Ve her ölüm, kendi ölümsüzlüğünün destanını yazıyor...
2 views
Skip to first unread message
Cengiz AK
unread,
Nov 9, 2011, 1:47:19 PM11/9/11
Reply to author
Sign in to reply to author
Forward
Sign in to forward
Delete
You do not have permission to delete messages in this group
Copy link
Report message
Show original message
Either email addresses are anonymous for this group or you need the view member email addresses permission to view the original message
to hayat-v...@googlegroups.com, huzunlu-...@googlegroups.com, mahs...@googlegroups.com
Yokuş
aşağı bir yolda, yolun eğimine bırakmış kendimi ilerlerken, Eylül
hüznüyle üşüyor yüreğim ve git gide solan bir maviye benziyor hayat...
Kısa ve öz bir bildirge son sayfada... Bildiren kimliği, bilgilendirmiş sayıyor kendini... Ve bilgilenmiş farzediyor bildirilen kimliği...
Yan yana düşmüş ve sahipsiz bir kaç kelime, boş bir sayfanın iki
satırında ince bir sızı gibi asılı dururken, sessiz bir film gibi akıp
gidiyor hayat, sahneler arasındaki kopukluk anlaşılamadan. ..
Kaç kelime içimize hapsedilmiş sorulara yanıt olabilir ki?
İnadına bir çözümsüzlükle, faili meçhul bir cinayet dosyası gibi tozlu raflara kaldırıldığında aşk; iğreti kalıyoruz...
Muhatabı olmayan her söz kadar anlamını yitiriyor ve şahitsiz kalıyor hayat... Yakamızı bırakmayan bir eksiklik duygusu... Hiç bir yere not düşülmüyor artık hiç bir söz...
Yaşamaktan daha zorlu bir sınav yokken, hangi not belirler, tekrarı olmayan bu sınavdaki başarıyı?
Barikatlar kurulsa da yollar üstüne, ölümün ölümsüzlüğüne uzanıyor bütün yollar... Bir siper ardına saklanıyor kaçak yolcu... Baştan sona yazılamıyor hiç bir masal... Her masal biraz eksik ve biraz yarım...
Bir yıldız kayıyor... Bir kahraman eksiliyor masalımızdan.. . Ve her ölüm, kendi ölümsüzlüğünün destanını yazıyor...
.....
Bir avuç hayal, nafile umutlar gibi akıp gitti hayatımızdan.. .
Parça ve bölüktü... Kırık bir aynaya bakar gibi baktık... İnandık ona da, her yalan gibi... Kırılma noktasını çoktan aşmıştık... Vazgeçilmiş ve tuz-buzken her şey ... Daha fazla kırılamazdık...
Hangi düşten daha gerçektik?
Yaralarımız kadar emin olduk geçmişin gerçekliğinden. .. En çok anımsadığımız, en derin yarayı bırakandı... Her ulaşılamayan kadar sevdik ulaşılmayanımızı. ..
Ve sonra anladık ki; Bir gölge oyunuydu aslında hayat... Düşlediklerimiz düşlediğimiz kadar var oldular... İzin verdiğimiz kadar yaralayabildiler. .. Daha ötesine güçleri yetmezdi... ........
Susuz bir yazın kuruttuğu, solan bir bahçede, en coşkulu yeşilin
izlerini ararken gözlerim, inadına güzün kokusu siniyor üstüme
üstüme...
Esin ARDIÇ
-- Kaç gece bekledim bir telefonunu belki ararsın diye ama yok...
Sen gideli çok olmuş anlaşılan...
Çünkü güller dikensiz kalmış arkanda
Sahi neden gittin sen öyle sessiz ve nedensiz.
Çok mu sevdim seni? Gerçekten çok sevdim veee kaybettim seni kollarımın arasından
Ne çok şiir yazdım sana ama sen yoksun ne anlamı var ki yazdıklarımın Ne anlamı var sensiz bu boş havayı solumanın
Hep ben mi kaybedecektim?