İçimizdeki Muhafızımız
Babalarının sesini duyan iki çocuk ise yataklarından kalkıp salona gelmişti.
Babalarının
öfkesini görünce, korkmuş, sinmiş halde birer koltukta sessizce oturup
kalmışlardı.
Adam, eşinin
üzüntüsüne aldırmadan söylenip duruyordu;
-Söyledim
değil mi, söyledim? Bu gün toplantı olduğunu, mavi gömleği ütülemeni
söyledim.
Kahverengi gömlekle gidiversem nolurmuş?
Bu gün sunum yapacağım, karamsar bir görüntü mü vereyim, dinleyenlerin içi kararsın, bu da projeye verecekleri oyu etkilesin.
Bunu mu istiyorsun?
Adam
acımasızca söylenirken eşi titrek bir tonla seslendi:
-Tamam
bey, bitti işte.
Adam
mavi gömleği hışımla aldı ve söylenmeye devam etti:
-Bitti,
tabi bitti ama ben geç kaldıktan sonra bitmiş neye yarar.
Eşi, çocuklarının
korkmuş yüzlerine baktıktan sonra, yine adamı sakinleştirmeye
çabaladı:
-Dün
bundan da geç çıkmıştın, vakit var, yetişirsin bey.
Adamın
sakinleşeceği yoktu, söylenmeye devam etti:
-Anlamıyor
ki, anlamıyor ki. Bu gün sunumu ben yapacağım.
Herkesten
önce gitmeliyim ve gelecek önemli konuklara ‘hoş geldiniz’
demeliyim.
Adam
söylene söylene kapıdan çıktı, arabasını çalıştırıp uzaklaştı.
Eşi,
öfke saçan kocasının halinden endişelendi. “Bir
kaza yapmasa bari”, diye düşündü.
Kocası uzaklaşınca,
çocuklarının yanına gidip onlara sarıldı, onları rahatlatmaya
çalışarak:
-Madem
erkenden kalktınız, hemen size sultanlara layık bir kahvaltı hazırlayıp
getireceğim, dedi.
Mutfağa
geçti, beynindeki huzursuzluğu dağıtmak için hemen neşeli müzikler çalan
bir radyo kanalını açtı.
Ocağa
yumurta koydu, cezvede süt ısıtmaya başladı. Masaya zeytin, peynir, reçel
koymayı da ihmal etmedi.
Biraz
sonra çocuklarına seslendi
-Kahvaltınız
hazııır!
Çocuklar
kahvaltıya otururken, radyoda müziğin birden kesilmesi dikkatini çekti.
Son dakika haberi anonsuyla, radyonun sesini biraz daha açtı.
Radyo’ da ölümle sonuçlanan bir kaza haberi vardı.
Spiker kazanın yerini söylediğinde o sandalyesine yığılıp kalmıştı.
Spikerin
bahsettiği kaza yeri, kocasının her gün işe giderken geçtiği dörtlü kavşaktı.
Eşinin
bu kavşaktaki trafikten şikayetçi olduğunu söyleyişi aklına geldi.
“Geç
kaldım diye acele edip acaba o da…” diye düşündü, içi yandı, hemen
ayağa kalktı. Çocuklara seslendi:
-Çocuklar,
unutmayın ocağa yaklaşmak yasak. Kahvaltınızı yapıp salona geçin, oynayın.
Benim
acil bir yere uğramam gerek, kapıyı da kimseye açmayın tamam mı?
Sokağa
çıkmak için üzerine bir şeyler aldı.
Kapıya yöneldiğinde kocasının da bu kazada olabileceği endişesiyle kabaran yüreğine daha fazla dayanamayıp, ağlamaya başlamıştı.
Bir taraftan da beyni düşünce karmaşası içerisinde yoğruluyordu:
-Eğer
ölürse, çocuklarım babalarını, son gördükleri haliyle mi hatırlayacak?
Kalp
kıran, öfkeli bir baba olarak mı kalacak akıllarında?
Kapıyı
açıp dışarı çıkmak için hamle yaptı fakat karşısında kapıya doğru adım
atmakta olan kocasını görünce içine su serpildi.
Adam, eşinin
ıslak yanaklarına bakarak: “Haberleri mi dinledin?” diye sordu.
Eşi, konuşamadan sadece başıyla onayladı. Adam, önce eşine sarıldı, sonra onun ıslanan yanaklarını sildi.
Eşi zorlukla
sordu:
-Hani
önemli bir toplantına geç kalmıştın, niye döndün? Adam içini çekerek cevap
verdi:
-Kaza,
ben geri döndükten sonra olmuş. Toplantıya giderken bir anda toplantıdan daha
önemli bir şeyi unuttuğumu hatırladım.
Adam, hafif hüzünlü biraz da sevinçli gülümsemesiyle çocuklarını yanına çağırdı.
Boyunlarına
sarıldı, onları yanaklarından öperken konuşmasına devam etti:
-Ben
bu gün büyük bir hata yaptığımı fark ettim. Evden çıkarken, sizlere
sarılmayı ihmal ettim.
Size
sarılmak ve sizi ne kadar sevdiğimi söylemek için geri döndüm.
ALPEREN
MÜHENDİSLİK
ISITMA
SOĞUTMA SİSTEMLERİ SAN. ve TİC. LTD. ŞTİ.
Mahmutbey
Cad. No : 114
Şirinevler
/ İstanbul
Tel
: 0 212 503 35 36 pbx
*** www.klimaci.com & www.alperen.com.tr ***