|
|
|
|
|
|
|
Elvedâ Yâ Şehr-i Ramazân - 19
|
|
|
|
Hoşgeldin Huzur Ayı
Gülbahçesinden...
Hadis-i şerifte buyuruldu ki,
(Zekâtı verilmiyen mal için kıyâmetde çok acı azâb vardır.)
Fâideli Bilgiler
|
|
|
|
|
Fıkıh Bilgileri...
ZEKATLA İLGİLİ ÖZET BİLGİLER
1- Zekât nisâbı, yirmi miskal, yani 96 gr altın veya bu değerde para veya ticaret eşyasıdır.
2- Zekât nisâbına mâlik olan kimseye zengin denir.
3- Zekâta tâbi malların veya paranın, sene içindeki azalıp çoğalmasına itibar edilmez. Nisâba mâlik olduktan bir sene sonra elde kalan mal, nisâbı buluyorsa kırkta biri zekât olarak fakirlere verilir. Nisaptan aşağı ise verilmez.
4- Zekât, kârdan değil, ticaret malının veya paranın tamamından verilir.
5- Senetli ve senetsiz alacaklar nisap hesabına dâhil edilir. Alacaklar tahsil edildikten sonra zekâtları verilir; almadan da verilebilir.
6- Borçlar, mevcut paradan veya maldan çıkarılır. Geri kalanın zekâtı verilir.
7- Zekât; câmi, hayır kurumları, dernek... gibi yerlere verilmez.
8- Zekât, ticareti yapılan maldan verilir. Onun yerine başka maldan verilmez. Meselâ halıcı, gıda maddesi veremez. Bakkal da halı veremez.
9- Zekâtı, ticareti yapılan maldan vermek câiz olduğu gibi, değerini altın olarak da vermek câizdir.
10- Ticaret için olmayan evler, arsalar, vasıtalar, demirbaş eşyalar zekât nisâbına dâhil edilmez. (Redd-ül Muhtar; Hindiyye)
|
|
|
|
|
Huzur Damlaları...
İmâm-ı Rabbânî hazretleri (kuddise sirruh) buyuruyor ki,
(Kalbde îmân bulunduğuna alâmet, islamiyetin emrlerini seve seve yapmakdır. Zekât niyyeti ile fakîre bir altın vermek, yüzbin altın sadaka vermekden dahâ sevâbdır. Çünki, zekât vermek, farzı yapmakdır. Zekât niyyeti olmadan verilenler ise, nâfile ibâdetdir. Farz ibâdetin yanında nâfile ibâdetlerin hiç kıymeti yokdur. Deniz yanında, damla kadar bile değildir. Şeytân aldatarak, farzları yapdırmıyor [kazâ namâzlarını kıldırtmıyor], nâfile kılmağı, [nâfile hacca ve ömreye gitmeği] güzel gösteriyor. Zekât verdirmeyip, nâfile hayrları, göze güzel gösteriyor.)
Müjdeci Mektûblar
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Büyükler buyurdular ki;
Mübarek Hocamız buyurdular ki; Feyz, büyüklerden her yere yayılır, güneş gibi. Afrika'daki müslümanlar bile alır. Tanıyanlara, sevgisi olanlara daha çok. Afrika'daki, Avrupa'daki müslümanlara evet ama daha çok değil. Fakat burnunun dibinde olsun, inkar ediyorsa hiç feyz alamaz, buyurdular. Yakınlık, uzaklık mesafesi değil. Peki o Afrika'daki nasıl alır? Güneşin karpuzu olgunlaştırması gibi efendim, karpuzun haberi var mı güneşten, olgunlaşmasından; hiç yok. O büyüklerin feyzi de dünyayı sardı mı, dünya ufacık kalır. Her müslüman o güneşten istifade ettiği gibi, o büyüklerin ruhaniyetinden, feyzinden, bereketinden muhakkak istifade eder. Dolayısıyla, verme kapısı açıktır, ama alma kapısı da açık olmalıdır. Bir gün Rabia-i Adviyye hazretleri, birini dua ederken görmüş. Ya Rabbi, rahmet kapını aç, diye dua ediyormuş. Mübarek buyurmuş ki; rahmet kapısı hiçbir zaman kapanmadı, sen kendi kapını aç.
|
|
|
|
|
Uyuyarak Oruç Tutmak Günah mıdır?
|
|
|
|
Youtube kanalımıza abone olmak için lütfen tıklayınız efendim.
|
|
|
|
|
|
|
İnsan seveceği kimseyi iyi seçmeli, ona göre sevmeli.
Kim olduğun değil, kiminle olduğun önemlidir.
|
|
|
|
|
|
Bu maili grubumuza üye olduğunuz için aldınız.
|
|
|