|
|
|
|
|
|
|
Merhabâ Yâ Şehr-i Ramazân - 3
|
|
|
|
Hoşgeldin Huzur Ayı
Gülbahçesinden...
(Sahîh-i Buhârî)deki bir hadîs-i şerîfde buyuruldu ki: (Bir kimse, Ramezân ayında oruc tutmağı farz bilir, vazîfe bilir ve orucun sevâbını, Allahü teâlâdan beklerse, geçmiş günâhları afv olur). Demek ki, orucun Allahın emri olduğuna inanmak ve sevâb beklemek lâzımdır. Günün uzun olmasından ve oruc tutmak güç olmasından şikâyet etmemek şartdır. Günün uzun olmasını, oruc tutmayanlar arasında güçlükle oruc tutmasını fırsat ve ganîmet bilmelidir.
Tam İlmihal Se'âdet-i Ebediyye
|
|
|
|
|
Fıkıh Bilgileri...
ORUCU BOZAN ŞEYLER
Ramazan orucunu bozup, yalnız kaza gerektiren şeyler şunlardır:
1- Boğaza kar ve yağmur kaçması,
2- Astım spreyi kullanmak,
3- Zorla bozdurulmak,
4- Burna sıvı ilâç koymak,
5- Burna kolonya çekmek, [Koklamak bozmaz.]
6- Mukimken oruca başlayıp, sefere çıkınca yiyip içmek,
7- Ud ağacının, amberle tütsülenip dumanının çekilmesi,
8- Başkasının içtiği sigara dumanını isteyerek çekmek,
9- Kulağın içine ilâç damlatmak, kulağı ilaçlı suyla yıkamak,
10- Derideki açık yaraya konan sıvı ilâcın sindirim yoluna girmesi,
11- Vücuda ilaç şırınga etmek,
- devamı var -
Türkiye Gazetesi
|
|
|
|
|
Hikmetler...
ZİMEM DEFTERİ
Osmanlılar zamanında Ramazan günlerinde tebdil-i kıyâfet ile, pek çok zengin, hiç tanımadıkları mıntıkalardaki bakkal, manav dükkânlarına gider, onlardan Zimem Defteri'ni (veresiye defteri) çıkarmalarını isterlerdi. Baştan, sondan ve ortadan rast gele sahifelerin toplamını yaptırıp, miktarını ödedikten sonra; "Bu borçları silin! Allah kabul etsin!" der, kendilerini tanıtmadan çeker giderlerdi. Borcu ödenen, borcunu ödeyenin kim olduğunu; borcu sildiren, borçtan kimi kurtardığını bilmezdi...
Gizli verilen nâfile sadakanın, açıktan verilen nâfile sadakadan yetmiş kat dahâ sevâp olduğunu bilen zevât, yardımlarını mümkün olduğunca gizliden yapmaya gayret ederdi. Ecdadımız sağ ile verdiğini, sol elinden bile gizler, yaptıkları iyilikleri unutur giderlerdi.
Türkiye Takvimi
|
|
|
|
|
Menkıbeler...
ALLAHÜ TEALA ONA RAHMET ETMESİN...
Peygamber Efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem), birgün minbere çıkıyordu. Minberin birinci basamağına çıktıklarında "Amin" dedi. İkinci basamağına çıktıklarında yine "Amin" dedi. Üçüncü basamağa çıktıklarında da yine "Amin" dediler. Eshab-ı Kiram "aleyhimürrıdvân" bunun sebebini kendilerine sordular. Peygamber Efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) buyurdular ki:
"Birinci basamağa çıktığımda, Cebrail aleyhisselam gelip dedi ki,
"Bir kimse Ramazan ayına sıhhat ve afiyetle kavuşur da ibadet ve istiğfar ederek kendisini affettiremezse Allahü teala ona rahmet etmesin." Ben de amin dedim.
İkinci basamağa çıktığımda:
"Bir kimsenin yanında anne ve babası ihtiyar olarak bulunur da, o ihtiyarların hayır dualarını almaz ve onları üzerse, Allahü teala ona rahmet etmesin" dedi. Ben ona da amin dedim.
Üçüncü basamağa çıktığımda ise şöyle söyledi:
"Bir kimsenin bulunduğu yerde senin ismin anılır da orada bulunan bir kimse sana salevat okumazsa, Allahü teala ona rahmet etmesin" dedi. Ben o duasına da amin dedim.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Büyükler buyurdular ki;
Ramezan-ı şerif insanları çok mahzunlaştırıyor. Böyle biraz da gücünü kuvvetini alıyor, halsiz bırakıyor. Dün gece sahura kadar hiç uyuyamadım. Mübarek Hocamız da bazen; "Bu gece hiç uyuyamadım kardeşim, aklım şuna takıldı" buyururlardı ve kalkarlardı sabah namazından sonra, akıllarına ne takılmışsa, yazıyorlar, yazıyorlar, sonra bizi çağırıyorlar, okuyorlar, ne anladınız, buyuruyorlardı. Efendim tamam, çok güzel. Allah razı olsun, hemen bunu ilaveye (kitap baskısına) yetiştirin, buyuruyorlardı.
|
|
|
|
|
Ramezan Orucu - Tam İlmihal - 3
|
|
|
|
Youtube kanalımıza abone olmak için lütfen tıklayınız efendim.
|
|
|
|
|
|
|
İnsan seveceği kimseyi iyi seçmeli, ona göre sevmeli.
Kim olduğun değil, kiminle olduğun önemlidir.
|
|
|
|
|
|
Bu maili grubumuza üye olduğunuz için aldınız.
|
|
|