Âb-ı Hayat - 4862 | Altın Halka 36 - 1685 | Hicret - 1

2 views
Skip to first unread message

Huzur Pınarı

unread,
Jun 16, 2026, 5:59:41 AM (13 days ago) Jun 16
to huzur...@googlegroups.com
Marifet, kazanmak değil, helalinden kazanıp, helal yolda harcamaktır. Unutmayın ki, sarf etmek kazanmaktan tehlikelidir. Hadis-i şerif net ve açıktır. "Hayra vesile olan, hayır işlendikçe sevap kazanır.
‌ ‌ ‌ ‌ ‌ ‌ ‌ ‌ ‌ ‌ ‌ ‌ ‌ ‌ ‌ ‌ ‌ ‌ 
Huzur Pınarı
Huzur Pınarı Whatsapp Kanalı

Günün Videosu

Youtube

Âb-ı Hayat - 4862

Büyükler buyurdular ki;

Marifet, kazanmak değil, helalinden kazanıp, helal yolda harcamaktır. Unutmayın ki, sarf etmek kazanmaktan tehlikelidir. Hadis-i şerif net ve açıktır. "Hayra vesile olan, hayır işlendikçe sevap kazanır. Şerre âlet olan, o şer işlendikçe kendisine günah yazılır". Hiç değer mi? İnsanın kendi parasıyla kendisini Cehenneme atması hiç akla uygun mu? İbadetler on kısımdır. Dokuzu helal lokmadadır. Çocuk daha anne karnındayken Cebrail aleyhisselam gelir ve çocuğa, Allahü teala senin dünyada yiyeceğin rızkının üzerine ismini yazdı, der. İnsanlar rızkını arar, rızk da sahiplerini arar bulur. Onun için mübarek Hocamız buyurdular ki, hiç kimse kimsenin rızkını yiyemez. Hiç kimse de rızkını yemeden ölmez. Rızk, ibadet etmek sûretiyle sevap kazanmak için bir âlettir. O helal ise hesabı var, haram ise azabı var. Adam namaz kılıyor, hacca gidiyor, ne hayırlar yapıyorsa, buna benzer şekilde paralarıyla da sevap kazanması lazımdır. Çünkü o para onun sevap kazanması için bir emanettir.

Ab-ı Hayat

Altın Halka 36 - 1685

(Onbeşinci asrı aydınlatan ışık)
HÜSEYN HİLMİ IŞIK efendi
"rahmetullahi teâlâ aleyh"

Allahü teâlâ şefâatine kavuştursun inşâallah

Kabir Altın Halka

375

İslâm âleminde, İmâm-ı Rabbânînin Mektûbâtı kadar kıymetli bir kitâb dahâ yazılmamışdır.

Bütün bu sohbetlerin ve kitâblarımızın hepsinin kaynağı, Mektûbât'dır.

Bütün islâm âlemi, hattâ bizim büyüklerimiz meşâyıh-ı nakşibendiyye, Mesnevîyi çok medh ediyorlar. Yeryüzünde misli olmayan bir kitâbdır diyorlar. Biz de bunu açıklıyoruz. Mesnevî tesavvufda misli yazılmamış bir kitâbdır, Mektûbât ise hem tesavvufda, hem akâidde, Ehl-i sünnet akîdelerinde, hem de fıkhda misli yazılmamış bir kitâbdır diyoruz. Çünki Abdülhakîm Efendi hazretleri öyle buyurdu.

Cihânı tenvîr eden en son Nûra elvedâ
En derin sevgilerle, azîz yâra elvedâ!

Hicret - 1

Hemen hemen bütün peygamberler hicret etmiştir

Hicret, lugatte göç etmek, bir memleketten başka bir memlekete gitmek mânâsınadır. Hemen hemen bütün peygamberler "aleyhimüsselâm", dînin emirlerini yerine getirmek ve yaymak için hicret etmişlerdir. Bunlardan Lût, Mûsâ, İbrâhim ve Îsâ aleyhimüsselâmın hicretleri meşhurdur. Eshâb-ı kirâm da Medîne'ye hicretten önce iki defâ Habeşistan'a hicret etmişlerdir. Ayrıca Eshâb-ı Kehf'in de Allah yolunda yaptıkları hicret Kur'ân-ı kerîmde bildirilmektedir.

Hicrî târihin başlangıcı olan hicret, hem İslâm târihinin hem de cihân târihinin en mühim hâdisesidir.

Kıyâmete kadar nesh edilmeden (değiştirilmeden) bâki kalacak tek ve en son din olan İslâmiyet, hicret hâdisesi ile "devlet" olmaya doğru ilk adımlarını atmıştır. Peygamberimiz Muhammed aleyhisselâm ve ilk Müslümanlar; doğdukları topraklar olan Mekke'de kendilerine ve dinlerine tanınmayan hayat hakkını hicret ederek Medîne'de bulmuşlar, burada çoğalıp, güçlenip kuvvetlenerek Mekke'yi ve Arabistan Yarımadasındaki birçok beldeleri fethetmişler, ilk İslâm Devletini kurmuşlardır. Bundan sonradır ki, önünde durulmaz İslâm orduları asırlar boyu dünyânın dört bir tarafına bir îmân seli gibi akmışlar, İslâmiyetin nûrunu yeryüzüne yaymışlardır. Böylece İslâm medeniyeti bâtıl dinlerin, zulmün, hakâretin ve ilimde, teknikte geri kalmışlığın pençesinde inleyen insanlığı emniyete, adâlete, râhata, huzûra, dünyâ ve âhiret seâdetine kavuşturmuştur.

Hicret'ten evvel Peygamberimiz "aleyhisselâm" İslâmiyeti, önce yakın akrabâlarına anlatıyordu. Müslüman olanların sayısı çok azdı. Müslüman olanlar da Mekkeli putperest müşriklerden çok işkence ve eziyet görüyorlardı. Peygamberimize İslâmiyeti açıkça anlatmasını emreden; "Emr olunduğun şeyi apaçık bildir. Müşriklerden yüz çevir." (Hicr sûresi: 93) meâlindeki âyet-i kerîme gelince, açıkça İslâmiyete dâvet başladı. Bunun üzerine müşriklerin düşmanlıkları daha da arttı. Eziyet ve işkencenin sonu gelmiyor, gün geçtikçe daha da şiddetleniyordu. Mekke, Müslümanlar için yaşanmaz bir şehir hâline gelmişti. 615 yılında Peygamberimizin müsâdesiyle Müslümanlardan 10 erkek ve 5 kadın, bundan bir yıl sonra da Ebû Tâlib'in oğlu Ca'fer-i Tayyâr başkanlığında 82 erkek ve 10 kadın daha Habeşistan'a hicret ettiler. Orada râhat ve huzûra kavuştular.

İslâmiyetin günden güne yayılması üzerine şaşkına dönen müşrikler, bu sefer de Müslümanları Ebû Tâlib Mahallesinde kuşatma altına aldılar. Giriş-çıkışı yasakladılar. Yiyecek, giyecek ve hiç bir ihtiyâç maddesi sokmadılar. Üç sene büyük sıkıntılara mâruz bıraktılar.

-devamı var-

İnsan seveceği kimseyi iyi seçmeli, ona göre sevmeli.
Kim olduğun değil, kiminle olduğun önemlidir.

Dini sualleriniz icin:  su...@huzurpinari.com

Facebook Instagram Youtube Email

Bu maili grubumuza üye olduğunuz için aldınız.

Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages