Âb-ı Hayat - 3547 | Pınardan Damlayanlar - 673 | Hilye-i Seadet - 15

1 view
Skip to first unread message

Huzur Pınarı

unread,
Nov 9, 2022, 4:53:59 AM11/9/22
to huzur...@googlegroups.com
Mübarek Hocamız "rahmetullahi aleyh" birgün anlattılar: Muhammed Masum hazretleri son bir hadis-i şerifi talebelerine izah etmiş, sonra odasına çekilmiş ve vefat etmiş. Ondan sonra herhangi bir vaaz ve nasihat vermemiş. Bütün kitaplar acaba Muhammed Masum hazretlerinin en son anlattığı bu hadis-i şerif neydi diyor. Muhammed Masum hazretlerinin en son okuyup izah ettiği hadis-i şerif şuydu: Dünyada iken acı ve ızdırap çekenler, ahirette çok büyük köşklere kavuşacaklar. Orada onların bu yüksek derecelerini gören müslümanlar; ne olaydı dünyada etlerimiz parça parça olsaydı, her tarafımız kesilseydi, biçilseydi, o acıları çekseydik de bunların kavuştuğu şu yüksek mertebelere, derecelere biz de kavuşsaydık, diyecekler. Onun için müslümana dünyada gelen bütün belâlar, sıkıntılar; sabretmek, şikayet etmemek şartıyla nimettir. Şikayet ederse alacağını almıştır. Onun için mü'minin alâmeti fârikası, sabretmektir. Arkadaşına, hastalığa, komşuya, anasına, babasına sabredecek. Enver abi sabretmeyip de ne yapacak? Kaçacak bir yeri yok ki. Mübarekler; Senin odan son durak, orada herkesin işi hallolacak. Çünki sen başkasına havale edemezsin. O halde her arkadaşımızın işi senin odanda bitecek, buyurdular. Başladı mı da bitiyor, bitmeyen var mı?
‌ ‌ ‌ ‌ ‌ ‌ ‌ ‌ ‌ ‌ ‌ ‌ ‌ ‌ ‌ ‌ ‌ ‌ 
Huzur Pınarı
Huzur Pınarı Radyo Youtube Canlı

Âb-ı Hayat - 3547

Büyükler buyurdular ki;

Mübarek Hocamız "rahmetullahi aleyh" birgün anlattılar: Muhammed Masum hazretleri son bir hadis-i şerifi talebelerine izah etmiş, sonra odasına çekilmiş ve vefat etmiş. Ondan sonra herhangi bir vaaz ve nasihat vermemiş. Bütün kitaplar acaba Muhammed Masum hazretlerinin en son anlattığı bu hadis-i şerif neydi diyor. Muhammed Masum hazretlerinin en son okuyup izah ettiği hadis-i şerif şuydu: Dünyada iken acı ve ızdırap çekenler, ahirette çok büyük köşklere kavuşacaklar. Orada onların bu yüksek derecelerini gören müslümanlar; ne olaydı dünyada etlerimiz parça parça olsaydı, her tarafımız kesilseydi, biçilseydi, o acıları çekseydik de bunların kavuştuğu şu yüksek mertebelere, derecelere biz de kavuşsaydık, diyecekler. Onun için müslümana dünyada gelen bütün belâlar, sıkıntılar; sabretmek, şikayet etmemek şartıyla nimettir. Şikayet ederse alacağını almıştır. Onun için mü'minin alâmeti fârikası, sabretmektir. Arkadaşına, hastalığa, komşuya, anasına, babasına sabredecek. Enver abi sabretmeyip de ne yapacak? Kaçacak bir yeri yok ki. Mübarekler; Senin odan son durak, orada herkesin işi hallolacak. Çünki sen başkasına havale edemezsin. O halde her arkadaşımızın işi senin odanda bitecek, buyurdular. Başladı mı da bitiyor, bitmeyen var mı?

Ab-ı Hayat

Pınardan Damlayanlar - 673

Mübarek Hocamız "kuddise sirruh" Allah rahmet eylesin, buyurdular ki; Doğmak ölmenin habercisidir. Peygamberimiz buyuruyorlar ki "aleyhissalatü vesselam"; Benden sonra ümmetimin başına iki büyük bela gelecek, ona üzülüyorum, ona endişe ediyorum. Dediler, Ya Resûlallah nedir o? Buyurdu ki; Allah'a değil, nefslerine tapacaklar ve ölümü unutacaklar. Yine bir hadis-i şerif'de cenab-ı Peygamber buyuruyor ki "aleyhissalatü vesselam"; Ağzınızın tadını kaçıranı çok hatırlayın. Çünki hayat o gün başlayacak. Nasıl bir hayat ? Sonsuz..

Hilye-i Seadet - 15

Resûlullahın "sallallahü aleyhi ve sellem" çok evlenmesinin mühim bir sebebi de, ahkâm-ı islâmiyyeyi bildirmek içindi. Hicâb âyeti gelmeden, ya'nî kadınların örtünmeleri emr olunmadan önce, kadınlar da Resûlullaha gelip, bilmediklerini sorar, öğrenirlerdi. Resûlullah "sallallahü aleyhi ve sellem" birinin evine gitse, kadınlar da gelir, oturur, dinler, istifâde ederlerdi. Hicâb âyeti gelip, kadınların yabancı erkeklerle oturmaları, konuşmaları yasak edilince, yabancı kadınları kabûl etmedi. Onların, bilmediklerini, mubârek zevcesi hazret-i Âişeden sorup öğrenmelerini emr eyledi. Gelip soranların çokluğundan, hazret-i Âişe, hepsine cevâb yetişdirmeğe vakt bulamıyordu. Bu mühim hizmeti kolaylaşdırmak ve hazret-i Âişenin yükünü hafîfletmek için, lâzım olduğu kadar hânımı nikâh etdi. Kadınlara âid yüzlerle nâzik bilgileri, müslümân kadınlarına, mubârek zevceleri yolu ile bildirdi. Zevceleri bir olsaydı, bütün kadınların ondan sorması güç ve hattâ imkânsız olurdu.]

Resûlullah "sallallahü aleyhi ve sellem" ümmî idi. Ya'nî kitâb okumamış, yazı yazmamış, kimseden bir ders görmemiş idi. Mekkede doğup, büyüyüp, belli kimseler arasında yetişip, seyâhat etmemiş iken, Tevrâtda ve İncîlde ve Yunan ve Roma devrlerinde yazılmış kitâblarda bulunan bilgilerden, hâdiselerden haber verdi. İslâmiyyeti bildirmek için, müslümânlara mektûblar yolladı. Hicretin altıncı senesinde Rum, Îrân ve Habeş hükümdârlarına ve diğer arab pâdişâhlarına mektûblar gönderdi. Îrân şâhı Husrev Pervîz, mektûbu parçaladı. Getiren Sahâbîyi şehîd etdi. Az zamân sonra, oğlu Şîrûye tarafından öldürüldü. Hizmetine altmışdan ziyâde ecnebî sefîr gelmişdir. Resûlullahın "sallallahü aleyhi ve sellem" peygamberliğini işiten herkesin, Ona îmân etmesi vâcibdir. İşitdikden sonra, îmân etmeden vefât eden, Cehenneme girecek ve orada sonsuz olarak azâb çekecekdir.

Fahr-i âlemin "sallallahü aleyhi ve sellem" ismleri, hâlleri, Tevrâtda ve İncîlde yazılı idi. Yehûdî ve hıristiyanlar, teşrîf etmesini bekliyordu. Fakat, kendi cinslerinden gelmeyip, arabdan geldiği için ba'zıları kıskandı, inkâr etdi. Hâlbuki, birçok âlimleri ve akllıları, insâf edip müslümân oldu. Onun peygamber olduğuna inanmamak, Onun büyüklüğünü, üstünlüğünü anlamamak, Onun kıymetini, şerefini azaltmaz. Allahü teâlâ, (İnşirâh) sûresinde, (Senin zikrini yükseltdim), kendi ismimin yanında olarak, her yerde söylenir buyurdu. Yeryüzünde, bir derece batıya gidildikde, namâz vaktleri dört dakîka sonra başladığı için, dünyânın her yerindeki müslümânlar, her günün her dakîkasında ezân okumakda, Onun mubârek ismi, her yerde her ân, saygı ve sevgi ile söylenmekdedir.

Bir kimse, her işinde, Resûlullahın "sallallahü aleyhi ve sellem" dînini kabûl etmezse mü'min olmaz. Onu, kendi cânından çok sevmezse, îmânı tamâm olmaz.

Bütün insanların ve cinnîlerin Peygamberidir. Her asrda yaşıyan her milletin Ona uyması vâcibdir. Her mü'minin, Onun dînine yardım etmesi, Onun ahlâkı ile huylanması, Onun mubârek ismini çok söylemesi, ismini söyledikde ve işitdikde, saygı ile ve sevgi ile salât-ü selâm getirmesi, mubârek cemâlini görmeğe âşık olması, Onun getirdiği Kur'ân-ı kerîmi ve islâmiyyeti sevmesi ve hurmet etmesi lâzımdır. (Mir'ât-i kâinât)da diyor ki, (Câhiller ve tenbeller, "sallallahü aleyhi ve sellem" yerine birkaç harf yazıyor. Bu doğru değildir. Çok sakınmalıdır.)

İbni Âbidîn, namâz bahsinde diyor ki, (Ömründe bir kerre, salevât getirmek farzdır. Her söyleyince, işitince, okuyunca, yazınca, bir kerre getirmek vâcib, tekrâr edildiklerinde müstehâbdır.)

Dostlarımın ayrılığından, kalbim kan ağlıyor.
onları hâtırladıkca, iliklerim yanıyor.

Tam İlmihal Se'âdet-i Ebediyye

Günün Videosu

Youtube

İnsan seveceği kimseyi iyi seçmeli, ona göre sevmeli.
Kim olduğun değil, kiminle olduğun önemlidir.

alt_text

Dini sualleriniz icin:  https://www.huzurpinari.com/iletisim/dini-sualleriniz-icin

Facebook Instagram Youtube Email

Bu maili grubumuza üye olduğunuz için aldınız.

Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages