Son günlerde medyada Hantavirüs ile ilgili ciddi bir panik havası oluşturuluyor. Öncelikle şunu net söyleyelim; Hantavirüs yeni ortaya çıkmış bir virüs değil. Uzun yıllardır bilinen, ana taşıyıcısı kemirgenler olan bir zoonoz. Yani olayın merkezinde fareler var.
Virüs özellikle enfekte kemirgenlerin idrarı, dışkısı ve salyasıyla bulaşıyor. Fare yoğunluğunun arttığı bölgelerde risk de artıyor. Dünyanın birçok yerinde özellikle büyük şehirlerde kemirgen popülasyonlarının kontrolden çıkması artık ciddi bir halk sağlığı problemi olarak görülüyor.
Ama burada kimsenin konuşmak istemediği başka bir gerçek var.
Doğa boşluk kabul etmez. Kediler giderse fareler gelir.
Bir ekosistemin en önemli denge unsurlarından birini yok ederseniz, başka bir problem büyüyerek geri döner.
Yüzyıllardır, hatta binlerce yıldır insanların farelerle mücadelesindeki en doğal kontrol mekanizması kediler oldu. Bu sadece romantik bir “hayvan sevgisi” hikayesi değil, aynı zamanda şehir biyolojisi ve halk sağlığı meselesi.
Bugün Avrupa’nın bazı büyük şehirlerinde geceleri kaldırımlarda görülen dev fareler artık kimseyi şaşırtmıyor. Paris’te, Londra’da, New York’ta insanlar kemirgen istilasını normalleştirmiş durumda. Çünkü şehirlerden kediler çekildi ama fareler çekilmedi.
Bizim coğrafyamız ise yüzyıllardır başka bir kültürün içinden geldi.
Mahalle kedileri… Liman kedileri… Cami avlusunda yaşayan kediler… Depoları, sokakları, mahalleleri koruyan kediler…
Yani bu ülkenin sessiz ama gerçek muhafızları.
Şimdi düşünün… Bir tarafta sokaklarında farelerin cirit attığı ama tek bir kedi göremediğiniz “gelişmiş” şehirler… Diğer tarafta ise yüzyıllardır kedilerle birlikte yaşamayı bilen bir toplum…
Bazıları hala çıkıp kedileri toplatalım, sokaklardan silelim, yok edelim diyebiliyor. Sonra da farelerden yayılan hastalıklar konuşulunca panik başlıyor.
Kediler bugün bu ülkenin problemi değil. Hiçbir zaman da olmadı. Tam tersine bu ülkenin doğal savunma hattı onlar.
Veba döneminde de bunu gördük. Bugün Hantavirüs konuşulurken de aynı gerçeği görüyoruz.
Hantavirüsten Avrupa korksun. Farelerin şehirleri ele geçirdiği ülkeler korksun. Bir tek kedi göremeyip kanalizasyonlardan kemirgen taşan şehirler korksun.
Türkiye’nin hala sokaklarında yaşayan milyonlarca kedisi var. Ve insanlar farkında olmasa da bu kediler sadece vicdanın değil, ekolojik dengenin de parçası.
Yüzlerce yıl önce olduğu gibi bugün de bu coğrafyanın evcil muhafızları kedilerdir.
Bunu kimse ama hiç kimse unutmasın.
Dr. Tarkan Özçetin
Sevgilerimle...
Celâl ÇELİK
Cep telefonumdan gönderdim...