Bu dehşetli ihtikardan çıkan kaht u gala ve açlık ve zaruret, yaşamak damarını şiddetle yaralandırıyor. Bu yara, hissiyat-ı ulviye-i diniyeyi bir derece susturmaya vesile olup, ehl-i dalalete yardım ediyor. Herkes midesini düşünmeye başlıyor. Kalb, hakikatten ziyade ekmeği düşünüp hayata, yaşamağa yardıma koşup, vazife-i hakikiyesini ikinci derecede bırakır. Buna karşı Risale-i Nur'un şakirdleri bir uzun Ramazan nazarıyla bakıp, keffaret-üz zünub ve bir riyazet-i şer'iyeye çevirebilirler. Alenen nakz-ı sıyamla Ramazanın hürmetini kıran bedbahtlara gelen o musibet, masumları da incitir. Fakat Risale-i Nur şakirdleri ve masumları, o musibeti lehlerine döndürüp, hayırlı bir riyazete kalbederler. Kanaat ve iktisadla karşılarlar.
(Bediüzzaman Said Nursi – Kastamonu Lahikasından)
Lügatler
|
Alenen :gizli olmayarak, açıktan Bedbaht : talihsiz, şansız, kötü Damar : İnsan bedeninde kanın dolaştığı yollar, İstidad. Huy, tabiat, inat, ırk Dehşet :ürkmek, korkmak Derece :mertebe, paye, miktar, rütbe, yukarıya çıkacak basamak, ısı ölçerin birimi, dairenin bölündüğü dilim Ehl-i dalâlet : doğru ve hak yoldan sapan inançsız kimseler Hakikat: gerçek, doğru, bir şeyin gerçek mahiyeti Hayır :iyilik, güzellik Hissiyat-ı ulviye-i diniye :dinden gelen yüce hisler, manevi yüce duygular Hürmet :saygı, değer verme, haysiyet, şeref İhtikâr :mal saklamak, değeri artsın diye saklayıp hilekârlık yapmak İktisad :tutum, biriktirme, lüzumundan fazla veya noksan sarfetmemek Kaht u gala :yokluk, kıtlık, fakirlik, pahalılık |
Kalbetmek :dönüşmek, değiştirmek Kanaat :helalle yetinmek, kısmetine razı olmak, aç gözlü olmamak, tatmin olmak, inanmak, görüş Keffaret-üz zünûb :günahların keffareti, telafisi Lâhika :mektup, ilave Leh :hakkında, onun faydasına Masum :suçu olmayan, suçsuz Musibet :bela, felaket, afet, dert Nakz-ı sıyam :kasden oruç bozmak Nazar :bakma, bakış, görüş, görüş açısı, dikkat Riyazet :nefsi kırma, fani şeylerden kendini çekerek kanaatle yaşama, az gıda ile yaşamak Riyazet-i şer’iye :şeriata uygun sanki oruç tutar gibi düşünerek aç kalmak ve az gıda ile yaşamak Şâkird: talebe Şiddet :sertlik, katılık, sıkılık Vazife-i hakikiye :hakiki vazifeler, asli görevler Vesile :sebeb, fırsat, bahane Zaruret :çaresizlik, muhtaçlık, sıkıntı, yoksulluk Ziyade : fazla, daha çok, fazlasıyla |