2007 yılı Ekim aynda: Önemli bir CHP'li ile yazışmamız da geçen konuyu yorumlayan değerli bir yazışma Arkadaşımın yorumu da dahil

0 views
Skip to first unread message

ahmet dogan Simsek

unread,
Dec 29, 2019, 5:51:48 AM12/29/19
to ahmet dogan simsek, turk-ve-islam-aleminin-lide...@googlegroups.com, görenkalpler, iyi-...@googlegroups.com, Dünya Türk Birliği Gurubu, erzincan-kemal...@googlegroups.com, Bursa Forum, cagd...@googlegroups.com, haber...@googlegroups.com, huryoru...@googlegroups.com, Allahkatind...@googlegroups.com, islamt...@googlegroups.com, karadeniz...@googlegroups.com, irfanmektebi, Hilfer Grubu, Egemen Turkiye, milligo...@googlegroups.com, KelimelerSozler, grup liberal izmirliler, Yeni Şafak, ikincicu...@googlegroups.com, TÜRKİYE İÇİN EL ELE GRUP, İSLAM ve BİLİM, bksimsek, “Baturalp”, Dilara Şeyma Şahbaz, ahmetfuat24, “Ragip Karadayi”, “Mehmet Ali Şadoglu”, mehmet...@hotmail.com, ahmetdog...@yandex.com.tr, Mavi ufuklar, “Gunay Sarihan”, “arican23”, Güneş Ecer, “Sami DİNÇER”, Muhsin Abay, “Sıtkı Sunday Orün”, n_a...@hotmail.com, “Yavuz Kara”, Sergen Ünsal, mnecde...@hotmail.com, Cemal, Hadim-i Müselman, Bey...@hotmail.com, Mehmet Halil Arık, turano...@hotmail.com, ozgur ozgel, “Zübeyr Auf”, isasa...@outlook.com, ali fuat, ren...@hotmail.com, mesrur, “Ömer Seçer”, Musa Alçın, “Zeki Kentel”, “Yakup Musa “

Ahmet Doğan Şimşek'e cevap

Sayın Ahmet Doğan Şimşek 
Bir CHP'liye cevaplarızı zevkle okudum. Olayları irdeleme ve yorumlama kabiyetiniz fevkelade güzel ve sağlıklı. Karşı savları çürüten yanıtlarınız yerinde ve sağlam. 65 yaşınızdan sonra yazmağa başladığınız söylüyorsunuz, ama yazadıklarınıza bakınca, okumaya çok daha önceleri başladığınız ve okuduğunuzu gerçekten anladığınız hemen anlaşlıyor. Özgüven ve katıksız inançız satırlarınızdan fişkiriyor. Gerçeği gören Allahın nadir kullarından birisiniz. Tam burada sizi tenkit etmek istediğim bir konu var. Niçin Avrupa birliği karşıtısınız? Avrupa birliğine tam üye olmanın insanımızın tabii bir medeniyet hakkı olduğunu neden görmüyorsnuz. Yoksa bu konuda yeteri derecede araştırma yapadınız mı? AB'ye girme ile ulusal bütünlüğümüzün mili bilinç ve islami varlığımızın bu potada eriyeceğini mi zannediyorsunuz. Bunu kemalist ve gerici laik savsatacılar da iddia ediyor. Ama sizin gibi sağlıklı düşünen aydın bir insanın böyle düşünmesi kabul edilemez. Türkiye'nin AB'ye tam üyeliğine karşı olanlar, Fransa, Avusturya, Alman Hırıstiyan Demokrat Birliği partisi ve nihayet Yunanistan ve Güney Kıbrıstır. Araştırısanız bunların Türkiye'ye olan garezlerini bulabilirsiniz, bir ikisini ben yazayım. Fransa hala Osmanlı döneminde  sahip olduğu kapitilasyonların peşindedir. Ordu yardımlaşma sayesinde Bursada kurdukları Reno fabrikaları bile onları kesmiyor. İlla THYollarına Eurobus ve Türk ordusuna çakar almaz silah sanayinden satmak istiyorlar. Malum Nato dışı oldukları için bu ticarete bizi zorlayamıyorlar. Birde Kral Fransuva'nın anasının Sultan Süleyman'a yazdığı mektup kompleksleri, inanın hala devam ediyor.  
Avusturya ve Alman CDU partisi karşıtlığı ise hala Viyana muhasarası konusuna dayanıyor. Malum Viyanayı alamadık ama bizim bin atlı akıncılarımız yüzyıllarca bütün Avusturya, ve güney Almanya, Bavyara ve Karaormalar bölgelerini haraca kestiler. Oraların hükümran hanedani Hotburgslar, o bölgelerden halkı bu akıncılara karşı koruyamadıkları için vergi alamazlardı. Bugün dahi o bölgelerde haylaz çocuklar,  umacı yerine " Türken kommen" diye korkutuluyorlar. Böyle büyüyen bir bölgenin insanları tabii türkleri AB'ye tam üyeliğine karşı olur. Yunanistan ve Güney Kıbrıs karşıtlığı ise herkesce malum. Peki bir Türk niye Ülkemizin AB tam üyeliğine karşı olur. 75 milyon nüfusumuz ile Avrupa parlamentosunda bir numaralı söz sahibi olacağımızdan dolayı mı? 
Bir başka konuda, Sn. Erbakan, evvel Allah hala kendini savunacak zihin açıklığına sahiptir. Kimsenin korumasına henüz ihtiyacı yoktur. 
Saygılarımla
Mustafa Balıkçıoğlu             
 
 
Sent: Monday, October 08, 2007 5:19 PM
Subject: [Spam] {liberal-izmirliler.21894} Bir CHP liye asıl cevabım (3)

Cevaplarım Kırmızı ile yazılı şekilde Sayın Ali Nejat Ölçen Beyin yazı paragraflarının altına kımızı yazı ile ilave edilmiştir.

 

Sy.AHMET DOĞAN ŞİMŞEK'İN YANITI'NA YANIT:

 

Sy.Ahmet Doğan Şimşek,  e-mail ile bana ilettiği yanıtında "İtirazınız göreceli olarak haklı görünmektedir.Ama olaylara baktığımızda çok farklı olduğu için bu konuyu (Filistine destek toplantısına karşı 28 Şubat kararını) kendi açımdan size izaha çalışacağım" diyor ve devam ediyor: "Ama gene de bir CHP'li ile anlaşmanın mümkün olabileceğine inanmakta zorluk çekiyorum"

 

Sy.Şimşek'in yanıtındaki mantık yanılgılarını aşağıda kendisine sunuyorum:

 

1. Bu tümcede önemli bir yanılgı var: Kişinin düşüncesi ya doğrudur ya da yanlış. İkisinin ortasında bir durum söz konusu olamaz. Düşüncesi eğer doğru ise, o halde haklıdır. Haklı görünmek , haklı olup olmadığının bilinmezliği anlamına gelir ki, bunu söyleyen kişi, karşısındakine hak vermemekte direniyor ya da haklı olup olmadığında teredüde düşüyor,demektir. O zaman kendisini sorgulaması gerekir. Sy.Şimşek bunu yapmıyor. Düşüncesini sorgulamaya cesaret edemiyor.  Oysa o ihanet (!) belgesinde Başbakan Yardımcısı Erbakan'ın da imzası var. Öyleyse o ihanete Erbakan da katılmıştır. Öyle mi?

 

1) Mantık lokaldir. Evrensel değildir. Klasik CHP düşüncesi ile anlaşma zorluğundan bahis etmemin sebebi de zaten bir yönü ile bu mantık formatlarında gizlidir.

Mantık yerel bir ortamda meydana gelmiş mevcut verilerin koordinatlarını belirlediği bir olgudur. Mesela bizler gündüzün dünyada gündüz gecenin de dünyada gece olarak düşündüğümüz zamanlardaki mantık ile. Günümüzde verilerin yani bilgi girdilerinin değişmesi ile aynı anda dünyada hem gündüz hem de gecedir. Yada bir kısmı gece bir kısmı gündüz dür olgusunu geçmiş deki mantığımız ile izah edemeyiz. Yukarı ve aşağı kavramları mantığımızın düşünce girdileridir. Ama aynı anda dünyanın diğer tarafında ki birisi yukarı kelimesi ile bizim gösterdiğimiz istikametin tam tersindeki bir gök yüzünü göstermektedir. Eğer uzaya açılırsak artık ne yukarı vardır nede aşağı ne doğu vardır nede batı. Bu durumda insanın bir uzay korkusu hastalığına yakalanıp çıldırabileceği söylenmektedir. Örnekler çoğaltılabilir.

Erbakan'ın neyi niye imzaladığını yada imzalamadığını, şerh koyup koymadığını, imzaladı ise kolunun hangi argümanlar ile arkasına bükülüp imzaya zorlanıp zorlanmadığını, tartışmak bir sürü bilinmezli denklemin üzerinden yumurta tokuşturma yarışmasına benzer ki bence konuyu kaybetmekten başka bir işe yaramayacak demagojilere sebep olur. Bence abesle iştigal olur.

Kaldı ki oda imzalamış olsa bile bir hukuk devletinde olaysız bir toplantıya tank ile gidilmesi mantıkla da hukukla da izah edilemez. Hem polis hem yargıç olan askerden de iç politikada felaket dışında hayır gelmez. Böyle bir askerin Hukukçulara brifing verdiği bir ülkede, bu durumu onaylayan partiye de demokrat denmez. Hatta meşru bile denmez.

 

Sincan ilçesinde Filistin'e destek toplantısını savunmanın nedenini anlamak olanaksız.   Bir gerçek ap açık ortadadır, o toplantıda Filistin'in desteklenmesi bahanesiyle, Cumhuriyet düşmanlığı ve şeriat özlemi sergilenmiştir. Toplantıyı düzenleyenler, nankörlük ile malüldürler. Çünkü, Mustafa Kemaller, emperyalizmin işgalinden ülkemizi kurtarmasaydı, o toplantıyı düzenleyenlerden kimlerin bugün adının Agop ya da Michail olacağını kimse bilemezdi. Cumhuriyetin temel ilkelerine ve kurumlarına sataşmaya izin verilmemesi Devletimizin   temel görevleri arasındadır. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, kendisini koruyamazsa, yurttaşlarını da koruyamaz duruma düşer. 

 

Bu gerekçeye de ister yerel ister evrensel mantıkla bakalım. Dünyada eşi bulunmayan hastalıklı Paganist (putperest) bir düşünce olduğunu görürüz. Hastalıklı çünkü iddia siyasi taraflardan birisinin tutarsızlıklar ile dolu boş iddiasından ibarettir. Haddini aşan yasaları çiğneyen kendi uyduruk gerekçelerini paravan olarak kullanan bazı general kadroları biz bu işi İsrail'e laf söyletmeyiz ve İsrail hesabına burayı da biz filistine çevirir Türk oğlu Türk çocuklarının   bir şeylerini belleriz mi demelerini bekliyordunuz.. Devletin rahatça başa çıkabileceği polisiye güçleri ve hukuku ihlal ile böyle bir girişimi gerçekleştirenler resmen vatana ihanet suçu işlemişlerdir. Gerekçeleri de her salataya limon gibi irtica gerekçesidir ki doğru olsa bile yasalar mudahale edebilirdi. Polisler tutuklarken aciz mi kaldı yoksa yargıçların kafasına silahı dayar gibi brifingi gericiler mi   dayadı. Ne mantığın nede hukukun uyarı yok. Demirelin şapkasını alıp gitti diyenlere verdiği bir cevap vardır. Ne yapsaydım yani, benim tankım topumu vardı da karşı koymadım. Şapkamı orada mı bıraksaydım. Demişti. Bu olaylarda laik Demirel de aynı irtica gerekçesi ile kaç defa hükümetten el çektirilmedimi. Yapmayın Lütfen CHP yi daha da umutsuz vaka ya döndürüyorsunuz.

Not: Kaderin varlığı bile bir elektronun  belli bir süre sonra nerede belireceğinin önceden tespit edilmesi ile ispatlandığı bir dünyada. Zamanın bir boyut olduğu ve ve ne olmuşsa başka türlü olamayacağı için öyle olduğunun da artık bilindiği bir dünyada yaşıyoruz. Atatürk olmasa adımızın agop olacağı zırvası da ancak bir CHP klasiği olarak dünyada yönetici elitlerin zırvaları diye bir kitap yazan olursa yazılacak gerçek bir zırvadır. (üstelik çok ilginc olarak adları aynı kaldığı halde içleri agoplaşanların Cumhuriyeti Van daki Ermeni kökenli Rektör ile özdeşleştirirp, Rektörün yargılanması Cumhuriyetin yargılanmasıdır diyenlerde CHP li ler) Zatı alinizi ne kadar tenzih etmeye çalışsam da bu sözlerinizden sonra sonra sizi içine düştüğünüz çok üzücü durumdan artık kurtarmam da mümkün değildir. Kendinizi bu dereceye düşürmenizi her şeye rağmen kabul edemiyorum. Ama demek ki insanların içinde daima bir altın buzağı yontup kendi yapıp kendi tapan pagan bir damar bulunuyor. Türkiye deki versiyonunu da CHP temsil ediyor demek ki.

Sy. Şimşek, bir CHP'li ile anlaşmanın güç olduğunu belirtiyor. Cumhuriyete ve onun kazanımlarına karşı çıkmaya heveslenen herkes, bu güçlüğü çekmek zorundadır.

 

Bu cümle çok kullanılıyor. Cumhuriyetin kazanımlarından halkımızın payına düşenlere bir bakalım. Türkiye ye bir çivi çakmayıp sadece Laiklik üzerinden patronluk taslayan. Köprüye hayır, Baraja hayır,işe aşa katkısı olmadığı gibi tüm projelere hayır diyerek kendi uydurdukları sloganlar ile milletin başına bela olmuş ve ülkeyi geri bırakmış hem kalkınmanın hem de demokrasinin gelişmesinin önündeki en büyük engel. Şimdiye kadar tüm niza ve kavgaların kaynağı buyurgan CHP yi mi Cumhuriyetin kazanımı sayacağız. CHP tek başına cumhuriyet, Türk milleti ise onun tebası. Eee ne anladık şimdi bu cumhuriyetten. Zaten yetkileri elinden alınmış padişahı kovduk CHP li azınlık padişah oldu başımıza.

Ne aş derdi var ne iş. Arada bir siz ne işe yararsınız hemşerim demeye kalkana da vay gerici vaaaar diye yaygara.

Rahmetli Neyzen Tevfikin lisanı ile.

Türkü yine o türkü sazlarda tel değişti.

Yumruk gene o yumruk varsa bir,el değişti.

Dün padişahımız efendimiz adına bizi kim dövüyordu ise şimdi Atatürk adına aynı ekol dövüyor. Birde bizlere ayetlerle nasihat veriyorlar. Sanki ben inanmıyorum ama sen inanan olduğun için bize kafa tutma Allah sizi yakar öcüüü der gibi.

Gülsek mi ağlasak mı bilmem.

 

2. Her hangi bir belge ve kanıta dayanmadan, kişi ve kurumları suçlamak, karalamak, İslami ilkelerle bağdaşır mı, sy. Şimşek'in bunu düşünmesi gerekir. Yanıtında şu ağır suçlama  var: " ABD+İsrail ve AB birlikteliği planlarını gerçekleştirmek için CHP'nin ve CHP bürokrasisi ve ordusu haline gelmiş anti İslam güçlerin kontrolünde sürdürülecek bir plan yapmış oldukları anlaşılmaktadır" " (Türkçemizin yanlış kullanılması bize ait değil).

 

Efendim ben 65 yaşından sonra yazı yazmaya kendisini zorunlu his etmiş bir ssk emeklisiyim.

Türkçe yazım kılavuzu konusunda bir iddiam yok çünkü yazar değil düşünürüm. Bu konuda beni tenkit edenler her ne kadar haklı olsalar da zarfa takılıp mazrufu fark edememe riskine de maruz kalırlar.

Ancak yazılarımı yazım kuralları açısından savunacak durumda olmadığımı kendimde bildiğimden söyleyebileceğim tek şey bir deyimimiz olacaktır. Benim adım Hıdır, Elimden gelen budur. Deyimi.

Koskoca Cumhuriyeti kuran parti. Kerli ferli Generaller ve yüksek mahkemelerin üyeleri bir araya gelip. Dost bir halka yapılan zulmü kınayan halkın üzerine tank sürerek millete başka bir devlet adına göz dağı verirken Önce savcı araştırsın delil toplasın sonra suç belgeleri bulursa dava açsın polis tutuklasın askerde edebinle kışlasında oturup sonucu beklesin sonra gerekirse ve kendilerine ihtiyaç varsa ortaya çıksın demenler. Benim bir kısım parçalardan meydana getirdiğim yap bozumun (puzle min) ortaya koyduğu güçlü olasılık teorimi peşinen mahkum edin. Hanım yaparsa kaza hizmetçi yaparsa ceza. Üstelik benim çizdiğim kuvvetli olasılık teorisi CHP nin ve Generallerin aslı astarı olmayan bayat irtica teorisinden çok daha kuvvetli görünüyor.

 

Eğer böyle haince bir plan hazırlanmışsa, Sy. Şimşek'in bu planı görmüş olması gerekir. Bu plan nerededir? Kendisinin zihninde bir kuşku mudur? 1950 sonrasında bu güne kadar, 57 yıl içinde CHP hiçbir zaman tek başına iktidar olmadı. Koalisyon ortaklığı ise iki kez   2 yıldan az sürebildi.  Şimdi kim iddia edebilir ki, CHP'nin bürokrasisi ve ordusu var? Eğer böyle bir planı hazırlamışsa (ki olanaksız) hangi iktidar uyguladı da, bugün sy.Şimşek'in yakındığı duruma ülkemiz sürüklendi?  CHP'nin koalisyon hükümetinden sonra hangi iktidar?  Sy.Şimşek'in bunu açıklaması gerekir.

 

Bu arkasına saklanmakta ustalıkla uzun süre kullanılmış bir paravan cümledir. CHP hiç iktidar olmadı cümlesi. CHP gerçekte daima gerçek iktidardı. Seçilenler ise hiç iktidar olamadılar.

 Türkiye de Belki sadece DP nin ilk dört yılı utangaç bir iktidar denemesi olmuş sonları da idam olmuştur.  Ülkemizin idari yapısı şöyle dizayn edilmiştir. Patron ve mutlak Ağa CHP dir. Yapılacak işlerden sorumlu kahya ise seçimle gelen iktidarlardır. Kullanılır ve atılırlar. Devletin işlerine karışmaları yasaktır. Bu yüzden CHP nin seçim kazanmak diye bir gailesi yoktur. Barajı aşamayıp meclis dışında da kalsa iktidar odur ve devletin tüm kadroları yandaş kadrolardır. Bu Atatürk'ün ölümünden beri kesinlik kazanmış bir durumdur.

 

3. Sy.Şimşek yukarıya aktardığımız suçlamasıyla yetinmiyor, " Karşı kültür, Milletimizi AB'ye koyun gibi sürer-ken, koyun köpeği olarak CHP'yi kullanıyor", diyor. İslam dinine duyarlılığı olduğunu söyleyen kişi, böylesi düzeysiz   suçlamalara nasıl girişebilir? Nahl Suresinin 105.Ayeti bunu şöyle belirliyor: Hem yalan söyleyecek ve hem de Tanrı'nın Ayetlerine inanacaksınız. Sy. Şimşek bu Ayete göre "yalancı" durumuna düşecektir, eğer düşüncesini kanıtlayamazsa. Ayrıca "karşı kültür" dediği nasıl bir kültürdür, bunu açıklarsa öğrenmiş oluruz

 

Bakın işte tam burada haklısınız. Nasılda bu derece yanıldığımı fark edemedim. Tövbe Ya Rabbim.

Allaha tövbe eder ilgililerden de özür dileyerek cümlemi düzeltiyorum. Millet olarak top yekün hepimizi koyun gibi AB ağılına süren ABD aslında koyun, yada çoban köpeği olarak CHP yi değil AKP yi kullanmaktadır. CHP ye verilen görev Uzaktan kurt ulumaları sesi çıkararak koyunların kurulu paravanların koruması içinde AB mezbahasına daha hızlı ilerlemesini sağlamak ve çoban köpeklerini de korku ve can havli ile düşünmeden sürüyü istenen yere doğru sürmesini sağlamaktır. Olması gerekirken kurtla köpeği karıştırmışım. Ama bunlar beni cehenneme atar mı bilemem de. CHP canibinden ayet ile ikaz edilmek yok mu bu beni kahrımdan öldürebilir.

Neyse ki siyaset düşünürken referans olarak Kurana dayanmıyorum ve doğrudan akıl ve basiretin gösterdiği realiteye bakıyorum. Yoksa CHP nin bir bedduası ile çarpılır giderdim. Tabi gene de çarpılmazsam.

Ancak yalan da söylemiyorum. Eldeki veriler ile görüşümü söylüyorum. Dedim ya ben savcı değilim. Devletin tüm istihbaratı da bana done aktarmak için çalışmadığına göre açık istihbarat kaynaklarından ne devşirdimse onların ortaya koyduğu görüntüyü yansıtıyorum. Bu bir tezdir ve ben kendi tezimi sunuyorum. Tezime karşı Ayetle cevap pek de mantıklı olmadığı gibi CHP nin içine düştüğü acziyetin bir göstergesi olarak da görülebilir. Elbette CHP de Dindar Müslümanlar da vardır. Ama ben onları Müslüman müşterileri dükkana çekmek için Yahudi marketine asılmış Besmele levhası gibi görüyorum.

Tabi ki onların dinleri onlara benim dinim bana. Onlarda bana aynı isnatlarda bulunabilirler. Tamamen göreceli bir durum. Ben kendi görüşümü beyan ile sınırlıyım.

 

4. CHP, uluslararası ilişkilere ve bu arada AB'ye, ülke çıkarlarının korunması koşuluyla  ılımlı yaklaşabilir. Fakat, İslam'a duyarlılığı olduğu söylenen siyasal iktidarlar gibi boyun eğmez, eğmemiştir ve kapı aşındırmanın küçüklüğüne razı olamaz, olmamıştır. Ülkemizi sömürgeleşme sürecine sürükleyen ve sy.Şimşek'in haklı olarak yakındığı kararların büyük bölümü dinci, gerici ve sağcı siyasal iktidarlar tarafından alınmış, uygulamaya konulmuştur. AB ile görüşmelerin başlanacağına ilişkin karar, İslama saygılı (!) kadrolarca, fener alaylarıyla kutlanmadı mı?

 

Kutlanmaz tabi ama kazığa oturtularak ve derisi yavaş, yavaş yüzülerek öldürülecek idam mahkumuna   seni kurşuna dizeceğiz deseler, oynamak ne kelime müzik bile besteler. Milletimiz açısından CHP Egemen güçlerin halkımıza gösterdiği ölümdür ki AB ye girip sıtmaya razı olsunlar. CHP nin onurlu katılım dediği yerin kuralları bellidir. AKP aradan bazı konuları kaçırmaya kalkınca mesela zinaya ceza homoluğa daha az tolerans falan gibi Onurlu CHP hemen AKP nin sahtekarlığını AB ye duyuracak şekilde bağırıp bakın zinaya ceza kesecekler diye ihbar etme işleri ile onurlanıyor gariplerim.

 

5. Sy.Şimşek'in Erbakan'ın 150 kilo altının sahibi olmasını, Refah Partisi'nin parasal kaynaklarını zimmetine geçirmesini savunmasında da mantık yanlışlıkları var. Şunları yazıyor e-mail iletisinde:

 

"Erbakanı'ın altını bilmem kimin bankası. Bu savaşta konusu olacak şeyler değil. Herkesin parayı çaldığı bir ortamda kimin ne olduğu ve nereden bulduğu çok tartışılan ama aslında asıl konuları perdelemekte kullanılan sis bombalarıdır" diyor.

 

Kazan kazana dibin kara demiş. Oda senin dibin daha kara demiş hikayesi. Erbakanın partilerinin kapatılması milletimiz tarafından asla haklı bulunmamıştır. Aldığı oylarında yok sayılması zaten gayri hukuki ve gayri ahlaki despot bir durum olarak sistemin ayıpları hanesine yazılırken ekonomik olarak da bir daha toparlanamamaları için yeşil sermaye iddiaları ile tüm taraftarları iflas ettirilmiş partisine verilen oyu oranındaki yardım ise geri alınmak istenmiştir ki tekrar parti kuramasınlar diye. Olaylar ise tamamen karanlıktır. Haberler kartel medyasının haberleridir ne kadar doğrudur ne kadar yalan bilinmemektedir. Buna mukabil bu iddiaları ortaya atanların yani CHP nin Atatürkün mirası diye kendilerine bırakılan ve Partiyi kıyamete kadar ayakta tutacak yüklü paranın kaynağı nedir.

Atatürk'ün mirası soruyu cevaplamıyor. Bu kadar yüklü parayı Atatürk nereden bulmuş. Sakın Hindistan Müslümanlarının halifeyi esaretten kurtara bilmek için toplayıp gönderdikleri Hindli fakirlerin parası olmasın. Bu servet demokrasimiz açısından partiler arası haksız rekabet değimli dir.

Kısaca sırça köşkte oturanların başkasının camını taşlaması pek de akıl karı değildir.

 

Ne denli yanlış: Herkesin para çaldığı bir ortamda, Erbakan'ın nasıl 150 kilo altın sahibi olduğunu merak etmek, asıl konuları perdeleyen sis bombası imiş. Batı'ya karşı olacaksınız ve kaç bin dolar ve markınız olduğunu

 

Onun hesabını ben bilmem ama bildiğim bir şey var meşruiyetini ispatlayamasa derisi yüzecek kadar acımasız CHP li hukukçular var bu ülkede. Üstelik pek çok askeri ve mülki yada diğer bürokratlarımızın servet beyanlarını CHP neden hiç merak etmez. 28 şubatın generallerinin emekli olunca gittikleri işbirlikçi banka ve bankerlerin hepsi devlet ile mahkemelik ama onların dokunulmazlığı olmalı ki kimseden ses yok CHP den zaten yandaşlara ses çıkmaz.

 

servet beyanında açıklayacak, bundan  rahatsızlık duymayacaksınız. Bu ne tür ahlak anlayışıdır, anlamak olanaksız. Faize karşı çıkacak ve fakat devletten alacağınızın faiziyle birlikte ödenmesini isteyeceksiniz. Erbakan'ın İslam dinine saygı duymadığını kanıtlayan sayısız örnekler basında yer almıştır. Zaten kişi dini siyasette araç olarak kullanıyorsa, o dine saygı duymuyor demektir.

 

Sy.Şimşek,  bununla yetinmiyor, "Kaldı ki idealistlerin bu paraya ihtiyacı vardır" diyor. Kişi hem idealist olacak, hem de para çalacak, hangi din bunu uygun bulur? Şimdi gene sormak gerekir: Sy.Şimşek'in idealist dediği kişiler, Necmettin Erbakan'ın zimmetine geçirdiği paradan yararlandılar mı?

 

Dedim ya mahkemeler vicdanları tatmin etmezse verdikleri kararlardan milyonlarca seçmenin oyu ve iradesi gasp edilmişse aynı seçmenin yeniden istiklal savaşı verecek ve vatandaş olarak varlığını ispat edecek imkanları meşru yollardan araması gerekir. Ama devletin verdiği mesaj size hayat hakkı vermiyorum şeklinde bir despotluk ise. O zümre açısından hukuki yollar tıkandığı takdirde hukuksuzluğa karşı hukuksuzluk da meşruiyet kazanır. Bu benim şahsi içtihadımdır. Anayasaya sokacak tankım topum ve bir kuru başımdan başka kimsemde olmadığına göre benimki de züğürt tesellisi olsa gerek.

Yukarıda söylediğim CHP nin iş bankası hesabının açıklığa kavuşturulması çok daha önemlidir diye düşünüyorum.  

 

Bir ülkede gerçekler perdeleniyor ve   sorumlu katlara tırmanmış kişiler servetinin hesabını veremiyorsa, onlar sadece toplum karşısında değil, kendi vicdanları karşısında da suçludurlar ve bu satırları yazan kişinin (A,N,Ö.'in) ilkelerine göre adi ve pespayedirler.

Cümleyi karışık yazmışsınız kim kimdir anlaşılamadı. Cümle sizinse güzel bir cümle. Benden alıntı ise güzel yazmışım. Sizin ilkelerinize göre yukarıda sözü geçen kişiler pespaye ise. Bende katılıyorum doğrudur.

Satırları yazan pespaye ise. İlkelerinizi gözden geçirin derim.

Yok böyle şey yok da iftiradır diyorsanız. Önce 28 şubatın bazı paşalarının emeklilikte çalıştıkları yerlere. Lockhaid skandalının rüşvetinin neden sadece Türk ordusu tarafından açılanmadığına 12 eylülün Hv.K.K. Tahsin Şahinkayanın dünyanın sayılı en zengin generali oluşuna kadar pek çok örnek karşınıza çıkar ki bu konuyu eşelemenizi tavsiye etmem.

 

5. Madem ki, İslam dini saldırı karşısındadır, bu durumdan yakınmakla ve ilgili ilgisiz kişi ve kurumları suçlamakla  sonuca ulaşılır mı? Batı dünyasının işini kolaylaştırmaz mı bu? İslam dinine saygı duyanların bütünleşmesi gerekmez mi. Sy.Şimşek, bir biriyle dost olan iki İslam ülkesi gösterebilir mi? Kuveyt'i Saddam'ın saldırısından kurtaran ABD askerlerinin postalını öpen Kuveytlileri TV ekranlarında sy.Şimşek görmüş olmalıdır

 

Ben bunları çok detaylı olarak Yazılarımda inceledim ve yadım. Önce postal öpenler Kuvey değil yurdunu savunan Iraklı askerlerdi. Şimdi tekrar bu uzun konuya girmek bana zor geliyor. Sadece Iraktaki postal öpenler ile Karabağda az bir Ermeninin önünden kaçtığı söylenilen bir milyon Azerinin. Beyinlerinin içinde, Kaçan kurtulur. Kaçan kurtulur  diye subluminal yayın yolu ile yeni bir teknolojinin uygulandığı gözden kaçırılmamalıdır. Hatta Tanrı ile konuştuğunu sanan W.Bush un da aynı teknoloji ile kafasındaki sesi tanrının sesi sandığı gibi bir sürü konu var. Iraktada o secde eden askerlerin durumu doğal değildir. Ama Atatürkün izinde olduğunu söyleyen CHP lilerin bu gibi konular ile ilgilenmeleri   adetleri değildir. Onlar Nükleer santrala her türlü ilerlemeye karşı kahraman laiklik savunucularıdır!

Ayıp olmasa sevsinler sizi emi diyeceğim. Resmen günümüz şartlarında artık basit bir çocuk kadar bile düşünme yeteneğinden yoksun kalmış kişilerin toplandığı, sanki parti değil de 1930 model mutasyona uğramış oryantal   insanlar müzesi mübarek CHP.

 

Sözün kısası, bilime, teknolojiye, çağın gelişme koşullarına sırtını dönen kavimler hangi din ve ırktan olursa olsun, köleleşmeye mahkumdur. Anadolu'da bunu ilk gören ve kurumlarını oluşturan, kişi Mustafa Kemal Atatürk'tür ve sy.Şimşek, bugün Ali Nejat Ölçen ile tartışıyorsa bu Mustafa Kemal Atatürk'ün sayesindedir. bugün Türkiye, bilimde, sanatta, sporda Batı ile boy ölçüşebiliyorsa, bu Mustafa Kemal Atatürk'ün devrimleri sayesindedir. Tüm öteki İslam ülkeleri, bilimde, teknolojide, yönetin tekniklerinde Türkiye'nin gerisinde kalmışlarsa, bunun nedeni, "laiklik" ilkesini özümsememiş, dinsel oligarşiyi sürdürmüş olmalarıdır. Burnumuzun ucunda İsrail ile Filistin arasındaki farkı göremiyorsak, emperyalizm karşısında daha uzun süre yakınmakla zaman yitireceğiz demektir.

 

Atatürk'ün Cumhuriyet fikri hür, vicdanı hür nesiller ister derken kasıt ettiği Benim mezarıma gelip öte aleme seslenecek post modern putperest, dervişler ve tapınakçı meczupları kast etmediğini anlayamamak için dahi CHP li olmak gerekiyor demek ki. Atatürk   ideolojim olan bilimi ve ilmin fennin ışığını adıma kuracakları kendi uydurdukları Kemalist tarikatın dervişliğine çeviren, değişen ve gelişen dünyayı takip etmekten aciz. Kendilerini sloganlar ile sınırlamış despotlar ve tiranlar ister demediği ise açıktır sanırım. Tabii ki anlayana. Ülkemiz dünkü eyaletlerinden geri kalmaya başlamışsa bunda herkesin özeleştiri yapması gerekir sanırım. sy.Şimşek, bugün A, N, Ö, ile tartışıyorsa bu cümleniz benim fazla tevazu gösterdiğimi gösteriyor. Hani derler ya ,fazla tevazu gösterme sahi sanırlar diye. İşte onun gibi.

Sayın Ö. eğer batılı ülkelerin birinde bir partide bulunsanız bu sözleriniz sizin karizmanızı çizer siyasi intiharınız olurdu.Çünkü

 

Batıda ne dedi derler. Doğuda ise kim dedi derler.  Siz tipik bir doğulu profili gösteriyorsunuz.

    

Yani sözü söyleyenin titılı, kariyeri, kim olduğu değil, sözün kendisi önemsiz yada önemlidir.    Sizin kendinize ait ne bir kimliğiniz nede fikriniz bile yok. Varlığınızı Atatürk'ün artık toprakla özdeşleşmek dışında bir iddiası olmayan cenazesi üzerinden ispata çalışan   bir tür mezar soyguncuları durumuna düştüğünüzü ve kendinize ait fikirler üretemediğiniz için belli bir zaman ve mekanın oluşturduğu şartların ürettiği bir dahiyi tüm zamanlara ve mekanlara teşmil ederek ve hayalleriniz de bir Türk kahramanından, Yunan ilahlarından biri gibi bir ilah üreterek   onu tabulaştırıp dışarıya serçe içeriye şahin olmanın ilanihaye mümkün olamayacağını bile fark edememek durumundaki zatı alinizi kutsayıp halka bidon kafalılar diyen zavallıların durumuna düşmenizi asla istemem.    Bu fakir ise gözünde sultan ile hamalın eşit olduğu, kişilerden ahlakı, aklı ve izan'ı olanın daha değerli olduğu, kendisini ne kimseden yukarıda nede aşağıda hissetmeyen Fikri hür vicdanı hür irfanı hür kişilerin gerçek insandan sayıldığı düşüncesine sahip bir gariban kişiyim Benden büyük sadece Allah benden küçük ise sadece gene ben daha küçüğü olmayan bir kişiyim vesselam.

                                                   

Sy.Ahmet Doğan Şimşek'e bu yanıtı iletip iletmemekte   uzun süre kararsız kaldım. Bu kararsızlığım, kimseyi gücendirmeden, gerçekleri nasıl açıklayabilirim kaygısından kaynaklanmıştı. İslam dünyasının gerçekleri görmesi ve kendisini sorgulaması, gerekir.   Din'in sadece bir inanç sorunu olduğu  onu bilimsel bulgulardan bağımsız kabul etmenin gizini yakalamayı İslam dünyası becerebilmelidir. 600'lü yıllarda, Mutezile akımıyla bunu becerebilmişti. İslam dünyasının Mutezile akımına gereksinimi olduğunu düşünüyorum. İslam'da Karanlığın Başlangıcı adlı kitabımda bunu yeterince incelediğimi sanıyorum. Eğer sy.Şimşek bu kitaptan edinmek istiyorsa, mevcudu kalmadığı için, bir fotokopyasını kendisine sunabilirim.

 

Doğrusu bende pek gerek Sünniler gerekse Şiiler açısından pek öyle uslu bir çocuk sayılmam. Üstelik aykırı ve aşırı fikirlerin hepsi ilgimi çeker. Mutezile konusunda fazla bilgim yok eğer PC nizde varsa ve forwed ederseniz sevinirim. Ama fotokopi ile uğraşmanızı isteyemem. Bu konuda internette yeterli doküman bulabileceğimi sanıyorum. Ayrıca vakit ayırıp ilgilenemediğim bazı eserlerde kitaplığımda hala duruyordur sanırım. Tabi sizin yazınızda ilgimi çeker.

İslam dünyasının gerçekleri görememe gibi bir sorunu olduğunu sanmıyorum. Birinci dünya savaşını Türkiye ile birlikte tüm İslam dünyası da kaybetti. Ve Türkiye ye el koyan beynelmilel siyaset senyörlerinin adamları kimler iseler (gerçek anlamda) dünya İslam devletlerine de onlar el koydular. Meşhur sözdür veyl mağluplara. Dünyayı titreten Türk sarıklarını çıkarttırıp mandrake şapkası ve kuyruklu ceket bile giydirdiler. Kendi aralarında aşağılayıcı bakışlar ile ne haber der gibi seyir ettiler.

Bizde maymunların aldığı aferin ve muzları almış gibi keyiflendik gitti. Ben şahsen batılıların baktıkları bakış açısından kendimize baktıkça bu durumdan övünenlerin aksine büyük bir utanç duyuyorum. Üstelik hala zorunluluk olduğu halde artık alıştık tepki vermeyiz diye şapka ile aşağılanmıyoruz. Şimdide kanuni mecburiyet ile değil de kanunsuz baş örtüsü yasağı ile aşağılıyorlar Türkleri. CHP liler de olmayan akılları ile bir iş yaptık sanıyorlar.

 

İslam dininin kurucusu, yer yüzünün ilk büyük devrimcisidir. Ve bu din, büyük devrim olarak doğmuştur. Eğer   İslam dininin kurucusu olan o büyük insan şimdiki durumu görseydi, belki de pişman olurdu.  Bu dinin Asr suresinden uzaklaşmasının her an çirkin örneklerini görür ve Hücurat suresinin 14.Ayetini  o dini siyasete araç yapan bezirganların suratına çarpardı."Müslamanız diyorsunuz, fakat Islam kalplerinize girmemiştir" derdi.

 

Biraz İslam açısından komik olmuyor mu. Yabancı oryantalistlerin tabiri ile Muhammed bu kitabı yazdığına belki de pişman olurdu demek! İnsan dilinin altında gizlidir. Sözler mızrak gibidir çuvala sığmazlar. Hz. Muhammedi över gibi peygamber değil de kuranı kendinden yazan usta yazar ve sahtekar der gibi. Üstelik ben o ayetin bedevilere yani yeni deyimle proletaryaya başka bir deyimle CHP lire daha fazla hitap ettiğini düşünüyorum. Çünkü CHP içinde biz de inanıyoruz   diyenler var ve tıpkı o bedevilerin durumundalar. Bedeviler gelip iman ettik dediler. De ki iman ettik demeyin, Belki Müslim olduk deyin , Çünkü iman gönüllerine yerleşmedi.

                                                                                                          

Saygılarımla.

Dr.Ö 

 

Saygı Bizden efendim Bilmukabele ve selamlar.

A.D.Şimşek

Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages