.B. Bugün Türkiye'nin neresinde yaşıyorsan yaşa, hangi sosyal ve ekonomik
zümreye ait olursan ol, bunu farketmemiş olabilir misin? Çiftçiysen ve kredini ödeyemiyorsan,
köylüysen köyünde bakkal bile dükkanı kapatmışsa, esnafsan siftah edemeden günü kapatıyorsan,
memursan ayın sonunu getiremiyorsan, gençsen issizsen, üniversite ögrencisiysen okulu bitirince iş
bulamayacağını biliyorsan, işçiysen ülkede son kalmış birkaç fabrikadan birinde çalışıyor ve seninki
de kapanmasın diye dua ediyorsan, paran varsa paranın, canın varsa canının güvenliğinden, çocuğun
varsa çocuğun geleceğinden şüphe ediyorsan, işte sen bir Türkiye vatandaşısın. Ne fark eder Kürt
olmuşsun, Türk olmuşsun, alevi olmuşsun, koyu müslüman olmuşsun, Diyarbakır'da ya da İstanbul'da
yaşıyor olmuşsun, ne fark eder laik olmuşsun, anti-laik olmuşsun, demokrat olmuşsun, liberal
olmuşsun, 15 yaşında ya da 70 yaşında olmuşsun. Sorunumuz insanlık sorunudur.
Bugün dünyada insanlık açlıkla, sefaletle, yoksullukla, savaşlarla boğuşuyor. Dünyada 90 milyon
çocuk sokakta yaşıyormus: bir ülke nüfusu kadar. Irak'ta A.B.D. işgaliyle 700 bin insan ölmüş, PKK
terörüyle 30 bin insanımız ölmüş. Sen sadece kendin için degil, komşun için, tanıdığın, tanımadığın
bütün insanlar için ağlayabiliyor musun? 700 bin insan ya da 30 bin insan ölmüş deyince kulaklarına
cok mu tanıdık geliyor, omuz silkip geçiyor musun? Kulaklarımızı alıştırdılar belki, peki şöyle
desem: "son birkaç yılda dünyanın herhangi bir yerindeki bir ülkede 700 bin inek öldü" desem, ne
kadar ilginç değil mi? Acaba hangi hastalığa kapılıp öldüler diye en azından merak ediyor insan.
Bizi yıllar boyunca sınıflara ayırdılar, ülkelere ayırdılar, dinlere ayırdılar, ırklara ayırdılar, ayırdılar da ayırdılar. Bir baktık ki biz ayrılıklarla, kardeş kavgalarıyla boğuşurken, onlar bizi sömürmüş, cebimizdeki son kuruşa kadar çalmışlar. Ne farkımız var beyaz insanın zulmüyle Amerika'da soyları tükenen Kızılderililerden, madenleri sömürülüp, iç savaşlara mahkum edilen Afrikalılardan, ya da zengin kısımlarının A.B. içine alınıp sömürülebilmesi amacıyla paramparça edilen Yugoslavlardan?
Sonumuz hep aynı olmadı mı? Kiminde silah zoruyla, kiminde Bizans oyunlarıyla hedefe ulaştılar. Bugün Türkiye'de tarım, hayvancılık, üretim, sanayi, hepsi neredeyse bitmiş durumda. Borsa iyi diyorlar, enflasyon iyi diyorlar, halkın cebine giren birşey yok, işsizin iş bulduğu yok, yeni açılan bir fabrika yok.
Son hükümetin suçu mu peki bunlar? Tabi ki degil, o sadece aracı. Batıya aracılık ediyor. Bir sürü de yardımcısı var, ana muhalefet başta olmak üzere, diğer hemen bütün partiler, devletin hemen bütün kurumları, sivil toplum örgütleri, basın, ve, kimi unuttum diyordum, ve BİZ!
Devamı.
Sahtecilik suçlaması
Bu iktidarı Çankayada görmektense ölmeyi isterim. - Ferhan Şensoy
70'lik İngiliz'in gece yattığı kız!
GÜLE GÜLE… - Selahattin Erol
Amerika Makas Değiştiriyor - Bülent Esinoğlu
http://www.turkpolitika.com
gaz...@turkpolitika.com