Ben Seni Ecelim Diye bildim Ve Aşkınla Beslenmek İçin Müebbet Yedim...
12 views
Skip to first unread message
Cengiz AK
unread,
Nov 19, 2011, 3:53:05 AM11/19/11
Reply to author
Sign in to reply to author
Forward
Sign in to forward
Delete
You do not have permission to delete messages in this group
Copy link
Report message
Show original message
Either email addresses are anonymous for this group or you need the view member email addresses permission to view the original message
to for...@googlegroups.com, hayat-v...@googlegroups.com, huzunlu-...@googlegroups.com, mahs...@googlegroups.com, siir...@googlegroups.com
Ben Seni Ecelim Diye bildim Ve Aşkınla Beslenmek İçin Müebbet Yedim...
Serin aşk yelleri esiyordu; mesafesi kolları uzantısındaki başının üzerinde…
Tekmil almıştı kalbim; aşk aşk diye çarpmak için… Sen düştün gözlerime ve bütün hayaller unuttu beni…
Mersiyeler söyledim adınla bezensin diye günlerim. Dalgınlığıma geldin, kapatamadım kapıları yüzüne…
Vakit gelmeden kıyama durdu kalbim… Körleşmiş kelimelerim bulamazdı sana
uzanan yolları… Ölmüş şehrin leş kokan sokaklarından kaçmak için sustu
sözlerim... Geceler uzundu ve ben ikiye katladım geceleri… Uyku terk
etti bedenimi ve her dem Aşk’ınla devirdim saatleri… Sağa dönsem sen,
sola dönsem sen…
Nasıl bir vaveyladır eyy! Yırtılıyor bütün perdeler… Korkuyorum
Haziran’a uzanacak bu temaşa… Sen içimdeki hasretten habersiz tutmazsın
ellerimi… Oysa düş/me/lerim bitmez, parçalanır bedenim… Gel diyemem sana
can gibim! Bilmezsin ki ben seni ömrümün eceli diye bildim… Yoo, sakın
korktuğumu sanma! Sen gelince nefesim kesilecek ve bitecek bu mevsim…
Korkmuyorum, gelirsin de ölürüm diye… Ah sevgili! Benim endişem sana
doymadan giderim diye…
Gel diyemem sana yar! Hani gelsen bitecek sanki bu sırrın… Bir baksam
gözlerine yüreğimi saracak yanardağlardaki yangın… Vuslatım olacaksın…
Ama gel diyemem ben sana yar!
Sarayımda yerin ebedi… Ölsem de yıkılmayacak bu aşkın temeli… Ben seni ecelim diye bildim ey sevgili…
Gelirsen ölüm kucaklayacak bedenimi… Gelirsen hülyalarımdaki yüzünle
aydınlanacak tarihi sayfa… Musalla taşında bir nikâh kıyılacak ve ölüm
alnımdan öpecek imzamı attığımda…
İmsak attı şimdi ve iftar vaktim gelmedi… Susma orucundayım hala ve sana
olan susuşum bitmedi… Öyle çok anlatacaklarım var ki sevgili… Zaman
bana yetmeyecek sanki… Oysaki karanlıklarda bile kapanmıyor gözlerim…
Boynuma geçirilen bu zincirlerle Leylalaşıyorum… Zindanım özlemin,
zindanım hasretin ve bu zindanda aşkınla beslenmek için müebbet yedim…
Dermanım kalmadı, tükeniyorum. Ayaklarımda kara lekeler, yüzüm kir, pas
içinde… Kanatacak cisimler batıyor kalbime… Duvarlardan gelen kan kokusu
bayıltıyor… Ziyaretime gelen acımasız şairler kulağıma şiirler okuyor…
Haykırıyor bir tanesi “gel ey aşk!” diye… Ah yar! Senin aşkın bu kadar
haykırışla mı yerleşti benim kalbime? Kaç asır geçti, kaç yıl, ya da kaç
mevsim… Sen belam olmadın mı bez-mi elest de? Tenime dokunan Yar nefesi
değil miydi Mikail’in üflemesiyle? Bütün duvarlarımı yıkan ve bütün
yıkımlarıma sebep olan… Yok/sul/luğuma hep bir adım kala bedenime uçurum
sunan…
Ben seni ecelim bildim sevgili…
Bütün hasletlerimi sana sakladım…
Sen dedim ve yalnız seni sevdim…
Yağmalamaya çalıştılar bir dönem…
Usul usul girdiler hayatıma…
Canıma can diyerek can’sız kaldım…
Terimi kefenimle sildiler de ben elleri diye inandım…
Sustum…
Gecelerin koyu demlerinde yalnızlığıma ve sana ağladım…
Aynalarda görmek istedim suretini…
Ben sensiz gözlerle aynalara hiç bakmadım…
Bakışımda olmadığını düşündüğümde kapattım gözlerimi…
“Ya yoksan gözlerimde!” diye korktum ve bu korkudan a’ma oldum…
Su azizliğinde dirildim sonra…
Firakın ağrılarımı körükledi ben Allah dedim!
Ben seni ecelim diye bildim ve aşkınla beslenmek için müebbet yedim...
-- Kaç gece bekledim bir telefonunu belki ararsın diye ama yok...
Sen gideli çok olmuş anlaşılan...
Çünkü güller dikensiz kalmış arkanda
Sahi neden gittin sen öyle sessiz ve nedensiz.
Çok mu sevdim seni? Gerçekten çok sevdim veee kaybettim seni kollarımın arasından
Ne çok şiir yazdım sana ama sen yoksun ne anlamı var ki yazdıklarımın Ne anlamı var sensiz bu boş havayı solumanın
Hep ben mi kaybedecektim?