ZÜLFİKAR RİSALESİ-248-ZÜLFİKARIN İKİNCİ MAKAMI ONUNCU SÖZ(DEVAMI)

0 views
Skip to first unread message

Erhan Patlak

unread,
Oct 16, 2016, 5:05:11 AM10/16/16
to

                              ZÜLFİKAR RİSALESİ

3.73.ZÜLFİKARIN İKİNCİ MAKAMI(DEVAMI)

ONUNCU SÖZ HAŞİR RİSALESİ(DEVAMI)

İKİNCİ NOKTA(DEVAMI)

Hem, Yirmi Altıncı Söz olan Risale-i Kaderde iman-ı bil-kader rüknünü ispat eden bütün deliller, dolayısıyla haşre ve neşr-i suhufa ve mizan-ı ekberdeki muvazene-i a’mâle delâlet ederler. Çünkü, herşeyin mukadderatını gözümüz önünde nizam ve mizan levhalarında kaydetmek ve her zîhayatın sergüzeşt-i hayatiyelerini kuvve-i hafızalarında ve çekirdeklerinde ve sair elvâh-ı misâliyede yazmak ve her zîruhun, hususan insanların defter-i a’mâllerini elvâh-ı mahfuzada tesbit etmek, geçirmek, elbette öyle muhit bir kader ve hakîmâne bir takdir ve müdakkikane bir kayıt ve hafîzâne bir kitabet, ancak mahkeme-i kübrâda umumî bir muhakeme neticesinde daimî bir mükâfat ve mücazat için olabilir. Yoksa, o ihatalı ve inceden ince olan kayıt ve muhafaza, bütün bütün mânâsız, faidesiz kalır, hikmete ve hakikate münâfi olur.
Hem, haşir gelmezse, kader kalemiyle yazılan bu kitab-ı kâinatın bütün muhakkak mânâları bozulur ki, hiçbir cihet-i imkânı olamaz. Ve o ihtimal, bu kâinatın vücudunu inkâr gibi bir muhal, belki bir hezeyan olur.
Elhâsıl, imanın beş rüknü bütün delilleriyle haşir ve neşrin vukuuna ve vücuduna ve dâr-ı âhiretin vücuduna ve açılmasına delâlet edip isterler ve şehadet edip talep ederler.
İşte, hakikat-i haşriyenin azametine tam muvafık böyle azametli ve sarsılmaz direkleri ve burhanları bulunduğu içindir ki, Kur’ân-ı Mucizü’l-Beyânın hemen hemen üçten birisi haşir ve âhireti teşkil ediyor. Ve onu, bütün hakaikine temel taşı ve üssü’l-esas yapıyor. Ve herşeyi onun üstüne bina ediyor.

(Mukaddime nihayet buldu)

 

Lügatler :

âhiret : öteki dünya, öldükten sonraki hayat
azamet : büyüklük, yücelik
burhan : delil
cihet-i imkân : mümkün olma yönü
dâr-ı âhiret : âhiret yurdu

defter-i amel : insanın iyi ve kötü işlerinin kaydedildiği defter
delâlet : delil olma, işaret etme
elhâsıl : özetle, sonuç olarak

elvâh-ı mahfuza : herşeyin kaderinin muhafaza edildiği mânevî levhalar
elvâh-ı misâliye : benzer tablolar

hafîzâne : koruyup gözeten, saklayan
hakaik : gerçekler
hakikat-i haşriye : haşir gerçeği

hakîmâne : hikmetli bir şekilde, herşeyin belirli gayelere yönelik olarak, mânâlı, faydalı ve tam yerli yerinde olması

haşir : öldükten sonra âhirette tekrar diriltilip Allah’ın huzurunda toplanma
haşir ve neşir : öldükten sonra âhirette tekrar diriltilerek Allah’ın huzurunda toplanma ve tekrar dağılıp yayılma
hezeyan : saçmalama
hikmet : herşeyin belirli gayelere yönelik olarak, mânâlı, faydalı ve tam yerli yerinde olması

hususan : özellikle
ihata : içine alma, kapsama

iman-ı bil-kader : kadere iman
inkâr : inanmama, kabul etmeme

kader : Allah’ın meydana gelecek hadiseleri olmadan önce takdir etmesi, planlaması
kader kalemi : Allah’ın ezelî ilmi ile kâinatta olmuş ve olacak herşeyi bilip takdir etmesi ve yazması
kâinat : evren, yaratılmış her şey

kitabet : yazım
kitab-ı kâinat : kâinat kitabı
Kur’ân-ı Mu’cizü’l-Beyan : açıklamalarıyla benzerini yapmakta akılları âciz bırakan, mu’cize olan Kur’ân

kuvve-i hafıza : hafıza duygusu, bellek

mahkeme-i kübrâ : öldükten sonra âhirette Allah’ın huzurunda kurulacak olan büyük mahkeme
mânâsız : anlamsız

mizan : ölçü, denge

mizan-ı ekber : mahşer günü amellerin ölçüleceği büyük terazi
muhafaza : koruma, saklama
muhakeme : değerlendirme, tartma
muhakkak : hakikati ve gerçeği belli olmuş, kesin
muhal : bâtıl, boş söz

muhit : herşeyi kuşatan, kapsamlı

mukadderat : Allah tarafından takdir olunmuş işler, başa gelecek olaylar
mukaddime : başlangıç, giriş
muvafık : uygun

muvazene-i a’mâl : yapılan işlerin, amellerin tartılıp hesaplanması
mücazat : ceza

müdakkikane : dikkatlice, araştırıp inceleyerek
mükâfat : ödül
münâfi : zıt, aykırı

neşr-i suhuf : haşir zamanı amel defterlerinin meydana çıkarılıp herkesin hesabının görülmesi
nihayet : son

nizam : düzen

Risale-i Kader : Kader Risalesi (Yirmi Altıncı Söz)
rükn : esas, şart

sair : diğer, başka

sergüzeşt-i hayatiye : hayat serüveni
şehadet : şahitlik, tanıklık
talep : isteme
teşkil : oluşturma, meydana getirme
üssü’l-esas : temel esas
vuku : meydana gelme
vücud : varlık

zîhayat : canlı

zîruh : ruh sahibi

 

 

 

 

Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages