Âb-ı Hayat - 4853 | İslâm Ahlâkı - 454 | Kâbe'yi Tavaf Etmek

4 views
Skip to first unread message

Huzur Pınarı

unread,
Jun 7, 2026, 7:14:54 AMJun 7
to huzur...@googlegroups.com
İnsanın en büyük şansı, bir Allah adamına rastlamasıdır. Çünkü onun otobüsü, onun tayyaresi, onun gemisi, onun vasıtası, Cennet vasıtasıdır. İnsanın böyle büyük bir zattan istifade etmesi için
‌ ‌ ‌ ‌ ‌ ‌ ‌ ‌ ‌ ‌ ‌ ‌ ‌ ‌ ‌ ‌ ‌ ‌ 
Huzur Pınarı
Huzur Pınarı Whatsapp Kanalı

Günün Videosu

Youtube

Âb-ı Hayat - 4853

Büyükler buyurdular ki;

İnsanın en büyük şansı, bir Allah adamına rastlamasıdır. Çünkü onun otobüsü, onun tayyaresi, onun gemisi, onun vasıtası, Cennet vasıtasıdır. İnsanın böyle büyük bir zattan istifade etmesi için ona mutlak inanması lazımdır. Zerre kadar ondan şüphe etmemesi lazımdır. Adam bozuksa ne olacak? Onun vasıtasına binen onunla beraber Cehenneme gidecektir. Vallahi biz çok şanslıyız. Hocamız, hem bir Allah adamıdır, hem de yazdıklarında zerre kadar şüphemiz yoktur. Bir kimsenin hocasına karşı şüphe etmesi kadar bedbahtlık olur mu? Onun için mübarek Hocamız bir sohbetlerinde; müteferrik olmak çok tehlikelidir, buyuruyor. Yani hocası varken dini bir suali bir başkasına sormak, hocasına karşı itimatsızlıktır. Bu, felakettir. Yek ca, heme ca. Yani bir yere bağlanan her yere gider. İnsan hangi şadırvana giderse gitsin ancak bir musluktan su içebilir. Yeter ki Allahü teala, o güvendiğin, sevdiğin, inandığın zatın nazarından seni düşürmesin.

Ab-ı Hayat

İslâm Ahlâkı - 454

İslam Ahlakı

GÜNÂH-I KEBÂİR HAKKINDA

7

Ve dahî, günâh-ı kebâirin, ya'nî büyük günâhların nev'i pek çokdur. Bu mahalde, yetmişikisi beyân olunmuşdur:

55- Vakti gelmeden ezân okumak ve nemâz kılmak.
56- Devlet adamlarının emrlerine, kanûnlara âsî olmak, karşı gelmek.
57- Ehlinin mahrem yerlerini, anasının mahrem yerine benzetmek.
58- Ehlinin anasına sövmek.
59- Birbirine silâh ile nişan almak.
60- Köpeğin artığını yimek, içmek.
61- Etdiği iyiliği başa kakmak.
62- Erkeklerin harîr [ipek] giymesi.
63- Câhillik üzerinde ısrâr etmek. [Ehl-i sünnet i'tikâdını, farzları, harâmları ve lüzûmlu olan her bilgiyi öğrenmemek.]

- devamı var -

Kâbe'yi Tavaf Etmek

Olay, Harameynin, Osmanlı idaresinde olduğu zamanlarda gerçekleşir. Kâbe'ye yakın bir bölgede Osmanlı Karakolu vardır. Komutan Askerin birini çağırarak emreder:
- Git, Erat için kasaptan şu kadar et satın al, gel!

Asker gider eti satın alır. Dönüşte bakar ki, Kâbe'de Tavaf tenhadır. Kendi kendine; "Kâbe'nin tenha olduğu şu sırada bir tavaf yapayım da öyle gideyim." der. Bir tavaf yapar, sonra da karakola gidip aldığı eti aşçıbaşına verir.
Aşçıbaşı eti yemek yapmak üzere doğrar, kazana koyar. Ateşi yakar. Ne var ki et bir türlü pişmek bilmez. Pişmediği gibi çiğ görünüşünde en küçük bir değişiklik de olmaz. Aşçıbaşı ateşi ne kadar korlasa da, ette en küçük bir pişme emâresi yoktur. Durumu komutana haber verir. Komutan da aynı hâli müşahede eder.
Komutan eti alan eri çağırtır. Ere, emir verdikten sonra ne yaptığını sorar. Er anlatır: "Komutanım! Eti alıp dönüşte baktım ki Kâbe'de tavaf tenhadır. 'Bir tavaf yapayım da öyle gideyim.' dedim. Kucağımda etle beraber tavaf eyledim; bitince de tavaf namazını kıldım ve geldim. Başka bir şey yapmadım."

Komutan, hayret ve heyecanla etrafındakilere gözyaşları içerisinde şöyle seslenir.
"Bakınız! Allahü teâlâ Kâbe'yi tavaf eden cansız eti bile ateşte yakmıyor. Ya onu tavaf eden insanı yakar mı?"

Türkiye Takvimi

İnsan seveceği kimseyi iyi seçmeli, ona göre sevmeli.
Kim olduğun değil, kiminle olduğun önemlidir.

Dini sualleriniz icin:  su...@huzurpinari.com

Facebook Instagram Youtube Email

Bu maili grubumuza üye olduğunuz için aldınız.

Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages