Fikir, Din ve Nizâm - Kurtuluş ŞAFAK

1 view
Skip to first unread message

alaaddin pak

unread,
Dec 17, 2011, 4:15:20 AM12/17/11
to buyu...@hotmail.com

Fikir, Din ve Nizâm

Kurtuluş ŞAFAK

 

“Korsanlığı organize hâle getirdiler,

adına siyaset diyorlar.”

 

(Marifetnâme / Salih Mirzabeyoğlu /

İBDA Yayınları )

 

 

 

Dünya çapında BEKLENTİ mevcut.

Dünya, FİKİR, DİN ve NİZÂM arayışında…

Son beşyüzyıldır fikir de yok, din de yok, nizâm da yok.

Milenyum dini propagandalarından:

Demokratik çözümden yana demokratik toplum olun!

Bu, organize ve birtakım kadrolar eşliğinde söylenince “çözüm” oluyor.

Demokrasi, Batı’nın içinde debelendiği son bunalımıdır.

Herkese göre değişen hakikatten nizâm doğar mı?

Kalabalıklara yataklanarak nizâm kurulur mu?

Demokrasi bir fikir mi ki, nizamdan bahsedelim?

Fikirde kurtaramadıkları için DİN havasında sunuyorlar.

Fikir kabul edilse dahi eleştirilebilir olması bedahet değil midir?

Batıcıların Batı’ya imanı şuradan belli ki; demokrasi tartışılamaz diyorlar.

Daha dün Batı standartlarında demokrasi derlerken, şimdi Batı bizim için model değil diyor utanmaz.

Parlamento dedikleri milenyum tapınaklarında sürüp giden kakofoniye “siyaset” diyorlar.

Dilerseniz, meseleye bi ân “ilmî” bakalım;

“Fransızca’daki “parler” (konuşmak) fiili ile “mentir” (yalan söylemek) fiilinin birleşmesi olarak; (parle+mento).” (Vikipedia Sözlük)

Tam isabet!..

YALAN’ı “düzenli” bir şekilde UYDURUYORLAR ve buna SİYASET diyorlar.

Yalan = Fikir

Siyaset = Nizam

Uydurma = Din…

Fikir, Din ve Nizâm adına hiçbir şekilde yarım/eksik oluş kabul edilemez.

Batı dünya çapında battal...

Bâtıl, yani HİÇ!

Başıboşlukla hayvanlık, bir arada, birbirine yakıştığı için “kendi kendini yönetme”nin sıradan/sürüden iş olmadığını kavramak pek zor olmasa gerek.

Hayvanlar “bir arada” yaşar; bunun için demokratik kültüre de gerek yok.

Ancak ŞAHSİYET-İNSAN kendi kendini yönetir.

Kendi kendini yöneten şahsiyettir.

Kalabalık şahsiyet olur mu?

Parlamenter (şeklî) demokrasi, halkı yalanla dolandırmanın sembolü...

Uygulamada, rejim plânında hiçlik…

Orada ne düşünüldüğü, neye inanıldığı HİÇ önemli değil.

Hâkimiyet Halk’ın değil, Hakk’ın olmalı ki, Halk da, inandığının HAK olduğunu bilebilsin.

Buram buram yaltaklanma; “Hakimiyet Halkındır!”.

Hangisi “idare eden”, hangisi “idare edilen”?

Yaltakçılık inanma istidadını inkâr ve imha eder; yarım ve eksik bırakır.

Yarım inanma olur mu?

Yarım inanmayla ne düşünülür, ne konuşulur, ne de yaşanılır.

Bâtılı güzelleştiren Batı, korkunç bir yalanı, şeklî demokrasiyi kitlelere yutturmuş.

Bu çerçevede 3Y:

Yalancılık.

Yaltaklanmacılık.

Yanlışlık.

Şeklî Demokrasinin olağanüstü hâl uygulaması bu üç maddeyle ifade edilebilir.

Şeklî demokrasiyi “güzelleştirme”deki teknolojik hârikaların başında medya.

Fransızca’daki Mass-media kavramı; yedirmek, tesirsiz bırakmak, absorbe etmek, yığmak, toplamak ve kümelemek mânâlarına geliyor.

Her virgülün arasına “ekran başı” tabirini koyalım ve kavramı bir de öylece anlamaya çalışalım.

Sanırız, kafamızda ve ruhumuzda müthiş bir yanlıştan kurtulduğumuza dair bir heyecan uyandı.

Hiçbirimizin tek tek değeri yok.

Kalabalık olunca “değer” veriliyor.

Hâlbuki “akıl” tekte var.

Yığınlar akıl yürütür mü?

Anlaşıldı;

Bizi aptal yerine koyuyorlar!

Sadece şekilde “kurtarıyorlar”.

“İdare şekli” parlamenter rejim.

“Düzen, kanunla yürür”

“Kanun”, maddeleriyle ürürmüş.

Bu da demokratik akıl.

Kendi kanununa uymayan/işine geldiği gibi uyan “akıl”…

Akılları sıra, aklı iptal, sürüsüyle “aptal” idare ediyorlar.

Şuursuz sürü istiyorlar.

“Demokratik” der demez, şuurumuzda enselemeliyiz onları.

Kapitalizmin içimizden seçtiği halk ve hak düşmanı “ayak takımı”na çelme!

İçyüzlerini teşhir et, maskelerini indir!

 

 

DERGİMİZ.NET Sayı: 7

www.Dergimiz.Net

 

 

 

 

 

Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages