Kavm-i Nuh ve Semud ve Ad ve Firavun ve Nemrud gibi bütün muarızlar gazab-ı İlahiyi ve azabını ihsas edecek bir tarzda gaybi tokatlar yedikleri gibi.. kafile-i kübranın Nuh Aleyhisselam, İbrahim Aleyhisselam, Musa Aleyhisselam, Muhammed Aleyhissalatü Vesselam gibi bütün kudsi kahramanları dahi, harika ve mu'cizane ve gaybi bir surette mu'cizelere ve ihsanat-ı Rabbaniyeye mazhar olmuşlar. Bir tek tokat, hiddeti; bir tek ikram, muhabbeti gösterdiği halde, binler tokat muarızlara ve binler ikram ve muavenet kafileye gelmesi, bedahet derecesinde ve gündüz gibi zahir bir tarzda o kafilenin hakkaniyetine ve sırat-ı müstakimde gittiğine şehadet ve delalet eder.
(Bediüzzaman Said Nursi - 6. Şua'dan)
Lügatler
Âd :Hud(a.s.)’ın kavmi
Aleyhissalatü vesselam :selam ve dua onun üzerine olsun
Aleyhisselam :selam onun üzerine olsun
Azab :büyük sıkıntı, dünyada işlenen günahların âhiretteki cezası
Bedahet :açıklık, aşikarlıkbelli olmak
Delalet : delil olmak
Gaybî :hazırda olmayan, görünmeyen, gizli
Gazab-ı ilâhî :Allah’ın öfkesi
Hakkaniyet :Hak’tan ve doğruluktan ayrılmamak, adalet üzere bulunmak
Hiddet :öfke, kızgınlık, hışım
ihsanat-ı Rabbaniye :İlahi lütuflar, Allah’tan gelen güzellik ve iyilikler
İhsas :hissettirmek, payına düşmek
İkram :ağırlamak, hürmet etmek
Kafile :kervan, topluluk
Kafile-i Kübra :büyük topluluk
Kavm-i Nuh :Nuh(a.s.) kavmi
Kudsî :mübarek, kutsal
Mazhar :sahip olma, nâil olma, erişme
Mu’cizane :mucize şekilde
mu’cize :insanların yapmaktan aciz kaldıkları ve ancak Allah tarafından peygamberlere nasip olan harika hadiseler
Muarız :karşı gelen, yan çizen, arıza çıkaran
Muavenet :yardımlaşma
Muhabbet : sevgi,sevmek
Semud :Salih(a.s.)’ın kavmi
Sırat-ı müstakim :dosdoğru yol
suret : biçim, şekil
Şehadet : şahitlik, tanıklık
Zahir :aşikar, açık, görünen