TILSIMLAR MECMUASI-154-YİRMİ DOKUZUNCU SÖZÜN İKİNCİ MAKSADI(DEVAMI)

2 views
Skip to first unread message

Erhan Patlak

unread,
Dec 27, 2025, 7:38:09 AM (5 days ago) 12/27/25
to

                              TILSIMLAR MECMUASI

 

11.28.YİRMİ DOKUZUNCU SÖZÜN İKİNCİ MAKSADI(DEVAMI)

KIYAMET VE MEVT-İ HAYAT VE HAYAT-I ÂHİRET HAKKINDADIR(DEVAMI)

İKİNCİ MAKSAT(DEVAMI)

DÖRDÜNCÜ ESAS(DEVAMI)

Elhasıl: Onuncu Söz bütün hakaikiyle, Yirmi Sekizinci Söz İkinci Makamında, Lâsiyyemâlardaki bütün berâhiniyle, gurub etmiş güneşin sabahleyin yeniden tulû edeceği derecesinde bir kat’iyetle göstermiştir ki, hayat-ı dünyeviyenin gurubundan sonra, şems-i hakikat hayat-ı uhreviye suretinde çıkacaktır.

İşte, baştan buraya kadar beyanatımız, ism-i Hakîmden istimdat ve feyz-i Kur’ân’dan istifade suretinde, kalbi kabule, nefsi teslime, aklı iknaa ihzar için Dört Esas söyledik. Fakat biz neyiz ki buna dair söz söyleyeceğiz? Asıl şu dünyanın Sahibi, şu kâinatın Hâlıkı, şu mevcudatın Mâliki ne söylüyor, onu dinlemeliyiz. Mülk sahibi söz söylerken başkalarının ne haddi var ki fuzuliyâne karışsın?

İşte, o Sâni-i Hakîm, dünya mescidinde ve arz mektebinde, asırlar arkasında oturan taifelerin umum saflarına hitaben irad ettiği hutbe-i ezeliyesinde, kâinatı zelzeleye veren

اِذَا زُلْزِلَتِ اْلاَرْضُ زِلْزَالَهَا - وَاَخْرَجَتِ اْلاَرْضُ اَثْقَالَهَا - وَقَالَ اْلاِنْسَانُ مَالَهَا - يَوْمَئِذٍ تُحَدِّثُ اَخْبَارَهَا - بِاَنَّ رَبَّكَ اَوْحٰى لَهَا - يَوْمَئِذٍ يَصْدُرُ النَّاسُ اَشْتَاتًا لِيُرَوْا اَعْمَالَهُمْ - فَمَنْ يَعْمَلْ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ خَيْرًا يَرَهُ - وَمَنْ يَعْمَلْ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ شَرًّا يَرَاهُ 1


ve bütün mahlûkatı neş’elendiren, şevke getiren...

وَبَشِّرِ الَّذِينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ اَنَّ لَهُمْ جَنَّاتٍ تَجْرِى مِنْ تَحْتِهَا اْلاَنْهَارُ كُلَّمَا رُزِقُوا مِنْهَا مِنْ ثَمَرَةٍ رِزْقًا قَالُوا هٰذَا الَّذِى رُزِقْنَا مِنْ قَبْلُ وَاُتُوا بِهِ مُتَشَابِهًا وَلَهُمْ فِيهَاۤ اَزْوَاجٌ مُطَهَّرَةٌ وَهُمْ فِيهَاخَالِدُونَ 2


gibi binler fermanları, Mâlikü’l-Mülkten, Sahib-i Dünya ve Âhiretten dinlemeliyiz. “Âmennâ ve saddaknâ” demeliyiz.

سُبْحَانَكَ لاَعِلْمَ لَنَاۤ اِلاَّ مَاعَلَّمْتَنَاۤ اِنَّكَ اَنْتَ الْعَلِيمُ الْحَكِيمُ 3

 

رَبَّنَا لاَ تُاٰخِذْنَاۤ اِنْ نَسِينَاۤ اَوْ اَخْطَاْنَا 4

 

اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلٰۤى اٰلِ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ كَمَا صَلّيْتَ عَلٰى سَيِّدِنَاۤ اِبْرٰهِيمَ وَعَلٰۤى اٰلِ سَيِّدِنَا اِبْرٰهِيمَ اِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler :

1 : “Ne zaman ki yer müthiş bir sarsıntıyla sarsılır. Ve yeryüzü bütün ağırlıklarını dışarı çıkarır. Ve insan ‘Ne oluyor buna?’ der. O gün yeryüzü, üzerinde herkesin ne iş yaptığını haber verir. Çünkü Rabbin ona konuşmasını emretmiştir. O gün insanlar yaptıklarının karşılığını görmek için hesap yerinden bölük bölük dönerler. Kim zerre kadar bir iyilik yaparsa onun mükâfâtını görür. Kim zerre kadar bir kötülük yaparsa onun cezasını görür.” Zilzal Sûresi, 99:1-8.

2 : “İman eden ve güzel işler yapanları müjdele: Altlarından ırmaklar akan Cennetler onlarındır. O Cennetlerden rızık olarak bir meyve yediklerinde, ‘Bu daha önce yediğimiz rızıktandır’ derler. Rızıkları, dünyadakine benzer şekilde kendilerine sunulur. Orada onlar için ter temiz kadınlar vardır. Onlar orada ebedî olarak kalacaklardır.” Bakara Sûresi, 2:25.
3 : “Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Muhakkak ki Sen herşeyi hakkıyla bilir, her işi hikmetle yaparsın.” Bakara Sûresî, 2:32.
4 : “Ey Rabbimiz! Unutur veya hataya düşer de bir kusur işlersek, bizi onunla hesaba çekme.” Bakara Sûresi, 2:286.
5 : Allahım! Tıpkı Efendimiz İbrahim’e ve Efendimiz İbrahim’in nesline salât ettiğin gibi, Efendimiz Muhammed’e ve Efendimiz Muhammed’in nesline de salât et. Muhakkak ki Sen her türlü övgüye sonsuz derecede lâyık olan ve şanı herşeyden sonsuz derecede yüce olan Hamîd-i Mecîdsin.

 

Lügatler :

âmennâ ve saddaknâ : “İnanıyor ve tasdik ediyoruz”

arz : yer, dünya
âyât-ı tekvîniye : kâinatta Allah’ın varlığına ve birliğine delil olan varlıklar
berâhin : mantıkî, güçlü deliller
beyanat : açıklamalar
elhasıl : özetle, sonuç olarak
enbiya : nebiler, peygamberler
evliya : veliler, Allah’ın sevgili kulları
ferman : buyruk, emir

feyz-i Kur’ân : Kur’ân’ın verdiği ilham, bereket ve ilim bolluğu
Hâlık : yaratıcı, herşeyi yaratan Allah
hayat-ı dünyeviye : dünya hayatı
hayat-ı uhreviye : âhiret hayatı
hitaben : hitap ederek, seslenerek
hutbe-i ezeliye : varlığının başlangıcı olmayan Allah’ın insanlara ve cinlere bir hutbesi olan Kur’ân
ihzar : hazırlama
irad etme sunma, söyleme :
ism-i Hakîm : Allah’ın herşeyi hikmetle yaptığını bildiren ismi
istimdat : yardım isteme
kâinat : evren, yaratılmış herşey
kat’iyet : kesinlik
Lâsiyyemâ : Mesnevî-i Nuriye adlı eserde yer almaktadır
mahlûkat : yaratıklar
Mâlik : herşeyin sahibi olan Allah

Mâlikü’l-Mülk : bütün mülkün gerçek sahibi olan Allah
mektep : okul
mevcudat : varlıklar
mülk : sahip olunan ve hükmedilen şey
mürselîn : resuller, peygamberler
müttefik : ittifak etmiş, birleşmiş
nefis : kişinin kendisi; insanı daima kötülüğe, maddî zevk ve isteklere sevk eden kuvvet
neş’e : sevinç

Sahib-i Dünya ve Âhiret : dünyanın ve âhiretin sahibi olan Allah
Sâni-i Hakîm : herşeyi hikmetle ve san’atla yapan Allah
sıddıkîn : daima doğruluk üzere ve Allah’a ve peygambere sadakatte en ileride olanlar
suret : şekil, biçim
şems-i hakikat : hakikat güneşi
şevk : şiddetli arzu ve istek
taife : topluluk
tulû : doğma
umum : bütün
vuku : meydana gelme
zelzele : deprem, sarsıntı

 

 

Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages