----- Original Message -----From: asl� islamSent: Saturday, December 11, 2010 4:09 PM
Subject: HALKLA �L��K�LERE DA�R �NG�R�LERTan�m itibariyle b�nyesinde �e�itli farkl�l�klar bar�nd�ran PR; alakal�lar� taraf�ndan, �yle ya da b�yle, yap�lan her tan�mdan esinlenerek s�rd�r�yor varolu�unu asl�nda. Bir meslek d���n�n ki, �ok�a tan�m� olsun� Y�zlerce hatt�!
PR, bir y�n�yle de, ikna sanat� olarak yans�yor alakal�s�na�
�kna edi�in �d�n, bug�n, yar�n odakl� olmas� ise, PR��n stratejik bir m�dahale oldu�unu ispatl�yor bir nevi� S�reklili�e dikkat! Kal�c� bir ileti�im bi�imi olarak ikna metodu, bilhassa uzun vadede etkili oluyor. Olumlu bir beliri� bu� Zira ileti�ime a��k i�letmelerle, ileti�ime kapal� i�letmelerin fark�, PRuygulay�p uygulamad�klar�yla yak�ndan ilgili�
�leti�im olgusunu vurgulam��ken; hitap edilen kitlenin hedefle�tirilmesi neticesinde, ileti�imin �tek tarafl� de�il, �kar��l�kl� olmas� gerekiyor elbette. Bu da propaganda ve rekl�m gibi uygulamalardan ay�r�yor PR�� zaten�
Kanaat bi�imlendirici bir faaliyet olarak PR uygulamas�n�n temelinde propaganda oldu�unu hat�rlatmal�y�m san�r�m; ilk olarak ABD�de ilmile�tirilmesi ayr�ca de�erlendirilebilir.
End�striyelle�meyle birlikte i�letmelerdeki y�netim anlay���n�n de�i�mesi, PR�� olmazsa olmazla�t�r�yor da... Sebep-sonu� ili�kisi en nihayetinde!
Hedefle�tirilen kitlenin hassasiyetlerini g�z ard� eden bir PR uygulamas�n�n ba�ar� olabilmesi m�mk�n m�? Beklentilerden, rakiplerden, e�ilimlerden bihabersin ve ba�ar�l� bir PR uygulama iddias�ndas�n�
�te yandan, ili�ki d�zenleyici ve hatt� d�zeltici bir faaliyet olarak PR, konumland��� �rg�tle paralel hareket ediyor; �rg�t b�nyesindeki birimlerle olan ba��ml� vaziyeti de dikkat �ekici! Veyahut ba��ml�l�ktan ziyade, faydalanmak da denilebilir bu duruma� Bir zincir d���n�n ki, halkalar� birbirinden ba��ms�z, kopuk, bihaber? Bu bir yana�
Ba�ar�ya odaklanm�� bir PR uygulay�c�s�n�n konumland��� �rg�te yahut organizasyona egemen olmas� ka��n�lmazla��yor!
�Sorumluluk b�y�k olman�n bedelidir� der, Churchill.
�ktidar �lk�s�yle hareket eden her yap�lanman�n, PR uygulamas�na ihtiya� duyaca�� mal�m�
'Halkla �li�kiler �leti�im Platformu'ndanAf�in Selim
afsin...@gmail.com
----- Original Message -----From: cansu karaSent: Tuesday, December 14, 2010 11:53 PMSubject: RE: Vİze Notlarınız hk.hocam itirazım var bu sonuca bukadar düşük olmaz verdığım cevaplardan eminim bir sorum yanlış bılıorum
Subject: Vİze Notlarınız hk.
Date: Tue, 14 Dec 2010 23:21:20 +0200
Herkese merhaba,
Vize notlarınızı sisteme girdim... Kendi not sisteminizden girip bakabilirsiniz.İyi akşamlar,Öğr. Gör. Deniz Akbulut
----- Original Message -----From: aslı islamSent: Saturday, December 11, 2010 4:09 PM
----- Original Message -----From: cansu karaSent: Tuesday, December 14, 2010 11:53 PM
Subject: RE: V�ze Notlar�n�z hk.hocam itiraz�m var bu sonuca bukadar d���k olmaz verd���m cevaplardan eminim bir sorum yanl�� b�l�orum
Subject: V�ze Notlar�n�z hk.
Date: Tue, 14 Dec 2010 23:21:20 +0200
Herkese merhaba,
Vize notlar�n�z� sisteme girdim... Kendi not sisteminizden girip bakabilirsiniz.�yi ak�amlar,
��r. G�r. Deniz Akbulut
----- Original Message -----From: asl� islamSent: Saturday, December 11, 2010 4:09 PM
hocam itirazım var bu sonuca bukadar düşük olmaz verdığım cevaplardan eminim bir sorum yanlış bılıorum
Subject: Vİze Notlarınız hk.
Date: Tue, 14 Dec 2010 23:21:20 +0200
Herkese merhaba,Vize notlarınızı sisteme girdim... Kendi not sisteminizden girip bakabilirsiniz.İyi akşamlar,Öğr. Gör. Deniz Akbulut
----- Original Message -----From: aslı islamSent: Saturday, December 11, 2010 4:09 PM
CAN DÜNDAR: ELVEDA BABA
14.12.2010 09:27:00
Babasını son yolculuğuna uğurluyan Can Dündar, babasının ardından bir yazı kaleme aldı.
CAN DÜNDAR / MİLLİYET
Elveda baba!
Gece halüsinasyonlar görüyordu. Gözlerini tavana dikmiş yatarken hepten incelmiş uzun parmaklarını duvara doğru uzatıyor, “Beni almaya geldiler. Ayaklarımdan çekiyorlar” diye mırıldanıyordu.
Gelenleri tahmin ediyor, göndermemek için elini sımsıkı tutuyorduk.
Sonucu malum bir ölüm-kalım savaşıydı bu...
Yenileceğimizi bildiğimiz halde çekiştirip duruyorduk.
Ve babam, ne yazık ki, kendisini çağıranların safındaydı.
* * *
Akransızdı çünkü...
Yaşıtları çoktan gitmişti. Her gömdüğü dostuyla, yaşama sevincinden bir parçayı da vermişti toprağa...
Pencere kenarında, “iftihar kaynağı” oğlunun başucundaki fotoğrafına bakarak ve çıkageleceğini umarak yaşıyordu.
Ayakta ölen ağaçlar neslindendi.
“Elden ayaktan düşürmeden al Rabbim” diye yakararak geçirmişti son yıllarını...
Onu tanıdım tanıyalı şıktı ve hastanenin acil asansöründe dağılmış saçlarını toplayacak kadar bakımlı...
Öyle bir hayat sürmüşken bakıma muhtaç halde yatağa düşüp başkalarına külfet olmak istemiyordu.
Yaşama asılmayı değil, yaşadığı kadarına şükretmeyi öğrenmiş, öğretmişti.
“Zor bir hayat sürdüm, ama senin mürüvvetini, düğününü, torunumun büyüdüğünü, başarını gördüm; bana yeter” diyordu.
* * *
Elini bırakmak istemesem de, onu ona rağmen yaşatmanın bencillik olacağını biliyordum.
İki dünya arasındaki bir “terminal”de bekliyorduk.
Ona ihtimamla bakan sevgili doktorlarının yapacağı birkaç operasyon son treni belki biraz geciktirebilirdi, ama yoğun bakımda, tanımadığı hastalar arasında, birkaç ay fazla yaşayacağına, evinde, kendi yatağında, ailesinin kollarında daha azına razı olacağı kesindi.
Zor kararı verdim.
Onu hastaneden alıp eve getirdim. Huzurlu bir final hazırlığına girdim.
Ayağından çekiştirenlere inat, son günlerini, bir veda şölenine çevirdik.
Yatağını salona taşıdık. TRT-Müzik’i açtık. Karısı, oğlu, gelini, torunu, kuşu, yakınları, hepimiz güle oynaya onu mutlu etmeye, acısını dindirmeye çalıştık.
Gözyaşımızı gizlemedik; kahkahamızı da esirgemedik.
Zorda mı? İçimizden dualar ettik.
Kederli mi? Annemle kulağına en sevdiği türküyü söyledik:
“Diyeceğim çok amma da, pek kalabalık yerdesin...”
* * *
Bunca yıl diyememiştik diyeceğimizi... Gizlemiştik birbirimizden, acımızı da sevgimizi de...
Boğazımda yarım asırlık bir yumruydu o...
Giderayak o kördüğümü de çözdüm.
Ağırlaştığı gecelerden birinde gözünü açtı, kulağıma “Sonum yaklaştı oğlum. Tanrıma emanet ol” diye fısıldadı.
Eline yapışıp “Bizi bırakma baba” diye hıçkırdım.
“Ağlama oğlum” diyebildi.
Hiç söylenememiş, söylenemedikçe gecikmiş cümlelerim, veda buseleri eşliğinde geldi:
“Seni çok seviyorum baba; sen çok iyi bir baba oldun bana” diyebildim.
“Karşılıklı” sözcüğünü işittim.
Saçını okşadım, yanına yattım.
Onunla böyle güzel vedalaşabilmiş, helalleşebilmiş olmanın huzurunu tattım.
Çok geçmeden, 51 yıllık eşinin göğsünde, dudağının kenarında minicik bir tebessümle verdi son nefesini...
Kışa ayak direyen uzun pastırma yazı bittiğinde babam cansızdı, Can babasız.
* * *
Hiç durmayan saati, torununun bileğinde şimdi...
Onun nabzı attıkça zaman çarkı dönecek ve günü geldiğinde dilerim o da babasını böyle seve okşaya yolcu edecek.
Ürünleriyle hayata küçük mutluluklar katan ETİ, kuruluşunun 50. yılını
kutlamak için Türkiye’nin farklı şehirlerinde, beklenmedik anlarda küçük
mutluluklar yaşatacağı sürpriz etkinlikler planladı.
Etkinliklerini hayata geçirmek için ETİ Mutluluk Gönüllüleri adlı bir ekip kuran ETİ, ilk sürprizini Mersin’de gerçekleştirdi ve bulunduğu coğrafya nedeniyle merkezinde 30 yıldır hiç kar yağmayan Mersin’e kar yağdırdı. ETİ’nin yaptığı sürpriz, Mersinliliere mutlu saatler yaşattı.
120 ton gerçek kar Toroslar’dan getirildi
2 ay süren hazırlık çalışmaları sonucunda gerçekleşen etkinlikte, yaklaşık 120 ton kar Toros Dağları’nın eteklerinden Mersin Barış Meydanı’na getirildi. Özel makinelerle lapa lapa kar yağdırılan Barış Meydanı’nda Mersinliler, ETİ’nin sürprizi ile mutlu saatler geçirdi.
Etkinlikte Mersinlilerin coşkusuna ortak olan ETİ İcra Kurulu Başkanı Tuncer Akgün, “50. kuruluş yılımızı klasik tarzdaki kutlamalardan farklılaştırmak istedik. Ürünlerimizle yaşattığımız 50 yıllık mutluluk hikayesini, sürprizlerimizle şaşırtacağımız ve mutluluklar yaşatacağımız etkinlikler ile kutlayacağız. Bu amaçla ETİ Mutluluk Gönüllüleri adını verdiğimiz bir ekip oluşturduk. Kutlamalarımız kapsamında gidilecek lokasyon, coğrafya, koşullar ve sahip olunan imkanlar nedeniyle o mekanda ya da bölgede şimdiye kadar yapılmamış “ilk”ler içeren etkinlikler gerçekleştireceğiz ancak temeldeki çıkış noktamız sürpriz mutluluklar yaşatmak olacak.” dedi.
Eti Mutluluk Gönülleri, ilerleyen günlerde de yepyeni sürprizleriyle Türkiye’nin dört bir yanını dolaşarak, beklenmedik anlarda karşımıza çıkan mutlulukların değerini bir kez daha hatırlatacak.
----- Original Message -----From: aslı islamSent: Saturday, December 11, 2010 4:09 PMSubject: HALKLA İLİŞKİLERE DAİR ÖNGÖRÜLER