ABD ve Batı neden Başbakanımızı yok etmek istiyor.

5 views
Skip to first unread message

ahmet dogan Simsek

unread,
Apr 7, 2014, 8:24:14 PM4/7/14
to
Çok dikkat çekici ve önemli bir yazı
Batılı güçlerin yanılgısı Başbakanımıza kaçma fırsatı verip lekelemek.
Halbuki Başkanımız istiklal savaşı veren gerçek bir lider ve tarihe kaçan biri değil son nefesine kadar savaşarak gerekirse ölene kadar azami yapılabilecek olanları yaparak Tarihe gazi yada şehit başkan olarak geçmeyi dünyaya önemsemeyen vatanı için ölümü tercih eden birsidir. Ve bu durum batılıların akıllarının alamayacağı kadar. Asla kimsenin göze alamayacağı büyük bir aptallık olarak görünse de. Türkiye ve İslam alemi açısından O artık bir Tarihin büyük devlet adamlarından biri ve 21. asrın Selahattin Eyyubisi dir. Halkının fakir sofralarına oturan adamdan diktatör olmaz. Batılılar ve onların içimizdeki uzantılarının ona diktatör demelerinin nedeni şimdiye kadarki devlet adamları gibi onların her dediğini yapmayıp rest çeken bir kişi olmasıdır. Ne diyecekleri Adam ülkesinin milli bir kahramanı ve ölse de bize itaat etmeyecek kadar müthiş bir kahraman diye doğruyu söyleyemeyecekleri için elbette diktatör gibi adlar takarak, Osmanlıyı imha etmekiçin Sultan Abdülhamit hanı Kızıl sultan ilan etmeleri ve adının tarihte öyle kalacağını zannetmeleri gibi adının diktatör olarak kalması için çabalayışları Türklere tenibir vatan kahramanı çıkarmamak içindir.
Ama bu çabaları beyhudedir. 
A.D.Şimşek
//
okuduğun

Erdoğan önceleri bir melekken nasıl oldu da ABD için bir şeytana dönüştürüldü?

POSTED BY BANTPRESS  MART 15, 2014  5 YORUM

Erdoğan önceleri bir melekken nasıl oldu da 


ABD için bir şeytana dönüştürüldü?

Erdoğan önceleri bir melekken nasıl oldu da ABD için bir şeytana dönüştürüldü?

Küresel güçler diğer ülkelerde başarılı oldukları gibi Türkiye’de başarılı olamayacaklar.


97 yılında Erdoğan’ın üyesi olduğu parti askerlerin müdahalesi ile kapatılmadı mı? Erdoğan hapse atılmışken 2002’de askerler geri adım atıp daha sonra da Erdoğan’ın başbakan olmasına izin vermedi mi? 97’den 2002 yılına gelene kadar ne değişmişti? Gülen cemaatinin verdiği destek olmasa Erdoğan ve hükümeti başa geçebilir miydi? Ya devletin içine çöreklenmiş Ergenekon çetesi cemaatin desteği olmadan çökertilebilir miydi?

İnsanlar şaşırıyor, Erdoğan önceleri bir melekken, nasıl oldu da ABD için şimdi bir şeytan, bir düşman haline gelebildi, bu sistem nasıl çalışıyor? CIA’nın kukla hükümetler kurduğu, onları kullandığı ve ardından bir gecede onları nasıl yok ettikleri bilenen bir gerçek. Kaddafi’nin, Saddam’ın, Mursi’nin ve Mübarek’in başına gelenler şimdi de Erdoğan’ın da başına geliyor.

CIA ve ABD silah sanayi Erdoğan, AKP hükümetini geçmişte olduğu gibi bir sembol hükümet olarak düşündüler. Obama gibi, George Bush gibi. CIA’nın yapmak istediği (tıpkı diğer ülkelerde yaptığı gibi) Türkiye’yi de tamamen kontrol altına almak, iç ve dış politikasını yönetmekti, ki bu hükümeti, yani Erdoğan’ı getirmeyi ve uzun süre hükümette tutmayı başardılar.

CIA’nın planı, Türkiye’yi bir model ülke olarak kullanmak ve diğer ülkeleri de aynı şekilde hizaya getirmekti, Ilımlı İslam projesini Orta Doğu’da uygulamaya geçirmekti. Erdoğan ve Gülen, daha doğrusu CIA arasındaki sorun, bu planları aksatıyordu. CIA, kullandığı kuklalarından birinin kontrolünü kaybediyordu, bu arada Gül’le hiçbir sorunları yoktu.

Tayyip Erdoğan ise boyun eğmeyeceğini göstermek için, bir mesaj vermek için şunu söyledi “milyarlarca dolarlık silah alımlarını sizinle değil, ABD ile değil, Çin’le yapacağım”. Bu ölümcül bir hataydı, bu ABD ve NATO’nun en üst düzey kurallarından birinin ihlali anlamına geliyordu, yapılabilecek son şeydi. İşte bu, NATO ve ABD Silah Sanayisini çileden çıkardı.

Ve Erdoğan daha da ileri giderek, AB’ye girmek için yıllardır beklediklerini ve bunun gerçekleşmeyeceğini anladığını, bunun yerine Şangay Birliği’ne katılmak istediğini söyledi. Ve resmen başvuruda bulundu. Ve bu davranış yine, çiğnenebilecek en son kurallardan biriydi. Bir kukla, kukla oynatıcısına karşı, sahibine karşı isyana kalkmıştı.

İşte bunları yaptığınızda, son kullanma tarihiniz dolmuş demektirKim olursanız olun artık bitmiştir. Ve ABD’nin uygulayacağı cezanın diğer ülkeler için ibretlik olması gerekiyordu, çünkü bu durum başkaları tarafından örnek alınabilirdi, bu risk göze alınamazdı.

Erdoğan’a şu ihtimaller sunuldu, tabii bunları hiçbir yerde duyamazsınız; birincisi, geri adım atacaksın, her şeyi geri saracak, İsrail’le ilişkilerini düzeltecek, Çin’den silah almaktan vazgeçeceksin, Şangay’dan uzak duracaksın, Gülen’den özür dileyeceksin, bu senin birinci seçeneğin.

İkinci seçeneğin, sessizce istifa edip gideceksin. Çünkü biz hali hazırda senin yerine gelecekleri belirledik.

Üçüncü seçeneğin ise bizi beklemek olacaktır ki bu sana iki senaryo sunar; Kaddafi gibi, Saddam gibi yok edilirsin, seni Taksim meydanında, Gezi Parkı’nda öldürürüz. İkinci senaryo da, Mübarek gibi korkak bir şekilde teslim olabilirsin, seni İngiltere’de bir hapishaneye atarız, yaşamının kalanını orda sürdürürsün.

İşte şu anda, Erdoğan bu seçeneklerle karşı karşıya. Bu seçenekler Kaddafi, Saddam ve Mübarek’e sunulanlarla aynı, CIA böyle çalışıyor. Senaryolar o kadar aynı, şaşmaz ve detaylarıyla benzer ki, insan neredeyse aynı şeyleri tekrar tekrar görmekten sıkılıyor.Ve birkaç ay içinde sonucu göreceğiz çünkü bu durum fazla uzun sürmeyecek.

Şimdi soruşu: sizce Erdoğan’ın başına gelenler Kaddafi ve Saddam’ın başına gelenlerle tıpatıp aynı mı olacak, yoksa biraz daha farklı bir versiyon mu göreceğiz burada?

Türkiye, Mısır ya da Libya’dan tamamen farklı bir ülkedir, dinamikleri çok çok farklıdır. Öncelikle, Türk insanı gerçekten de farkındalığı yüksek bir kitledir. Aptallar için tasarlanmış iki partili sistem, ABD’de olduğu gibi, Türkiye’de çalışmaz, Türkiye’de çok farklı fraksiyonlar, eğilimler mevcuttur. ABD’de olduğu gibi, yani demokrat ve cumhuriyetçiler arasında bir gel-git oyunu sergileyerek halkla dilediğiniz gibi oynamanız Türkiye’de çalışmaz.

Burada bilinç düzeyi son derece yüksek bir halk kitlesinden bahsediyoruz. ABD’den çok farklı bir kitledir bu. Eğitimli ve düşünen insanların olduğu bir ülkede bu kadar kolay oyunlar sergileyemezsiniz, bu çok zordur.

Diğer bir fark da, Türk insanının aktivist yönü, sokaklara inen, hakları için savaşan bir topluluktur Türkler. Bana soruyorlar bazen, oyunu kime vereceksin diye. Ben de “oyumu Türk halkına vereceğim” diyorum, çünkü onlara inanıyorum, onlar kendilerine ne olacağına kendileri karar vereceklerdir.

Türk halkı gözünü açık tutmaya devam etmeli ve Libya’da, Mısır’da olanlardan ders almalıdır.ABD’nin planları Libya ve Mısır’da olduğu kadar kolay işlemeyecektir Türkiye’de.

Diğer bir konu da, AB meselesi. Daha önce AB’yi bir kurtuluş olarak gören Türk insanı, AB’nin politik ve ekonomik çöküşünü görüyor. Almanların Türkiye’deki işlere başvurduklarını, Avrupa’da işsizliğin boyutlarını görüyor. AB’ye girmemiş olmanın bir avantaj olduğunu düşünüyorlar.

Sibel Edmond makalesinde Gülen, Erdoğan ve CIA üçlüsünü işte böyle açıklıyor. Sonuç olarak daha önce Ecevit gibi, Demirel gibi, Özal gibi küresel güçlere boyun eğmeyen bir Tayyip Erdoğan var şu anda Türkiye’de. Tayyip Erdoğan her ne pahasına olursa olsun bu ülkeyi satmayacak. Bu ülke tekrar IMF’ye borçlanmayacak. Amerika’nın ve küresel güçlerin karşısında İsrail’e dayatma yapan, IMF’ye borçlanmayı kabul etmeyen ve birçok konuda rest çeken bir başbakan var artık Türkiye’de. İşte Tayyip Erdoğan’ın Gezi parkı olaylarıyla, 17 Aralık operasyonuyla ve bunları takip edecek birçok darbe planıyla düşürülmeye çalışılmasının nedeni budur.   Tayyip Erdoğan işte bu nedenlerden dolayı daha önce bir melekken şimdi de “bir diktatöre ya da Hitler’e” dönüştüğü imajı tüm topluma zorla empoze edilmeye çalışılmaktadır. Fakat söylediğim gibi Türk halkı kolay inanan, aptal bir topluluk değildir. Kendi hükümetini kendi belirleyecek, yapılan oyunları görecek ve kendi liderini kendisi seçecektir.

Tüm yazılarım: http://erkanarkutyaziyor.wordpress.com/

Video sayfam: http://video.mynet.com/erkanarkut/videolari/liste

Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages