NUR ÇEŞMESİ-22-MÜNACAT(DEVAMI)

4 views
Skip to first unread message

Erhan Patlak

unread,
Mar 8, 2026, 6:33:14 AM (2 days ago) Mar 8
to

                                                                           NUR ÇEŞMESİ

 

5.18.MÜNACAT(DEVAMI)

Ey Kàdir-i Kayyûm,

Bütün zîhayat, zîruh, zîşuur, Senin mülkünde, yalnız Senin kuvvet ve kudretinle ve ancak Senin irade ve tedbirlerinle ve rahmet ve hikmetinle, rububiyetinin emirlerine teshir ve fıtrî vazifelerle tavzif edilmişler. Ve bir kısmı, insanın kuvveti ve galebesi için değil, belki fıtraten insanın zaafı ve aczi için rahmet tarafından ona musahhar olmuşlar. Ve lisan-ı hal ve lisan-ı kàl ile Sânilerini ve Mâbudlarını kusurdan, şerikten takdis ve nimetlerine şükür ve hamd ederek, herbiri ibadet-i mahsusasını yapıyorlar.

Ey şiddet-i zuhurundan gizlenmiş ve ey azamet-i kibriyasından perdelenmiş olan Zât-ı Akdes,

Bütün zîruhların tesbihatıyla seni takdis etmek, niyet edip

سُبْحَانَكَ يَا مَنْ جَعَلَ مِنَ الْمَاۤءِ كُلَّ شَىْءٍ حَىٍّ
2

diyorum.

Yâ Rabbe’l-Âlemîn, yâ İlâhe’l-Evvelîne ve’l-Âhirin, yâ Rabbe’s-Semâvâti ve’l-Aradîn,

Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmın talimiyle ve Kur’ân-ı Hakîmin dersiyle anladım ve iman ettim ki:

Nasıl sema, feza, arz, berr ve bahr, şecer, nebat, hayvan, efradıyla, eczasıyla, zerrâtıyla Seni biliyorlar, tanıyorlar ve varlığına ve birliğine şehadet ve delâlet ve işaret ediyorlar. Öyle de, kâinatın hülâsası olan zîhayat ve zîhayatın hülâsası olan insan ve insanın hülâsası olan enbiya, evliya, asfiyanın hülâsası olan kalblerinin ve akıllarının müşahedat ve keşfiyat ve ilhamat ve istihracatıyla yüzer icma ve yüzer tevatür kuvvetinde bir kat’iyetle, Senin vücub-u vücuduna ve Senin vahdâniyet ve ehadiyetine şehadet edip ihbar ediyorlar, mu’cizat ve kerâmât ve yakînî burhanlarıyla haberlerini ispat ediyorlar.

Dipnotlar - Arapça Ibareler - Haşiyeler :
1 : bk. Alûsî, Ruhu’l-Beyân: 5:226; Kurtubî: 1:372.
2 : “Ey su ile herşeyi canlandıran Zât-ı Akdes, Seni her türlü noksanlıktan tenzih ederim.”

 

 

 

 

 

 

 

 

                                                          

Lügatler :

acz : acizlik, güçsüzlük

arz : dünya

asfiya : Hz. Peygamberin yolundan giden ilim ve takvâ sahibi hâlis kullar
azamet-i kibriyâ : büyüklüğün sınırsız, yüce ve devamlı oluşu
bâki : devamlı, kalıcı, ölümsüz

bahr : deniz
berr : kara
berâhin-i vahdet : birlik delilleri
bilhassa : özellikle
burhan : güçlü delil, sarsılmaz kanıt
delâlet : delil olma, işaret etme
ecza : cüzler, parçalar
efrad : fertler, bireyler
efrad-ı mahsusa : özel fertler

ehadiyet : Allah’ın birliğinin ve isimlerinin herbir varlıkta ayrı ayrı tecellî etmesi

enbiya : nebiler, peygamberler
evliya : veliler, Allah dostları

feza : uzay
fıtraten : yaratılış itibariyle
fıtrî : doğal, yaratılıştan gelen
hakikat : gerçek mahiyet, asıl ve esas
hamd etmek : şükür ve övgülerini sunmak
hikmet : herşeyin belirli bir gaye ve faydaya yönelik olarak, mânâlı ve tam yerli yerinde olması

hülâsa : özet
ibadet-i mahsusa : kendine özgü ibadet

icmâ : fikir birliği
ihbar etmek : haber vermek
iktiza etmek : gerektirmek
İlâhe’l-Evvelîne ve’l-Âhirin : baştakilerin ve sondakilerin İlâhı, Allah

ilhamat : ilhamlar
irade : dileme, tercih

istihracat : çıkarmalar
istimâl : kullanma
Kàdir-i Kayyûm : ezelden ebede kadar bütün varlıkları ayakta tutan sonsuz kudret sahibi, Allah

kat’iyet : kesinlik
kelb-i Ashâb-ı Kehf : Ashâb-ı Kehf’in köpeği

kerâmât : kerametler, Allah’ın bir ikramı olarak veli kullarında görülen olağanüstü hal ve hareketler

keşfiyat : keşifler, mânevî âlemlerde bazı olayları ve hakikatleri gözlemleme
kudret : güç, kuvvet ve iktidar
Kur’ân-ı Hakîm : her âyet ve sûresinde sayısız hikmet ve faydalar bulunan Kur’ân
lisan-ı hâl : hâl dili
lisan-ı kàl : söz ile anlatım
Mâbud : kendisine ibadet edilen Allah

mu’cizât : insanların benzerini yapmada âciz kaldıkları ve ancak Allah tarafından peygamberlere verilen olağanüstü hâl ve hareketler
musahhar olmak : boyun eğmek

müşahedat : gözlemler
Nâka-i Salih : Hz. Salih’in devesi

nebat : bitki
nev’ : tür, cins
Rabbe’s-Semâvâti ve’l-Aradîn : göklerin ve yerlerin Rabbi olan Allah
Rabbü’l-Âlemin : âlemlerin Rabbi, bütün âlemleri idare ve terbiye eden Allah
rahmet : şefkat, merhamet
Resul-i Ekrem : Allah’ın en şerefli ve değerli elçisi olan Hz. Muhammed (a.s.m.)
rivâyât-ı sahîha : Peygamberimizden dosdoğru olarak, sahih olarak nakledilmiş rivâyetler, sözler
rububiyet : Allah’ın bütün varlık âlemini kuşatan egemenliği, yaratıcılığı, idaresi ve terbiyesi
Sâni : her şeyi san’atla yaratan Allah

semâ : gök

şecer : ağaç

şehadet : şahitlik, tanıklık
şerik : ortak
şiddet-i zuhur : açık seçik olma ve açığa çıkma derecesinin şiddeti ve kuvveti
takdis etmek : kutsamak, Allah’ın her türlü eksiklik ve çirkinlikten yüce olduğunu ilân etmek
talim : öğretme
tavzif etmek : vazifelendirmek
tedbir : idare etme, çekip çevirme
tesbihat : Allah’ı noksan sıfatlardan yüce tutan sözler
teshir : emir altında tutma

tevatür : yalan söylemesi mümkün olmayan topluluklardan gelen ve doğruluğu kesin olarak kanıtlanan haber

vahdâniyet : Allah’ın bir ve benzersiz oluşu
vahdet : birlik
vücub-u vücud : varlığın zorunlu oluşu ve var olmak için bir sebebe ihtiyacın olmayışı
yakînî : kesin, şüphesiz
zaaf : zayıflık, güçsüzlük
Zât-ı Akdes : her türlü kusur ve noksandan yüce olan Zât, Allah

zerrât : zerreler
zîhayat : canlı, hayat sahibi
zîruh : ruh sahibi
zîşuur : şuur sahibi, bilinçli

 

 

 

Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages