Bütün lezzetler imanda olduğu gibi, bütün elemler de dalalettedir. Bunun izahı ise; bir şahıs, kudret-i ezeliye tarafından, adem zulümatından şu korkunç dünya sahrasına atılırken gözünü açar, bakar. Bir lütuf beklediği zaman, birdenbire düşmanlar gibi hastalıklar, elemler, belalar hücum etmeye başlarlar. Bir meded, bir yardım için müsterhimane tabiata ve anasıra baktığı vakit, kasavet-i kalble, merhametsizlikle karşılaşır. Ecram-ı semaviyeden istimdad etmek üzere başını havaya kaldırır. O ecram, atom bombaları gibi dehşetli ve heybetli halleriyle gözüne görünür. Hemen gözünü yumar, başını eğer, düşünmeye başlar. Bakar ki, hayati hacetleri bağırıp çağırmaya başlarlar. Bütün bütün tevahhuş ederek hemen kulaklarını tıkar, vicdanına iltica eder; bakar ki: Vicdanı, binler amal (emeller) ve emani ile dolu gürültülerinden cinnet getirecek bir hale gelir. Acaba hiçbir cihetten hiçbir teselli çaresini bulamayan o zavallı şahıs, mebde ile meadi, Sani' ile haşri itikad etmezse, onun o vaziyetinden Cehennem daha serin olmaz mı?
(Bediüzzaman Said Nursi - İşarat-ül İ'caz'dan)
Lügatler
|
Adem : yokluk, yok olma Âmâl :emeller, arzular, gayeler Anasır :unsurlar, esaslar, parçalar Bela :âfet, sıkıntı, musibet, imtihan Cihet :yön, taraf Cinnet :delilik Dalâlet :sapıklık, iman ve islamiyetten ayrılmak, Allah’a isyankâr olmak Dehşet :ürkmek, korkmak Ecram :Gök cisimleri, yıldızlar, ruhsuz büyük varlıklar Ecram-ı semaviye : Gök cisimleri, yıldızlar Elem :keder, üzüntü, acı Emani :emniyetler, arzular, niyetler, gayeler, istekler Hacet: ihtiyaç Hal :durum, vaziyet Haşir : öldükten sonra âhirette tekrar diriltilip Allah’ın huzurunda toplanma Hayati :yaşamak için gerekli Heybet :hürmetle beraber korku hissi veren hal, sakınıp korkulacak hal İltica: sığınma İstimdad :meded ve yardım istemek İşârât-ül i’caz :insanı âciz bırakan işaretler, Risale-i Nur eserlerinden birinin adı
|
İtikad :inanmak, kalben tasdik ederek kabul etmek İzah :açıklama, anlaşılır hale getirme Kasavet-i kalb :kalp katılığı Kudret-i ezeliye :varlığın başlangıcı olmayan ve ezelden beri hep var olan Allah’ın kudreti Lütuf :iyilik, ikram, bağış Meadi:son, bitiş Mebde :başlangıç, baş taraf, kök, temel, kaynak Medet: yardım Merhamet :acımak, şefkat göstermek Müsterhimane :istirham edene, merhamet dileyene, yalvarana yakışır şekilde Sahra :kır, ova, çöl Sâni’ : her şeyi sanatla yaratan Şahıs :kişi, kimse Tabiat : doğa, canlı cansız bütün varlıklar, maddî âlem Teselli :avunmak, kederli bir kimseyi ferahlandırmak Tevahhuş :korkmak, ürkmek, kaçmak, tenha ve ıssız olmak Vaziyet :durum, hal Vicdan :insanın içinde iyiyi kötüden ayıran manevi duygu Zulümat :karanlıklar, dinsizlik ve zulüm devri
|