İstanbul Aydın Üniversitesi Fikri Akyüz'ün sinirini bozmuş:)

18 views
Skip to first unread message

bizkackisiyiz...@gmail.com

unread,
Mar 10, 2008, 1:53:01 PM3/10/08
to istanbul Aydinuni-intgazeteciligi


Arkadaşlar üniversitemizde kendi düşüncelerine yakınlık
göstermediğimiz için sayın Fikri Akyüz bizleri nasıl bir özgürlük
yanlısıdır ki bizleri yerden yere vurmuş. Sinirini bozmuşuz galiba
kendisinin. Lütfen okuyun arkadaşlarım. Bunun için bir tepki
gösterelim..





32. Gün'deki "Deli Mine" faciası!

Fikri AKYÜZ - YENİ ŞAFAK
fik...@gmail.com

Ben bir insanın özellikle bir "okumuş"un kalitesini şöyle ölçerim:
Acaba bu kişi olaylara düz mantıkla mı bakıyor yoksa bu kişi analitik
zekayla mı donanmış, aradığım kriter budur.

Diyelim ki evinizde soba var ve bu sobanın içindeki kömür şiddetli bir
şekilde yanıyor. Bu durumda sobaya ne kadar yaklaşırsanız o kadar
ısınırsınız, değil mi?

Şimdi bir başka örnek: Herkes bilir ki Everest dağı çok yüksektir..
Güneş gökyüzündedir.. Everest dağının tepesi güneşe daha yakındır..
Güneşe daha yakın olan daha sıcak olur. Bu, düz mantıktır.

Ama Everest dağının zirvesi, güneşe daha yakın olmasına rağmen daha
soğuktur!

Demek ki neymiş? Sıcağa daha yakın olan bir "şey" daha sıcak
olmazmış.

Aksi halde bir zamanlar Çankaya Köşkü'nde oturan Ahmet Necdet Sezer
"soğuk" olmazdı!

Tabii Everest dağının eteklerinin zirveye nazaran daha sıcak olmasını
dikkate alarak "Zirvedeki birinin eteklerinin dibinde dolaşan adam
acayip sıcakkanlı olur.." şeklinde bir çıkarsamada bulunmak da
yanlıştır.

Muhakkak ki bu da meteoroloji bilimiyle direkt alakalıdır; çünkü o zat
rüzgar ne yöne eserse o yöne savrulmaktadır.

Isınmasının bir başka nedeni de sık sık takla atmak suretiyle egzersiz
yapması ve böylece daha kolay ısınmasıdır! Evet, bu "ısınma
hareketlerinden" sonra konunun gelişme bölümüne giriş yapalım..
Muhakeme yeteneği gelişmemiş olanların, yasakçılığın tesisi ya da
devamı için ileri sürdüğü argümanlardan bir de şu:

"Eşlerinin başı kapalı olan bir üst düzey subay yok. Cumhurbaşkanı
aynı zamanda başkomutandır. Abdullah Gül'ün eşinin başı kapalı.
Başkomutanın eşinin başörtülü olması doğru mudur?"

Şimdi düz mantıkla bakarsak bu çok doğru bir "çıkarım". Ama muhakeme
yeteneğiniz zayıfsa ve üstelik vicdanınız zaafla malulse, bu önermenin
yanlışlığını doğrulamak yanlış olmayacaktır.

Aynı şekilde geçenlerde Başbakan Erdoğan, konuşmasının bir yerinde
"Yeni bir Türkiye" demişti.

İşte bu "Yeni Türkiye" lafını don lastiği gibi çekiştiren bazı
kalemler düz mantıkla şunu yazdılar:

"Erdoğan İslami bir gelenekten geliyor. Bunlar cumhurbaşkanlığı
makamını da ele geçirdiler. Bunların yapacağı ilk iş Cumhuriyet'i
ortadan kaldırıp şeriat devleti kurmak olacaktır.."

Öyle ya Mustafa Kemal, Fransa Cumhuriyeti'nin kurmay subayıydı ve aynı
Mustafa Kemal Fransa'nın cumhuriyet geleneğinden geldiği için Türkiye
Cumhuriyeti'ni kurmuştu(!)

Hafazanallah, Mustafa Kemal Osmanlı'nın harp okullarında okusaydı
padişah olacaktı; olmakla kalmayıp Dolmabahçe Sarayı'nda oturacaktı!

Yine düz mantıkla gidersek, Çorumlu bir Türk olan İsmail Beşikçi
Kürtçülüğün teorisyeni; Diyarbakırlı bir Kürt olan Ziya Gökalp ise
Türkçülüğün teorisyeni olmayacaktı.

Bunları yazanların pratik zekaları kısır olduğu gibi, bunların
Türkçeleri de bir hayli kıt..

Bu o kadar böyle ki, geçen Perşembe gecesi konuşmacı olarak katıldığım
32. Gün programında bazı öğrenciler ve bazı profesörlerin gösterdiği
"sakilliği" görünce çok üzüldüm.

İstanbul Aydın Üniversitesi'nin salonunda yapılan programda 1000'e
yakın öğrenci arasında demokrat pek çok öğrenci olmasına rağmen
"analiz kabiliyeti sıfır" mesabesinde olan pek çok öğrenci de vardı.

Örneğin; konuşmacılardan biri ve bir öğrenci "Sıkmabaş neticede bir
bez parçasıdır, bunun kutsallıkla ne alakası var?" gibi bir laf etti.

(Üniversiteye hâlâ okul demesi ise, işin acı ama anlamlı bir başka
tarafıydı. Oysa üniversite ile okul arasındaki fark, müderris ile
muallim arasındaki fark gibidir.)

Evet böyle denilince ben de çıkıp dedim ki: "Başörtüsüne bez parçası
gözüyle niye bakıyorsunuz? Bayrak da neticede bir bez parçasıdır.
Şimdi biz bayrak bez parçasıdır diye bayrağın manevi özelliğini yok mu
varsayacağız?"

Aman Allah'ım, ben bunu söyleyince önde oturan bazı hocalar dahi
feveran edip "Sen nasıl oluyor da bayrağa bez parçası dersin?"
dediler.

Yani ben "İnciri Melis'e ver.." veya "Yağmur yağar, saraylar
ıslanır.." diyorum..

Profesörlüğe kadar gelmiş olan biri çıkıp bu cümleleri "İnci, rimeli
sever.." ve "Yağmur yağarsa, raylar ıslanır.." şeklinde anlıyor!

Eh böyle olunca bu hocanın "talebesi" de benim "Tekel likör
fabrikası.." şeklindeki cümlemi "Tek elli kör fabrikası.." şeklinde
anlayacaktır!

Tabii ben de kalkıp tam "Bu adam galiba deli mi ne.." diyecektim ki..

Baktım o adam "deli Mine" değil, vazgeçtim!

Message has been deleted

bizkackisiyiz...@gmail.com

unread,
Mar 11, 2008, 1:26:16 PM3/11/08
to istanbul Aydinuni-intgazeteciligi
di mi çiğdem..:) Katılıyorum canım. Elbetteki bizde de hatalar vardır
ama kendisi ortalığın karışacağı cümleler söyleyerek amacına ulaşmaya
çalıştı. Onuda anlıyoruz rant meselesi:)

//sédaaa//

unread,
Mar 11, 2008, 3:10:31 PM3/11/08
to istanbul Aydinuni-intgazeteciligi
eğer ki ben o adamı bir yerlerde yanlışlıkla görürsemmmm hepimiz adına
yapıcağımı biliorum arkadaşlar sonuçta hepimiz gazeteciyizzz elbet
birgün bir yerdee DELİ Mİ NE????

On 11 Mart, 19:26, "bizkackisiyiz.avrupayak...@gmail.com"

bizkackisiyiz...@gmail.com

unread,
Mar 12, 2008, 11:11:38 AM3/12/08
to istanbul Aydinuni-intgazeteciligi
Evet elbette bir yerde deli mi ne yaparız:)
Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages