|
Vakta ki meclis-i imtihan kapandı. Tecrübe vakti bitti.
Esmâ-i Hüsnâ hükmünü icra etti. Kalem-i kader, mektubatını tamamıyla
yazdı. Kudret, nukuş-u san’atını tekmil etti. Mevcudat, vezâifini ifa
etti. Mahlûkat, hizmetlerini bitirdi. Herşey mânâsını ifade etti. Dünya,
âhiret fidanlarını yetiştirdi.
Zemin, Sâni-i Kadîrin bütün
mu’cizât-ı kudretini, umum havârık-ı san’atını teşhir edip gösterdi. Şu
âlem-i fenâ, sermedî manzaraları teşkil eden levhaları zaman şeridine
taktı. O Sâni-i Zülcelâlin hikmet-i sermediyesi ve inâyet-i ezeliyesi, o
imtihan neticelerini, o tecrübenin neticelerini, o Esmâ-i Hüsnânın
tecellîlerinin hakikatlerini, o kalem-i kader mektubatının hakaikini, o
nümune-misal nukuş-u san’atının asıllarını, o vezâif-i mevcudatın
faidelerini, gayelerini, o hidemât-ı mahlûkatın ücretlerini ve o kelimât-ı
kitab-ı kâinatın ifade ettikleri mânâların hakikatlerini ve istidat
çekirdeklerinin sünbüllenmesini ve bir mahkeme-i kübrâ açmasını ve
dünyadan alınmış misalî manzaraların göstermesini ve esbab-ı zâhiriyenin
perdesini yırtmasını ve herşey doğrudan doğruya Hâlık-ı Zülcelâline teslim
etmesi gibi hakikatleri iktiza etti.
Ve o mezkûr hakikatleri iktiza
ettiği için, kâinatı dağdağa-i tagayyür ve fenâdan, tahavvül ve zevâlden
kurtarmak ve ebedîleştirmek için, o zıtların tasfiyesini istedi ve
tagayyürün esbabını ve ihtilâfâtın maddelerini tefrik etmek istedi.
Elbette kıyameti koparacak ve o neticeler için tasfiye
edecek. |
Lügatler : âlem
: dünya âlem-i fenâ : gelip geçici, ölümlü âlem Esmâ-i
Hüsnâ : Allah’ın güzel isimleri fenâ : gelip
geçicilik hakaik : gerçek mahiyetler, esaslar hakikat
: gerçek Hâlık-ı Zülcelâl : sonsuz büyüklük ve azamet sahibi,
herşeyi yoktan yaratan Allah havârık-ı san’at : san’at
harikaları hayır : iyilik, güzellik hidemât-ı mahlûkat
: yaratıkların hizmetleri hikmet : gaye, fayda,
sebep hikmet-i sermedi : sonsuza kadar sürecek İlâhi
hikmet ifa etme : yerine getirme iktiza etme :
gerektirme inâyet-i ezeliye : Allah’ın ezelî olan nizamı,
düzeni istidat : kabiliyet, yetenek kâinat : evren,
yaratılmış herşey kalem-i kader : kader kalemi, Allah’ın olacak
hadiseleri olmadan önce bilip yazması kelimât-ı kitab-ı kâinat :
kâinat kitabının ifade ettiği mânâlı ifadeler kudret : Allah’ın
sonsuz güç ve kuvveti levha : tablo mahkeme-i kübrâ :
öldükten sonra âhirette Allah’ın huzurunda kurulacak olan büyük
mahkeme mahlûkat : yaratıklar mânâ :
anlam meclis-i imtihan : imtihan yeri, dünya mektubat
: Allah’ın birer mektup gibi yazdığı ve san’atla yarattığı eserler,
varlıklar misalî : görüntüler, suretler mu’cizât-ı
kudret : kudret mu’cizeleri nukuş-u san’at : sanat
nakışları, işlemeleri nümune-misal : örnek gibi Sâni-i
Kadîr : herşeye gücü yeten, sonsuz güç ve kudret sahibi ve herşeyi
san’atla yaratan Allah |