Tarihe Şahitlik Ettik -Kumdandan Carlos’un Mahkemesi-
M. Şakir BİLMEZ
Gönüldaş, bütün devrimcilerin “örnek” aldığı, Milletlerarası-üstü bir devrimci, kendi ifâdesiyle “yaşayan şehit”… Bu vasıflamalar ile vasat bir kültür düzeyine sahip herkesin tanıyacağı meşhur nâmıyla Çakal Carlos, Ilıch Ramirez Sanchez, Müslüman olduktan sonraki ismiyle Sâlim Muhammed’in Paris’te Palais De Justie’de görülen davâsına, karınca kararınca safımızı, dayanışmamızı ve sevgimizi izhâr etmek için katıldık.
Paris’e inişimden itibaren orada beni karşılayan ve iki gün boyunca bana mihmandarlık eden, yabancı bir ülkede yaşamasına ve kimseyle organik bağı olmamasına rağmen hadiseleri İbdacı ferasetiyle yorumlamayı başarmış gönüldaşımla beraber Paris caddelerini gezdik. Batı barok, gotik tarzı heykellerle süslü soğuk, ruhsuz taş binalar ve caddeleriyle Paris, ikimizde de aynı hoşnutsuz izlenimi bıraktı. Zaten gayemiz ekonomik buhranının kat kat üstünde ruhi buhran-krizle boğuşan Batı şehirlerinden birini görmek değildi elbet; Batı’ya ait çirkinliklere, sömürüye, zulme karşı savaş açmış bir büyük kahramanın duruşmasına katılmak için Paris’te idik.
Paris’e inişimizin ikinci gününde Carlos’un avukatlarından Gönüldaşlarımız Güven Yılmaz ve Ahmet Arslan beylerle buluşup mahkeme binasının önüne geldik. İki ayrı kapıdan polis ve makine denetiminden sonra Gönüldaş Carlos’un duruşma salonuna ancak girebildik. Büyük Fransız Devrimi’nin büyük isimlerinin de yargılandığı bu meşhur salonda nicelerinin göstermelik yargılamalarla “giyotin”e mahkûm edildiğini hatırlayıveriyor insan.
Muhakeme başlamış ve “düzenlenmiş” ve hiçbir hukukî dayanağı olmayan dosyasını savunan Savcı, mahkemenin son gününün yaklaştığı bu bölümlerinde artık mütalaasını okumaya başlamıştı. Her ne kadar Fransızcasını anlamasam da savcının el ve vücut hareketleri, mimikleri, sesinin alçaltıp yükseltmesindeki gayrı tabiîlik, insanda “tiyatro” hissi uyandırıyordu. Neticede sahnelenen de bir tiyatrodan farklı değildi kuşkusuz.
İki saat süren bu konuşma faslından sonra Carlos’un eşi İsabel Hanım ve diğer Fransız avukatların kısa konuşmaları bu hukuksuzluğu boşa çıkartmaya yönelikti şüphesiz. Carlos’un kıymetli avukatlarıdan biri, bizim de şahit olduğumuz bir hususa konuşmasının başında dikkat çekti; dışarıda Carlos’un mahkemesine girebilmek için yığılan kalabalığa polisin salonun dolduğu gerekçesiyle içeri almadığını, oysa salonda daha yer olduğunu söylüyordu. Bizse içeriye girebilen talihli azınlıktan olduğumuz için seviniyorduk.
Mahkemenin başında, içerideki özel camlı bir bölüme getirilen Kumandan Carlos, önce meşhur yumruklu selâmıyla kendisine destek için gelenleri selâmladı. Ardından sandalyesinde tüm vâkarıyla kuruldu. Arasıra kendisine karşı yürütülen bu düzmece davayla ilgili mahkeme heyeti ve savcının söylediklerine müdahalelerde bulunuyor ve gür bir sesle araya giriyordu.
Onu görmek, hele böylesi bir kavga içinde görmek, o heykel duruşuna, kendisini yargılayanlara yukardan bakan iman ve tükenmez aksiyon motivasyonuna şahit olmak, unutulmayacak bir şeydi bizim için.
Mahkemenin on dakikalık arasında çıkmak için ayağı kalkan Kumandan Carlos’a Avukat Güven beyin, bizleri işaret ederek orada olduğumuzu söylediğini fark eder etmez kendisine selâm vermek için bulunduğu cam bölmeye daha bir yaklaştık. Kumandan Carlos bize dönerek İBDA selâmı ile bizleri selâmladı! Biz de büyük bir sevinç ve heyecanla aynı şekilde kendisini selâmlayarak kendisinin de anlayabileceği bir lisân olarak arabça “Selâm Sana Ey Yaşayan Şehit! Selâm Sana Ey Ümmetin Şehidi!” şeklinde selâmladık. O da bizi şöyle selâmladı: “Viva Kumandan Mirzabeyoğlu!” Bu sahne karşısında bütün salon dondu kaldı. Odalarına gitmek üzere hareketlenen mehkeme heyeti, birbirine bakmakla yetindi.
Mahkeme salonundan içimde o sıcakkanlı, güzel insandan ve gönüldaşlarımdan ayrılmanın burukluğu ile ayrıldım, ayrıldık. Yaşadığımız bu hadiseyi, bu ânları, hayatımızda unutamayacağımız bir tarihe şahitlik olarak gönüldaşlarımızla ve Carlos’un bütün sevenleriyle paylaşmak istedim. O’na tekrar verilen ömür boyu hapis cezası, aleyhinde söylenen yalanlar, her ne yapılırsa yapılsın O, hayatı ve aksiyonuyla bütün devrimcilere örnek- “Remz Şahsiyet” olarak yaşayacak gerçek bir İNSAN-adam-kahramandır.
Selâm Sana Ey Yaşayan Şehit! Selâm Sana Ey Ümmetin Şehidi!
Dergimiz / Sayı: 8