Gurdjieff'in kitabindan bir alinti!!! /Sufi Dervis ve yapay nefes teknikleri

488 views
Skip to first unread message

Fatma CAN

unread,
May 31, 2010, 5:42:26 PM5/31/10
to HIKMET ATOLYESI
 

Yapay nefes alma tekniklerinin zararları hakkında bir deneyim

Paşanın oğlu Alman askeri okulunda öğrenciydi. Bana gelip yardım etti. Bu kişi benim daha sonra candan bir arkadaşım olacak olan EKİM bey idi. Genellikle diyaloglarımız her türlü konuyu kapsardı, fakat çoğunlukla felsefik bir hale dönüşürdü. O yıl Ekim bey Almanyada ki askeri okulu bırakıp tıp okuluna girdi. Bu süreçte Ekim beyin içsel kanaatleri değişmeye başladı ve ordudaki kariyerini bitirmesi kanaatine vararak bu süreci noktaladı.
Aradan 4 yıl geçmişti.
Bir gün kafkastayken kendisinden bir fizikçi olduğunu bahsettiği bir mektup aldım. Kendisi beni görmek istiyordu. Aynı zamanda uzun zamandan beri görmek için sabırsızlandığı kafkasları merak ediyordu bana ne zaman ve nerede buluşabileceğimizi soruyordu. O yaz ben Suramda yaşıyordum. Paris için alçı obje işi ile uğraşıyordum. Ekim bey kendisini sabırsızca beklediğimi ifade eden bir telgraf gönderdim. Bir kaç gün sonra Ekim bey geldi. O yıl Pogossian, Yelov ve Karpenko Surami yazı geçirmek için gelmişlerdi. Üçü benim çocukluk arkadaşımlardı. Ekim Bey?e geldiğinde çok kısa zamanda kaynaşarak sanki çok uzun zamandır tanıştıkları eski bir dost gibi kolayca anlaştılar. Tüm yazı Suramda geçirdik. Genelde yürüyerek çevrede küçük geziler yapıyorduk. Suram dağına tırmandık. Borzhon?n çevresini araştırdık. Ekim bey bu koşullarda bizimle bir kaç ay beraber oldu.
Dördümüz, Pogossian, Yelov, Karpenko ve Ben o zamanlar Rus Prens Yuri Lubovedsky tarafından yapılan bir öneri hakkında tartışıyorduk. Bu öneri prensin grubuna  dahil olarak Nahçıvanın şehirlerinden başlayarak İrana geçmek oradanda İran körfezine doğru yolculuk yapmaktı. Bu tartışma ve bu gezi Ekim beyin ilgisini çekmişti. Bu düzenlenecek geziye katılmak için Prensin grubuna dahil olmak için izin alıp alamayacağımızı sordu. Daha sonra görüşmelerimizde bu durum kabul gördü. Gezi ile gerekli düzenlemeleri yaptıktan sonra takip eden yılın Ocak ayının ilk gününde gezimize başladık. Gece Nahçıvandan ayrıldık. Grubumuz 23 kişiden oluşuyordu. Hepimizin arkadaşları vardı. Bu arkadaşlardan bazılarına bu kitabımın belli bölümlerinde yer verdim. Kafilemiz Tebrize doğru gidiyordu. Aradan on gün geçmesine rağmen önemli bir olay olmamıştı. Fakat tebrizi daha yeni terk etmiştik ki bir olay meydana geldi. Detaylarını birazdan açıklayacam. Bu olayda Ekim bey aktif bir rol aldı ve derin bir merakla bu olaya yönlendi. Aynı zamanda bu olay benim dış dünyaya bakış açımı tamamen altüst etti ve değiştirdi.
Tebrizdeyken biz bir sufi derviş hakkında konuşulduğunu duyduk. Bu derviş sanırım sıradışı mucizeler gösteriyordu. Bir süre sonra gezimiz esnasında karşılaştığımız bir ermeni rahipten bu sufi derviş hakkında ilginç bilgiler aldık. Sufi derviş hakkında merakımız arttı, grup olarak karar aldık gezi planımıza bir süre ara vererek kimdir bu sufi? Ne iş yapar? ve biz kendimiz için ne bulacaktık sorularına cevap aramak için dervişin yaşadığı yere doğru yöneldik. Yolculuğumuzun 13. yorucu gününde geceyi iranlı veya kürt çobanların evlerinde geçirdikten sonra en sonunda sufi dervişin yaşadığı köye geldik. Direkt olarak dervişin evine yöneldik. Evi köyün biraz ötesindeydi. Evinin yanındaki ağaçların gölgesinde ona gelen insanlarla konuşuyordu. Yaşı epeyce ilerlemişti ve eski püskü elbiseler giymişti. Yerde bağdaş kurarak oturmuştu. Çevresinde bir kaç genç iranlı vardı. Daha sonra bu kişilerin onun müridi olduğunu keşfedecektik. Kafile olarak onun yanına yanaştık ve sufi dervişe onun bereketinden yararlanmak istediğimizi ifade eden bir soru sorduk. Daha sonra grubumuz onun çevresinde yarım daire formunda oturdu.
Diyaloğumuz başladı.
Bir soru sorduk ve derviş cevapladı, daha sonra o bize bir soru sordu. Önce bize soğuk davrandı ve çok az ilgi gösterdi, fakat daha sonra bizimle biraz daha hatırı sayılır uzaklıktan konuşmaya devam etti. Daha candan yaklaştı. Sufi derviş kendini çok basit ifade ediyor ve boyasız bir dil kullanıyordu. Kişisel olarak derviş hakkındaki başlangıç izlenimim onun cahil ve bilgisiz biri olduğuydu. Avrupalıların ifadesi ile eğitimsiz denilecek biriydi.Derviş ile yaptığımız diyalog farsçaydı. Grubumuzda benim dışımda Dr.Sarıoğlu ve bir kişinin daha farsçası vardı. Fakat bu kişinin farsçası akıcı değildi. Sonuç olarak Dr.Sarıoğlu ve ben sufi dervişe sorular sorup hemen konuşulanları grup üyelerimize çeviriyorduk. Akşam yemeği zamanıydı. Dervişin müridlerinden bir kaçı elinde su kabağından yapılmış bir kap içinde pirinçle geldi. Diyaloğumuz devam ederken derviş yemeğe
başladı. Açıkçası bizde sabahtan beri bir şey yememiştik. Kendi çantamızdan çıkardığımız yiyeceklerimizi yemeğe başladık.
Size hatırlatmak isterimki o zamanlar ben ünlü bir hintli yoginin, ateşli bir takipçisiydim. Bu yoginin gösterdiği Hatha Yoga adındaki uygulamaları dikkatlice takip ediyor ve uyguluyordum. Yemek yemem esnasında çiğnediğim lokmayı olabildiğince küçük parçalara ayırmaya özen gösteriyordum. Herkes yemeğini bitirmiş hatta yaşlı sufi derviş bile basit yemeğini bitirmişti. Ben yavaşça yemeğe devam ettim. Tek bir lokmayı bile iyice çiğneyerek hatha yoganın kurallarına uygun olarak yutuyordum.
Bunu gören sufi derviş bana şöyle sordu?
- Genç yabancı bana niye böyle yediğini söyler misin?
Ben bu soru karşısında hayrete düşmüştüm. - bana uzak biriydi ve bilgiyi paylaşmak istemiyordum . - hatta ona cevap vermeyi arzu etmiyordum. Düşündüm kendi kendime bizler böyle uzun bir yolculuğa çıkmıştık ve bizle diyaloğa yeterince ilgi göstermeyen biri ile tanışmıştık. Gözlerinin içine baktım. Onun için acıma hissetmiyordum, hatta onun adına utanıyordum ve kendi yeteneğime güvenerek ona cevap verdim. Yemeğimi dikkatlice çiğneyerek yutuyorum çünkü iyice ezilmiş parçalar, organizmaya fonksiyonlarını yerine getirmek için büyük miktarda kalori verecektir. Bu konu ile ilgili başka kitaplardan çıkardığım bilgileri tekrar ettim dervişe.
Sufi derviş, anladım der gibi kafasını salladı ve ardından yavaşça farsçada bilinen şu kelimeleri tekrarladı.
Allah, kendini bilmeyenleri ve henüz kendi haddini bilmeden krallığının(melekutunun) yollarını diğerlerine gösterenleri öldürsün.
Daha sonra Dr.Sarıoğlu dervişe bir soru sordu. Hemen sorusunu cevapladı. Sufi derviş daha sonra bana döndü ve şu soruyu sordu.
- Söyle bana genç yabancı, sen muhtemelen jimnastikte yapıyorsundur?
Açıkçası o zamanlar jimnastik ile çok ilgiliydim. Hintli yoginin önerdiği bütün metodları biliyordum. Swedeiin sistemini uyguluyordum. Sufi dervişe jimnastikle ilgilendiğimi söyledim ve her gün iki defa biri sabah diğeri akşam olmak üzere yaptığım egzersizleri anlattım. Sufi Derviş bunlar sadece kolların, bacaklarının gelişimi genel olarak ifade edecek olursak dış kaslarının gelişimi diyebiliriz. Fakat senin bir de içsel kasların var. Görülen o ki senin mekanik davranışlarına bu içsel kasların etki etmiyor/edemiyor.
- Ben evet, tabi haklısın dedim.
- Güzel iyi, şimdi senin yemeği çiğneme şekline dönecek olursak diye devam etti sufi derviş.
Eğer sen sağlık için bu yolda çiğnemeye böyle devam edersen  veya diğer durumlardan sakınmak için diyelim, sana söylemeliyim ki, eğer benim kendi fikrimi bilmek istersen seçilebilecek en kötü yolu seçmişsin. Yemeği dikkatlice çiğneyerek midenin yapması gereken fonksiyonları azaltıyorsun. Şimdi sen gençsin ve senin yaşında herşey tamamdır. Fakat mideni bir şey yapmamaya alıştırıyorsun, ve yaşlandığında mide kaslarını normal olarak çalıştırmadığından katiyetle mide kaslarının fonksiyonları körelecektir. Eğer bu sistemde çiğnemeye devam edersen işin ileride zorlaşacaktır.
Seninde bildiğin gibi vücudumuz yaşlandığında zayıftır. Onun bu doğal zayıflığına sen ayrıca bir zayıflık getiriyorsun çünkü sen mideni çalıştırmamaya alıştırmıştın. Şimdi oluşan durumu imajine edebiliyon mu daha sonra ne olacak? Bilakis dikkatlice çiğnemek tamamen gerekli değildir. Senin yaşında iyi olan tamamını çiğnemek yerine parçayı bütün yutmak hatta mümkünse kemikleri bile bütün yutarak mideye iş vermek gerekir.Görüyorum ki sana bu alıştırmayı ve çiğneme biçimini tavsiye eden hatta kitaplarda yazan bilgiler şuna benziyor. "bir zil sesi duyuyorum ama sesin nereden geldiğini bilmiyorum " Bu yaşlı sufi dervişin sade, gözlemci ifadeleri benim onun hakkındaki ilk izlenimlerimin değişmesine neden oldu. Bu noktada ona bir soru daha sordum ve bu sufi dervişin ifade ettiklerini daha bir ciddiye alarak, söylediği herşeyi büyük bir dikkatle dinledim.Birdenbire ben, varlığımın tümüyle farkettim ki bugüne kadar kabul ettiğim gerçekler doğru değilmiş, ben sadece olayları bir bakış açısıyla değerlendiriyormuşum. Şimdi bir çok şey yeni bir ışıkta görünmeye başladı.
Yüzlerce yeni soru zihnimde beliriverdi.
Dr.Sarıoğlu ve Ben diyaloğa kendimizi kaptırdığımızdan gruptaki arkadaşlarımıza söylenenleri çervirmeyi unuttuk. Grup arkadaşlarımız bize, " ne dedi" tarzında sorular soruyorlardı. Bizde arkadaşlarımıza detayların hepsini sonra anlatacağımızı ifade ettik.
Sufi derviş yapay çiğneme ve yemeğin farklı şekillerde sindirilmesi hakkındaki konuşması bitirince ona Allah razı olsun baba dedim. Yapay nefes adı verilen teknik hakkında ne düşünüyorsun diye sordum? İnanmak yararlıdır. Ben yogilerin verdiği öğretilerdeki uygulamayı deneyimledim. Nefesi alıyorsunuz belli bir süre içinizde tutuyorsunuz daha sonra yavaşça dışarı veriyorsunuz. Belkide bu bile yapılmamalıydı.
Derviş benim davranışlarımdaki yakınlığı görünce kelimeleri tamamen değişti bana sempati göstererek aşağıdaki bilgileri nakletti.
Eğer bu şekilde yemeği çiğneyerek kendine bir birim zarar veriyorsan bu tarz bir nefes alma tekniğiyle kendine 1000 kat daha fazla zarar verirsin. Kitaplarda gösterilen nefes egzersizleri geçici ezoterik okullarda öğretilen nefes teknikleri hiç bir şey yapamaz. Sadece zarar verir.
Her aklı başında düşünen kişi anlamalı ki nefes alma bir beslenme sürecidir. Bu başka tür bir besindir. Hava bizim doğal bir besin kaynağımızdır. Vücudumuza girer ve orada sindirilir. Vücudumuzda yer alan besinlerin faydalı hale gelmesi için(yakılması için) gerekli bileşimleri temin eder. Bu yolla insan metabolizmasında bulunan ve sürekli olarak hayatın vazgeçilmez yeni besin kaynaklarının üretilmesine ve vücut tarafından sürekli olarak tüketilmesine veya kullanılmasına yardımcı olur. Şunu bilmelisiniz ki yeni bir bileşimi elde etmek için onu teşkil eden parçaların belli oranlarda birleşmesi lazım.
Bu durumu daha iyi izah etmek için en kolay olan bir örneği ele alalım. Bir ekmeği pişirmek zorundasınız. Fakat bunun için önce hamuru hazırlamanız gerekiyor. Hamuru hazırlayabilmeniz için belli miktarda su ve un kullanmanız gerekiyor. Eğer çok az su koyarsanız, hamur yerine daha ilk dokunuşta parçalanabilen bir karışım olur. Eğer çok su koyarsanız bu defada yapmış olduğunuz karışım çok cıvık olacağından hayvanları beslemek için önüne koyulan yeme benzer. Aynı şey buradada geçerlidir. Ekmeği elde etmek için gerekli hamuru yapamayacaksınız. Bu durum organizma için gerekli olan besinlerin formasyonunda da görülür.
Normal yolla nefes aldığınızda bu mekanik bir şekilde gerçekleşir. Organizma ihtiyacı olan havayı kendiliğinden tedarik eder. Akciğerler belli miktarda havayı almak üzere yapılandırılmıştır. Fakat alınan hava miktarını arttırırsanız ciğerlere giden hava miktarının içerdiği bileşim oranı değişecektir. Bununda ötesinde bu karışım ve denge metabolizmanın diğer kısımlarındada değişiklikler kaçınılmaz olacaktır.
Temel nefes alıp vermenin bilgisi olmaksızın yapay bir nefes alma tekniği kişinin metabolizmasının çökmesine neden olur. Şunu unutmamalısınız ki organizma için gerekli olan havada yararlı olduğu kadar zararlı olan maddeler de vardır. Öyleyse yapay nefes almanın zoraki bir yapılandırma süreci olduğu söylenebilir.
Bu da biraz önce bahsettiğim havadaki zararlı maddeleri organizmaya kolaylıkla yerleşmesine ve hayatımıza zarar vermesine aynı zamanda organizmaya faydalı olan nicel ve nitel dengelerin bozulmasına neden olur. Bu nedenle vücuda alınan hava miktarının artması veya azalması organizmaya giren diğer besinlerinde miktarının arttırılmasına ya da azaltılmasını gerektirir. Kişinin bunu yapabilmesi için kendi organizmasını tam olarak yönlendirebilme yetisine sahip olması gerekir. Fakat size soruyorum Siz kendinizi tam olarak biliyor musunuz? Yani organizmanızı yeterince iyi tanıyor musunuz?
Mesela midenizin gıdaya sadece beslenmek için değil ayrıca kendi fonksiyonunu yerine getirebilmek için ihtiyacı olduğunu biliyor muydunuz?
Açlığımızı bastırmak için yemek yeriz. Biriken yemek mideye baskı yapacağından mide çalışır. Mide duvarlarında sinir hücreleri vardır. Mide boşken çalışmaya başlar ve bizde aç olduğumuz duygusunu verir. Böylelikle farklı türde açlıklarımız olur. Bunlar; fiziksel ya da bedensel açlık gibi hatta sinirsel ya da psişik açlıkta olabilir.
Tüm organlarımız doğalarının gereği mekanik olarak çalışır. Her organın çalışma temposu diğer organların fonksiyonuyla kesin bir ilişki içerisindedir. Tüm organlar arasında kurulu bir denge vardır. Öyleki bir organ diğerine dolayısıyla hepside birbirine bağlıdır. Yapay nefes alma ile önce ciğerlerin temposunu değiştiririz. Dolayısıyla ciğerlerin bağlı olduğu diğer mekanizmalarında temposu değişecektir. Mesela ciğerlerin çalışma temposunun değişmesi midenin çalışma temposunun değişmesine neden olacaktır. Nasıl mı.?
Yiyeceklerin sindirimi için midenin belli bir zamana ihtiyacı vardır. Diyelim ki yiyecek midede 1 saat kalmalı fakat midenin çalışma temposu değiştiğinden midedeki besinin tamamı sindirilemediğinden organizma zarar görecektir. Bu sebeple organizmada değişiklik yapmak eğer kendimiz bilmiyorsak değişiklik yapmaktan 1000 kere daha iyidir.
Kişi kendini bilmiyorsa organizmasına tamiri mümkün olmayan bir şekilde zarar verecektir. Çünkü organizma çok hassas parçalardan oluşmuştur. Bu parçalar en ufak preste zarar görürler. Bu parçaların yenisini alma imkanı yoktur. Bir çok hastalık yapay nefes almadan ürer. Ciğerlere alınan hava miktarının değişimi kalp büyümesine, nefes darlığına (nefes borusu daralması) mide, karaciğer, böbrek ve sinir hastalıklarına neden olur.
Çok nadirdir ki bu çalışmaları yapıp kendi makinasında tamir edilemez bir zarara yol açsın bu da ancak zamanında bu çalışmaya son vermekle olacaktır. Bunu yapan her kim olursa olsun eninde sonunda mutlaka bir şekilde zararlı sonuçlara maruz kalacaktır.
Kendi makinanızdaki her küçük vida en küçük iğneleri biliyorsanız ancak ne yaptığınızı tam anlamıyla biliyorsanız değişim faydalıdır. Diğer türlü çok büyük risk alırsınız çünkü makinanız çok karmaşıktır. Öyleki güçlü bir şokla bir çok vida kırılır ve yenisi bulunamayacağından tamiri imkansız bir probleme neden olur. Eğer benim tavsiyemi bilmek istiyorsan bu yapay nefes alma egzersizlerini durdurmanız yönünde olacaktır. Bu yaşlı sufi dervişle bir gün geçirmeye niyet etmiştik ama anlattıklarından sonra bir hafta daha yanında kalarak çok şey öğrendik Sufi Dervişin diğer anlattıkları bilgileri serinin üçüncü kitabında(Hayat sadece ben benim  derken gerçektir adlı kitap ingilizcesi Life is real only then, When I am) ayrıntılı olarak açıklanmıştır.
G.I.Gurdjieff

ALINTI

sibel giray

unread,
Jun 4, 2010, 2:39:04 AM6/4/10
to hikmeta...@googlegroups.com
Çok faydalandım Fatma Hanım, teşekkürler.

01 Haziran 2010 00:42 tarihinde Fatma CAN <fc_2...@yahoo.com> yazdı:

--
Bu e-postayı Google Grupları'ndaki "hikmetatolyesi" adlı gruba abone olduğunuz için aldınız.
Bu gruba kayıt göndermek için hikmeta...@googlegroups.com adresine e-posta gönderin.
Bu gruba olan aboneliğinizi iptal etmek için hikmetatolyes...@googlegroups.com adresine e-posta gönderin.
Diğer seçenekler için http://groups.google.com/group/hikmetatolyesi?hl=tr adresinden grubu ziyaret edin.

Fatma CAN

unread,
Jun 4, 2010, 4:35:47 AM6/4/10
to hikmeta...@googlegroups.com
Rıca ederım.
Sevgımle,
F.Can

--- On Thu, 6/3/10, sibel giray <giray...@gmail.com> wrote:
Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages