GÜNÜN AYET MEALİ VE BUGÜNÜN DUASI
![]()
(BİSMİLLÂHİRRAHMÂNİRRAHÎM.)
93 – Şu gömleğimi alın babamın yanına varıp onun yüzüne sürüverin, o zaman gözü açılacaktır.
Sonra da bütün çoluk çocuğunuzla buyurun, yanıma gelin.”
Bu âyette bildirilen “gömleği yüzüne sürmekle Hz. Yâkub (a.s.)’ın gözlerinin açılması” Tevrat’ta yer almaz.
94 – Kafile daha Mısır’dan ayrılır ayrılmaz, öteden babaları:
“Doğrusu, ben Yusuf’un kokusunu alıyorum, sakın beni bunak yerine koymaya kalkışmayın!” dedi.
95 – Oradakiler: “Vallahi, dediler, sen hâla, o eski saflığında devam etmektesin.”
(YUSUF SÛRESİ 93 İLA 95. AYET MEALLERİ).

v(BUGÜNÜN DUASI).
Doğduğum gün
verdiğin o tertemiz kalbi, aynı temizlikte emanet etmeyi nasip eyle..
Kirlerden pak eyle bu kalbimi, parçalamaya meyl eden faniliklerden uzak eyle!
Sen’in verdiğin gönül de, Sen’in ile geleyim Ya İlahi..
Yalan tutsaklıklara esir etme bedenimi,
Üzerimde yalan ve yanlış hiç bir sevdanın izini bırakma,
Gönlüme her gireni, bana Sen’i getirdiği için seveyim,
Sana gelebilmek için sevileyim!
Gözeten Sen’sin her halimi.. Sen koru benliğimi..
Sana emanet ettim yüreğimi.. her halimi!
Dünya kuyusunda Yusuf(AS)’ın teslimiyetini ihsan eyle bu bedene,
Yakup(AS)’ın, Yusuf(AS)’a hasreti gözyaşı oldu ömrüne, gözlerinden
etti hasreti..
Sabır ile duâsı ile kavuşturdun hem Yusuf’una hem gören gözlerine..
Sen’in için akan gözyaşına talibim Ya İlahi..
Öyle yanayım ki..
Yüreğimi aşkına kurban eyle!
Gözümün yaşı ile sabredenler gibi kavuşmak nasip eyle!
Sana kavuşmanın adı ise ölüm.. ölümü sevdir bana,
Soğuk deymesin şu dilime, en sıcak kelime olsun.. vuslatın adı..
Öyle yanayım ki..
Ya İlahi..
Ölümü özleyen bir beden de ben olayım!
Ölümlerin en güzeline talibim,
Faniliğe rağbet ettirme,
Ömrüme ömür bereketi ver ki..
Ellerim boş gelmeyim o en güzel kavuşma anına..
Ömrümü tükettiğim yerlerin adını, malımı harcadığım yerlerin adını güzel eyle..
Bedenimi yıprattığım yolları hayır eyle,
Hesabımı kolay, amelimi bol ve güzel eyle..
Öyle Yanayım ki.. Ya İlahi..
Sen’in için yaşayıp.. Sen’in için öleyim..
Öyle bir iman ver ki Ya İlahi..
Yalnızca Sen’in için yanayım..
Âlemlerin Rabbi Allah'a hamd ü senâ, O'nun en büyük elçisi olan Hazreti Muhammed (aleyhissalâtü vesselâm)'a, âline ve ashabına da salât ü selam olsun.
DUALARINIZA MUHTAÇ KARDEŞİNİZ, DUALARINIZI İSTİRHAM EDER…..
İSMAİL KOCAOĞLU
GÜNÜN AYET MEALİ VE BUGÜNÜN DUASI
![]()
(BİSMİLLÂHİRRAHMÂNİRRAHÎM.)
96 – Müjdeci gelip de gömleği Yâkub’un yüzüne sürünce gözleri açıldı ve:
“Ben sizin bilmediklerinizi Allah tarafından vahiy yolu ile bilirim dememiş miydim?” dedi.
97 – Evlatları ise şöyle dediler: “Ey bizim şefkatli babamız! Bizim günahlarımız için Allah’tan mağfiret dile. Doğrusu biz günahkârız”
98 – O şöyle cevap verdi: “Sizin için Rabbime sonra istiğfar edeceğim. Gerçekten O gafurdur, rahîmdir.”
99 – Yâkub ailesi Mısır’a gelip Yusuf’un yanına girdiklerinde Yusuf annesi ile babasını kucakladı ve: “Allah’ın dilemesiyle Mısır’a emin olarak girin” dedi. {KM, Tekvin 35,17-20}
(YUSUF SÛRESİ 96 İLA 99. AYET MEALLERİ).

v(BUGÜNÜN DUASI).
Ey Allahımız! Ululuğun karşısında ürperen ve tir tir titreyen mahzun bir gönülle işte yine kapına geldik. Senden bizleri salâha ve iyiliğe kilitlenmiş kullarından eylemeni, ebrâr ve mukarrebînin hayatına denk bir hayatla bize canlılık bahşetmeni, mükerrem ibâdına lütufta bulunduğun gibi bizleri de nimetlerinle donatmanı, muhlisîn (ihlasa ermiş) ve muhlasîn (ihlasa erdirilmiş) kullarına nasip ettiğin güzellikte bir ölümle hayatımızı hitama erdirmeni, sonra da bizi indinde makbul kullarınla beraber haşretmeni ve Senin yoluna baş koymuş "ilkler"in içinde Cennetine almanı dileniyoruz.
Allahımız! Dünyanın her türlü bela ve musibetine karşı bize afv u afiyet ver! Olmasına hükmettiğin şeylerin şerrinden bizi koru. Önümüzden yahut arkamızdan gelebilecek tehlikelerden bizleri muhafaza buyur. Dünyada ve ahirette bizim için utanç vesilesi olabilecek durumlardan Sen bizi siyanet et ve bizleri konumunun hakkını veremeyip de sukût eden düşkünlerden eyleme! Amin!
Güzeli seven Rabbim, benim içimi
nurlarınla güzelleştir… İçimin güzelliğiyle davranışlarım
nurlansın!…
Gözlerimin bakışında Sen olmalı, kirpiğimin ucundaki damlada Sen
parlamalısın!… Senin yolunda çalışırken yorulduğum için
dinlenmeliyim… rahatım da Senin için olmalı yani… Uykumda Seni
sayıklamalıyım… Yollarım Sana gelmeli hep! Dönse dolaşsa yine Seni
bulmalı adreslerim!... Hayatımdaki her ciddi adımı Senin için atmalı, yine
Senin için koşmalıyım, Senin yolunda…
Affetmeyi seven Rabbim, affedilmenin huzurunu yaşattır bana… Günahkar
kulunun tek tesellisi; Senin huzurunda af dilerken, süzülen
gözyaşlarıdır… Bunca günahıma rağmen, beni bir nebze rahatlatan; tövbe
etmeyi nasip eden Rabbimin, kullarını affetmeyi sevmesidir…
Senden koparma beni! Sensiz bırakma kalbimi… Senden uzak kalınca; öyle
aciz, öyle çaresizim ki… Seninleyken huzurum dorukta; sanki her şey, her
güzel şey benim, tüm mutluluklar benimle… Dünyanın tüm çiçeklerini
koklasam, Sana dua ederkenki huzuru yine bulamam…
En güzel sözleri kullansam Senin için, hep Seni söylesem konuştuğumda; Seni
anlatmaya yine doyamam!... Dostlarını sevsem; kalplerinde Sen yaşıyorsun
diye… Tüm yarattıklarına ibretle baksam; Seni hatırlatıyor diye…
İçimdeki sevgiye dair ne varsa yapsam; Seni sevmeye yine doyamam!...
Kulunu affeder misin Rabbim; beni Sana adasam?!...
Güzeli seven güzel! Sana feda edeceğim güzellikler ver!...
GÜNÜN AYET MEALİ VE BUGÜNÜN DUASI
![]()
(BİSMİLLÂHİRRAHMÂNİRRAHÎM.)
102 – İşte bunlar, ey Resulüm, sana vahiy yoluyla bildirdiğimiz gaybî hadiselerdendir.
Yoksa onlar, tuzak kurmak ve planlarını kararlaştırmak için toplandıklarında elbette sen onların yanında bulunmuyordun.
[3,44; 28,44-46; 38,69-70]
103 – Şunu unutma ki: Sen, büyük bir kuvvetle arzu etsen bile insanların çoğu iman etmezler.
İnsanlardan maksat Mekke ahalisidir. Yahut bütün insanlardır.
104 – Halbuki sen bu tebliğ karşılığında onlardan herhangi bir ücret de istemiyorsun.
Kur’ân, sadece bütün insanlar için bir derstir, evrensel bir mesajdır. [3,7]
(YUSUF SÛRESİ 102 İLA 104. AYET MEALLERİ).

v(BUGÜNÜN DUASI).
Allah’ım,
ey rahmetinden günahkârların medet umduğu; ey darda kalanların ihsanını anmaya
sığındığı; ey korkusundan hatalıların şiddetle ağladığı; ey kimsesi olmayan
garibin munisi; ey her gamlı tasalının ferahlığı; ey yardımsız bırakılmış
yalnızların imdadı; ey dışlanmış muhtaçların destekçisi! Sen, rahmeti ve
ilmiyle her şeyi kuşatansın. Sen, her yaratığa nimetlerinden bir pay ayıransın.
Sen, affı cezalandırmasından üstün olansın. Sen, rahmeti gazabının önünde
koşansın. Sen, ihsanı, eli boş geri çevirmesinden çok olansın. Sen, rahmetinin
genişliğine bütün yaratıkların sığdığı Zât-ı Kibriya’sın. Sen, ihsanda
bulunduğundan karşılık beklemeyensin. Sen, kendisine karşı geleni
cezalandırmakta aşırı gitmeyensin.
Ben ise, ey Rabbim, “Çağrına icabet ettim, emrine boyun eğdim”
diyen, dua etmekle görevlendirdiğin kulunum. (Zelilliğinin ifadesi olarak)
Önünde yerlere kapanmış, hatalarından dolayı sırtında ağır bir yük taşıyan,
ömrünü günahlarda tüketen, karşı gelinecek biri olmadığın halde cahilliğiyle
sana karşı gelen bir zavallıyım. Şimdi sen, ey Rabbim, sana yalvarıp yakarana
acıyacak mısın ki, ben de çokça yalvarıp yakarayım?! Veya sen, (korkundan)
ağlayanı bağışlayacak mısın ki, ben de hemen ağlayayım?! Ya da sen, zelilce
yüzünü toprağa sürenin hatalarını affedecek misin?! Yahut sen, sana güvenerek
fakirliğinden sana yakınanı zenginleştirecek misin?!
İlahi, senden başka ihsanda bulunacak birini tanımayanın ümidini boşa çıkarma.
Senden başka ihtiyacını giderecek birini bilmeyeni yardımsız bırakma. İlahi,
Muhammed ve âline salat eyle ve sana gelmişken benden yüz çevirme. Senden
dilemişken beni yoksun bırakma. Dikilip önünde durmuşken alnıma vurarak beni
geri çevirme. Sen, kendini merhametle vasıflandırmışsın. O halde, Muhammed ve
âline salat eyle ve bana merhamet et. Sen, kendini affedicilikle
adlandırmışsın. O halde beni affet.
İlahi, korkundan akan gözyaşlarımı, haşyetinden çarpan kalbimi ve heybetinden
titreyen bedenimi görüyorsun. Yaptıklarımdan dolayı senden utanç duymaktayım.
Bu yüzden sana yalvarırken sesim kısık, seni çağırırken dilim tutuktur.
Ey Tanrım, hamd sana mahsustur. Nice ayıbımı örtüp beni rüsvay etmedin. Nice
günahlarımı gizleyip beni teşhir etmedin. Nice çirkin işler işledim, ama sen
onların üzerindeki perdeyi açmadın; onların çirkinlik ve rezillik gerdanlığını
boynuma takmadın; ayıplarımı arayan komşularıma ve bana verdiğin nimetleri
kıskananlara onları bildirmedin. Ancak bunca lütuf ve şefkatine rağmen yine de
ben bildiğin kötü işlerime devam ettim! O halde ey Tanrım, rüşdü konusunda kim
benden daha cahil olabilir ki?! Nasibi hususunda kim benden daha gafil olabilir
ki?! Bana verdiğin rızkları, beni sakındırdığın günahlara harcadığım zaman kim
nefsini ıslah etmeye benden daha uzak?! Senin davetinle şeytanın daveti
arasında kalıp da şeytanı tanımakta kör olmadığım, ondan bildiğimi unutmadığım
halde, senin davetinin sonunun cennet, onun davetinin sonunun cehennem olduğunu
bilerek onun davetine uyduğum zaman benden daha çok batıla dalan, kötülüğe
girişen kim olabilir?! Pâk ve münezzehsin sen. Kendi aleyhime tanıklık ettiğim
hususlar, açığa vurduğum gizlilikler ne kadar ilginç! Ancak benim böyle olmama
rağmen senin bana karşı böyle yumuşak olman, beni hemen cezalandırmaman daha da
ilginç! Ne var ki bu, benim senin katındaki değerimden değil; gazabını
gerektiren günahlardan vazgeçmem, aşağılayıcı kötü huylarımdan sıyrılmam için
senin bana tanıdığın bir fırsat ve bana ihsan ettiğin bir lütuftur. Bir de beni
affetmek, beni cezalandırmaktan daha sevimlidir sana. Beni affet
Allah’ım.
GÜNÜN AYET MEALİ VE BUGÜNÜN DUASI
![]()
(BİSMİLLÂHİRRAHMÂNİRRAHÎM.)
105 – Göklerde ve yerde Allah’ın varlığını, birliğini, kudretini gösteren nice deliller vardır ki,
insanlar yanından geçip gittikleri halde yüzlerini çevirdiklerinden farkına varmazlar.
106 – Onların ekserisi, şirk koşmaksızın Allah’a iman etmezler.
107 – Acaba onlar, farkında olmadıkları bir sırada Allah’ın azabına uğrayıp azabın kendilerini kaplamasından,
yahut ansızın kıyametin kopmasından emin midirler? [16,45-47; 7,87,1; 97-99]
(YUSUF SÛRESİ 105 İLA 107. AYET MEALLERİ).

v(BUGÜNÜN DUASI).
Ey Rabbim,
günahlarım o kadar çok, eserlerim o kadar çirkin, fiillerim o kadar kötü,
batıla dalışım o kadar pervasızca, itaatin hususunda o kadar bilinçsiz, azap
vaadinin karşısında o kadar umursamazım ki, ayıplarımı saymaktan, günahlarımı
söylemekten bile âcizim.
Ancak günahkârların durumunu düzeltecek şefkatine göz dikerek, hatalıların
boynunu masiyet köleliğinden kurtaracak rahmetini ümit ederek bu sözlerle
kendimi kınamaktayım.
Allah’ım, işte boynum; günahların kölesi olmuş! O halde, Muhammed ve
âline salat eyle ve (günahlarımı) affederek beni bu kölelikten kurtar! Ve işte
sırtım; hataların ağırlığı altında ezilmiş! O halde, Muhammed ve âline salat
eyle ve lütf-u kereminle yükümü hafiflet!
İlahi, eğer gözkapaklarım dökülene kadar sana yalvarıp ağlasam; sesim tıkanana
kadar feryat etsem; ayaklarım şişene kadar sana ibadet etmeye dursam;
belkemiğim yerinden ayrılana kadar sana rüku etsem; gözlerim çanaklarından
çıkana kadar sana secde etsem; ömrüm boyu yerin toprağını yesem; hayatımın
sonuna kadar kül suyu içsem; bu arada dilim tutulana kadar seni ansam ve
utancımdan başımı göğe doğru kaldırmasam; bütün bunlarla, tek bir günahımın
bile affını hakketmiş olmam. Eğer mağfiretini hakkettiğim zaman beni
bağışlıyorsan, affına layık görüldüğüm zaman beni affediyorsan, bu kesinlikle
hakkederek kazandığım, layık olarak hakkettiğim bir şey değildir. Çünkü ben,
sana ilk karşı gelişimde zaten cehennemi hakketmiştim. Onun için eğer beni
cezalandırsan, katiyen bana zulmetmiş olmazsın. Ama yine de sen, ey Tanrım,
rahmetinle beni kuşatıp günahlarımı açığa vurarak beni rüsvay etmiyorsun;
kereminle bana fırsat tanıyıp beni hemen cezalandırmıyorsun ve lütfunla bana
yumuşak davranıp nimetlerini elimden almıyor, ihsanını bulandırmıyorsun. O
halde (ey Rabbim), uzun bir süredir ağlayıp sızlamama, çaresizliğimin had
safhaya ulaşmasına ve durumumun vahametine bakarak bana acı!
Allah’ım, Muhammed ve âline salat eyle ve beni günahlardan koru; itaatine
muvaffak kıl; (sana doğru) güzel bir dönüşü bana nasip eyle; tövbeyle beni
temizle; özel korumanla beni destekle; sağlıkla işlerimi düzene koy;
mağfiretinin tadını bana tattır; beni affının özgürü, rahmetinin azatlısı kıl;
benim için gazabından güvencede olduğumu yaz; ahiretten önce dünyada bunun
müjdesini bana ver; bu müjdenin alametini, belirtisini bana tanıt, bildir. Hiç
kuşku yok, bunlar, senin geniş rahmetini daraltamaz; sonsuz kudretini aşamaz;
hilmine galip gelemez ve ayetlerinin kılavuzluk ettiği bol bağışlarını
zorlayamaz. Çünkü sen, hiç kuşkusuz, dilediğini yapar; irade ettiğini
hükmedersin. Sen her şeye kadirsin.
GÜNÜN AYET MEALİ VE BUGÜNÜN DUASI
![]()
(BİSMİLLÂHİRRAHMÂNİRRAHÎM.)
108 – Ey Resulüm de ki: “İşte benim yolum budur! Ben insanları Allah’ın yoluna, düşünmeksizin, taklit yolu ile değil, delile dayanarak, idrâklerine hitab ederek dâvet ediyorum.
Ben de, bana tâbi olanlar da böyleyiz. Allah’ı bütün eksikliklerden tenzih ederim. Ben asla müşriklerden değilim.”
109 – Senden önce gönderdiğimiz peygamberler de başka değil, ancak şehirlerde oturanlardan vahye mazhar ettiğimiz bir takım erkeklerdi.
Onlar dünyayı hiç gezmediler mi ki kendilerinden önce yaşayanların akıbetlerinin nasıl olduğunu görüp anlasınlar?
Âhiret diyarı elbette Allah’a saygı duyup haramlardan sakınanlar için daha iyidir.
Siz ey müşrikler, hâla aklınızı kullanmayacak mısınız?
(YUSUF SÛRESİ 108 İLA 109. AYET MEALLERİ).

v(BUGÜNÜN DUASI).
İlâhi;
İki dünyanın hayatı elimden kaçsa ve bütün kâinat düşman kesilip beni terk etse, benim yine gam çekmemem gerekir; çünkü sen benim Rabbim ve Hâlıkım ve İlâhımsın. Ve benim, nihayetsiz isyanımla ve sâir şeref vesilelerine gayet derecede uzaklığımla beraber, senin mahlûkun ve masnûun olmam sebebiyle, bir taallûk ve intisap cihetim var. İşte ben de senin mahlûkunun lisanıyla sana tazarru ve niyazda bulunuyorum, Ey Hâlıkım, Ey Rabbim, Ey Râzıkım ve Ey Musavvirim!
Ey İlâhım,
Esmâ-i Hüsnân hürmetine, İsm-i Âzam’ın hürmetine, Furkân-ı Hakîmin hürmetine, Habîb-i Ekrem’in(a.s.) hürmetine, Kelâm-ı Kadîmin hürmetine, Arş-ı Âzam’ın hürmetine, Milyonlar “Kul Hüvallâhü Ehad” ile,
Bana merhamet etmeni istiyorum, Yâ Allah, Yâ Rahmân, Yâ Hannân, Yâ Mennân, Yâ Deyyân.
Beni bağışla, Yâ Gaffâr, Yâ Settâr, Yâ Tevvâb, Yâ Vehhâb.
Beni affet, Yâ Vedûd, Yâ Raûf, Yâ Afüvv, Yâ Gafûr.
Bana lütufta bulun, Yâ Latîf, Yâ Habîr, Yâ Semi’, Yâ Basîr.
Günahlarımı sil, Yâ Halîm, Yâ Alîm, Yâ Kerîm, Yâ Rahîm.
Bizi yolun doğrusuna ilet, Yâ Rab, Yâ Samed, Yâ Hâdî.
Fazlınla bana cevvâdâne ihsanlarda bulun, Yâ Bedi’, Yâ Bâkî, Yâ Adl, Yâ Hû.
Kalbimi ve kabrimi iman ve Kur’an nuruyla nurlandır, Yâ Nûr, Yâ Hakk, Yâ Hayy, Yâ Kayyûm, Yâ Mâlike’l Mülk, Yâ Ze’l Celâli Ve’l İkrâm, Yâ Evvel, Yâ Âhir, Yâ Zâhir, Yâ Bâtın, Yâ Kaviyy, Yâ Kadîr, Yâ Mevlâ, Yâ Gâfir, Yâ Erhamer Râhimîn.
Kur’an’daki İsm-i Âzam’ın hürmetine ve kitâb-ı âlemdeki sırr-ı âzam Muhammed(A.S.) hürmetine, güzel isimlerden, bu sayfayı sanki kabrimin tavanı yapıp, bu esmâyı da ruhuma şems-i hakikatten şualar saçan pencere haline getirecek şekilde, kalbime ve kalıbıma ve kabrimde ruhuma İsm-i Âzam’ın nurlarını saçan pencere açmanı istiyorum.
İlâhî, dilerim ki, ebedî bir lisânım olsun da, kıyamete kadar bu isimlerle nidâ etsin. İşte ardımda bâkî kalan bu nakışları, benim fânî ve zâil lisânımın yerine bir nâip olarak kabul eyle.
Allah’ım,
Efendimiz Muhammed’e(A.S.) öyle bir salât ve selâm et ki, o salât ile bizi bütün korku ve âfetlerden kurtar, bütün hâcetlerimizi gider, bizi bütün günâhlardan temizle, bütün günah ve hatalarımızı bağışla. Yâ Allah, Yâ Mücîbe’d deavât! Hayatım boyunca ve öldükten sonra, her an bu dileklerimi kat kat fazlasıyla ver! Bir milyon salât ve selâm, bir o kadarla çarpımından çıkan netice ve bunun da kat katı, Efendimiz Muhammed(A.S.)’a onun Âl, Ashâb, Ensâr ve tâbilerine olsun! Bu salâvatların herbirini, benim ömür günlerimdeki günâhkâr nefeslerim sayısınca çoğalt! Bu salâvatların herbirisi hürmetine beni affeyle, bana merhamet et. Bunu rahmetinle ihsân eyle, Ey Erhame’r Râhimîn! Âmîn!
GÜNÜN AYET MEALİ VE BUGÜNÜN DUASI
![]()
(BİSMİLLÂHİRRAHMÂNİRRAHÎM.)
110 – O müşrikler kendilerine mühlet verilmesine aldanmasınlar.
Daha öncekilere de böyle fırsat verilmişti.
Ne zaman ki peygamberler, toplumlarının imana gelmelerinden ümitlerini kesecek raddeye gelirler ve toplumları da peygamberlerinin kendilerini aldattığı zannına kapılırlar, işte o zaman onlara nusretimiz erişir, inkârcılar helâk olur, dilediğimiz kimseler kurtulur.
(Uzun vaadede), mücrim toplumlardan cezamız hiçbir surette geri çevirilmez.
111 – Peygamberlerin kıssalarında elbette tam akıl sahipleri için alacak dersler vardır.
İyi bilin ki, bu Kur’ân uydurulmuş bir söz değildir.
Sadece daha önceki kitapları tasdik eden,
dine ait her şeyi açıklayan, iman edecek kimseler için
hidâyet, rehber ve rahmet olan kitabullahtır.
(YUSUF SÛRESİ 110 İLA 111. AYET MEALLERİ).

v(BUGÜNÜN DUASI).
Ey kudreti sonsuz, merhameti nihayetsiz, bütün âlemlerin yegâne sahibi Yüceler Yücesi Rabb'imiz! Efendiler Efendisi'ne, O'nun nezih ehl-i beytine, seçkinlerden seçkin ashâbına salât ü selam ederek bunları Senden dileniyoruz, Rabb'imiz!
Ey Yücelerden Yüce Rabb'im! Bütün mal ve mansıp sahipleri kapılarını sürmelediler. Sen'in yüce dergâhının kapısı ise asla kapanmaz ve dilekte bulunanlara her zaman açıktır.
Ya Rabbî, Ya İlahî! Yıldızlar gaybûbet âlemine, gözler de uykuya daldılar. Sen ise ey Rabbim, Hayy'sın, Kayyûm'sun; uykudan, uyuklamadan sonsuz defa münezzeh ve müberrâsın.
Ya Rab! Gece, karanlığıyla mevcûdâtın üzerini örtünce döşekler de seriliverdi ve sevenler sevdikleriyle baş başa kaldılar. Sen, Sen'in yolunda, Sana ulaşma istikametinde cehd ü gayret içinde bulunanların biricik sevgilisi, (benim gibi) yalnızlık gurbetine maruz kalanların da yegâne enîsisin!
Ya İlâhî! Ulu dergâhına sığınan bu kimsesiz kulunu kapından kovacak olursan ben gidip hangi kapıya iltica edebilirim ki! İlâhî! Yakınlığından mahrum edersen beni, o zaman ben kimin yakınlığını umabilirim ki! İlâhî! Şayet Sen bana azap etmeyi murad buyurursan, ben biliyorum ki, cezalandırılmaya fazlasıyla müstehakım! Fakat affınla sarıp sarmalarsan, o da Sen'in lütfun ve keremindir.
Ya Seyyidî, ya İlâhî! Marifet erbabı kulların Sen'i bulduklarında Sen'den başka ne varsa hepsinden yüz çevirmişlerdir. Salih kulların Sen'in fazlınla necâta ermişlerdir. Taksîratı pek çok günahkârlar da "Tevbe, ya Rabbi!" deyip yine Senin kapına yönelmişlerdir.
Ey affı güzel Rabb'im! Ne olur, affının serinliğini ve marifetinin halâvetini benim ruhuma da duyur ve beni onlarla doyur! Her ne kadar ben bunlara lâyık olmasam bile, haşyetle önünde iki büklüm olup ikâbından sakınılmaya lâyık olan da, mücrimlerin günahlarını bağışlama şanına yaraşan da yalnız Sen'sin!
Âlemlerin Rabbi Allah'a sonsuz hamd ü senâ, O'nun en büyük elçisi olan Hazreti Muhammed'e (aleyhissalâtü vesselâm), diğer enbiya ve mürselîn efendilerimize, Hakk'ın mükerrem ibâdı olan melâike-i kirama, yer ve gök ehlinden salih kullara da Cenab-ı Allâmü'l-Guyûb'un ilmi ve malûmatı adedince salât ü selam olsun.