papağan ve tüccar
unread,Apr 28, 2008, 5:42:54 AM4/28/08Sign in to reply to author
Sign in to forward
You do not have permission to delete messages in this group
Either email addresses are anonymous for this group or you need the view member email addresses permission to view the original message
to istanbul Aydinuni-intgazeteciligi
RADYO YAYINCILIĞI DERSİ
VİZE ÇALIŞMA NOTLARI
1-) Radyonun ve radyo yayıncılığının tanımını yapınız.
Radyo; elektromanyetik dalgaların özelliklerinden yararlanarak
seslerin iletilmesi sistemidir.
Radyo yayıncılığı; sesin elektromanyetik dalgalar yolu ile boşlukta
yayılması; bu dalgaların, bu amaç için geliştirilmiş özel alıcılar
yolu ile alınarak sese çevrilmesi ve kamunun hizmetine verilmesidir.
2-) Bir kitle iletişim aracı olarak radyo yayıncılığı ele alındığında
neler önemlidir?
Üç temel alt başlık ortaya çıkar:
- Bir sistem olarak radyo yayıncılığının karakteristik özellikleri
- Yapılan yayının karakteristik özellikleri
- Radyo dinleyicisinin karakteristik özellikleri
Son özellik de kendi içerisinde iki alt başlık içerir:
- Dinleyicinin genel özellikleri (Kitle halindeki dinleyici)
- Dinleyicinin karakteristik özellikleri (Birey halindeki dinleyici)
3-) Sunucunun sesi dinleyiciye nasıl ulaşır? (Sesin konuşmacıdan
dinleyiciye aktarılması)
Konuştuğumuz zaman ses telleri titreşir ve havada ses dalgaları
oluşturur, bunlar her yöne yayılır. Mikrofon, bu ses dalgalarını
elektriğe dönüştürür ve bir kablo aracılığıyla mix masasına gönderir.
Mix masasında diğer sesler eklenir ve ses bir tel boyunca gider,
vericiye ulaşır. Vericinin radyo dalgalarına dönüştürdüğü elektrik
sinyalleri bir anten sisteminden havaya saçılır. Verici; uzun, orta ve
kısa olabilir. Dalgalar, vericinin gücü ve yerine, yayın frekansı ve
yerel şekillere göre değişen bir mesafe dâhilinde her yöne yayılır.
Bunu radyo alıcısının anteni aracılığıyla yayılan radyo dalgalarını
toplaması izler. Radyonun içindeki elektronik parçalar, radyo
dalgalarını ses sinyallerine dönüştürür. Ses sinyalleri hoparlör veya
kulaklıklarla yeniden havada ses dalgaları haline getirilir.
Dinleyicinin beyni ve kulakları bunları duyar ve çözümler.
4-) Radyo yayıncılığının başlangıcı ve gelişimi nasıl olmuştur?
Kasım 1920’de ABD’nin Pittsburg eyaletinde KDVK adlı radyo kanalı ile
ilk düzenli radyo yayınları başlamıştır. Avrupa’da 1922’de
İngiltere’de BBC ile başlamıştır. Daha sonra sırasıyla Fransa,
Almanya, Sovyetler Birliği, Asya kıtası ve Afrika kıtası şeklinde
yayılmıştır.
5-) Radyo yayıncılığında Avrupa ve Amerikan sistemleri nasıldır?
Avrupa kıtası, merkeziyetçi devletlerin bulunduğu bir kıta olarak,
yayın kuruluşlarını da devletin, hükümetin elinde tutma eğilimi
gösterirken, Amerikan sisteminde, radyo ve TV kanalları kişilerin
elindedir ve yayın yapmak için fazla sınırlama yoktur. Bu bakımdan,
başlangıçtan beri radyo kanal sayısının en fazla olduğu ülke ABD
olarak verilmekte, bunu daha az sayıda Avrupa devletleri izlemektedir.
Reklâma ya hiç ya da çok az yer verildiğinden, bütçe açısından
hükümetlere bağlılık vardır. Rekabet ortamı olmadığından yayınlarda
çeşitlilik fazla değildir. Yenilikler peşinde koşma, dinleyiciye yeni
şeyler sunma, sürekli dinleyicinin nabzını tutma gibi bir
zorunlulukları yoktur.
Avrupa sisteminde siyasal erklerin yayınlara karışması söz konusu
iken, Amerikan sisteminde böyle bir durum söz konusu değildir. Radyo
sahibinin ya da yönetiminin siyasal erkler tarafından etkilenmesi de
oldukça zordur. Kanal sayısının fazla olması, rekabet ortamını
arttırdığından, her radyo, kanalı daha çok dinleyici çekmek ve
dolayısıyla daha çok kişiye ulaşma ve vereceği reklâmları daha çok
kişiye duyurmak için birbirleri ile yarışmak, daha kaliteli, daha ilgi
çekici yayın yapmakla yükümlüdür.
6-) Özel-Ticari sistemde radyo yayıncılığının durumu nasıldır?
Amerikan sistemidir denilebilir. Bu sistemde radyo ve TV kuruluşları
özel girişimin elindedir. Yayınların içeriğine, genel kurallar
çerçevesi dışında herhangi bir karışma olmaz. Bu kuruluşların tüm
giderleri reklam ya da sponsor gelirlerinden karşılanır. Yayın
formatları daha çok müzik ağırlıklıdır. Seslendiği hedef kitlenin
zevkine uygun olmak zorundadır.
7-) Kurumsal sistemde radyo yayıncılığının durumu nasıldır?
Ülkenin gereksinimlerine göre bazı hizmetlerin görülmesi için var olan
radyo kuruluşlarıdır. Amaçları, ilgili kurum ya da kuruluşun
kendilerine verilen görev, yetki ve sorumluluklarını yerine
getirirken, hizmetlerini daha etkili olarak yapmaya çalışmalarıdır.
Eğitim kurumları, sivil toplum örgütleri, dinî kuruluşlar,
belediyeler, siyasî partilerin radyo yayın kuruluşları kurumsal
radyolar kapsamına girer. Örnek Türkiye Polis Radyosu
8-) Devlet-Hükümet sisteminde radyo yayıncılığının durumu nasıldır?
Avrupa sistemidir denilebilir. Radyo ve TV kanallarının yönetimi ya
doğrudan ya da dolaylı olarak hükümetin ya da devletin elindedir.
Yayınlara doğrudan karışılır. Kuruluşların giderleri genel olarak
hükümet tarafından karşılanır. Kamu yayıncılığı kavramında ise,
yayınların toplum yararına yapılmasının gerekli olduğu temeli vardır.
Çünkü elektromanyetik dalgalar ve frekanslar toplumun malıdır ve en
önemli görev, bu yayınların toplum yararına yapılmasıdır.
9-) Radyo yayınlarının işlevleri nelerdir? Açıklayınız.
- Haber verme, bilgilendirme işlevi Çağımızda toplumların haber alma
hakları en doğal haklarından sayılmakta ve özellikle demokratik düzene
sahip ülkelerde bu haklar yasa kapsamlarına alınarak korunmaktadır.
Radyo yayınlarının bu işlevlerini yaparken yansız olmaları, olayları
olduğu gibi vermeleri, bu işlevin tam olarak yerine getirilmesini
sağlar.
- Eğitme, kültürlendirme işlevi Bu işlev, geri kalmış veya
kalkınmakta olan ülkelerde olumsuzlukların ortadan kaldırılması için
kullanılır. ( Afrika’da) Örgün eğitimde, öğrencilerin dersleriyle
ilgili yardımcı bilgi alabilmeleri için kullanılır. Yaygın eğitimde
ise amaç, okul eğitimi dışında kalan, okul eğitimlerini tamamlayamamış
kişilerin eğitimidir. Bir diğer kullanım alanı ise, propoganda
alanındadır. Bir düşüncenin, tutum ve davranışın belli yöntem ve
tekniklerle birey, grup ya da tüm topluma kabul ettirilmesidir.
- Reklam işlevi Bu işlev, mal ve hizmetlerin tanıtılmasını sağlar.
Söz gelimi, bir toplantının yapılması ile ilgili bir haber veya yeni
çıkan bir şarkının çalınması da bu tür işlevin kapsamına girer. Bu
işlevin kullanımındaki bir diğer amaç, radyo kanallarının yaşamasının
reklâmlardan alınacak gelirlerle sağlanmasıdır.
- Eğlendirme işlevi Bu işlev, diğer işlevlerin yerine getirilmesinde
yardımcı bir işlevdir. Diğer işlevlerin başarıya ulaşmasında
gereklidir. Eğlence yayınları bir amaç değil, bir araçtır. Diğer
işlevlerle ilgili yayınların ilgi ile izlenebilmesi için bir güvence
olarak da tanımlanabilir. Eğlendirirken eğitmek de önem taşır.
- İnandırma ve harekete geçirme işlevi Gerek haber, eğitim ve
propoganda işlevleri sırasında, gerekse mal ve hizmetlerin
tanıtılmasında kişide verilen mesaja karşı bir inandırma ve bunun
sonucunda da gerekiyorsa bir harekete geçme, bir faaliyette bulunma
söz konusudur. Yapılan yayınlarla bu amaçların gerçekleşmesi beklenir
ve bu tür sonuç elde edilmiş ise yayın etkili olarak kabul edilir.
10-) Radyo yayınının unsurları nelerdir? Açıklayınız.
1-) Söz unsuru Radyo programlarında hedef kitleye ancak ses ile
ulaşılabilir. İnsan sesi iyi kullanılmalıdır. İster ölüm haberi, ister
müzik programı olsun; önemli olan sesle ikisini de
hissettirebilmektir. Sıcaklık ve samimiyeti oluşturmak gerekir. Ses
tonu ve sunuş üslubu radyo yayıncılığında büyük önem taşır. Seste
mutlaka otoriter bir özellik olması gerekir. Kendine güvenen, tok bir
ses tonu daima dinleyicide güven yaratan bir ses kullanımıdır. Bu
özellik aynı zamanda inandırıcılığı da sağlar. Yayın süreci içinde hep
aynı tempoda bir program sunumu bıktırıcı bir unsurdur. Tekdüzelikten
uzak, samimiliğin ve resmîliğin aşırısından uzak durulmalıdır.
Dinleyici yüz kişi değil bir kişi dahi olsa, aynı ortamı yaratmak
gerekir. Telefonda konuşurken karşımızdakinin anlattığımızla
ilgilenmesini, dinlemesini nasıl sağlamaya çalışıyorsak; radyo
yayıncılığında da bu şekilde konuşmak gerekir.
2-) Müzik unsuru Müziğin olur olmaz yerlerde kullanılması yerine, en
uygun yerde kullanılması gerekir. Programlarda her bulunan boşluğa
müzik doldurmamak gerekir.
- Geçiş müziği Müzik, bir söz programının birden fazla konusu
olduğu durumlarda konular arasında; tek bir konu bulunduğu durumlarda
ise paragraflar arasında; kısaca programların giriş, gelişme ve sonuç
bölümleri arasında kullanılır. Programın konuya uygunluğu, programın
seslendiği kitlenin beğenisine seslenen türde olması programın
başarısını daha da arttırır. Örneğin; kırsal kesime seslenen tarımla
ilgili bir söz programında klasik bir Batı müziği yerine, hedef
kitlenin alışageldiği yerel ya da yöresel müzikten yararlanmak,
programda verilmesi istenen mesajın etkisini arttırır. Programın
sonunda çalınan müzik ise, gelecek anonsa kadar aradaki boşluğu
doldurur. Bu müziğin de önceki konuyla bağlantılı olmasına özen
gösterilmelidir.
- Sinyal müziği Programı tanıtmada önemli rol sinyalde kullanılan
müziğe aittir. Hedeflenen dinleyici kitlesinin beğenisine seslenen
müziklerin sinyalde kullanılması programa olan ilgiyi arttırır. Sinyal
müziği, hedef kitlelerin hoşlandığı türden olmalı, müziğin ses
seviyesi de ayrım sağlayabilecek ve dikkat çekebilecek yükseklikte
olmalıdır.
- Fon müziği Bu tür müzik, programın içeriğine uygun olduğundan sözü
daha çok pekiştirmek, belirlemek ve vurgulamak üzerine kullanılır.
Örneğin bir şiir programında veya bir program mesajının şiirle
anlatıldığı kısımlarda, arka plânda düşük ses düzeyi ile uygun bir
müziğin verilmesi fon müziğini oluşturur. Özellikle fon müziği
kullanımında vokalsiz, yani bir ses sanatçısı olmadan müzik
parçalarının kullanılması tercih edilmelidir. Sözlü müzik üzerine
konuşma hiçbir zaman doğru değildir. Böyle bir durum sözün etkisini
daima azaltır.
- Ses efekti Programlarda kimi zaman konu ile bağlantılı olarak
müzik; vurgulamak, söylenen bir hususu güçlendirmek, etkisini daha da
arttırmak için kullanılabilir. Özellikle, oyunlaştırılmış söz
programlarında müziğin bu anlamda kullanılmasıdır. Bu tür programlarda
müzik, dinleyicinin ruh halini etkiler. Programın basındaki
heyecanlandırıcı müzik dinleyiciyi programa bağlar. Bir yarışma veya
komedi programında ise hareketli bir müzik parçasıyla programa
başlanırsa dinleyicinin programdan beklentisi üst düzeye çıkar.
- Dinleti müziği Bazı söz programlarında uzun konuşmalar arasına,
hedef kitleyi dinlendirme, kitlenin ilgisinin ve dikkatinin
toplanabilmesi amacıyla, bir ya da iki müzik parçası kullanılabilir.
Özellikle karma biçimde hazırlanan uzun süreli programlarda müziğin bu
amaçla kullanılmasına sık sık başvurulur. Burada da yine üzerinde özen
gösterilmesi gereken husus, seçilecek müziğin hedef kitlenin aşina
olduğu, sevdiği, hoşlandığı müzik olmasıdır.
3-) Efekt unsuru Bir programın yapımında üçüncü materyal efekttir.
Efektin anlamı etkidir. Efektlik programa gerçeklik kazandırır.
Efektler, doğrudan kullanılan program malzemesi değildir, programların
yardımcı öğeleridir. Yalnızca efekt kullanarak bir program oluşturmak
mümkün değildir. Efektler, verilmek istenen mesajın etkisini daha da
arttırmak, güçlendirmek ve gerçeklik kullanılır. Konuya canlılık,
derinlik ve gerçeklik kazandırır. Efektler çevredeki doğal seslerden
oluşabildiği gibi yapay seslerden de oluşabilir. Bu bakımdan efekti
doğal ve yapay olmak üzere iki kümede toplayabiliriz. Efektler daha
çok dramatik yapımlarda, oyunlaştırılmış söz programlarında
kullanılırlar.
11-) Efektlerin programlarda kullanıldığı amaçlar nelerdir?
- Yer belirleme Konunun nerede geçtiğini, sözün yanı sıra efektlerle
de hedef kitlelere anlatabilmek için kullanılır.
- Sözün etkisini güçlendirme Bu tür efektler sözle belirlenen mesajı
veya bir durumu daha da güçlendirmek amacıyla kullanılır. Böylece
hedef kitlenin ilgisi belli sözlere çekilir.
- Zaman belirleme Olayın geçtiği zamanı, gün ya da mevsim olarak
belirtmeyi amaçlar.
- Atmosferi belirleme Olayın içinde bulunduğu havayı belirlemeyi
amaçlayan sesler, programın amacına uygun olarak kullanıldığı takdirde
uygulanır. Bu tür efektler genellikle dramatik yapımlarda yaygın
olarak kullanılır.
- Program giriş ve çıkışlarını belirleme Bu efektler genellikle
sinyal müziğinde olduğu gibi, bir programın tanıtılması için programın
başlangıcı ile bitişinde kullanılır. Özellikle konu ile ilgili
efektlerin bu amaçla kullanılması, programın çok daha etkili olmasını
sağlayabilir.
- Geçişleri belirleme Özellikle söz programlarında geçişler müziğin
yanı sıra konuyla ilgili efektlerle desteklenirse, programdan istenen
amaca daha rahat ulaşılabilir. Efektler; konu, zaman ve mekânın
değiştiğini belirlemek amacıyla, özellikle söz ve drama yapımlarında
sık sık kullanılırlar.
12-) Radyo alıcılarının çalışma şeklini anlatınız.
Radyo alıcısındaki anten, radyo dalgalarını toplar. Alıcı cihazlarda
bulunan frekans seçici devresi istenen frekanstaki dalgayı seçer. Bu
dalga güçlendirilerek ses sinyalini taşıyıcı dalgadan ayıracak
demodülatöre ulaşır. Böylece ayrılmış ses sinyali yeniden
güçlendirilerek hoparlör yardımıyla dinleyiciye ulaştırılır. Bir radyo
alıcısında verici antenin yaydığı enerjinin bir bölümünü toplayan alma
anteni anten yardımıyla toplanan modüle edilmiş sinyali yükseltmek ve
özelliklerini uyarlayıp en üstün işleyiş koşullarını elde etmek
amacıyla dönüştürmeye yarayan katlar yüksek frekans dalgasını yok eden
ve çıkışında mikrofonun verdiği alçak frekans akımının verdiği
bütünüyle elde edilmesini sağlayan modülasyon giderici ya da çözücü
sistem, alçak frekans yükseltici sistem ve elektronik modülasyonunu
ses dalgalarına dönüştüren sistemden (hoparlörden) oluşur.
13-) Radyo vericilerinin çalışma şeklini anlatınız.
Radyonun temel çalışma prensibi, ses dalgalrının iletilmesi prensibine
dayanır. Bunun için radyo dalgaları, farklı bir işlemden
geçirilir.Stüdyodan gelen ses ve sinyalleri vericiye ulaştığında
burada güçlendirme işlemi gerçekleştirilir. Daha sonra sesin
sinyallerini taşıyacak radyo dalgaları üretilerek sistem modüle
edilir. Modüle edilen radyo dalgası antene gönderilip buradan da
elektromanyetik dalgalar şeklinde havaya yayılır. Ses, havanın
titreştirilmesi yoluyla yayılır. Sesin yayılma mesafesi daima
sınırlıdır. Bu nedenle de radyodaki ses sinyallerini doğrudan iletmek
mümkün değildir. Bu sinyallerin taşıyıcı bir dalga üzerine
bildirilmesi gerekir. Düşük frekanslı bilgi sinyallerinin, yüksek
frekanslı taşıyıcı sinyaller üzerine bindirilip uzak mesafelere
gönderilmesine modüle etme veya modülasyon denilir. Bir modülasyon
işlemini gerçekleştirmek için bilgi ve taşıyıcı sinyal olmak üzere iki
tür sinyale ihtiyaç vardır.
14-) Radyo program yapımında görev alan personeller kimlerdir,
görevleri nelerdir?
- Yönetici Yönetici yayın politikasından sorumludur. Müdürler
program tekliflerini değerlendirir. Programlar üçer aylık dört yayın
dönemine ayrılır. Hangi programların yayınlanacağını; günlük,
haftalık, aylık programların yayın akışını ayarlayandır.
- Yapımcı Radyo programlarını esas gerçekleştirendir. Program
yapımcısı, programı gerçekleştiren kişidir. En büyük ve ağırlıklı
görev yapımcınındır.
- Sunucu ve Spiker Radyoda en önemli göreve sahip olan kişi spiker
ve sunucudur. Radyo yayıncılığını bize tam anlamıyla yansıtan, o radyo
kuruluşuna bağımlı hale getiren; sunucu, spiker unsurudur. İstediğiniz
kadar iyi bir yayın akışı hazırlayın ya da metin yazın, eğer sunucu
sunamazsa hiçbir değeri kalmaz. Özellikle de canlı sunulan
programlarda, sunucuların katkısı daha fazla olur.
15-) Bir yapımcıda bulunması gereken özellikler nelerdir? Açıklayınız.
- Eğitim ve kültür Yapımcının iyi eğitim görmüş olması gerekir.
Geniş bir bilgi birikimine sahip olması gerekir. Başarılı bir program
yapabilmek için kültürünün en üst düzeyde olması gerekir. Bu da daima
kendi bilgilerine yenilerini katmakla ve yanlışlarını düzeltmekle
olur. Sürekli okumak gerekir. Üslupta akıcılık olması gerekir. Sosyal
çevresinin geniş olması gerekir. KİA’nı iyi takip etmesi gerekir.
- Araştırmacı İyi bir araştırmacı olması gerekir. Her konuda bilgi
sahibi olacak derecede bilgiye ulaşmanın yollarını araması gerekir.
Araştırmaya hangi kaynaklardan nasıl ulaşacağını iyi bilmesi gerekir.
- Gözlemci İyi bir gözlemci olması gerekir. Her şeye başka gözle
bakabilmek, herkesin göremediğini görebilmek marifettir. Bir anda bu
sayede bir şey yakalayabileceğini bilmelidir. Dünyaya böyle bir bakış
açısı ile bakması gerekir.
- Tarafsızlık Program konusunu seçerken; siyasal düşünceler,
görüşlerden sıyrılıp ondan sonra konuya bakması gerekir. Gerçekçiliğin
programa yansıtılması gerekir. Bu yayıncılığın her alanında olması
gereken bir özelliktir.
- Takım çalışması Bir takım çalışmasını iyi biçimde becerebilmek
gerekir. Ekip arkadaşları ile iyi bir üretimi gerçekleştirebilmek önem
taşır. Spiker, konuk, röportajcı vs. ile iyi diyalog içinde olmalıdır.
Bu koordinasyonu ne derece iyi becerirse, programın ilgi çekiciliği,
izlenilirliği de o derece iyi olur.
- Disiplinlik Disiplinli ve dikkatli olma özelliklerine sahip
olmalıdır. Bir an bile dikkati kaçırmamak gerekir. Örneğin; otuz
dakikalık programı otuz iki dakika diye yazmışsınızdır ve iki
dakikadan ne olur diyemezsiniz. Çünkü teknik yönetmen o yazıya, veriye
göre yayın akışı yapar. Yayında boşluk olmamalıdır. Bu istenmeyen bir
şeydir. Radyonun bir anda susması iyi değildir. Dinleyiciyi sıkar,
rahatsız eder.
- Dil Dil konusu, yapımcılar için çok önem taşır. Dilden kasıt metin
yazmaktır. Hedef kitlenin anlayabileceği sözcüklerin seçilmesi
önemlidir. Metin oluştururken hedef kitlede henüz kabul görmeyen
kelimeler kullanılmamalıdır. Akıcı bir üslupla özenle seçilmiş
kelimeleri kullanarak kısa metinler hazırlanmalıdır. Dilden taviz
vermemek gerekir. Bir yapımcı bu konuda metin yazarlarından
yararlanabilir. Ama kafamızda ne varsa, onu tam anlamıyla
gerçekleştirebilmek için, her şeyini kendimiz yapmamız daha iyidir.
- Yasalara uyma Rtük’ün yayıncılık ilkelerini, reklamcılık
kurallarını ve telif haklarını, yasalarını iyi bilmek gerekir.
Hataların faturası hep yapımcıya çıkar. Bu konularda yapımcının hassas
davranması gerekir.
- Esneklik Esnek fikirlere, davranışlara sahip olmak gerekir. Yeni
tekniklere, fikirlere, yöntemlere açık ve bunları uygulayabilen bir
yapıya sahip olmalıdır. Bu tür davranış biçimi, programın başarısını
da etkiler. Katı kurallardan sıyrılabilmek gerekir. Ya da bu katı
kurallar içinde kendi düşüncelerini değiştirebilen bir insan olmak
gerekir. “Benden iyi program yapan yoktur.” diyen bir yapımcı bu
düşüncelerinden arınmalıdır. Yapım biçimleri, teknolojik araç,
gereçlerin kullanımı konusunda kendini geliştirebilmelidir.
Klasikliğin aşılması gerekir.
16-) Sunucu ve spiker?
Sunucu Programa veya herhangi bir metne bağlı kalmaksızın sunum
yapabilen kişidir. İyi bir sunucu, dinleyici ve konuşmacıları
yönlendirebilme kabiliyetine sahip olmalıdır.Hızlı düşünüp doğaçlama
kabiliyetini iyi kullanmalı, hızlı konuşabilme yetenekleri ile hızlı
cümle kurabilme yeteneklerine sahip olabilmelidir. Yaptığı iş gereği
radyolarda dinleyici ile bağ kuran önemli bir unsurdur. Çalıştığı
radyonun karakterini ve kendi kişiliğini yansıtması yönünden önemli
görevleri vardır. Ayrıca sunucunun bazı durumlarda teknik araçları de
iyi tanıması gerekiyor. Çünkü birçok program artık teknik elemansız
yapılıyor. Sunucunun oturduğu bölümde (akvaryumda) teknik araç
gereçler da yer alıyor. Parası olan yayının sunucusu ve teknik elemanı
ayrıdır, görevleri farklıdır. Ama günümüz radyo yayıncılığında mali
sıkıntıdan bu böyle olmuyor. Spiker ve sunucu aynı görevi yapan
kişiler gibi düşünülür, fakat çok farklılıklar vardır.
Spiker Kendine verilen metini en iyi şekilde değerlendiren ve
yorumlayandır. Kendiliğinden bir metnin oluşumuna katkıda bulunmaz,
hazırlanan metni sunar. Sunma olayını, metni seslendirme olayını
gerçekleştirir. Spikerde de ses güzelliğinin yanı sıra kavrayış gücü,
yorumlama ve iyi bir diksiyon da önem taşır.
17-) Sunucuda olması gereken özellikler nelerdir?
Sunucu, dinleyicinin hayal dünyasını canlandırmalı, dinleyiciye
yalnızca kulaktan ulaşmanın avantajlarını iyi kullanmalıdır. Türkçeyi
kusursuz kullanmalı, diksiyon ve fonetik kurallarına uygun
konuşmalıdır. Otoriter olmalı, kesin konuşmalı ve söylediği sözlerin
mutlaka arkasında durmalıdır. İyi bir sunucu, dinleyicisi ile sempati
ve dostluk bağı kurabilmeli; dinleyiciye gülümsediğini bile
hissettirebilmelidir. Sesisin rengi ve zenginliğini dinleyiciye
hissettirmelidir. Bir dostuyla konuşur gibi dinleyiciye hitap etmeli,
ancak konuşmasından tempoyu hiç düşürmemelidir. Vurgulama bir sunucu
için büyük önem taşır. O nedenle de cümle içinde vurgulanacak
kelimeler iyi seçilmelidir. İkiden fazla kelimeye vurgulamada yer
verilmemelidir. İyi bir sunucu olmak için güncel olayları takip etmek,
gelişmeleri izlemek ve toplumun beklentilerini takip edebilmek de
büyük önem taşır.
18-) Hedef kitle ile bağ kurabilmek için sunucunun yapması gerekenler
nelerdir?
İyi bir sunucu sert bir üslup sergilememelidir. Dinleyiciye hiçbir
zaman negatif elektrik yüklememeli, sivri çıkışlardan kaçınmalıdır.
Yanlış vurgulamalar bazı durumlarda cümlenin anlamını dahi
değiştirdiğinden vurgulamaları yaparken çok dikkatli olmalıdır. Hedef
kitlenin büyük bölümünün anlayamayacağı kelime gruplarından
kaçınmalıdır. Alışılmadık, benimsenmeyen kelimelerin, verilen bilginin
özümsenme sürecini de yavaşlattığı unutulmamalıdır. İyi bir sunucu,
mutlaka duygu düşünce ve fikirlerini sunularında yansıtabilmelidir.
19-) Telekomünikasyon sürecini anlatınız.
Bir radyo yayınında radyo programları, stüdyo ortamında ve stüdyo
dışında hazırlanır. Mikrofon yardımıyla sesler elektrik akımına
dönüştürülür. Yayın modülasyon dağıtım merkezi adı verilen bütün
vericilere bağlı olan bir merkezden kablo sistemiyle veya radyo
dalgalarıyla alıcılara ulaştırılır. Radyo alıcı cihazları radyo
sinyallerini çözerek kulağımızın işitebileceği ses dalgaları haline
getirir. Bir radyonun çalışma prensibi; radyo yayını bir kodlama
(modülasyon) ve kod açma (demodülasyon) sürecinden ibarettir. Bir
tarafta kodlayıcı, diğer tarafta ise kod açıcı bulunur. Ses
sinyallerinin antenden havaya yayılmasına kadar geçen süreye verici
süresi, havadan alınarak yeniden sese dönüştürülmesi sürecine ise
alıcı süreci denilir. Bu süreçlerin tamamına telekomünikasyon süreci
denir.
Kısaca; bilginin kaynakta üretilmesi, modülasyon işlemi, üretilen
sinyallerin gönderilmesi, demodülasyon işlemi, hedef kitleye ulaştırma
sürecine telekomünikasyon süreci denir.