ZÜLFİKAR RİSALESİ-225-ZÜLFİKARIN İKİNCİ MAKAMI ONUNCU SÖZ(DEVAMI)

4 views
Skip to first unread message

Erhan Patlak

unread,
Sep 23, 2016, 4:03:09 AM9/23/16
to

                              ZÜLFİKAR RİSALESİ

3.50.ZÜLFİKARIN İKİNCİ MAKAMI(DEVAMI)

ONUNCU SÖZ HAŞİR RİSALESİ(DEVAMI)

ONBİRİNCİ HAKİKAT(DEVAMI)

Elhasıl: Nasıl hikâye-i temsiliyede bir zabitin cüzdanına ve defterine bakıp görmüştük ki: Hem rütbesi, hem vazifesi, hem maaşı, hem düstur-u hareketi, hem cihazatı bize gösterdi ki, o zabit, o muvakkat meydan için değil; belki müstekar bir memlekete gidecek de ona göre çalışıyor. Aynen onun gibi, insanın kalb cüzdanındaki letâif ve akıl defterindeki havas ve istidadındaki cihazat, tamamen ve müttefikan saadet-i ebediyeye müteveccih ve ona göre verilmiş ve ona göre teçhiz edilmiş olduğuna ehl-i tahkik ve keşif müttefiktirler. Ezcümle:

Meselâ, aklın bir hizmetkârı ve tasvircisi olan kuvve-i hayaliyeye denilse ki, “Sana bir milyon sene ömürle saltanat-ı dünya verilecek; fakat âhirde mutlaka hiç olacaksın.” Tevehhüm aldatmamak, nefis karışmamak şartıyla, “Oh” yerine “Ah” diyecek ve teessüf edecek. Demek, en büyük fâni, en küçük bir alet ve cihazat-ı insaniyeyi doyuramıyor.

İşte bu istidattandır ki, insanın ebede uzanmış emelleri ve kâinatı ihata etmiş efkârları ve ebedî saadetlerinin envâına yayılmış arzuları gösterir ki, bu insan ebed için halk edilmiş ve ebede gidecektir. Bu dünya ona bir misafirhanedir ve âhiretine bir intizar salonudur.

 

Lügatler :

âhirde : sonunda
âhiret : öteki dünya
alet-i tâzip : azap verme aleti
âlet-i tes’id : mutluluğa ulaştırma aleti
bedbaht : talihsiz
biçare : çaresiz
cihazat : donanım
cihazat-ı insaniye : insana ait cihazlar, duygular
cüzdan : kimlik
dereke : aşağı seviye
dertmend : dertli
düstur-u hareket : hareket prensibi, tarzı
ebed : sonsuzluk
ebedî : sonsuz
efkâr : fikirler, düşünceler
ehl-i tahkik ve keşif : maneviyat âlemlerinde iman hakikatlerini gözleme yeteneğine sahip insanlar
elhasıl : özetle, sonuç olarak
emel : arzu, istek
envâ : çeşitler, türler
ezcümle : özetle
fâni : geçici, ölümlü
halk edilmek : yaratılmak
hâşâ ve kellâ : asla ve asla, kesinlikle öyle değil
havas : duyular
hediye-i hikmet : hikmet hediyesi
hikâye-i temsiliye : kıyaslamalı benzetme şeklinde, analojik hikâye
hikmet-i mutlaka : sınırsız hikmet; herşeyin belirli gayelere yönelik olarak, mânâlı, faydalı ve tam yerli yerinde olması
hilafet : yeryüzünde Allah’ın izni dairesinde ve Onun adına icraatta bulunma şeklinde insana verilen görev
hizmetkâr : hizmetçi
ihata : kuşatma, içine alma
intizar : bekleme
istidat : beceriler, ruhsal özellikler, konuşma ve sevme gibi
kâinat : evren, yaratılmış herşey
kuvve-i hayaliye : hayal duygusu
külliyen : bütünüyle
letâif : lâtifeler, duygular
mahlûkat : yaratıklar
merhamet-i mutlaka : sınırsız merhamet
meş’um : kötü, uğursuz
musibetzede : musibete uğrayan
muvakkat : geçici
mübarek : bereketli, uğurlu
münafi : zıt, aykırı
müstekar : yerleşmiş
müteveccih : yönelmiş
müttefik : birleşmiş
müttefikan : birleşerek, fikir birliğiyle
nefis : insanı maddî zevk ve isteklere sevk eden kuvvet
nuranî : nurlu
saadet : mutluluk
saadet-i ebediye : sonu olmayan, sonsuz mutluluk
saltanat-ı dünya : dünya saltanatı
semere : meyve, netice
tasvirci : resimleyici, suret verici
teçhiz edilmek : cihazlanmak, donatılmak
teessüf etmek : üzülmek
tevehhüm : vehimlenme, kuruntuya kapılma
zabit : subay
zelil : aşağı, alçak
zulmânî : karanlıklı

 

 

 


Virüs bulunmuyor. www.avast.com
Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages