Fw: (¯`v´¯)vCk(¯`v´¯) OLAN ÇOCUKLARA OLDU

4 views
Skip to first unread message

recep turan

unread,
Aug 15, 2011, 2:08:45 AM8/15/11
to internetc...@googlegroups.com


----- Forwarded Message -----
From: L*M*N <lem...@gmail.com>
To:
Sent: Sunday, August 14, 2011 6:04 PM
Subject: (¯`v´¯)vCk(¯`v´¯) OLAN ÇOCUKLARA OLDU


Bir konuşmasında Sayın, Doğan Cüceloğlu, “artık kentte, eşler biri birine hasım gözüyle bakıyorlar ” dedi. Şaştım ve üstünde düşündüm.
Önce, etrafımdaki dost, arkadaş ve ahbaplarımın ailevi durumlarını gözlemledim. Çoğunluğu boşanmıştı. Geri kalanlar için ise süreç devam ediyordu. Mutlu olan aile yok gibiydi. Bu tesadüf olamazdı. Müşterek sebepler olmalıydı.
Düşünmeye devam ettim. Bu dostlarımla paylaştığımız konuları gözden geçirince bazı şeyler belirginleşti.  Ortak sebepler çoktu. Hem de pek çok.
Birinci sırada para sorunu geliyordu. Geçim sıkıntısı gelir darlığı tahammül gücünü azaltmıştı. Ancak bu durum tamamen göreceli idi. Neye göre sıkıntı?
Geçmiş dönemlerde daha müreffeh bir yaşam sürerken. Gelir düzeyi azalması “kentlinin” katlanmakta en çok zorlandığı ve moralini en çok bozan unsurdu.
Çocuğunu özel okuldan almak çok zordu. Eşlerin biri birine saygıları kalmamıştı. “Bağlayıcı unsur bir tek paramıdır?” dedim.
Ancak mutluluğun diğer unsurları da parayla satın alınıyordu. Özel sağlık hizmeti vardı, ama pahalıydı. Kişi eskisi gibi özel hastaneye gitmezse ciddi bir prestij kaybına uğruyordu. Evvelce en sosyetik  özel hastanelerden yararlanırken.  Botoks, mezoterapi, akupunktur  vs, yaptırırken.
Artık ilaç almak için devlet hastanesine gidip reçete yazdırmak zorunda kalmıştı.
Ailede gelirin düşmesiyle mutfağın yapısı bile birden değişti. Blenderler, ekmek kızartma makineleri, katı meyve sıkacakları, ekmek yapma makineleri, fritözler raflara kalktı. Artık hava atmanın sırası değildi. Bu aletleri kullanacak malzeme alamıyordu. Kullanınca ise elektrik parası çok geliyordu.
Ev kiraları ödenemez oldu. Daha küçük, daha basit, düşük kiralı evlere geçildi. Ucuz semtlere taşınıldı.
Hafta sonu eğlenceleri tamamen ortadan kalktı. Çocuk artık istediğini aldıramaz oldu. Anne çocuğunun karşısında daraldı. Suçu bazen kocaya, bazen patrona, bazen sisteme dayadı.
Sonuçta ailede bağlayıcı unsur çatırdadı. Kurulan ailede ,” mutlu yuva hayali” ortadan tamamen kalkmıştı. İleriye doğru umut da kalmamıştı.
İleride yapmayı planladıklarını değiştirdi. Küçülttü.
Bir deyişle “attan inip eşeğe binmişti.” Sağduyulu ve  görgülü bir insan için, bu durum dayanılmaz değildir. Nice insanların başına gelir. Hatta herkesin hayatının bir döneminde düşüş dönemi olur. Eskiden, bu durum  metanetle karşılanır, sabır edilirdi. “ne oldum değil ne olacağım diyeceksin” diye nasihat edilirdi.” Tasarruf yapılır, asla yakınılmazdı. Hatta halk arasında  “ bir ailenin varlığı da yokluğu da dışarıdan belli olmamalı” diye bir söz vardı. Çalışmaya devam edilir, bir gün bu dönem aşılırdı. Sabır vardı.
Şimdi ise algı çok farklıydı. Görgü değişmişti. Görgü kurallarını belirleyen kriterler değişmişti. Her şey para ile ölçülür olmuştu. Görgü “satın alınır” sanılıyordu. Halbuki alınamazdı.
Halbuki şu; hiç hatırlanmaya çalışılmadı.
Bu “eşekten, ata ne zaman geçilmişti ki? (yani otomobilden  jipe.) Neden? Jipten  inmek  zor geldi şimdi. Dün bir bu gün iki ne çabuk alıştın.  İlk başta, diğeri yani otomobilin bile yoktu.
Hepsi, yirmi yıllık bir süreçti. 1980-2000 serbest piyasa ekonomisi.
Daha önceki onlarca yılın yaşam standartları hatırlanmak bile istenmedi. Tasarruf alışkanlığı tarihe gömülmüştü. Hatıraları bile süslemiyordu. Tüketmek öyle bir zevk haline gelmişti ki, hırs ve ihtiras haline dönüşmüştü.  ”tüketiyorsam varım” dönemiydi bu.
Piyasa da bundan payını aldı ve ülkede akıl almaz bir reklam yayınlandı. “Alın satın ki ekonomi canlansın.” Bu inanılası değildi. Ama gerçekti. Allahtan arkası gelmedi.
Kentteki bu kesim, “Tüketmiyorsam yokum.” noktasındaydı. Bu ise kahırdı, elemdi, kederdi. Ümitler tükenmeye başladı. Safraları atma zamanıydı.
Aileler kadere isyan ediyor ve bir suçlu arayışına giriyordu. Bu sırada en yakında olanlar payını alıyordu. Mutsuzluğun sebebi eşe yükleniyordu.  Aile temelden sarsıldı.
Seksenler den sonra bütün hanımlar çalışmaya gayret etti. Refahı yükseltmek için başka çare yoktu. Ya da ekonomik özgürlük kazanılmalıydı. Eşler arasında yarış başladı. “Kim daha çok kazanıyor?”. Eşimin bana ne getirisi var? hesapları yapılıyordu. Yani eş ekonomik analize tabi tutuldu.
Sonunda gerilim başladı. Huzur kaçtı. Karşılıklı samimiyet azalarak ortadan kalktı. Bu yarış işi hasımlığa vardırdı. Sonra mı? Çöküş başladı.
 Müsabık iki kişi, müsabaka sırasında hasımdır. Maç biter öpüşülür, hasımlık biter. Ama burada müsabaka hiç bitmedi. Neyin yarışı olduğu bilinmese de, sıkıntı duygusunun hırsını alacak en yakın kişi eş, hatta bazen çocuk oldu.
Çocukların temel dayanakları olan anne, baba sevgisini hissedememek öyle acıtıyordu ki canlarını,  bunu ifade etmeleri güçtü hatta imkansızdı.
 Anne babadan para değil, sevgiyi bile bulamaz oldular. Gerçeği bastırdılar yüreklerine. İç dünyaları perişandı. Olan çocuklara oldu. Geleceğimize oldu…
Bülent Selen
--
-Burada özgürlüklerinin bittiği yerde bir diğer arkadaşın özgürlüğü başlar.
-Kadın-Erkek ayrımı yoktur. Sadece saygı ve sevgi çerçevesi kullanılır.
Bu gruba posta göndermek için : vercoskuy...@googlegroups.com
Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com.tr/group/vercoskuyukolonlara
adresinde bu grubu ziyaret edin
Üyeliğinizi;sonlandırın,Üyelik şeklinizi değiştirin,Gurup hakkında bilgi alın,
(kısa bir not yazarak istediğinizi belirtiniz) lem...@gmail.com
 
İletileriniz eğer yayınlanmamışsa;1-porno,2-kalite,3-cc li, 4-konu kısmında fw; ve ilt; yazıları mevcut,5-Metin kısmında gereksiz bilgi ve yazılar,6-İçerik yada ek te reklam yada gereksiz bilgiler,7-başka bir grubun reklamından DOLAYIDIR.

 
 
GRUBUMUZDA YAYINLANAN MP3'LER KİTAPLAR & FİLMLER TANITIM AMAÇLIDIR. 24 SAAT SONRA BİLGİSAYARINIZDAN SİLMENİZ GEREKİR... **VCK GRUP** BUNUNLA İLGİLİ HİÇ BİR SORUMLULUK ALMAZ..
 
 
 
http://sites.google.com/site/lmndunyasi/


Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages