Âb-ı Hayat - 4874 | İslâmiyet ve Akıl - 2 | Darhane Çorbası

0 views
Skip to first unread message

Huzur Pınarı

unread,
2:07 PM (4 hours ago) 2:07 PM
to huzur...@googlegroups.com
Allahü teala, din olarak bize razı olduğu yolu göstermiştir. Büyüklerimiz buyuruyorlar ki, insanlar dünyadayken neye düşkünlerse âhirette de o düşkün olduklarıyla beraber olacaklardır. Her insanın tabiatında, bir şeylere
‌ ‌ ‌ ‌ ‌ ‌ ‌ ‌ ‌ ‌ ‌ ‌ ‌ ‌ ‌ ‌ ‌ ‌ 
Huzur Pınarı
Huzur Pınarı Whatsapp Kanalı

Günün Videosu

Youtube

Âb-ı Hayat - 4874

Büyükler buyurdular ki;

Allahü teala, din olarak bize razı olduğu yolu göstermiştir. Büyüklerimiz buyuruyorlar ki, insanlar dünyadayken neye düşkünlerse âhirette de o düşkün olduklarıyla beraber olacaklardır. Her insanın tabiatında, bir şeylere düşkünlük isteği vardır. Kimisi yemeğe düşkündür, kimisi hizmete, kimisi başka bir şeye düşkündür. Eğer bir kul Allahü tealaya ve O'nun sevdiklerine düşkünse, elbette ki onlarla beraber haşr olacaktır. Eğer bir kul, paraya düşkün, şöhrete, dünyaya düşkünse; Allahü teala, git onlarla beraber ol diyecektir. Bu çok kesindir. Yalnız bu, hiç kimseyle görüşmemek demek değildir. Dikkat edilecek husus şudur ki, kalb bir kişiye mahsustur. Kalbde iki kişi olamaz, bir kalbde iki ortak olamaz, bir toplulukta iki baş olamaz. Bir gemide bir kaptan vardır. Bir toplulukta iki baş olamaz. Ne olursa, yol hep teke gider. Allah birdir, iki olamaz. Allah muhafaza etsin, şirke girer. O bakımdan insanın kalbinde ne hâkimiyet varsa, o hâkim olduğu, düşkün olduğu sevgiyle haşr olacaktır.

Ab-ı Hayat

İslâmiyet ve Akıl - 2

Abdullah bin Sebe ve benzerlerinin bozuk fikrleri de İslâmiyete karıştırılmak istendi ise de, Ehl-i sünnet âlimleri buna mâni oldular. Eshâb-ı kirâm ve Ehl-i sünnet âlimlerinin bulunduğu yerlerde yaşayanların akılları, iyiyi-kötüden ayırma işini çok iyi yaparak rahat ettiler. Ortaçağda İslâm medeniyetini kurdular. Bu akıllara Akl-ı selîm denir. Îmânları aynı olan Ehl-i sünnet Müslümanlar, ibâdetlerinde başka mezheplere ayrıldılar. Ehl-i sünnetin dört mezhebi böyledir. Bozuk mezhep uyduranların îmânları da bozuktur.

Muhammed aleyhisselâma inanıp da, başka bir Peygambere inanmayan kimse, buna da inanmamış olur. Çünkü, Muhammed aleyhisselâma inanmak için, Peygamberlerin hepsine inanmak lâzımdır.

Müslümanlık, medeniyete sebep olmaktadır. Medeniyet, jet ve elektronik âletler yapmak değil, bunları zulüm yapmak için kullanmayıp, insanlara hizmet için kullanmaktır. Avrupa'da ve Amerika'da bazı fen adamları, dinlerinden uzaklaşınca, başarılı oldu. Müslüman ismini taşıyan bazı ahmaklar ise, İslâmiyetten uzaklaşınca başarısız oluyor. Bunun sebebini iyi anlamalıdır.

Tam İlmihâl - Seâdeti Ebediyye 84. baskı, S: 1148

Türkiye Takvimi

Darhane Çorbası

Devrin sultanı, Ramazan ayında, bir gün tebdil-i kıyafetle şehri dolaşmaya çıkar. Yanında başveziri vardır. Sultan; Paşa, akşam ezanı kimin kapısının önünde okunursa o evde iftar edelim, der. İftar vakti yaklaşmıştır. Ara sokaklara girerler. Her evin kapısının önünde bir kişi beklemektedir. Bir misafir bulup evlerine iftar için çağıracaklar. Başkalarına iftar ettirmenin zevkini tadacaklar ve sevabını alacaklar. Sultan ve veziri kendilerini tanıtmadan, herkese selam vererek giderler. İftar topu atılıp akşam ezanı okunmaya başladığında, fakir ama gönlü zengin bir Müslümanın evinin önündedirler. Zaten ev sahibi de iftara birilerini çağırabilmek için orada beklemektedir. Sofra hazırlanmış. Sıcacık taze ekmek, tuz ve mis gibi tüten bir çorba vardır. Tuzla iftarlarını açarlar, ekmek ve çorba ile karınlarını doyururlar. Çorba, sultanın çok hoşuna gitmiştir. Ev sahibine; "Bu çorba çok hoşuma gitti. Ne çorbasıdır bu?" diye sorar. Çok zeki ve firasetli olan ev sahibi, misafirinin Padişah olduğunu hemen anlamıştır; "Dar hane (fakir hane) çorbasıdır, sultanım" diye cevap verir. Bu zekice cevap padişahın hoşuna gider ve o fakiri ertesi gün, ikram ettiği çorbanın tası ile saraya davet eder. Adamcağız gelince, padişah emir verir ve doğruca Darbhane'ye gönderir. Orada tası ağzına kadar altınla doldururlar. Tekrar padişahın huzuruna getirdiklerinde, padişah adamın halini sorunca der ki: "Sultanım, darhanemize (fakirhanemize) teşrif buyurdunuz ve darhane çorbamızdan içtiniz. Bu çorba şimdi "Darhane" değil "Darbhane" çorbası oldu" der.

Darhane, Anadolu insanının dilinde "tarhana" olarak yerini alır. Bazı yerlerde ise daha da kısaltılarak "tarana" olarak kullanılır.

İnsan seveceği kimseyi iyi seçmeli, ona göre sevmeli.
Kim olduğun değil, kiminle olduğun önemlidir.

Dini sualleriniz icin:  su...@huzurpinari.com

Facebook Instagram Youtube Email

Bu maili grubumuza üye olduğunuz için aldınız.

Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages