kemal efendi

769 views
Skip to first unread message

fksimurg

unread,
May 6, 2006, 12:01:27 PM5/6/06
to g g
Ali Kemal Hutoğlu (Kemal efendi)



Takdim: Beklenen İrşad ekibi olarak, camiamızın kıymetli simâlarından muhterem Kemâl Efendi ile tarihe tanıklık edecek bir sohbet yaptık. Kemâl Efendi, yüzüne bakıldığında insanı ferahlatacak kadar nurlu ve sevecen bir büyük insan. Adeta zikrin ve ibadetin nuru yüzüne aksetmiş!.. Dini, kazanç malzemesi gören, bir kez olsun yüzünü secde-i Rahman’a dayamaktan içtinab eden, maddi çıkarları için her türlü ilmî cinayeti yapan “Bel’am” tipli hoca müsveddelerinin çoğaldığı günümüzde, olduğu gibi görünen Kemâl Efendi gibi büyüklerin önemi daha da artmıştır. Bu düşüncelerle, her sözünde ibret, hayret, âşk, muhabbet kokusu olan bu sohbeti siz sevgili okurlarımıza takdim ederiz.





İRŞAD: Ali Kemâl Hutoğlu kimdir? İlk önce sizi tanıyalım efendim.



KEMÂL EFENDİRize doğumluyum. Köyümüz Sütlüce. Hâfızlığımı köyümde bitirdim.



İRŞAD: Kaç doğumlusunuz hocam.



KEMÂL EFENDİ: 1934. Efendi Hazretleri Kuddise Sırrehû ile aramızda dört yaş fark var.



İRŞAD: Soy isminiz tam olarak Hutoğlu mu?



KEMÂL EFENDİ: Aslında soy ismimiz Hutoğlu’dur. Ama nüfusta oğlu ekini kaldırmışlar. Nüfusta “Hut” yazıyor.



İRŞAD: İlkokulu nerede okudunuz hocam?



KEMÂL EFENDİ: İlkokulu dışarıdan verdim. Ortaokulu da Kasımpaşa’da imtihanlarını vererek bitirdim. O sıralar Türkçe, İngilizce gibi derslerden takdir almıştık.



İRŞAD: Hâlâ İngilizce’niz var mı hocam?



KEMÂL EFENDİ: Bir parça var...



İRŞAD: Ortaokul yıllarından sonra neler yaptınız?



KEMÂL EFENDİ: Kasımpaşa Camiinde müezzinliğe başladım. Otuziki senemiz Kasımpaşa’da geçti. İki sene Piyade Camiinde, otuz sene de Camii Kebir’de vazifemiz oldu. Camii Kebir’den emekliye ayrıldık



Şeyhülislâm İsmail Efendi Camii, Hiç İsmailağa Olur mu?



İRŞAD: Kasımpaşa’da iken Efendi Hazretleri’ni ziyarete geliyor muydunuz?



KEMÂL EFENDİ: Tabiî. Sabah ezanını erkenden okurdum. Namazı kıldıktan sonra İsa isminde bir abimizle beraber yola çıkardık. Şeyhülislâm İsmail Efendi Hazretleri Camii’ne giderdik. Dikkat ederseniz İsmailağa Camii demiyorum, Şeyhülislâm İsmail Efendi Camii diyorum. O zat gerçekten de şeyhülislâmdır. Ağa denilmemesi gerekir, bu yanlış bir ifadedir. Şu andaki Camii Şerif’in olduğu yer önceden Şeyhülislâm İsmail Efendi’nin babasının eviymiş. Şeyhülislâm İsmail Efendi Camii, hiç İsmailağa olur mu? Çok yanlış bir ifade. İşte camiye gelirdik. İsa ağabeyle birlikte Teheccüd namazını kıldıktan sonra erkenden sabah ezanını okurdum. Teheccüd namazının ismini kitaplarda okurduk. Teheccüd namazını Efendi’de tanıdık. Onun tadını Efendi ile bulduk. Beş vakit namazın, diğer ibadetlerin, Kur’ân okumanın, “Lâ ilâhe illallâh”ın zevkine Efendi ile vardık. Ondan evvel hiçbir şeyden haberimiz yoktu. Kurâ imişsin, Âsım kıraati okumuşsun bunların hepsinde sûret olduğumuzu anladık. Bazen İsa abiyle gelirken Unkapanı köprüsü kapalı olurdu, yağmurdan dolayı. Oradan motor tutardık, karşıya İsmail Efendi Camii Şerif’ine gelirdik. O günleri unutamıyorum. O yağmur da sırılsıklam ıslanırdık ama bu bize tarifsiz bir zevk verirdi.



İRŞAD: Anlatılmaz yaşanır yani…



KEMÂL EFENDİ: Evet. Aynen öyle. İzahı mümkün değil. Efendi Hazretleri’ni tanıdığım zaman kendisinde hiçbir hocamda göremediğim haller gördüm. Hocalarımın hepsini rahmetle anıyorum. Yer altı Camii İmamı Üsküdarlı Hafız Ali Efendi, tecvid hocamdır. Enderunlu İsmail Efendi, Hafız Hasan Akkuş Efendilerin de dizi dibine Âsım kıraati okumak için çöktüm. Allah Teâlâ hepsine rahmet eylesin. Hepsinin üzerinde hakları mevcud, büyük insanlar. Fakat Efendi Hazretleri’nin ikinci bir eşini ben henüz göremedim. Bir ahiret doktoru o. Ben her şeyi kendisinde buldum ve kendisinde izahı mümkün olmayan hâller gördüm. Hafızlığın, hocalığın yetmeyeceğini, ilmin bir insanı kurtarmayacağını onda gördüm. Onu tanıdıktan sonra ibadetler helva, şeker gibi geldi bize. Onu tanımadan öncede hayatımız hocaların içinde geçmişti, ama o gerçekten de farklı bir insan. Hâlâ da onu tam tanıdığımı söyleyemem.



İRŞAD: 1970’den beri yanındayım, hâlâ tanıyamadım diyorsunuz...



KEMÂL EFENDİ: Hayır, tanıyamadım. Cenâb-ı Hak onun çizdiği yolda bize de, bütün ihvanımıza da sebat versin. Neslimizi onun yoluna tâbi eylesin.



İRŞAD: Amin!.. Evliliğinizden biraz bahsedebilir misiniz? Kaç yaşında evlendiniz, kaç çocuğunuz var?



KEMÂL EFENDİ: 27 yaşında evlendim. 60’lı yıllarda Büyük Piyade Camii’nde iken evlendim. 5 çocuğumuz var, 3 kız, 2 erkek.



İRŞAD: Çocuklarınız ne iş yapıyor?



KEMÂL EFENDİ: Çocukların bir tanesi konfeksiyon işletiyor. Bir tanesi de lokanta işleri ile meşgul. Kız çocuklarımın eğitimi gayet güzel oldu. Onları bizzat ben okuttum. İkisi evli, bir tanesi de yanımdadır.



İRŞAD: Hacıanne hayatta mı?



KEMÂL EFENDİ: Evet, hayatta



Şehid Hızır Hoca


İRŞAD: Rahmetli Şehid Hızır Efendi’yle münasebetleriniz oldu mu?



KEMÂL EFENDİ: Bir müddet Arapça okudum kendisinden.



İRŞAD: Hızır Efendi’nin Efendi Hazretleri ile nasıl tanıştığını biliyor musunuz?



KEMÂL EFENDİ: Evet, biliyorum. Kendisi anlatmıştı bana. Demişti ki: “Ben Rize’den geldim, Edebiyat Fakültesi’nde okuyorum. Efendi Hazretleri ile karşılaştık. Bana “beni bundan evvel görmüş müydünüz?” diye sordu. Ben de: “Sizi görmedim ama sizi gören gözleri gördüm” diye cevap verdim.



İRŞAD: Hızır Efendi’nin bu sözünden kastı neydi?



KEMÂL EFENDİ: Buradaki kastı Efendi’nin büyüklüğü hakkındaki hislerini açıklamaktı. Efendi’yi tanımanın zevkini izah etmek istedi.



İRŞAD: Bir anınız var mı Hızır Efendi ile ilgili?



KEMÂL EFENDİ: Çok varda şu an hatırlayamıyorum. Biliyorsunuz Hızır Efendi Efendi Hazretleri’nin damadı ve Efendi Hazretlerimiz’in çok sevdiği bir evladı. Bu yola çok hizmeti oldu.



İRŞAD: Efendi Hazretleri ile olan bir anınızı anlatır mısınız?



KEMÂL EFENDİ: Efendi Hazretlerimiz’e çok çeşitli insanlar gelir. Tabiî sevenleri çok olduğu gibi, düşmanları da çok var. Fakat o düşmanları için bile dua etmiştir. Bir gün cami cemeaatle dolu olduğu halde, Efendi Hazretleri cemaate vaaz ediyordu. Adamın birisi kapıyı aralayarak içeri girdi. Efendi Hazretleri ile arasında 5-6 metre mesafe vardı. Birden cemaate dönerek Efendi Hazretleri için: “Bu adam sizi kandırıyor, siz de onun yalanlarına kanıyorsunuz” şeklinde sözler sarfetti. Efendi Hazretleri adama yaklaşmasını söyledi ve kulağına eğilerek dedi ki: “Burada beni en iye sen tanıdın. Bunların hiçbirisi beni tanıyamadı” dedi. Adama sarıldı, öptü; adam hidayet buldu.



Efendi Hazretlerimiz’in uzun yıllar şoförlüğünü yapmış olan Eyüp kardeşimiz bir vaka anlatmıştı. Diyor ki: “Birgün Edirnekapı’dan Adapazarı’na gidiyoruz. Yolda giderken arabamızın yanına arabasını yaklaştıran bir adam kıyafetimizden dolayı bize ağza alınmayacak küfürler etti. Küfürleri duyunca tepem attı ve kendi kendime “ben bu adamın dersini vereceğim, bu adama gününü göstereceğim” diyordum. Efendi Hazretleri beni engellemek için “Yapma Eyüp, etme Eyüp” diyordu. Ben ise Efendi Hazretleri’ni hiç duymuyordum, kendini kaybetmiştim. Adamı çevirdim ve dersini verdim. Tekrar arabaya bindim ama Efendi Hazretleri yüzüme hiç bakmıyor. Adapazarı’na vardığımız da öğle vakti gelmişti. Efendi Hazretleri abdest alacaktı, cübbesini tutmak istedim Efendi Hazretleri: “Bırak, tutma cübbemi. Yanıma yaklaşma. O adamın küfürlerine tahammül edemedin, eğer tahammül etseydin, ses çıkarmasaydın belki hidayet bulacaktı” dedi. Bu sözler üzerine çok utandım.”


Efendi Hazretleri Dört Şeye Âşıktır.



İRŞAD: Efendim, camiamıza yönelik tavsiyeleriniz var mı?



KEMÂL EFENDİ: Camiamıza tavsiyemiz Efendi Hazretleri’nin sevdiklerini sevmeleridir. Efendi Hazretleri dört şeye âşıktır. Din ilimlerini okuyanlara âşıktır, okutanlara âşıktır, İslâmiyeti yaşayanlara âşıktır, yaşatmaya çalışanlara âşıktır. Bunlar için yaratılmış, başka bir gayesi yok. Büyüklerin bir sözü var: “Bir kayınpederin, kayınvalidenin; kızını iyi tutan damadını sevmesi gibi mânevî vazifelerini yapanları da silsile-i şerifin büyükleri severler. Dolayısıyla camiamıza acizane, mânevî vazifelerini dikkatli yapmalarını tavsiye ederiz.



İRŞAD: Efendim, tasavvuf deyince ilk aklınıza gelen nedir?



KEMÂL EFENDİ: Tasavvuf deyince Kur’ân-ı Kerîm’in yaşantısı aklıma geliyor. Kur’ân-ı Kerîm’im yaşantısı Allah-u Teâlâ’nın indirdiği Peygamberimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem tarafından bize tebliğ edilen dinin özüdür. Başka bir şey değildir.



İRŞAD: Muhterem Efendim, malûmunuz biz bir ekip olarak BEKLENEN İRŞAD Dergimizi çıkarmaktayız. Dergimizi gördükten sonraki ilk intibâlarınız neler oldu?



KEMÂL EFENDİ: Hizmetleriniz çok çok güzel. Mevlâ Teâlâ devamını nasip etsin. Hakikaten camiamız BEKLENEN İRŞAD Mecmuası’nı büyük bir memnuniyetle kabul etmiştir. Elbette ki bu tür hizmetlerin devam etmesi için sahiplenilmesi gerekir. Bizi sevenlere âcizane tavsiyem, BEKLENEN İRŞAD Mecmuası’nı okusunlar okutsunlar. Abone olsunlar... Bu tür hizmetler kolay yoluna girmiyor. Sahiplenilmezse akamete uğrayabilir. Mevlâ Teâlâ yardımcınız olsun!



İRŞAD: Muhterem Efendim, zat-ı âlinizin kıymetli vakitlerinizi aldık. Bir de dua etmenizi istirham etsek.



KEMÂL EFENDİ: Ya Rabbi! Bu arkadaşlarımızın gönüllerinde senin rızana uygun neler varsa kendilerse ihsan eyle. Hizmetlerini daim eyle. Kendilerinin düşünemeyeceği güzellikleri de bunlara ver Ya Rabbi!

Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages