Hastalanan kişiye hastalıktan kurtulması için yapılacak dua

5,424 views
Skip to first unread message

Cemil Celepci

unread,
Mar 14, 2011, 3:55:22 PM3/14/11
to bogazicililer group by, forum forum, byv...@yahoogroups.com, islamicdialogue grubu, islamicdialogueg
Bismillahirrahmanirrahim.

İstanbul, 2011-02-19

Kıymetli Arkadaşlar,

Esselamu Aleyküm

Hastalanan kişiye hastalıktan kurtulması için yapılacak dua

Hastalanan kişiye hastalıktan kurtulması için yapılacak dua:
"Eselü’l-lahe'l-azime Rabbe’l-arşi’l-azimi eyyeşfik." – Peygamber Efendimiz Hz.
Muhammed Mustafa Sallallahu Aleyhi Vesellem’in bir hadis-i şerifinde tavsiye
ettiği duadır. Hastaya yedi kere okunur, inşallah şifa bulur. Kendiniz
hastalandığınızda kendinize de şu şekilde dua edersiniz: "Eselüllahe'l-azime
Rabbe’l-arşil azimi eyyeşfini." - Yedi kere kendinize niyet ederek okursunuz.
Zaten duanın sonundaki “ni” eki ile kendinizi kastetmiş oluyorsunuz. Kendiniz
için okumanızı tavsiye ettiğim bu duayı, Rasulüllah Aleyhisselam’ın bir başkası
için okumamızı tavsiye ettiği yukarıdaki duadan uyarladım. İnşallah şifa
bulursunuz.

Müjde, müjde, müde!...: Bu dua kendisine yedi kere okunan kişi, eğer eceli
gelmedi ise Allah’ın izni ile mutlaka şifa bulur, diye Peygamber Efendimiz
müjdelemektedir. Aynı müjde kendimiz için okuduğumuzda da Allah’ın izni ile
geçerlidir. Tabi ki gerekli tedavi yöntemlerine de başvurmak gerekir. Müslüman
kavli ve fiili duasını beraberce yapar, sonucu Allah’a bırakır. Zaten,
Rasulullah Aleyhisselam, “Ey Allah’ın kulları tedavi olunuz, zira Allah’ın, ölüm
hariç çaresini yaratmadığı hiçbir hastalık yoktur”, diye buyururken de bu
gerçeğe dikkat çekmiştir.

Bazı hastalar vardır, hastalandığında değil kendisine Peygamber Efendimizin
tavsiye ettiği şekilde yedi kere dua etmek, ağzını açıp tek bir kelime dahi
söyleme takatini kendisinde bulamaz. Allah böyle bir duruma hiç birimizi,
yakınlarımızı ve arkadaşlarımızı düşürmesin. Amin… Allah daha iyi bilir, belki
de hastanın kendine dua etmeye mecalinin kalmadığı durumları dikkate alarak
Rasulullah Aleyhisselam, “hastanın kendine şu şekilde dua etmesi” ibaresi
yerine, “hastalanan kişiye şu şekilde dua edilmesi” ibaresini kullanmıştır.
Kendilerinde dua etme mecalini bulan / ayakta durabilen hastaların da,
kendilerine duanın aslı olan Arapça kelimelerle dua edebilmeleri ve böylece bu
mübarek müjdeden -özellikle kendilerine yukarıdaki şekilde dua edecek
yakınlarının olmadığı durumlarda- mahrum kalmamaları için, sözkonusu duayı
aslına sadık kalarak sadece duanın en sonuna “bana” anlamına gelen “ni” ekini
ekleyip yukarıdaki şekilde bilhassa Arapça bilmeyen her bir Müslüman kardeşimiz
tarafından kendi kendine yapılabilecek bir dua haline getirdim. İnşallah
hayırlara vesile olur.

Şu gerçeği de kaydetmem gerek: “Rasulullah Aleyhisselam bu müjdeyi verdi ise, ki
vermiştir; o halde ben bu duayı kendisine okuduğum kişi Allah’ın izni ile, eğer
eceli gelmedi ise, mutlaka şifa bulacaktır”, şeklinde şeksiz şüphesiz bir inanca
/ yakini imana sahip olmak gerek… Eğer hasta fiili duayı yapacak maddi imkana
sahip değilse bile, yapmış olduğu kavli duanın hayırlı sonucunun mutlaka
gerçekleşeceğine olan kesin imanının hürmetine, inşallah Allah Subhanahu ve
Teala Kendi elinde olan o imkanı da ona nasib edecektir, şeklinde bir inanca
sahip olmak da hayırlı sonuç elde etmeyi inşallah kolaylaştıracaktır. Bu bir
iman meselesidir ve de “ameller ancak niyetlere göredir.” – hadis-i şerif.
Okumalarınızın, fiiliyatınızın ve teşebbüsatınızın sonucu ne olursa olsun; sonuç
ister beklediğiniz şekilde olsun ister olmasın, biline ki; elde etiğiniz netice
niyetinizin tıba tıp aynısıdır, Tıp ne türlü yorum yaparsa yapsın, evet netice
hep niyetimizle birebir ve de direkt orantılıdır. Okumalarında, fiiliyatında ve
teşebbüsatında hasılı niyetinde haşa Allah Subhanahu ve Teala’yı ve Rasulü’nü
denem gibi fasit bir düşünce ve niyet barındırmayacaksın. Bu cümle kitaplar
dolusu beyanata açık olduğundan şimdilik bu kadarını ifade ederek iktifa edeyim.

Duanın gücüne bir örnek verme babından; malum olduğu üzere, sevenlerinin yapmış
oldukları duaları sayesinde Allah’ın izni ile Hekimoğlu İsmail, bir kaç yıl önce
ölüm döşeğinde iken şifa bulmuş ve yazılarına kaldığı yerden devam etmiştir.
Buna benzer daha nice yaşanmış hikaye mevcuttur. Gerçekten eğer ecel gelmedi
ise, insanoğlu o hastalığı sanki hiç yaşamamış gibi eski sağlıklı halinden çok
daha sağlıklı ve de sanki dünyaya yeni gelmiş gibi yepyeni bir hayatla yoluna
devam eder. Esasen, Rasulullah Aleyhisselam’ın (tefsiri manasını yazacağım)
“insanoğlu hastalanınca Allah ondan iki şeyi alır, biri günahları, diğeri de
gücü, kuvveti; iyileşince ilki hariç ikincisini kendisine iade eder” anlamındaki
mübarek sözü de bu gerçeği ifade etmektedir ki, bu yönü ile mensubu bulunduğumuz
din-i mübin-i İslam ile ne kadar övünsek azdır bile!... Elhamdülillah!...

Her iki duanın anlamı:

Hastalanan kişiye hastalıktan kurtulması için yapılacak dua:
"Eselüllahe'l-azime Rabbe’l-arşil azimi eyyeşfik." = “Büyük Arşın Sahibi Azim
Allah’tan sana şifa vermesini temenni ederim.”

Kendiniz hastalandığınızda kendinize şu şekilde dua edersiniz:
"Eselüllahe'l-azime Rabbe’l-arşil azimi eyyeşfini." = Büyük Arşın Sahibi Azim
Allah’tan bana şifa vermesini temenni ederim.”

Şüphesiz, duanın aslı olan ve Rasulüllah Aleyhisselam’ın mübarek dudakları ile
de telaffuz etmiş olduğu yukarıdaki şekilde Arapça kelimelerle dua etmek ve
Arapça bilmiyor ise yukarıdaki şekilde Türkçe anlamını da beraberinde tefekkür
etmekle, aliyyül ala bir dua şekli ile dua edilmiş olur. Mamafih, duayı aslı
olan Arapça kelimelerle yapmaya dilinin dönmediğinin vaki olduğu durumlarda ise,
yukarıdaki şekilde Türkçe anlamı ile dua edilmesinin de ma’kul ve makbul
olacağından zerrece şüphe etmemek ve bunun hılafına beyanlara itibar etmemek
gerek, zira Allah Celle Celaluhu Arapça da bilir, Türkçe de… Allah’ın bilmediği
dil mi var?

Yaratan bilmez mi?

Amenna ve saddakna!... Ya Rabbi!... Sen her şeyi bilirsin ve her şeye gücü
yetensin!... Her şeyi bilen, her şeye gücü yeten, her şeyin halikı-maliki-sahibi
Bir Allah’a iman ve ibadet ediyor ve dualarımızla sadece O’ndan yardım bekliyor
olmaktan daha mutlu ne olabilir?!... Sevinenler ancak bu büyük nimetin kendisine
verilmiş olması nedeni ile sevinsin…

Duada aslolan duanın kalıbı mahiyetindeki Arapça, Türkçe, İngilizce kelimeleri
motamot telaffuz etmek değil, o kelimeleri kalbinin ta derinliklerinden gelen
bir samimiyet ve Allah’a teslimiyetle harmanlayıp duanın özünü Allah’a
ulaştırmaktır!... Bu manada bazen hiç kelam etmeseniz bile Allah kalbinizden
geçene bakar ve çoğu kez de kalbi dualarınızın ya da ahlarınızın neticesi ile
karşı karşıya kalırsınız, veya karşı karşıya bırakı(lı)rsınız!… Subhanallah!…

Sözün uzadığını biliyorum. Ancak dertler, problemler o denli kemikleşmiş ki; bu
dertler ve problemlerin üretim makanizması mahiyetindeki şer güçlerin var
güçleri ile çalışıyor olmalarının bir sonucu olsa gerek, bu ve benzeri onca
yazı, çizi, yoruma, foruma, oturuma rağmen o kemikleşmiş dertler ve problemler
sanki hiç azalmıyor aksine sürekli artıyor da artıyor… O halde zaman; oturma ve
az kelam etme ya da sorumluluğu bir başka bilenin üzerine atma zamanı değil,
bildiğimiz birkaç kelimeden ibaret hadis-i şerif veya ayet-i kerime de olsa onu
her fırsatta ve ortamda dile getirmek ve daha fazlasını bilmiyorsak bu bilgiyi
hemen her ortam ve fırsatta gerek yazılı, gerek sözlü, gerekse görsel olarak
çevremize tekraren açıklamak ve hatta sözün uzayacağını ve muhatapların
sıkılacağını (tabi ki biraz da duruma göre, bu noktada arife tarif gerekmez) göz
önüne almayarak Hakk’ın rızasına uygun ne biliyorsak orta yere dökmek gerek;
muhataplardan onu sıkılsa da birinin uyanmasına ya da herhangi bir derdine ve
problemine çare olsak bile, bu bile yeter de artar bile... Şer güçleri de şerri
pompalarken zaten bu mantığı güder... Şerir, batıl inancının gereği insanları
yoldan çıkarmak için bütün yolları ve imkanları denerken, bizler Hakk bir din
olan aziz dinimiz İslam’ın gerçeklerini neden anlatmaktan, yazmaktan, çizmekten,
konuşmaktan, yayınlamaktan ve meşru tüm yolarlı denemekten çekiniyoruz?!...
Arkadaşlar!... Şunun şurasında elden gidecek en fazla bir canımız var!..
Gidecekse o da Allah yolunda varsın gitsin, ne var yani!... Yoksa Allah’tan
başkasından mı korkuyoruz?!.. Yoksa Allah’tan başkasından mı korkuyorsunuz?!..
Kaldı ki sizleri canınızı, malınızı ve sevdiklerinizi tehlikeye atacak kelama ve
eyleme davet de etmiyorum. Yapılacak sadece bildiğimiz Hakk’a ulaştıran
bilgileri çevremizle paylaşıp selin önünden bir kardeşimizin daha şer ve
şerirlere, bed ve batıllara kurban gitmesine engel olmak!... Hepsi bu!.. Ne
demek istediğimi anlamak için bu gözle ve gözlemle İstanbul sokaklarında bir gün
dolaşmak yeter!... Rabbimizin ayet-i celilesi ile sormadan geçemeyeceğim: “Ey
insanlar nereye gidiyorsunuz?...” – Ayet meali.

Evet dostlar, inanın bana, lafı fazla uzatmamak niyeti ile başladığım bu
yazımda, sadece şu yukarıdaki iki duayı ve anlamlarını yazıp satırlarıma
verecektim; ancak belirttiğim nedenlerden dolayı, söz uzadı bu noktaya geldi;
sadedinde olduğum mevzunun da ister istemez biraz dışına çıkmış oldum.

Şimdi sadede gelecek olursam: Yukarıda, “Bu manada bazen hiç kelam etmeseniz
bile Allah kalbinizden geçene bakar ve çoğu kez de kalbi dualarınızın ya da
ahlarınızın neticesi ile karşı karşıya kalırsınız, veya karşı karşıya
bırakı(lı)rsınız!… Subhanallah!…” demiştim. Şimdi buna bir örnek vermek
istiyorum:

Vakti zamanında dervişin biri bir berbere gider, sırasını bekler. Sırası gelir,
makasın altına oturur, ancak kel olduğu için sakallarını düzelttirmek ister.
Dışarıdan eli kolu kuvvetli, tabiri caizse mahallenin kabadayısı içeri girer ve
dervişin başına bir tokat atarak “kal oradan kel, ben traş olacağım” der. Derviş
hiçbir şey demeden kalkar ve sırasını tekrar beklemeye başlar. Mahallenin
kabadayısı tıraş olup gittikten sonra, berber dükkanından biraz ilerde yukarıdan
aşağıya gelen öküz arabasının önündeki 5-10 kalınlığında sivri tahta parçası
karnından girer ve oracıkta ölüverir. Berber dükkanındakiler dervişe dönerek,
“biraz fazla olmadı mı?” diye sitem ederler. Derviş aynen şöyle cevap verir.
“Vallahi ben ona hakkımı helal etmiştim, hatta ona dua bile etmiştim. Ancak gel
gör ki, demek kelin sahibini –Allah’ı- haddinden fazla kızdırmış.!” İşte
kardeşim derviş budur!..

Hadi ordan be!... Bana şimdi dervişlik taslama!... Cemaatinin öderinin
yanlışlarına ayan beyan Kur’an ayetleri ve Peygamber sözleri ile dikkat
çekildiğinde, bırak şöyle göz açıp kapayıncaya kadarlık bir zaman da olsa
düşünüp sarfedilen sözleri beyin süzgecinden geçirmeyi, doğruluk ve de haklılık
payını dahi hiç mi hiç tartmadan sanki inandığı bir peygamberi eleştirilmiş gibi
tenkidin sahibine ağza gelmedik kelimeleri kullanır, neredeyse İslam’dan
çıkarır, hatta ve hatta bununla da yetinmeyip gücün ve zamanın elverse dünyada
ne kadar alçaltıcı söz varsa işi-gücü bırakıp münekkide sarfedeceksin!.. Yazık,
çok yazık!...

Dediğim gibi söz uzayacak olsa da ben yazmaya devam edeceğim: Yine yaşanmış bir
olay. Ona yakın evladının hemen tamamını yuvadan uçurmuş bir hanımefendinin
hikayesi. Anlatıldığına göre bu hanımefendi kocasının boşadığı ilk kadın
tarafından “boşuna çabalama, o ev de, o koca da benim ve er geç onu tekrar
alacağım ve o eve yeniden konacağım, kurulacağım” mealinde sürekli rahatsız ve
taciz edilirmiş. Mazlum kadın daha fazla dayanamamış ve açmış ellerini yakarmış
Rabbine: “Allahım, sen bu zalim kadının başını arabaların altında ez” diye…
Aradan sadece bir gün geçmiş, zalim kadının başının arabanın altında ezildiği
haberi çevreye yayılıvermiş...

Alma mazlumun ahını, çıkar aheste aheste; hele de bu mazlum din ise, dil ise,
insan ise o elim sonuç zalimin aleyhinde daha da bir hızlanır.

Allah zalim ve mazlum olmaktan hepimizi korusun. Amin!...

Allah, rızasına uygun yaptığımız tüm dualarımızı kabul eylesin ve hepimizin ve
tüm sevdiklerimizin maddi-manevi bütün hastalıklarına acil şifalar ihsan
eylesin, amin!...

Sağlıcakla ve mutlulukla kalın.

Allah Subhanahu ve Teala’ya emanet olun.

Esselamu Aleyküm

Ve’l-hamdü lillahi Rabbil Alemin.

Cemil Celepci
cemilc...@yahoo.com
Istanbul / Turkiye
islamic...@yahoogroups.com Moderatörü
http://groups.google.com/group/islamicdialogue - Turkish and English messages
http://groups.yahoo.com/group/islamicdialogue - Turkish and English messages
http://groups.yahoo.com/group/islamicdialogue3 - Only English messages
http://www.network54.com/Forum/417329 - Turkish and English messages
These links may be visited for memberships or for reading the archive.
Bu linkler üyelik veya tüm mesajlarý okumak için ziyaret edilebilir.



Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages