[İbrahim]: "Ben," dedi," küfrün egemen olduğu bu ortamı terk ediyor ve Rabb'ime yöneliyorum:
O bana izlemem gereken yolu elbette gösterecektir."
İbrahim, öz yurdunu terk edip Filistin'e yerleşince,
"Ey Rabbi'm, bana hayırlısından bir evlat bağışla!" diye yalvardı.
Biz de ona, İsmail adında çok şefkatli ve yumuşak huylı bir çocuğunun olacağını müjdeledik.
İlâhî müjde gerçekleşti ve İbrahim'in ikinci hanımı Hâcer'den bir çocuğu dünyaya geldi.
İbrahim, bir süre sonra Allah'ın emriyle eşi ve çocuğunu Mekke'ye yerleştirdi.
Yıllar sonra İsmail, İbrahim'in yanında yürüyüp koşacak ve denileni anlayıp uygulayacak çağa ulaşınca,
babası onu karşısına aldı ve "Sevgili yavrum!" dedi,
"Ben, üç gecedir üst üste rüyamda seni kurban ettiğimi görüyorum.
Sen de bilirsin ki, Peygamberlerin rüyası Allah'tan gelen açık bir emirdir
ve mutlaka yerine getirilmesi gerekir. Bir düşün sen ne dersin buna?"
İsmail hiç tereddüt etmeden, "Sana Allah tarafından emredilen neyse onu yap, babacığım!
Benim için endişelenme. Göreceksin, Allah'ın izniyle buna sabredeceğim!" dedi.
Böylece, ikisi de Allah'ın emrine tam bir teslimiyet gösterdiler;
İbrahim oğlu İsmail'i boğazlamak için yüzüstü yere yatırınca,
İşte tam o sırada, ona "Ey İbrahim!" diye seslendik:
"Rüyanda sana vahyettiğimz buyruklara bağlı kaldın!
Biz de bunun karşılığında, sana evladını bağışladık ve ikinizi de en yüce makâma yükselttik!
İşte biz güzel davrananları böyle ödüllendiririz.
Doğrusu, bu gerçekten müthiş bir imtihândı! Ve ibrahim, en değerli varlığını
Allah yolunda fedâ edebileceğini göstererek bu imtihânı kazandı.
Biz de, İsmail'in kurtuluş fidyesi olarak İbrahim'e büyük bir kurbanlık koç verdik.
İşte o günden beri mü'minler, Allah yolunda her şeylerini seve seve feda etmeye hazır olduklarını göstermek üzere,
kurban bayramında kurban keser, böylece ataları İbrahim'in izinden gittiklerini gösterirler.
Böylece Biz, Onun sonraki nesiller arasında kıyâmete kadar övgüyle anımlasını sağladık:
O hâlde, selâm olsun İbrahim'e!
Güzel davrananları, işte böyle mükâfatkandırırız!