AMATÖRLERE FAYDALI BİLGİLER

144 views
Skip to first unread message

Goji Baba

unread,
Mar 26, 2011, 4:51:02 AM3/26/11
to İSMEK Bahçıvanlık Kursu 2010-2011
Bahçıvan Usulü Hobi Sebzeciliği Amatör Sebze Yetiştiricliği İlkeleri

1-DOMATESLERDE SULAMA ve ÇAPA İŞLERİ :

Can suyunun ıslattığı toprağın üzerine iki avuç kadar ince kuru toprak
çekiliveririse nemin daha uzun zaman muhafaza edilmesi bakımından,
fideler için faydalı olur. Dikimden 3-4 gün sonra domates parseli
dolaşılır, tutmamış, zararlılar tarafından kesilmiş fideler varsa bu
ocaklara tekrar dikim yapılır. Bu ara mümkünse bütün fidelere ikinci
bir can suyu verilir. Her iki sulamada da yaprakların ıslatılmamasına
gayret edilir. İkinci sulamanın yardımı ile normal olarak fideler
tutmuş olmalıdır. Bunu sabahleyin fidelere bakınca yaprak uçları
havaya doğru yükselmiş,gövdelerin dikleşmiş olmasından anlarız. İlk
dikimden bir hafta on gün sonra parsele ilk salma sulama verilir ve
toprağın tava gelmesi beklenir. Dikimin üçüncü haftası içerisinde
mecrefe veya geniş yüzlü çapalar ile toprak hafifçe yumuşatılarak
fidelerin boğazları doldurulur. Artık (havalar pek sıcak ve kurak
gitmiyorsa) su vermede acele edilmez. Fideleri azdırmamak için çapa
yapıp boğaz doldurma işlemine devam olunur. Bu şartlar ile fazla azıp
boylanmak imkanını bulamayan fideler pişkinleşir, erkenden çiçek
açmağa başlarlar ve çiçeklerini silkmeden meyve bağlarlar. Domates
meyveleri nohut büyüklüğünü alınca gövdelerinin bir karış uzağından 10
cm derinliğinde bir halka çanak açılır ve içine 20 gr. kompoze gübre
konarak toprak ile kapatılır. Bu işlemden sonra artık domates maktası
bol salma su ile sıkca sulanmaya başlanır. Meyveler normal büyüklüğünü
alıncaya kadar domateslerin altları kuru bırakılmaz. Bu müddet içinde
toprağın tavlı zamanında bir, iki defa ot çapası yapılılabilir. Bu
esnada domateslere tekrar boğaz verdilir. Meyveler normal büyüklğünü
alıp gök yeşil renkleri hafifce açılmağa başlayınca sulama kesilir.
Böylece meyvelerin biran önce kızarmaları sağlanmış olur. Birinci ağız
mahsul hasadından sonra artık bütün maktaın sık sık sulanmasına devam
olunur.

Genel olarak ilk defa çiçek göstermeye başlayan domates fidelerine,
meyve bağlayıncaya kadar su verilmez, fideler arasında dolaşıp el veya
çapa sallayıp örselenmez, hatta çiçek yaprakları dökülmemiş ise çapa
dahi yapılmaz.

2-BİBERDE DİKİM, SULAMA VE ÇAPA İŞLERİ :

Her ocağa bir kürek dolusu çiftlik gübresi verilirse çok faydalı olur.
Çapa ve çepinlerle ocaklar iyice karıştırılır. Biberlerde bitkiler
arası mesafe domateslerde olduğundan daha az tutulur. Makinalı tarım
uygulanmayacağı için sıra arası mesafe 40 cm ve sıra üzeri ise 50 cm
olabilir. Dikimde, havanın bulutlu ve sakin (rüzgarsız) olması tercih
edilir. Tohum bayiinden alınan fideler bekletilmeden dikimleri
yapılarak can suyu verilir. Bütün diğer sebzelerde olduğu gibi, Biber
dikiminde de acele edilmeli ve ılık can suyu kullanılmalıdır. Biber
fideleri topraksız dikilseler bile patlıcan fidelerine göre daha kolay
tutarlar. Dikimden 3-4 gün sonra herhangi bir sebepten tutmamış
fideler yenilenirken, bu işle birlikte ikinci bir can suyu verilir.
Bir taraftan da toprak tavı iyi ise ve yağmur engel olmayacaksa salma
su için sıra araları hazırlanır. Zira biberleri asıl diriltecek ve
gelişmelerini sağlayacak olan bolca salma suyun verilmesinde pek de
gecikilmemelidir. Bu salma suyu dikimden sonra bir hafta içerisinde
vermeye çalışılmalıdır. Dikimden itibaren bir ay geçinceye kadar biber
maktaını kuru bırakmayıp sıkça sulamalı ve bir ay sonra toprağı tava
getirerek ilk çapasını hafifçe vermelidir. Buradan da anlaşılacağı
üzere aynı familyada olmasına rağmen, farklı türler olan BİBER; ilk
ayında gelişimi için çok su isterken, DOMATES; ise sulamaya ihtiyaç
duymadığı gibi verime yatması, fazla sulama ile engellenmektedir. Bir
ayın sonunda yapılan çapa ile toprak yumşatılmış, kaymak kırılmış,
otlar giderilmiş ve boğaz doldurulmuş olur. Bu süre içerisinde fideler
yeter derecede gelişmiş olacaklarından eskisi kadar su verilmeyip,
icabettikçe çapaya devam olunur. Bu suretle fideler azdırılmamış bir
an önce çiçeğe yatmaları zorlanmış olur. İlk çiçekler görülmeğe
başlayınca çapa işine de ara verilerek meyvelerin teşekkülü beklenir.
Fakat fideler meyve bağladıktan sonra artık bütün maktaa sık ve bol
salma su verilmesine başlanmalıdır ki meyveler süratle büyüsünler ve
şekilleri muntazam olsun. Yeteri kadar sulanmayan biberlerde meyveler
küçük ve şekilsiz olur.

3-PATLICANLARDA DİKİM,BAKIM İŞLERİ VE AZMA KAVRAMI :

Patlıcan fideleri, domates ve biber fidelerine nazaran çok daha nazlı
olduklarından, sökülmelerinde kökleri zedelenmemeli ve mümkünse
toprağı dağıtılmadan çıkarılmalı ve hiç bekletilmeden hemen ocaklara
dikilerek bolca can suyu verilmelidir. Bu kadar özen gösterildiği
halde bile bir kısım patlıcan fideleri 4-5 günde yapraklarını düzeltip
canlanamaz. Topraksız dikilen fidelerin çoğunlukla bütün yapraklarını
döktüğü ve sonradan yapraklandığı görülür.

Patlıcanlar, iyi işlenmiş, kuvvetli ve bol su alan topraklardan
hoşlandığı için, dikimden sonra tutup gelişinceye kadar sık ve bol
olarak sulanmak ister. Su isteğinde domates en az olanı denildiğinde
biber ortada patlıcan ise en çok su isteği olanıdır. Fakat iyi
gözlemeli ve çiçek açma devresine yakın sulamaya ara verilmelidir.
Çapa ve boğaz doldurma ile vakit kazanılır.Çiçekden sonra ilk meyveler
görününce, tekrar eskisi gibi sulamaya başlanır.

Patlıcan fideleri dikildikten sonra sulamalarına sürekli devam
edilirse, önceden toprak da iyice gübrelenmiş olduğundan,
patlıcanlarda anormal boylanma görülür. Buna karşılık az çiçek açar,
açtığı çiçeklerini de döker, bu durumdaki patlıcanlar meyveye geç
yatarlar, meyveler tepelerde ve seyrek olarak görülürler. İstihsal az
olur ki buna bahçıvan dilinde azma denilir. Yapılacak iş; toprağı
potaslı ve fosforlu kimyevi gübrelerle gübrelemek, her yağmurdan sonra
toprak tava gelince hemen derince çapalamalı ve bu işi büyük çapalarla
yaparak azan patlıcanların saçak köklerinin bir kısmını kesecek
şekilde hareket etmelidir. Bu suretle potaslı ve fosforlu gübreler,
patlıcan fidelerini meyve vermeğe teşvik ederken, derince yapılan çapa
esnasında saçak köklerin bir kısmının uçları kesilmiş olacağından azıp
çiçek silkme yerine FİZYOLOJİK DENKLEM dediğimiz, şahıs ve cins üreme
denklemesi meydana gelmiş olur.

Patlıcan fideleri su,gübre ve güneşe fazla muhtaç olduklarından
yerlerine dikildikten itibaren dipleri susuz bırakılmaz ve toprak tava
geldikçe de 8-10 günde bir çapalanarak otlardan temizlenir. Toprak
kabartılır. Yalnız yukarıda da ifade edildiği gibi fideler gelişip
çiçek devresine yaklaşınca artık sulamaya ara verilir ve verilmelidir.
Dikimden bu devreye kadar geçen zaman içinde herhangi bir mantar
hastalığını önlemek için ilaçlama yapılmalıdır. İlk meyveler görülmeye
başlanınca tekrar sulama işine geçilir.

Patlıcanlar, yaz başından sonbaharda havalar soğuyuncaya kadar mahsul
vermeye devam ederler. Yalnız yaz ortasında; fidelerde bir yorgunluk,
durgunluk, görülür ki bu devrede fazla çiçek açmaz, meyvelerini
kaliteli olarak büyütemez olur. Yapraklar kocalmış, vazifelerini
yapmakta tembelleşmişlerdir. Bahçıvanlar bu duruma (patlıcanlarda yaz
durgunluğu) derler. Durgunluk sonucu verimsizleşen patlıcanları
kamçılayıp, tekrar mahsul vermeğe zorlamak için bu zamanda budama
yapılmalıdır. Budamadan maksat, fideleri gençleştirmek, yeni sürgün,
genç yaprak verdirip yeniden bol çiçek açtırarak bunlardan mahsul
almaktır.

Budama şöyle yapılır; gövdeden sonra meydana gelen kollardan 3-4
tanesi bırakılır diğerleri dipten tamamen kesilir. Bırakılmış olan
kollar 4-5 göz üzerinden budanır ve budanan dallar maktadan dışarı
taşınır. Budanmış olan patlıcan fideleri kükürtlü ve göztaşlı ilaç ile
ilaçlanır. Budamadan ve mevsim sıcağından patlıcan fidelerinin
müteessir olmamaları için hemen bol bir salma su verilmeli ve suyuna
şerbet de karıştırılmalıdır ki, uyur gözler biran önce uyansınlar.
Budamadan bir ay kadar sonra eski kocalmış fideler yeni sürgün ve
körpe yapraklarla gençleşmiş olarak tekrar bol çiçek açıp mahsul
vermeğe yönelmiş olurlar. Patlıcanlarda gençleştirme budamasını,
kışları erken gelen bölgelerimizde tatbik etmek randımanlı
olmamaktadır. Zira gözlerin sürmesi ile sürgünlerin yapraklanıp
çiçeklenmesi ve meyvelerin meydana gelmesi için gereken süre yeterli
olmamaktadır.

4-SAKIZ KABAĞI BAKIM İŞLERİ, ÇİÇEK DURUMU, KOLTUK KAVRAMI VE İYİ FİDE
ÖZELLİĞİ:

Bölgede son don ve kırağı tehlikesi geçtikten sonra tohum ekimi
başlar. Fakat kabak yetiştirmeden maksadımız, para kazanıp işleri
genişletmek ise bu takdirde, (turfandacılık) tesislerimizin yardımı
ile tohumu erken ekip, fidelerimizi soğuklardan korumak sureti ile
mahsul hasadını erken yapmak zorunluluğu vardır.

Kabağı turfanda yetiştirebilmek için, yurdumuzda çeşitli usullerle
imkanlardan faydalanılır. Örneğin; kabak çekirdekleri kuru olarak
ekilmezler. Bir gün önce ılık suda ıslanıp şişmeleri sağlandıktan
sonra kısa zamanda çimlenecek duruma getirilir. Çoğunlukla çekirdekler
ıslak bir torba içinde ve ılık bir yerde 3-4 gün kadar bekletilir. Bu
müddet içinde çatlayıp, sivri taraflarından kısa bir kökçük
gösterirler. Kabak tohumlarının bu çimlendirilmiş haline bahçeciler
(Çengel) derler. Çengelleşen tohumlar saksı veya ocaklara ekilirlerse
kuru tohuma nazaran daha kolay ve süratli geliştiklerinden, zamandan
kazanılmış olur.

Kabak tohumlarını (Çengel) yapmak isterken fazla ısı ve nem sonucu
çürütüp bozmamalı, kökçüklerin de fazla uzamasına meydan
vermemelidir.

Şayet havalar henüz soğuk gidiyorsa, çimlendirilen tohumlar saksılara
ekilirler. Bu saksılar, şüphesiz ki, sıcak veya ılık yastıklara
yerleştirilir. Fideler büyümelerine burada devam ederler. Havalar
ısınınca saksıdan alınarak toprağı dağıtılmadan ocaklardaki yerlerine
dikilirler.

Çimlendirilen tohumların doğrudan doğruya ocaklara ekilebilmesi için
havaların iyice ısınması, toprağın 10-12 dereceyi bulması icap eder.
Aksi halde ısı düşüklüğünden gelişemeyerek çürüdükleri görülür.

Fideler daima güneşe doğru büyümek istediklerinden, ocaklar; bahçenin
kabaklar için ayrılan bölümünün kuzey kısmına açılırlar ve fideler bu
ocaklara dikilirler. 70x150 cm aralık ve mesafelerle fide dikimine
başlanır. Sonradan, mevsim yağmurlarının azalıp, sıcaklıkların artması
ile yani sulama mevsiminin yaklaşması ile 30 cm kadar genişlikte su
harkları açılarak tahtalar meydana getirilebilir.

Fideler 3-4 yaprak olunca hafif bir çapa ile toprak kabartılır.
Zararlı otlar temizlenir. Bu çapadan 3-4 gün sonra salma su verilmesi,
fidelerin gelişmesi bakımından faydalıdır. Fakat bu sudan sonra,
havalar sıcak ve kurak gitmiyorsa, sulamada pek ileri gidilmeyerek,
çapa ile vakit kazanılır. Yaprakları koyu yeşil renk alan ve (azmağa)
imkan bulamayan bodur kabak fideleri, erkenden çiçek açmak zorunda
kaldıklarından, mahsul tutmaları da o derece erken olur.

Kabakgillerde erkek ve dişi çiçekler aynı bitki üzerinde, fakat ayrı
ayrı yerlerdedir. Fide üzerinde önce erkek çiçekler ve sonrada dişi
çiçekler açmağa başlar.

Kabak fidesinde her yaprak dibi tomurcuğundan bir çiçek meydana gelir.
1,2 ve 3 üncü yaprak diplerinde genellikle erkek çiçekler görülür.
Bunlar meyve vermezler. Fakat gelişme ilerleyip gövde uzadıkça, yaprak
diplerinde, asıl meyveleri verecek olan dişi çiçekler de görülmeye
başlar. Bazen çiçek yerine yan dallar, (koltuklar) da hasıl olur. İyi
bir çeşitten seçilmiş kabak fidesi; büyüme esnasında fazla koltuk yani
yan dal vermez. Dipten itibaren dişi çiçek vermeğe başlar. Üzerinde
erkek çiçek az görülür.

Kabaklardan bol ve kaliteli mahsül alabilmek için tecrübeli
bahçıvanlar; kötü seçilmiş kabak fidelerinde oluşan koltukları küçük
iken kesip atarlar bu işlem önemlidir.

Kabaklara, ilk çiçekler açıp meyveye dönmeden önce fazla su verilmez
ise de, ilk meyveler görülünce artık bol ve sık sulama yapılır. Bu
şekilde, ilk hız hasat bir ay sürer. Fakat bundan sonra bir duraklama,
çiçek açmada bir tenbellik görülür ki, fideleri tekrar canlandırıp
yorgunluk gidermek için, salma suya bol miktarda şerbet verilir.
Kocalmış, çamurlanmış alt yapraklar da sapları ile kesilip atılır.

5-HIYAR SULANMASI VE ACILAŞMA KAVRAMI:

Yetiştirdiğimiz partenokarp(döllenmeye ihtiyaç duymayan sadece dişi
çiçekler ile verime yatan) özelliğe sahip olmayan standart bir çeşit
ise; ilk defa açan sarı erkek çiçeklerden ve gene aynı şekilde olan
fakat diplerinde meyvesi görülen dişi çiçeklerin arı ve diğer
vasıtalar yardımı ile döllenmesinden sonra artık bol ve sık sulamaya
geçilerek meyvelerin normal büyümeleri sağlanır. Meyve bağlama
zamanında hıyarlar susuz kalmağa hiç tahammül edemezler. Bakım
aksarsa, gelişmenin duraksadığı, meyvelerin büyüyemediği ve eğrilip
büküldüğü en önemlisi de acılaşmağa başladıkları görülür.

6-KARPUZ VE KAVUNDA SULAMA İŞLERİ:

Kavun ve karpuzlar genellikle sulanmadan yetişrilirlerse de yaz ayları
fazla sıcak ve toprak da fazla kumlu, zayıf ve kuru ise sulama
yapılması gerekli olur. Sulanan kavun ve karpuzlar sulanmadan
yetiştirilenlere göre daha gösterişlidir. Fakat su oranı artıp şeker
ve aroma oranı azaldığından lezzet ve dayanmaları çok düşük olur.

Bostanlara su çoğunlukla üç defada verilir. Birincisi; kollar uzamağa
başlarken, İkincisi; meyveler ceviz büyüklğünü alınca, Üçüncüsü ve
sonuncusu; olgunluk devresinden biraz önce yapılır ki bu daha ziyade
ikinci döllerin büyümesi içindir. Zamansız ve yanlış sulama;
meyvelerde çürüme, yapraklarda hastalık yapar.

7-BEZELYE EKİM ZAMANI VE YETİŞTİRME TEKNİĞİ:


Bezelyeler, fazlaca soğuklardan zarar gördükleri gibi, sıcaklardan da
hoşlanmaz, mahsul miktarı düşük olur, kalitesi bozulur. Bu durum göz
önünde tutularak her bölgede tohum ekimi başka başka aylarda yapılır.
Örneğin; Ege ve Akdeniz sahil sebzecilik bölgelerinde, Bezelye
tohumları sonbahardan itibaren ekilmeğe başlanır. Sonbahar yağmurları
ile çimlenip süren bezelyeler gelişerek erkenden mahsule yatarlar.
Erken yetişebilen bezelye mahsulü hasat edilerek henüz kara kışın
bütün şiddeti ile hüküm sürdüğü diğer bölgelerimize yollanır ve sonuç
olarak iyi para kazanılır. Marmara sebze yetiştirme bölgesinde ise
durum başkalık gösterir. Tohum erken olarak (Ekim-Kasım) da
ekilebilir; kış yumuşak geçer de bezelyeler donmaz ise yetiştirici
vakitlice, yani sıcaklar basmadan, yaz sebzeleri bollaşmadan piyasaya
bezelyesini çıkararak mahsulünü iyi fiyatla satabilir. Bunun aksi
olur, yani kış sert geçer ve bezelyeler donarsa; elindeki yedek tohumu
hemen yeniden eker. Zamandan, iş gücünden kaybetse bile sonunda bir
miktar mahsul almağa çalışır. Aynı bölgede kış sonunda da bezelye
tohumu ekmek mümkündür. Fakat mahsul hasadı yaz başlarına
rastlayacağından, yukarda da anlatıldığı gibi, mahsul miktarı az ve
kalite de bozuk olur. Piyasada diğer sebzelerde bollaşıp
ucuzladığından taze bezelye sürümü geç olur. Ancak çevre konserve
fabrika ve imalathanelerine bir miktar satış yapılabilir.

Orta Anadolu kış soğukları daha da sert geçen yerlerde Bezelye tohumu
kış sonunda, dondurucu soğuklar geçtikten sonra ekilir ve bölge
ihtiyacını karşılamak üzere pazarlanır. Ekilen bezelye tohumlarının
çimlenmesi için, toprağın +4 ile +18 derecede iken yapmaktadır. Demek
ki bezelye tohumlarının çimlenmesi +4 derecede başlayabilmekte ve +18
dereceye kadar olan ısıda en iyi gelişmeyi göstermektedir. Daha sıcak
mevsimlerde yetiştirmek için ancak serin iklim şartlarının hüküm
sürdüğü kuzey yamaçlara tohum ekilmelidir.

Dekara 2 ton kadar gübre verilen toprak, ekimden önce derince sürülür,
tırmıklanıp düzletilir. Pulluk veya daha uygun bir araç ile paralel
çizgiler açılır. Çizgiler arası, bodur çeşitlerde 50-60 cm, yüksek
boylularda 80-120 cm arası olmalıdır. Her 30 cm de çizgi içine 4-5
adet tohum atılarak ekime başlanır. Bir taraftan da el tırmığı veya
çapa yardımı ile ekimi tamamlanan çizgiler kapanır ve ekim işi
bitirilmiş olur. Dekara gidecek tohum miktarı (8-12) kilo arasıdır.
Tohum ekiminden ortalama 3 hafta sonra bezelyelerin çimlenip
sürdükleri görülür. Fideler 10 cm kadar boylanınca, toprağı
havalandırmak, kaymak kırmak ve türeyen yabancı otları yok etmek için
ilk çapa vurulur. Bu devrede bezelyeler pek nazlı olduğundan çapa ile
zarar vermemeğe dikkat ister. 20-25 cm kadar boylanınca tekrar
çapalanır ve seyreltme ile boğaz doldurması yapılır. Eğer yüksek boylu
bezelye çeşidi ise ikinci çapadan sonra yanlarına 1-1,5 metre boyunda
(çalı) - herek veya sırık dikilir. Bezelyeler sülükleri ile bu
çalının kalın, ince dallarına sarılarak gelişmelerine devam ederler.

Bazı meraklı, titiz ve varlıklı bahçecilerin, sıralar üzerine tel veya
daha iyisi kafes tel çekerek bezelyelerin bu kafes tellere sarmasını
sağladıkları da görülmektedir. Bezelyeler bir müddet sonra, çeşidine
göre değişiklikte: Beyaz, Kırmızı, Sarı, Pembe veya Mor renkte
çiçeklerini gösterir. Kültür çeşidi iyi özellikteki bezelye çiçekleri
genellikle Mor çiçeklidirler. Bezelye meyveleri ise bakla şeklindedir.
Ve uzunlukları 5 -10 cm arasında değişir. Çoğunlukla 4-10 adet tohum
taşırlar.

Bezelyeler mevsim yağmurları ve toprak neminin yardımı ile yetişirler.
Fakat tohum ilkbaharda ve düze ekilmiş ise, havaların sıcaklaması ve
toprağın kuruması hali göz önünde tutularak, sıralar arasına vakitlice
su harkları açılmalı ve gereken zamanda, geç kalmadan, su salınarak
mahsulün bozulmasına meydan verilmemelidir. Bu şekilde sızdırma olarak
bezelyeye 1-2 defa su verilebilirse mahsul miktarı normal ve kalite de
iyi olur.

8-BAKLA EKİM ZAMANI VE UÇ ALMA:

Memleketimizde Bakla tohumu, Kasım, Aralık, Ocak, Şubat aylarında,
toprağın tavlı olduğu bir zamanda ekilmeğe başlanır. Kışları fazla
soğuk ve sert geçen -Orta Anadolu- bölgelerimizde ise kış sonunda ekim
zorunluluğu vardır.

Ekilen bakla tohumları, kış yağmurları ile çimlenip gelişmeğe başlar.
Eğer bahar kurak gidiyorsa mecburen sulamak icap eder. Baklalar 10-15
santim kadar boylanınca ilk çapası çiçekten önce, toprak oturaklaşıp
otlanmağa başlayınca da ikinci çapası vurulur. Bakla sıraları
arasından hayvan çapası geçirmek daha ekonomik olur. Sıra
üzerlerindeki otlar ise el çapaları ile yok edilir.

Şayet toprak kuvvetli gelmiş, ilkbahar yağmurları da sık düşmüş ise,
baklalar az çiçek açıp fazla boylanmağa başlar. İşte bu durumda hemen -
uç alma- ya başlamalıdır. Bunun için bakla sıra aralarına girilir ve
uç kısımlar el ile tutulup koparılır. Fakat geniş ölçüde yapılan
yetiştirmelerde bu işi kosa ile yapmak daha pratik ve verimli olur.
Sonuç olarak baklalar boya kaçamaz ve kardeşlenerek kolayca çiçeğe
yatar, bol mahsul verirler. Uç almanın diğer faydası da, siyah
renkteki bakla bitleri ile mücadele edilmiş olmasıdır. Püseron
dediğimiz bu emici bitler, baklaların körpe olan uçlarında ürerler.
Vakitlice yapılan uç alma veya tepe biçmesi ile bu zararlının da
çoğalması önlenmiş olur.



<< Geri


(c) Tohumcu.org Tüm Hakları Saklıdır. Değişim Bilişim

Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages