|
ON ÜÇÜNCÜ
MESELE(DEVAMI)
İkinci vechi şudur ki: Şahs-ı İsa Aleyhisselâmın kılıncıyla
maktul olan şahs-ı Deccalın, teşkil ettiği dehşetli maddiyyunluk ve
dinsizliğin azametli heykeli ve şahs-ı mânevîsini öldürecek ve inkâr-ı
ulûhiyet olan fikr-i küfrîsini mahvedecek ancak İsevî ruhânileridir ki, o
ruhâniler din-i İsevînin hakikatini hakikat-i İslâmiye ile mezc ederek o
kuvvetle onu dağıtacak, mânen öldürecek. Hattâ, “Hazret-i İsa Aleyhisselâm
gelir, Hazret-i Mehdîye namazda iktida eder, tâbi olur” 1 diye rivayeti, bu ittifaka ve
hakikat-i Kur’âniyenin metbuiyetine ve hâkimiyetine işaret
eder. ON DÖRDÜNCÜ
MESELE Rivayette var ki, “Deccalın mühim kuvveti
Yahudidir. Yahudiler severek tâbi olurlar.” 2 Allahu a’lem, diyebiliriz ki,
bu rivayetin bir parça te’vili Rusya’da çıkmış. Çünkü, her hükûmetin
zulmünü gören Yahudiler, Almanya memleketinde kesretle toplanıp
intikamlarını almak için, komünist komitesinin tesisinde mühim bir rol ile
Yahudi milletinden olan Troçki namında dehşetli bir adamı, Rusya’nın
Başkumandanlığına ve terbiyegerdeleri olan meşhur Lenin’den sonra Rus
hükûmetinin başına geçirerek Rusya’nın başını patlatıp bin senelik
mahsulâtını yaktırdılar. Büyük Deccalın komitesini ve bir kısım icraatını
gösterdiler. Ve sair hükûmetlerde dahi ehemmiyetli sarsıntılar verip
karıştırdılar. ON BEŞİNCİ
MESELE Ye’cüc ve Me’cüc hâdisâtının icmali Kur’ân’da
olduğu gibi, rivayette bir kısım tafsilât var. Ve o tafsilât ise,
Kur’ân’ın muhkematından olan icmali gibi muhkem değil, belki bir derece
müteşabih sayılır. Onlar te’vil isterler. Belki râvîlerin içtihadları
karışmasıyla, tabir isterler.
Evet, 3
لاَ يَعْلَمُ الْغَيْبَ إِلاَّ اللهُ
bunun bir te’vili şudur ki: Kur’ân’ın lisan-ı semâvîsinde “Ye’cüc” ve
“Me’cüc” namı verilen Mançur ve Moğol kabileleri, eski zamanda Çin-i
Maçin’den bir kısım başka kabileleri beraber alarak kaç defa Asya ve
Avrupa’yı hercümerc ettikleri gibi, gelecek zamanlarda dahi dünyayı zîr ü
zeber edeceklerine işaret ve kinayedir. Hattâ şimdi de komünistlik
içindeki anarşistin ehemmiyetli efradı onlardandır. Evet, ihtilâl-i
Fransevîde hürriyetperverlik tohumuyla ve aşılamasıyla sosyalistlik
türedi, tevellüd etti. Ve sosyalistlik ise bir kısım mukaddesatı tahrip
ettiğinden, aşıladığı fikir, bilâhare bolşevikliğe inkılâp etti. Ve
bolşeviklik dahi çok mukaddesat-ı ahlâkiye ve kalbiye ve insaniyeyi
bozduğundan, elbette, ektikleri tohumlar hiçbir kayıt ve hürmet tanımayan
anarşistlik mahsulünü verecek. Çünkü kalb-i insanîden hürmet ve merhamet
çıksa, akıl ve zekâvet, o insanları gayet dehşetli ve gaddar canavarlar
hükmüne geçirir; daha siyasetle idare edilmez. Ve anarşistlik fikrinin tam
yeri ise, hem mazlum kalabalıklı, hem medeniyette ve hâkimiyette geri
kalan çapulcu kabileler olacak. Ve o şeraite muvafık insanlar ise, Çin-i
Maçin’de kırk günlük bir mesafede yapılan ve Acaib-i Seb’a-i Âlemden
birisi bulunan Sedd-i Çinînin binasına sebebiyet veren Mançur ve Moğol ve
bir kısım Kırgız kabileleridir ki, Kur’ân’ın mücmel haberini tefsir eden
Zât-ı Ahmediye (Aleyhissalâtü Vesselâm) mu’cizâne ve muhakkikane haber
vermiş.
Dipnotlar - Arapça İbareler -
Haşiyeler :
1 : Buhari, Enbiya: 49; Müslim, İmân:244,
245, 247; İbn-i Mâce, Fiten: 33; Müsned, 2:336, 3:368 2
: Müslim, Fiten: 124; Müsned, 3:224, 292, 4:216-217.
3 : Gaybı ancak Allah bilir.
|
Lügatler :
Acaib-i Seb’a-i
Âlem : dünyanın yedi
harikası Aleyhissalâtü Vesselâm : Allah’ın salât ve selâmı onun
üzerine olsun Aleyhisselâm : Allah’ın selâmı onun üzerine
olsun Allahu a’lem : Allah en iyisini
bilir azamet : büyüklük
bilâhere : daha sonra çapulcu :
başkasının malını çalan, talan edip yağmalayan din-i
İsevî : Hıristiyanlık dini
efrad : fertler,
bireyler ehemmiyet : değer, önem fikr-i küfrî :
küfür ve inkârcılık düşüncesi
gaddar : acımasız, çok
zulmeden gayet : çok hâdisât : hâdiseler,
olaylar hakikat-i İslâmiye : İslâmın hakikati hakikat-i
Kur’âniye : Kur’ân’ın hakikati
hercümerc
etme : alt üst etme, yıkıp
bozma hükmüne geçmek : bir şeyle aynı hükmü
almak hürmet : saygı hürriyetperverlik :
hürriyetçilik icmal : özet icraat :
uygulama içtihad : dinen kesin olarak belirtilmeyen bir konuda
Kur’ân ve hâdise dayanarak hüküm çıkarma iktida :
uyma inkâr-ı ulûhiyet : her şeyi yaratan bir İlâhın bulunduğunu
inkâr etme
inkılâp
etme : değişme,
dönüşme İsevî : Hıristiyan ittifak : birleşme,
birlik oluşturma
kabile : topluluk kalb-i insanî :
insan kalbi kesret : çokluk
kinaye : bir anlamı üstü kapalı olarak ifade
etme komite : bir maksat için oluşturulan gizli
cemiyet komünist komitesi : komünizmi yaymak için oluşturulan
gizli birlik
lisan-ı
semâvî : semavî lisan, İlâhî
dil maddiyyunluk : dünyada, yalnızca maddenin varlığını
kabul eden, manevî kavramları ret ve inkâr eden felsefî görüş,
maddecilik
mahsul : ürün mahsulât :
ürünler mahveden : ortadan kaldıran
mazlum : zulme uğrayan merhamet :
acıma, şefkat metbûiyet : diğer unsurların kendisine tabi
olma özelliği mezc etme : birleştirme
mucizâne : mu’cizeli bir
şekilde muhakkikane : bir bilgiyi en ince ayrıntılarına kadar
araştırarak elde etme muhkem : hükmü çok açık ve net
olan, yoruma gerek olmayan muhkemat : hükmü çok açık ve net
olan, yoruma gerek olmayan âyetler
mukaddesât : kutsal değerler mukaddesat-ı
ahlâkiye : ahlâka dayanan mukaddes şeyler muvafık : lâyık,
uygun mücmel : kısa, özet münasebet : bağlantı,
ilgi müteşâbih : mânâsı açık olmayan ve yorumlanmaya
ihtiyacı olan âyet
nam : ad, isim namında :
adında râvi : Peygamber Efendimiz hakkında görülen ve işitilen
bilgiler rivâyet eden, nakleden rivâyet : Peygamberimizden
duyulan ve görülen şeylerin nakledilmesi rûhânî : Hıristiyan din
adamı sair : diğer, başka şahs-ı Deccal : Deccal’ın
bizzat kendi şahsı şahs-ı mânevî : belli bir kişi olmayıp bir
topluluktan meydana gelen mânevî kişilik
şerait : şartlar tâbi olma :
uyma tabir : yorumlama tafsilât : ayrıntı
tahrip : yıkma, yok
etme te’vil : yorum
tefsir
eden :
yorumlayan terbiyegerde : terbiye edilmiş,
yetiştirilmiş teşkil etme : oluşturma, meydana getirme
tevellüd : doğum, doğma Zât-ı
Ahmediye : Peygamber Efendimizin (a.s.m.) kendi zâtı zekâvet
: zeki oluş, kurnazlık zir ü zeber etme : alt üst etme, yıkıp
bozma zulüm : haksızlık,
eziyet |