Âb-ı Hayat - 4865 (Cum'anız mübarek olsun) | Hicrî Sene - 2 | Hicret - 4

2 views
Skip to first unread message

Huzur Pınarı

unread,
Jun 19, 2026, 11:06:25 AM (9 days ago) Jun 19
to huzur...@googlegroups.com
Mübarek Hocamız buyurdular ki; İnsanın ağzından ne kelam dökülüyorsa, o kelamlar onların amelinin tercümanıdır. El kelam sıfât-ı mütekellim. Yani herkes dilinin altına gizlenmiştir,
‌ ‌ ‌ ‌ ‌ ‌ ‌ ‌ ‌ ‌ ‌ ‌ ‌ ‌ ‌ ‌ ‌ ‌ 
Huzur Pınarı
Huzur Pınarı Whatsapp Kanalı

Günün Videosu

Youtube

Âb-ı Hayat - 4865
(Cum'anız Mübarek Olsun)

Huzur Pınarı ailesinin pek muhterem üyelerinin mübarek Cuma gününü tebrik eder,
hususi dualarınıza muhatab olmak isteğimizi arz ederiz efendim..

ali zeki osmanağaoğlu

Büyükler buyurdular ki;

Mübarek Hocamız buyurdular ki; İnsanın ağzından ne kelam dökülüyorsa, o kelamlar onların amelinin tercümanıdır. El kelam sıfât-ı mütekellim. Yani herkes dilinin altına gizlenmiştir, her kesin kelamı kendisinin sıfatıdır, kendi amelidir. Dil tercümandır. Dil neye tâbidir; kalbe tâbidir. Peki, kalb neye tâbidir? Eğer bir müminin kalbi, Allah sevgisiyle, peygamber sevgisiyle, büyüklerin sevgisiyle dolu ise onun elini kolunu bağlasanız başka şeylerden bahsetmesi ona ağır gelir. Dolayısıyla o, Allah'tan bahseder, peygamberden bahseder, büyüklerden bahseder.

Fî emanillah

alt_text

Hicrî Sene - 2

Bugün Müslümanlar için âdetâ bayram saylırdı

Hicrî sene de mîlâdî ve rûmî târihler gibi 12 ay esâsına dayanır ve Muharrem ayı ile başlar, Zilhicce ile sona erer. Ayların adları şunlardır: Muharrem, Safer, Rebîulevvel, Rebîülâhir, Cemâzilevvel, Cemâzilâhir, Receb, Şâbân, Ramazân, Şevvâl, Zilkâde, Zilhicce. Hicrî sene; ayın dünyâ etrâfındaki dönüşü esâsına dayandığı için mîlâdî yıldan 10,875 gün daha kısadır. Aylar da, bâzan 29 gün ve bâzan 30 gün çeker. Hicrî senenin kabulünden beri asırlardır İslâm âleminde 1 Muharrem sene başı olarak kabul edilmiştir. Hıristiyanlığın aslında bulunmayan, fakat sonradan kabul edilen yılbaşı günü, onlara âit özel bir gündür.

Eskiden Müslümanlar 1 Muharremi sene başı kabûl eder, bu günde birbirlerini ziyâret eder, tebrikte bulunurlar, hediyeler verirlerdi. Bugün Müslümanlar için âdetâ bayram sayılırdı. Ziyâretlerde ve gönderilen tebriklerde yeni yılın, birbirlerine ve bütün insanlara hayırlı olması için duâ ederler, büyükleri, âlimleri evinde ziyâret ederlerdi. Temiz giyinmek, fakirlere sadaka vermek de dikkat edilen hususlardandı.

Osmanlı Devletinde de hicri yılbaşı olan Muharrem ayının ilk günü, padişah Çinili Köşke gelir, saray ağalarına Muharremiye adıyla bahşiş ve ihsanda bulunurdu. Ayrıca helvahanede yapılan ve kaselere konulan kırmızı renkli şekerlemeler ikram edilirdi. Muharrem ayının üçüncü günü umumiyetle Çırağan Sarayına rikab (özengi) ısmarlanır, sadrazam ve şeyhülislam, padişah tarafından huzura alınarak tebrikler kabul edilirdi.

Hicret - 4

Üzülme, Allahü teâlâ bizimle berâberdir

Safer ayının yirmi yedinci Perşembe günü, Peygamber efendimiz "aleyhissalâtü vesselâm" ve Hazret-i Ebû Bekr yanlarına bir miktar yiyecek alarak, bir kılavuz ile birlikte yola çıktılar. Bir saatlik mesâfedeki Sevr Dağında bulunan mağaranın önüne geldiler. Mağara'ya Resûlullah'tan izin alarak önce Hazret-i Ebû Bekr girdi, içeriyi dikkatlice gözden geçirdi. Gördüğü çok sayıdaki delikleri, yılan ve akrep çıkmaması için gömleğini parçalayarak kapattı. Açık kalan bir deliği de ayağıyla kapayıp, Peygamber efendimizi içeri dâvet etti. Resûlullah'ın içeri girmesini müteakip Allahü teâlânın emriyle bir örümcek kapıya ağını ördü ve bir çift güvercin yuva yaparak yumurtladı.

Eve girip de Peygamber efendimizi yatağında bulamayan müşrikler, her tarafı aramaya başladılar. İz tâkib ederek mağaranın önüne geldiklerinde, bir örümceğin mağaranın ağzını örmüş ve bir güvercinin de yuva yapmış olduğunu gördüler. İçeriye bakmadan geri döndüler. Allahü teâlâ, bu mûcize ile Peygamberini ve O'nun arkadaşını müşriklerin kötülüklerinden korudu. Ayaklarının ucuna baksalardı her ikisini de göreceklerdi. Bu durum karşısında, Resûlullah "sallallahü aleyhi ve sellem" için endişelenen Hazret-i Ebû Bekr'i Peygamberimiz teselli ediyor ve ona; "Üzülme, Allahü teâlâ bizimle berâberdir" diyordu.

Mağarada Peygamber efendimiz başını Hazret-i Ebû Bekr'in dizine koyarak bir miktar uyumuştu ki, bir yılan Hazret-i Ebû Bekr'in ayağını ısırdı. Izdırapla gözlerinden yaş aktı. Peygamberimiz uykudan uyanıp; "Yâ Ebâ Bekr! Seni ağlatan şey nedir?" diye sorunca, Hazret-i Ebû Bekr de; "Ayağımı bir şey ısırdı, canım yandı. Fakat anam, babam sana fedâ olsun yâ Resûlallah!" dedi. Hemen Peygamberimiz yılanın soktuğu yere mübârek ağız suyunu sürdü ve Allahü teâlânın izniyle iyileşti. Peygamberimiz ve Hazret-i Ebû Bekr üç gün üç gece bu mağarada kaldı. Hazret-i Ebû Bekr'in oğlu Abdullah, Mekke'de duyduklarını, geceleyin mağaraya gelip, haber veriyor, Ebû Bekr'in âzâdlı kölesi ve sürülerinin çobanı Âmir ise geceleri süt getiriyor ve izleri kayb ediyordu.

Dört gece mağarada kalıp, Rebiülevvelin birinci Pazartesi günü mağaradan ayrılarak Medîne'ye doğru yola çıkan Resûlullah'ı ve Hazret-i Ebû Bekr'i her yerde aramalarına rağmen bulamayan müşrikler âdetâ çılgına dönmüşlerdi. En azılıları olan Ebû Cehil, Mekke civârında tellallar bağırtarak Muhammed aleyhisselâmı ve Hazret-i Ebû Bekr'i bulup getirenlere ve yerlerini bildireceklere 100 deve vâdediyordu. Onun bu vâdini duyan ve mala tamah eden bâzı kimseler silâhlarını alıp atlarına atlayıp yola düştüler. Bunlardan biri de Sürâka idi. Peygamber efendimize yaklaşınca atının ayakları dizlerine kadar kuma gömüldü. Sürâka şaşkına dönüp af diledi ve kurtulması için duâ istedi. Resûlullah'ın duâsı ile kurtuldu ve Peygamber efendimizin emri ile geri döndü. Sürâka, Mekke'nin fethinden sonra Müslüman olmuştur.

- devamı var -

İnsan seveceği kimseyi iyi seçmeli, ona göre sevmeli.
Kim olduğun değil, kiminle olduğun önemlidir.

Dini sualleriniz icin:  su...@huzurpinari.com

Facebook Instagram Youtube Email

Bu maili grubumuza üye olduğunuz için aldınız.

Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages