ahlak ve ahlak

0 views
Skip to first unread message

zemzem zemheri

unread,
Jul 30, 2006, 6:31:59 AM7/30/06
to iskender...@googlegroups.com, vuslatgu...@googlegroups.com, islami-h...@googlegroups.com, bey...@googlegroups.com, dostla...@googlegroups.com, huzur...@googlegroups.com, baso...@googlegroups.com, islamv...@googlegroups.com, islamve...@googlegroups.com, kadin...@googlegroups.com, islam...@googlegroups.com
Hamd, alemlerin Rabbi olan Allah (c.c.)’a aittir.

Salat ve selâm, Allah (c.c.)’ın elçisi olarak ve Yüksek İslâm Ahlâkı
ile gönderilen Hz. Muhammed (s.a.v.)’in üzerine olsun.

Dünyanın bütün hak dinlerinin temeli, güzel ahlâk üzerine
kurulmuştur. Allah (c.c.)’ın yeryüzüne gönderdiği bütün peygamberler ve
eğitimciler, kötü eylemlerin insanlar tarafından yapılmaması ve güzel
eylemlerin yaygınlaşması için çalışmışlar ve ahlâki değerlerin güçlenmesi
için çabalar göstermişlerdir. Cenâb-ı Hak, en son olarak Hz. Muhammed
(s.a.v.)’i, iman, ibadet, hukuk ve ceza konularında olduğu gibi ahlâk
konularını da ıslah ve mükemmele ulaşmak için müjdeleyici ve korkutucu bir
elçi olarak göndermiştir.

İnsanın Allah (c.c.)’a karşı olan görev ve sorumlulukları, iman ve
ibadet esaslarıyla belirlenmiştir. Ancak iman ve ibadet esaslarını yerine
getirme görevi, ahlâkî olmaktan çok dinî bir karakter taşımaktadır. Özünde
dini olmakla birlikte, iman ve ibadet esaslarının çok önemli ahlâkî
fonksiyonları da vardır.

Allah (c.c.)’a karşı görev ve sorumluluklardaki temel amaç; başka
insanlara karşı olan yükümlülüklerinde insanı duyarlı olacak hale getirmek
ve onu ruhsal yönde yükseltmek ve geliştirmektir. Örneğin İslâm’da hac,
umre, zekât, fitre, öşür, sadaka vermek gibi mali ibadetler, Allah (c.c.)’ın
emri olarak ve ibadet niyetiyle yapılırken, başka insanlara verildiğinden
dolayı o insanları ilgilendirdiği gibi, kişinin insanlara yardım etmek,
nimetleri bölüşmek, şükretmek gibi ahlâki erdemleri de birlikte
taşımaktadır.

İman ve ibadet esaslarını yerine getiren insan, bununla ahlâki görev
ve sorumluluklarını kolayca gerçekleştirebilecek güzel bir karakter yapısı
kazanır. Onun için de insanın ahlâkî eğitiminde, ‘Allah (c.c.)’a Karşı
Görevler’ içinde görülen iman ve ibadet esasları son derece büyük rol
oynarlar.

İnsanın temel ahlâkî sorumlulukları, yaratılmış varlık dünyasıyla
girmiş olduğu ilişkilerde ortaya çıkar. Varlık dünyası ile olan
ilişkilerinde ahlâkî olanı gerçekleştirebilmesi için, insanın önce kendisini
ahlâken eğitmesi gerekir.

İnsanın kendisini ahlâk eğitimine tabi tutmasının bir başka adı,
güzel ahlâk sahibi olmasıdır. Çünkü en genel anlamıyla ahlâk; iyi ve kötü,
doğru veya yanlış diye nitelendirilen eylemler ile ilgilenir. İnsanın her
eylemi, ahlâki bir eylem olarak değerlendirilmeyebilir.

Birey olarak insan söz konusu olduğunda ahlâk, insanı önce kendi
içinde ve kendisiyle uyumlu konuma getirmeyi hedefler. İnsanın kendi
kendisiyle barış ve uyumunu sağlayabilmek için, ona bir dizi ilkeler koyar
ve bunlara uyulmasını ister.

Ahlaki değeri olan eylemin ayırıcı özellikleri şu şekilde
sınıflandırılır: Bir eylem, ahlâkî bir nitelik kazanabilmesi için, öncelikle
onun yapan insan tarafından özgür olarak seçilmiş olmalıdır. İkinci olarak,
eylemde bulunan insan, yapmakta olduğu şeyin bilincinde olmalıdır. Ayrıca
eylem, şekillenmiş ve sabit bir karakterin ifadesi olmalıdır.

Görüldüğü gibi ahlâkî eylem ile karakter arasında son derece sıkı bir
ilişki söz konusudur. Çünkü eylem hakkında verilen ahlaki bir hüküm, aynı
zamanda insanın karakterini de yargılamaktadır. Bu açıdan karakter, bir
insanı diğerinden ayıran işaret durumundadır. Bu sebepten insanın ahlâki
olanı gerçekleştirebilmesi için, kendisini bir karakter eğitimine tabi
tutması kaçınılmaz hale gelir. Karakterin eğitilmesi ile ahlâkın
güzelleştirilmesinden aynı şey anlaşılmaktadır. Ahlakın güzelleştirilmesi,
öncelikle, insanı her zaman kötülüklerden kaçınan ve iyiliklerden haz duyan
bir karakter kazanması ile mümkün olabilir. İnsana sözünü ettiğimiz yapıda
bir karakter kazandırabilmek için İslâm dini, iman esasları yanında namaz,
oruç, zekat ve hac gibi ibadetleri koymuştur.

İslâm dininde iman esasları; iyilikleri işlemeye, kötülüklerden
kaçınmaya ve yükümlülüklerini gerçekleştirmeye teşvik eden itici bir kuvvet
durumundadır. İbadetler ise, insanı Yaratıcı’sına kulluk ve ahlâk yönünden
olgunlaştıran ve onu kötülüklerden uzaklaştıran birer araç gibidir.

İnsanı güzel ahlâk sahibi kılmak için, teorik bilgilerle yapılan bir
eğitim, yeterli olamamaktadır. Bunun için de gerekli olan şey; teori kadar
pratiğe de önem veren köklü bir eğitim, uzun bir çalışma ve sürekli bir
uygulamadır. İşte bütün bunlar İslâm ahlâkında mevcuttur. İslâm’ın iman ve
ibadet esasları, sözünü ettiğimiz kalitedeki ahlâk eğitiminin sağlam alt
yapısını oluşturmaktadır.

Ahlâkta esas olan yaşantıdır. Ahlâkî olanı yaşantı haline
getirebilmesi için insanın, aynı zamanda hem ruhsal hem de bedensel
sağlığını koruması gerekir. Bunun için de insan, bedensel yetilerine olduğu
gibi, ruhsal yetilerine de zarar veren sarhoş edici ve uyuşturucu olan her
şeyden uzak durmalıdır.


İnsan; sosyal bir varlık olduğu için, bir toplum içinde yaşamak
zorundadır. Bunun için de ahlâkî bir çalışma; birey olarak insanı olduğu
kadar, toplum içindeki insanı da ele almak zorundadır. Bu açıdan ahlâk;
insanı, kendisiyle olduğu gibi, içinde yaşadığı toplumla da barışık hale
getirmeyi amaç edinir.

Ahlâk; insanı, toplumdaki başka insan veya insan gruplarıyla uyumunu
sağlayabilmek için, ortaya belirli değerler koyar. Bu ahlâki değerleri ve
onlara bağlı olarak ortaya çıkan ilkeleri yaşantı haline getiren insan, hem
kendisi hem de toplumuyla uyumlu olur.

İnsanın ilişkiler dizisi; kendisi, yaratıcısı ve toplumuyla da
sınırlı değildir. Çünkü insanın, içinde yaşadığı fiziki ve sosyal çevreyle
ilişkileri de söz konusudur. Herhangi bir ahlâk çalışmasının, özellikle de
İslâm ahlâkı ile ilgili çalışmanın, insanın bu fizikî ve manevi çevresiyle
olan ilişkilerini kapsam dışı tutması kuşkusuz büyük bir eksiklik olur.

Yüksek İslâm Ahlâkı kitabımız, üç cilt ve oniki bölüm olarak
hazırlandı.

Birinci ciltteki birinci bölümde, ‘İslâm’ın Temel Esasları’; ikinci bölümde,
‘Ahlâk ve Ahlâk İlmi’; üçüncü bölümde, ‘İslâm Ahlâkının Özellikleri’;
dördüncü bölümde, ‘İslâm Ahlâkı Eğitimi’; beşinci bölümde, ‘Güzel Ahlâk ve
Bunları Kazanma Yolları’ alfabetik sıraya göre ve maddeler halinde yazıldı.

İkinci ciltteki altıncı bölümde, ‘Kötü Ahlâk ve Bunlardan Kurtuluş
Yolları’ aynı şekilde alfabetik sıraya göre maddeler halinde hazırlanmıştır.

Üçüncü ciltteki yedinci bölümde, ‘Dinî Ahlâk’; sekizinci bölümde,
‘Aile Ahlâkı’; dokuzuncu bölümde, ‘Ticaret Ahlâkı’; onuncu bölümde, ‘İş
Ahlâkı’; onbirinci bölümde, ‘Devlet Ahlâkı’; onikinci bölümde ‘Savaş Ahlâkı
(Cihad)’ incelenmiştir.

Aynı anlamı taşıyan maddeler için diğer maddeye yönlendirilmiştir.

Çağlar üstü bir özellik taşıyan ve aynı zamanda tüm insanlık için
kıyamete kadar bir hukuk ve ahlâk bildirgesi olan Peygamberimiz (s.a.v.)’in
‘Veda Hutbesi’, her cildin sonuna konmuştur. ‘Veda Hutbesi’, her zaman
üzerinde düşünülecek, konuşulacak ve okunacak ölümsüz bir metindir. Bir
hitabet metni olarak da yüksek sesle okunarak dinletilmeli ve gençlerimize
ezberletilmelidir. Evlerimiz ve iş yerlerimizde Tezhibli ve güzel bir
çerçeve içerisinde her an okunabilecek duvarlara asılmalıdır.

Bu kitap, temel İslâm Kaynakları ile önceki yüzyıllar ve günümüz İslâm
ahlâkçılarının en çok bilinen eserleri incelenerek, uzun süren yoğun bir
çalışma ile hazırlanmıştır. Kitabın, bütün ilköğretim, lise ve dengi
okullarımızdaki Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi ve İmam-Hatip Liseleri Meslek
dersi öğretmenlerine, Din Görevlilerine, Üniversite ve Yüksek
okullarımızdaki öğretim elemanlarına ve öğrencilerimize, her görev ve
konumdaki hukukçularımıza, kurumlardaki insan kaynakları sorumlularına ve
kısaca İslâm Ahlâkı konusunda araştırma ve okumayı seven herkes için bir
başvuru kaynağı; cami ve mescidlerimizde, evlerimiz ve iş yerlerimizde
yapılacak dinî ve ahlâkî sohbetlerde herkes tarafından okunabilecek bir ‘Baş
ucu kitabı’ olacağı ümidini taşıyoruz.

Kitapta ahlâk terimlerinin önce sözlükteki karşılıkları açıklanmış ve
daha sonra İslâm kültüründe kullanıldıkları (ıstılahi) anlamları verilmiş ve
tanımları yapılmıştır. Sonra Kur’an ve Sünnet ışığında ele alınıp gerekli
bilgiler verildikten sonra İslâm bilginleri ve tasavvufçularının konu
hakkındaki sözlerine yer verilmiştir. Kavramlarda ve özel isimlerde imlâya
değil, aslî yazılışlarına uyulmaya çalışılmıştır.

Ayet-i Kerime ve Hadis-i Şerif anlamları, daha belirgin olması için
kalın ve italik karakterde yazı ile yazılmıştır. Ayet-i Kerimelerin yeri,
sûre adı, sûre numarası ve âyet numarası ile hadislerin kaynakları her
sayfada dipnotlar halinde verilmiştir. Aynı şekilde kaynaklardan yapılan
alıntıların yeri de dipnotlarla verilmiştir. Okuyucularımızın kolaylığı için
Arapça ve Farsça kökenli kelimelerin yazımında transkripsiyona
başvurulmamıştır. Ancak dilimize yerleşmiş ve kullanılmakta olan terimler
aynen alınmıştır. Uzatma ve inceltme harflerinin bulunduğu kelimelerde,
uzatma, inceltme ve nisbet işareti olarak (^) kullanıldı. Kelime ve cümle
tekniğinde ise, günümüzde herkesin rahatlıkla anlayabileceği yaşayan
Türkçemiz esas alınmıştır.

Kaynaklara ulaşılması, kitabın yazımı, dizgisi, sayfa düzeni ve
basımında emek ve göz nuru olan bütün kardeşlerime teşekkür ediyor,
kendilerine her iki dünya saadeti diliyor, bu eseri benim yetişmemde emeği
olan bütün hocalarıma ve aile büyüklerime ithaf ile bu çalışmayı rızasına
uygun kılmasını Cenâb-ı Hak’tan niyaz ediyorum.

Çalışmak ve gayret bizden, tevfik ise Allah (c.c.)’tandır.

_________________________________________________________________
Sohbet ederken Messenger'da eglenin! http://messenger.live.com

Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages