|
Büyükler buyurdular ki;
Hocamızın kayınpederi Ziya bey, Allah rahmet eylesin, vefat ettikten sonra, vasiyeti okundu. Zarftan Osmanlı Bankası kasasına ait bir anahtar ortaya çıktı. Ziya beyin hanımı da kısa bir zaman sonra vefat ettiği için bu anahtar mahkeme kararıyla Hanımanneye intikal ediyor. Hanımanne de Noterde vekâlet vererek bizi vekil tayin etti. Bu anahtarla kasa açılacak, Hanımanneye kalan ne kadar para varsa kendisine getirilecekti. Anahtarı ve çantanın da biraz büyüğünü alarak bankaya gittik, kasayı banka görevlisiyle beraber açınca, kasanın içinden Osmanlıca ince bir kitap çıktı. O zamanlar Osmanlıca yasaktı. Ziya bey o kasanın kirasını vererek o kitabı senelerce banka kasasında saklamış. Kitabın ismi, Râbıta-ı Şerife, müellifi Mevlâna Hâlid-i Bağdâdi. Mevlâna Hâlid-i Bağdâdi hazretleri Osmanlıca olarak Râbıta-ı Şerife risalesi yazmış. Kitabı aldım, tramvayda gelirken kitabı açıp bir cümleyi okur okumaz bu kitap beni aşar dedim. Orada; "Bağlı bulunduğunuz, sevdiğiniz zâtın kalbinden düşmek, sevgisini kaybetmek öyle büyük bir mûsibettir ki, bu felaket, yedi kat gökten düşmekten daha fenadır" yazılıydı.
|