1)Takas zamanı Ergün Diler 2) Uyanış sonrası Bekir Hazar

0 views
Skip to first unread message

ahmet dogan Simsek

unread,
Sep 18, 2018, 10:38:42 AM9/18/18
to ahmet dogan Simsek
Bu ve ikinci yazılanın kısa yolu yazıların altındadır. Yazı biraz karışık konulara temas ettiğinden, yorum her okuyucunun kendi düşüncelerine göre yorumlanabilir.
A.D.Şimşek

Takas zamanı Ergün Diler

UNUTMUŞTUM... Yoğunluktan.
Bunca gelişme varken AMERİKALI DOSTUMU nasıl ihmal ederdim. Hatırlayınca hemen mesaj bıraktım... Sağ olsun anında cevap verdi! Öyle konular aktardı ki şaşırıp kaldım. Pek çoğunu sonra yazarız. Şimdi güncel olması nedeniyle bir kısmını sizlerle paylaşacağım.
Bakalım sevecek misiniz?
 Çok yazdım! Türkiye ve AKDENİZ dengesi nedir? Oradan nasıl görülmekte?
Akdeniz ve Afrika'nın geleceği Türkiye'nin atacağı adımlara bağlı. Akdeniz'e sınırınız olduğu için bölgede etkin olmak adına birkaç adım atmanız yeterli olacak.
Tabii bu adımları atarken ortaklarınızı doğru seçmeniz gerekiyor, ki son 3 aya kadar hiçbir ortaklık istemiyordunuz. Türkiye, Akdeniz'de İngiltere ile partnerlik istiyor. Bu Washington'da büyük endişeye neden oluyor. Çünkü Akdeniz, ABD için ulusal güvenliğin ötesinde 'Küresel Güvenlik' olarak görülüyor.
 Pentagon ile Beyaz Saray arasındaki görüş ayrılığı peki?
Senin de altını çizdiğin gibi ABD içindeki iç çatışmaların yüksek olduğu doğru. Ancak bu 'Küresel Güvenlik' konularında bir soruna neden olmaz.
Beyaz Saray ile Pentagon arasındaki gerginlik son birkaç yıl için geçerli değil. Belki 70 yıldır bu çekişme vardır.
Hepsinin içindeyim biliyorsun.
 ABD burada, yani bölgenin bir unsuru ama her şeyi istiyor! Bu nasıl olacak? Adalet neresinde?
ABD, Akdeniz'i Atlantik suları gibi görmek istiyor. Büyük pay sahibi olmak isteyen ABD, aynı Atlantik'teki gibi pastadan bir bölümü de İngiltere'ye vermek niyetinde. Akdeniz'de enerji yataklarının Türkiye'ye doğru bakmasından dolayı elbette Ankara'ya da belli oranda bir pay düşünülüyor.
Kafalarda bu var! Şimdi İngiltere ile Türkiye'nin yakınlığı, ABD'nin daha radikal kararlar almasına neden olacaktı. Suriye'de Esad'la bir ortaklık belirdi zaten...
 Peki Türkiye her konuda ABD ile karşı karşıya mı? Böyle mi devam edecek, orada ne konuşuluyor?
İki devlet de büyük devlet.
Anlaşamadıkları yer var elbette ama anlaşacakları noktalar da mevcut...
 Mesela?
Birkaç gün önce Lazkiye'de yakalanıp, Türkiye'ye götürülen Yusuf Nazik operasyonu önemliydi. Kusursuz bir plandı ve yüzde 100 başarılı sonuçlandı.
MİT bilerek ya da bilmeyerek CIA'dan destek aldı. Pastör Brunson konusundaki gerilimin de önümüzdeki haftadan itibaren yeni rotasına gireceğini biliyorum. Çünkü Pastör Brunson, ABD için çok önemli olabilir ama Türkiye için o derece önemli değil. Türkiye bir Amerikan vatandaşını 2 yıla yakındır tutuklayabiliyorsa, güç gösterisini yapmıştır. Ve bu mesaj burada alınmıştır!
 Sorunların çözümü için adım atılacak mı?
Geçmişte Amerikan vatandaşlarının Türkiye'de tutuklanması, bir ihtimal dahilinde bile değildi. Ancak sözlü çatışma her iki taraf için de pek olumlu değil. Başkan Erdoğan'ın New York ziyaretinde Trump'la bir görüşme planlanıyor. Bu görüşme için Amerikalı yetkililer, derinden adımlar atıyor. Ancak o görüşmenin sonunda Trump'ın mutlaka bir sonuç elde etmesi gerekiyor. Üzerinde baskı büyük. Bilmenizde fayda var.
Hoşlanmayacağınız teklifler ile gelebilirler... O nedenle iki taraf ağırdan alsa da diyaloğun önemini hatırlatmak isterim. İki tarafı bir araya getirmek için çabalayan kişi de yaşı artık çok ilerlemiş olmasına rağmen diyalog denildiği zaman hala Amerikan siyasetinde akla ilk gelen isim Henry Kissinger. Çünkü Kissinger, Eylül ayının ilk günlerinde Trump'la yaptığı görüşmede Türkiye ile ortak bir noktada buluşulmasını söyledi.
 Ne çıkar bu arabulucu formülünden?
Pastör ile ABD'de yaşayan bir kişinin takasının da söz konusu olabileceğini bana bizzat Kissinger söyledi.
Trump'ın Başkan ERDOĞAN'la görüşmesindeki gündemlerden biri bu olacak... Ancak Pastör'ü ABD'ye istemeyen bir grup var. Medyasıyla da bunu yapmakta. Türkiye-ABD ilişkileri inişli çıkışlı olacak. Buna alışsak iyi olur.
 Peki bölgeyi nasıl görüyorsunuz?
Hemen bir şey aktarmak istiyorum.
 Buyurun!
Washington, çok önemli bir planını Türkiye istemeden gerçekleştirdi.
Kandil'deki PKK liderlerinin ve tüm uzantılarının Suriye ve Irak'a geçmesini bizzat Pentagon istedi. Ancak bu PKK içinde, "ABD'nin sinsi planı" olarak değerlendirildi.
Bu teklifi kabul etmeyen PKK; kendi içinde yeni gelişmeler için beklerken Türkiye'nin Kandil operasyonu başladı.
ABD'nin baskısıyla Kandil'i terk etmeyen PKK, Türkiye'nin operasyonuyla birlikte ABD'nin istediği bölgelere taşınmak zorunda kaldı. Sanırım buradakilerle oradakilerin önemli telefon konuşmalarını bilmiyorsunuz!
 Başka?
Pentagon, Suriye ve Irak'ı içine alan bir Kürt devleti istiyor. Bugün için bunun adımlarının ciddi şekilde atılmadığı da doğru. Çünkü güçlü bir Türkiye olduğu sürece bu ihtimal biraz zor görünüyor. Ayrıca Suriye konusunun çözülmesi gerekiyor. Ancak Pentagon'daki raporlarda, Suriye'deki 3 devletli çözümün tarihi 2023 olarak görünüyor. Pentagon'daki raporlar pek şaşırmaz. Çünkü 5 farklı olumsuz noktadan gelinerek rapor hazırlanır. O nedenle önümüzdeki 5 yıl bu sorun devam edecek.
Bölgede sorunun çözülmesini bugün için ne Rusya ne de ABD istiyor.
İngiltere de aynı şekilde istediği rolü alamadığı için çözümsüzlükten yana oy kullanıyor. Bölgede çözüm isteyen sadece Türkiye var.
 Karışıklık sürecek. Acılar yaşanacak demek ki?
Bölgede istikrarın sağlanması için 7 liderin görevden uzaklaşması gerekiyor.
Henüz hepsi görevinin başında. O nedenle bölge için, Ortadoğu ve Afrika için çözümsüzlük en doğru yaklaşım.
ABD, Türkiye ile Afrika'da ortaklık yapmak istedi. FETÖ okullarının tüm yönetiminin Pentagon'a verilme isteği Türkiye tarafından kabul görmedi.
Eğer bu yaklaşım, üçüncü şahısların teklifleriyle bir sonuca bağlansaydı döviz kurundaki dalgalanma da bu kadar etkin olmayacaktı.
 Dolar operasyonunu siz mi yapıyorsunuz? Kimlerin eli düğmede?
ABD'nin işin içinde olduğu doğru!
Ancak bu oran YÜZDE 25 gibi...
Operasyonun kalan kısmını TÜRK İŞADAMLARI götürüyor! Bankalar bu konuda çok etkin rol aldı. Bir devlet bankasının da dolar operasyonunda yer alması ilginçti! Çok özel bir program dahilinde Türkiye'de bir dolar operasyonu denendi ve başarılı oldu.
ABD bu kadar başarı beklemiyordu.
 Bizim işadamları bunu niye yaptı?
Türk işadamlarının çok güçlü bir şekilde Avrupa ve ABD'ye bağlılıklarını bildirdiğini bir kez daha gördük. Hatta işadamı sıfatı olmayan ama etkin zekalarıyla devlette önemli yakınlıklar bulan kişiler de bu operasyonda bizzat rol aldı. Ankara ile arası iyi olan, sıcak ilişkilere önem verenler de bu operasyondan çok kazançlı çıktı.
Bilinmeyen bir şey değil. Listeyi merak ettiğini biliyorum. Paylaşırım...
 Ankara'daki ruh ile uyuşmayan insanlar var demek ki?
Başkan Erdoğan'ın milli bir devlet ve millet talebi var. Önce devlet milli olur. Milletin 'milli' olması devletin rotasıyla gerçekleşir.
Amerikan devleti hiçbir zaman milli olmadı. Ancak milletler topluluğunu 50 yıldızlı bayrak içinde toplamayı başardığı için bugün dünyanın her noktasına askeri veya ekonomik operasyon yapabiliyor. İlginç bir detay vermek gerekirse, hiçbir Amerikan genci liseyi ülke dışında okumaz, okuyamaz. Bu, adı konulmamış bir yasaktır. Hatta Amerikan anayasasında gizli bir kuraldır. Elbette milyonda bir çiğnenir bu kural. Çünkü lise için yurt dışına giden çocuklar, o ülkenin bireyi olarak büyür. Ardından hiçbirini ülke ve milli değer sistemine sokamazsınız.
Türk ailelerinin yüzde 77'si çocuklarını yurtdışında okutmak istiyor.
Yüzde 70'i de lise çağında çocuklarını yurt dışına göndermek istiyor.
Geçen yıl Türkiye'den lise eğitimi için Kanada'ya giden Türk genç sayısı 93'tü. 1 yıl sonra bu rakam 1270'e çıkmış. Amerikan veya Avrupalı işadamları lise eğitimini yurt dışında almaz. Ancak birçok Türk işadamının lise eğitiminin yurt dışında olduğunu görüyoruz.

 NOT: Yarın çok daha ilginç detaylar vereceğim. Amerikalı dostum akıl almaz bilgiler paylaştı...https://www.takvim.com.tr/yazarlar/ergundiler/2018/09/18/takas-zamani
.  

Uyanış sonrası Bekir Hazar

UÇAK sanayiinde yazılım uzmanı olarak çalışan biriyle tanıştım. CHP'li olduğunu söyledi. "Yüzde yüz yerli uçak motoruna birkaç yıl kaldı" dedi.
"Hükümeti desteklemem ama Allah var ne istersek yapıyorlar. Milyar dolar lazım diyoruz veriyorlar. Biz beş on senede yaparız dedik. Üç yılda motoru istediler. Tamam dedik.
Aklınızın hayalinizin alamayacağı inanılmaz gelişmeler var" dedi.
Yakında savunma sanayiinde milyarlarca dolarlık ihracat patlaması beklediklerini söyledi. Komşum işadamı... Sağlık sektöründe ihalelere giriyor. Yurt dışından yıllardır milyarlarca dolarlık sağlık üniteleri ithal ederek hastanelere sattı. "Sağlıkta milyar dolarlar dönüyor" diyor.
Mesela kendi ithal ettiği sağlık ünitelerini hastanelere biner biner satıyor. Tanesi 8 bin dolar. Üç yıl kullanıldıktan sonra çöpe gidiyor. Hemen yenileri satılıyor.
Yeni teşvik yasasından bahsetti. Şu anda yüzde yüzü yabancı menşeli malzemenin yüzde 40'ını yerli üretim yaptıkları takdirde devlet büyük teşvikler veriyor. Bu projeye dahil olacağını söyledi. İlk etapta yüzde 40'ını yerli üretimle gerçekleştirecek.
Bunu başardıktan sonra yüzde yüzünü yerli hale getirmek ikinci hedefi. "Bu işler böyle başlar, sonra devamı gelir." diyor.
Kolları sıvadı, çalışıyor. Füzelere takılan plastik küçücük bir malzemeyi 250 dolara alıyorduk Amerika'dan. Şimdi bizim çocuklar üretiyor. Tanesi 15 dolar... iPhone telefona 10 yılda 28 milyar dolar yatırdık.
Şimdi yerlisi var. Vestel yapıyor. Kullananlar eksiği yok diyor. Bu marka çılgınlığından vazgeçip yerliye rağbet edersek milyarlarca dolar cebimizde kalacak. Kozmetik, parfüm vs. ürünlere de 10 yılda 30 milyar doların üzerinde paramız gitti. Birileri yerli ürünleri üretip markalaştırmaya giderse cebimizde kalacak paraya bakın.
Sonrasında bunun ihracatı da var. Gelecek milyar dolarları düşünün. Üreteceğimiz çok şey var. Her alanda bugüne kadar en küçük malzemeyi, parçayı bile dışardan alıyorduk. Hazıra konuyorduk. Ankara önümüzdeki dönemde YERLİ ÜRETİM hamlesi başlatıyordu. Bakan Berat Albayrak bu konuda büyük projelere hazırlanıyordu. Yerli hamlemizi gördüler.
Ellerindeki son silah ekonomi ile, dolarla saldırmaya başladılar. Dolar arttıkça ithalat düşmeye başladı. Şimdi çok sayıda işadamımız ihtiyaç haline gelen ürünleri nasıl üretirim sorusuna cevap arıyor. Ve "YERLİ ÜRETİM" konusunda hazırlıklar yapıyor. Ellerindeki silah bir süre bize sıkıntı çektirebilir. Ancak birkaç yıl içinde bambaşka bir Türkiye geliyor. Saldırarak, zorla bizi YERLİ SANAYİİ hamlesine ittiler. Yüzde yüz yerli uçaklar, helikopterler, silahlar geliyor... İhalar gökyüzünde uçuyor. Türkiye TEKNOLOJİ yarışmaları düzenliyor, binlerce takım katılıyor.
Yertli araba yollara çıktğında milyarlarca dolarımız cüzdanımızda kalmnaya hazırlanıyor. Bu ürünlerin ihracatından gelecek ekstra milyar dolarlar gelin gibi hazırlanıyor. Elimizde inşaatı tamamlanmış 3 milyon ev var. Yani muazzam potansiyeli olan bir ürün rafta bekliyor.
Bir işadamı arkadaşıma telefon açtım.
"Toplantıdayım" dedi. Çıktığında aradı.
"Suudi Arabistan'dayım. Az önce İstanbul'daki 100 milyon dolarlık bir siteyi sattım. İmzalar atıldı " dedi.
Satabileceğimiz hazır 300 milyar dolarlık ev var. Başlatılacak bir kampanya ve proje ile Türkiye'nin cari açığı kapanır.
Yeni havaalanından gelecek milyar dolarla birbuçuk ay kaldı. CHP ve HDP'liler çıldırma modunda oraya koşup işçileri tahrik ediyırlar.
Kanal İstanbul'a az kaldı, yılda 8 milyar dolar cebimize girecek. TANAP, Türk Akımı enerji hatlarından yağacak milyar dolarlar kapımızın eşiğinde.
Sudan'a petrol aramaya gidiyoruz.
Akdeniz'de sondajlarımız başlıyor. Petrol yatağı Karadeniz sırada. Yerli sanayii geliştikçe, dolar kurunu yükselterek üzerimize gelenlere inat ithalat yerine yerli üretime geçtikçe patlama yaşayacağız.
Bu ülkede kazanıp paralarını yurtdışını kaçıranlara rağmen hem de... Onları provoke edenler korkuyorlar ve çıldırıyorlar.
Deli dana hastalığına yakalanıyolar. O yüzden deli danalar gibi saldırıyorlar. Ne yaparlarsa yapsınlar... "Dan dini dan dini dasdana" günleri geçti... Uyanıştan sonra Şahlanışı durduramayacaklar. 
Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages