HALKLA İLİŞKİLERE DAİR ÖNGÖRÜLER

30 views
Skip to first unread message

aslı islam

unread,
Dec 11, 2010, 9:09:16 AM12/11/10
to higirig...@googlegroups.com
Tanım itibariyle bünyesinde çeşitli farklılıklar barındıran PR; alakalıları tarafından, öyle ya da böyle, yapılan her tanımdan esinlenerek sürdürüyor varoluşunu aslında. Bir meslek düşünün ki, çokça tanımı olsun… Yüzlerce hattâ!
 
PR, bir yönüyle de, ikna sanatı olarak yansıyor alakalısına…
 
İkna edişin “dün, bugün, yarın odaklı” olması ise, PR’ın stratejik bir müdahale olduğunu ispatlıyor bir nevi… Sürekliliğe dikkat! Kalıcı bir iletişim biçimi olarak ikna metodu, bilhassa uzun vadede etkili oluyor. Olumlu bir beliriş bu… Zira iletişime açık işletmelerle, iletişime kapalı işletmelerin farkı, PRuygulayıp uygulamadıklarıyla yakından ilgili…
 
İletişim olgusunu vurgulamışken; hitap edilen kitlenin hedefleştirilmesi neticesinde, iletişimin “tek taraflı” değil, “karşılıklı” olması gerekiyor elbette. Bu da propaganda ve reklâm gibi uygulamalardan ayırıyor PR’ı zaten…
 
Kanaat biçimlendirici bir faaliyet olarak PR uygulamasının temelinde propaganda olduğunu hatırlatmalıyım sanırım; ilk olarak ABD’de ilmileştirilmesi ayrıca değerlendirilebilir.
 
Endüstriyelleşmeyle birlikte işletmelerdeki yönetim anlayışının değişmesi, PR’ı olmazsa olmazlaştırıyor da... Sebep-sonuç ilişkisi en nihayetinde!
 
Hedefleştirilen kitlenin hassasiyetlerini göz ardı eden bir PR uygulamasının başarı olabilmesi mümkün mü? Beklentilerden, rakiplerden, eğilimlerden bihabersin ve başarılı bir PR uygulama iddiasındasın…
 
Öte yandan, ilişki düzenleyici ve hattâ düzeltici bir faaliyet olarak PR, konumlandığı örgütle paralel hareket ediyor; örgüt bünyesindeki birimlerle olan bağımlı vaziyeti de dikkat çekici! Veyahut bağımlılıktan ziyade, faydalanmak da denilebilir bu duruma… Bir zincir düşünün ki, halkaları birbirinden bağımsız, kopuk, bihaber? Bu bir yana…
 
Başarıya odaklanmış bir PR uygulayıcısının konumlandığı örgüte yahut organizasyona egemen olması kaçınılmazlaşıyor!
 
“Sorumluluk büyük olmanın bedelidir” der, Churchill.
 
İktidar ülküsüyle hareket eden her yapılanmanın, PR uygulamasına ihtiyaç duyacağı malûm…
 

'Halkla İlişkiler İletişim Platformu'ndan
Afşin Selim
afsin...@gmail.com 
  

Sevinç Uslu

unread,
Dec 12, 2010, 10:27:15 AM12/12/10
to higirig...@googlegroups.com


“Sorumluluk büyük olmanın bedelidir...

Deniz Akbulut

unread,
Dec 14, 2010, 4:21:20 PM12/14/10
to higirig...@googlegroups.com
Herkese merhaba,
 
Vize notlarınızı sisteme girdim... Kendi not sisteminizden girip bakabilirsiniz.
 
İyi akşamlar,
 
Öğr. Gör. Deniz Akbulut

cansu kara

unread,
Dec 14, 2010, 4:53:32 PM12/14/10
to higirig...@googlegroups.com
hocam itiraz�m var bu sonuca bukadar d���k olmaz verd���m cevaplardan eminim bir sorum yanl�� b�l�orum 
 

From: dnzak...@gmail.com
To: higirig...@googlegroups.com
Subject: V�ze Notlar�n�z hk.
Date: Tue, 14 Dec 2010 23:21:20 +0200

Herkese merhaba,
 
Vize notlar�n�z� sisteme girdim... Kendi not sisteminizden girip bakabilirsiniz.
 
�yi ak�amlar,
 
��r. G�r. Deniz Akbulut
 
 
----- Original Message -----
Sent: Saturday, December 11, 2010 4:09 PM
Subject: HALKLA �L��K�LERE DA�R �NG�R�LER

Tan�m itibariyle b�nyesinde �e�itli farkl�l�klar bar�nd�ran PR; alakal�lar� taraf�ndan, �yle ya da b�yle, yap�lan her tan�mdan esinlenerek s�rd�r�yor varolu�unu asl�nda. Bir meslek d���n�n ki, �ok�a tan�m� olsun� Y�zlerce hatt�!
 
PR, bir y�n�yle de, ikna sanat� olarak yans�yor alakal�s�na�
 
�kna edi�in ï¿½d�n, bug�n, yar�n odakl� olmas� ise, PR��n stratejik bir m�dahale oldu�unu ispatl�yor bir nevi� S�reklili�e dikkat! Kal�c� bir ileti�im bi�imi olarak ikna metodu, bilhassa uzun vadede etkili oluyor. Olumlu bir beliri� bu� Zira ileti�ime a��k i�letmelerle, ileti�ime kapal� i�letmelerin fark�, PRuygulay�p uygulamad�klar�yla yak�ndan ilgili�
 
�leti�im olgusunu vurgulam��ken; hitap edilen kitlenin hedefle�tirilmesi neticesinde, ileti�imin ï¿½tek tarafl� de�il, ï¿½kar��l�kl� olmas� gerekiyor elbette. Bu da propaganda ve rekl�m gibi uygulamalardan ay�r�yor PR�� zaten�
 
Kanaat bi�imlendirici bir faaliyet olarak PR uygulamas�n�n temelinde propaganda oldu�unu hat�rlatmal�y�m san�r�m; ilk olarak ABD�de ilmile�tirilmesi ayr�ca de�erlendirilebilir.
 
End�striyelle�meyle birlikte i�letmelerdeki y�netim anlay���n�n de�i�mesi, PR�� olmazsa olmazla�t�r�yor da... Sebep-sonu� ili�kisi en nihayetinde!
 
Hedefle�tirilen kitlenin hassasiyetlerini g�z ard� eden bir PR uygulamas�n�n ba�ar� olabilmesi m�mk�n m�? Beklentilerden, rakiplerden, e�ilimlerden bihabersin ve ba�ar�l� bir PR uygulama iddias�ndas�n�
 
�te yandan, ili�ki d�zenleyici ve hatt� d�zeltici bir faaliyet olarak PR, konumland��� �rg�tle paralel hareket ediyor; �rg�t b�nyesindeki birimlerle olan ba��ml� vaziyeti de dikkat �ekici! Veyahut ba��ml�l�ktan ziyade, faydalanmak da denilebilir bu duruma� Bir zincir d���n�n ki, halkalar� birbirinden ba��ms�z, kopuk, bihaber? Bu bir yana�
 
Ba�ar�ya odaklanm�� bir PR uygulay�c�s�n�n konumland��� �rg�te yahut organizasyona egemen olmas� ka��n�lmazla��yor!
 
�Sorumluluk b�y�k olman�n bedelidir� der, Churchill.
 
�ktidar �lk�s�yle hareket eden her yap�lanman�n, PR uygulamas�na ihtiya� duyaca�� mal�m�
 

'Halkla �li�kiler �leti�im Platformu'ndan
Af�in Selim
afsin...@gmail.com 
  

Deniz Akbulut

unread,
Dec 14, 2010, 5:04:02 PM12/14/10
to higirig...@googlegroups.com
İtirazını bir hafta içinde dilekçe ile öğrenci işlerine yapabilirsin...  Ordan gelecek dilekçeye göre tekrar değerlendiririm kağıdını...
 
Öğr. Gör. Deniz Akbulut
----- Original Message -----
From: cansu kara
Sent: Tuesday, December 14, 2010 11:53 PM
Subject: RE: Vİze Notlarınız hk.

hocam itirazım var bu sonuca bukadar düşük olmaz verdığım cevaplardan eminim bir sorum yanlış bılıorum 
Subject: Vİze Notlarınız hk.

Date: Tue, 14 Dec 2010 23:21:20 +0200

Herkese merhaba,
 
Vize notlarınızı sisteme girdim... Kendi not sisteminizden girip bakabilirsiniz.
 
İyi akşamlar,
 
Öğr. Gör. Deniz Akbulut
 
 
----- Original Message -----
Sent: Saturday, December 11, 2010 4:09 PM

cansu kara

unread,
Dec 14, 2010, 5:08:52 PM12/14/10
to higirig...@googlegroups.com
tmm hocam ders bakab�l�rm�y�z ka��d�m�za peki yar�n yaz�yorum hemen dilek�ey�
Subject: Re: V�ze Notlar�n�z hk.
Date: Wed, 15 Dec 2010 00:04:02 +0200

�tiraz�n� bir hafta i�inde dilek�e ile ��renci i�lerine yapabilirsin...  Ordan gelecek dilek�eye g�re tekrar de�erlendiririm ka��d�n�...
 
��r. G�r. Deniz Akbulut
----- Original Message -----
From: cansu kara
Sent: Tuesday, December 14, 2010 11:53 PM
Subject: RE: V�ze Notlar�n�z hk.

hocam itiraz�m var bu sonuca bukadar d���k olmaz verd���m cevaplardan eminim bir sorum yanl�� b�l�orum 
 
Subject: V�ze Notlar�n�z hk.

Date: Tue, 14 Dec 2010 23:21:20 +0200

Herkese merhaba,
 
Vize notlar�n�z� sisteme girdim... Kendi not sisteminizden girip bakabilirsiniz.
 
�yi ak�amlar,
 
��r. G�r. Deniz Akbulut
 
 
----- Original Message -----
Sent: Saturday, December 11, 2010 4:09 PM

gülşen oruç

unread,
Dec 15, 2010, 9:43:28 AM12/15/10
to higirig...@googlegroups.com
sağolun hocam ama bu notları girmesenizde olurdu :D

14 Aralık 2010 23:53 tarihinde cansu kara <johnsu...@hotmail.com> yazdı:
hocam itirazım var bu sonuca bukadar düşük olmaz verdığım cevaplardan eminim bir sorum yanlış bılıorum 
 
Subject: Vİze Notlarınız hk.

Date: Tue, 14 Dec 2010 23:21:20 +0200


Herkese merhaba,
 
Vize notlarınızı sisteme girdim... Kendi not sisteminizden girip bakabilirsiniz.
 
İyi akşamlar,
 
Öğr. Gör. Deniz Akbulut
 
 
----- Original Message -----
Sent: Saturday, December 11, 2010 4:09 PM

Didem Dede

unread,
Dec 19, 2010, 6:10:50 PM12/19/10
to higirig...@googlegroups.com

CAN DÜNDAR: ELVEDA BABA
14.12.2010 09:27:00

Babasını son yolculuğuna uğurluyan Can Dündar, babasının ardından bir yazı kaleme aldı.



CAN DÜNDAR / MİLLİYET


Elveda baba!


Gece halüsinasyonlar görüyordu. Gözlerini tavana dikmiş yatarken hepten incelmiş uzun parmaklarını duvara doğru uzatıyor, “Beni almaya geldiler. Ayaklarımdan çekiyorlar” diye mırıldanıyordu.
Gelenleri tahmin ediyor, göndermemek için elini sımsıkı tutuyorduk.
Sonucu malum bir ölüm-kalım savaşıydı bu...
Yenileceğimizi bildiğimiz halde çekiştirip duruyorduk.
Ve babam, ne yazık ki, kendisini çağıranların safındaydı.
* * *
Akransızdı çünkü...
Yaşıtları çoktan gitmişti. Her gömdüğü dostuyla, yaşama sevincinden bir parçayı da vermişti toprağa...
Pencere kenarında, “iftihar kaynağı” oğlunun başucundaki fotoğrafına bakarak ve çıkageleceğini umarak yaşıyordu.
Ayakta ölen ağaçlar neslindendi.
“Elden ayaktan düşürmeden al Rabbim” diye yakararak geçirmişti son yıllarını...
Onu tanıdım tanıyalı şıktı ve hastanenin acil asansöründe dağılmış saçlarını toplayacak kadar bakımlı...
Öyle bir hayat sürmüşken bakıma muhtaç halde yatağa düşüp başkalarına külfet olmak istemiyordu.
Yaşama asılmayı değil, yaşadığı kadarına şükretmeyi öğrenmiş, öğretmişti.
“Zor bir hayat sürdüm, ama senin mürüvvetini, düğününü, torunumun büyüdüğünü, başarını gördüm; bana yeter” diyordu.
* * *
Elini bırakmak istemesem de, onu ona rağmen yaşatmanın bencillik olacağını biliyordum.
İki dünya arasındaki bir “terminal”de bekliyorduk.
Ona ihtimamla bakan sevgili doktorlarının yapacağı birkaç operasyon son treni belki biraz geciktirebilirdi, ama yoğun bakımda, tanımadığı hastalar arasında, birkaç ay fazla yaşayacağına, evinde, kendi yatağında, ailesinin kollarında daha azına razı olacağı kesindi.
Zor kararı verdim.
Onu hastaneden alıp eve getirdim. Huzurlu bir final hazırlığına girdim.
Ayağından çekiştirenlere inat, son günlerini, bir veda şölenine çevirdik.
Yatağını salona taşıdık. TRT-Müzik’i açtık. Karısı, oğlu, gelini, torunu, kuşu, yakınları, hepimiz güle oynaya onu mutlu etmeye, acısını dindirmeye çalıştık.
Gözyaşımızı gizlemedik; kahkahamızı da esirgemedik.
Zorda mı? İçimizden dualar ettik.
Kederli mi? Annemle kulağına en sevdiği türküyü söyledik:
“Diyeceğim çok amma da, pek kalabalık yerdesin...”
* * *
Bunca yıl diyememiştik diyeceğimizi... Gizlemiştik birbirimizden, acımızı da sevgimizi de...
Boğazımda yarım asırlık bir yumruydu o...
Giderayak o kördüğümü de çözdüm.
Ağırlaştığı gecelerden birinde gözünü açtı, kulağıma “Sonum yaklaştı oğlum. Tanrıma emanet ol” diye fısıldadı.
Eline yapışıp “Bizi bırakma baba” diye hıçkırdım.
“Ağlama oğlum” diyebildi.
Hiç söylenememiş, söylenemedikçe gecikmiş cümlelerim, veda buseleri eşliğinde geldi:
“Seni çok seviyorum baba; sen çok iyi bir baba oldun bana” diyebildim.
“Karşılıklı” sözcüğünü işittim.
Saçını okşadım, yanına yattım.
Onunla böyle güzel vedalaşabilmiş, helalleşebilmiş olmanın huzurunu tattım.
Çok geçmeden, 51 yıllık eşinin göğsünde, dudağının kenarında minicik bir tebessümle verdi son nefesini...
Kışa ayak direyen uzun pastırma yazı bittiğinde
babam cansızdı, Can babasız.
* * *
Hiç durmayan saati, torununun bileğinde şimdi...
Onun nabzı attıkça zaman çarkı dönecek ve günü geldiğinde dilerim o da babasını böyle seve okşaya yolcu edecek.

 

Deniz Akbulut

unread,
Mar 16, 2011, 3:38:18 AM3/16/11
to higirig...@googlegroups.com

ETİ Mersin’e Kar Yağdırdı!

50. kuruluş yılı kapsamında sürpriz etkinlikler planlayan ETİ, Mersin’e kar yağdırarak Mersinlileri mutlu etti
ETİ Mersin’e Kar Yağdırdı!


Ürünleriyle hayata küçük mutluluklar katan ETİ, kuruluşunun 50. yılını kutlamak için Türkiye’nin farklı şehirlerinde, beklenmedik anlarda küçük mutluluklar yaşatacağı sürpriz etkinlikler planladı.

Etkinliklerini hayata geçirmek için ETİ Mutluluk Gönüllüleri adlı bir ekip kuran ETİ, ilk sürprizini Mersin’de gerçekleştirdi ve bulunduğu coğrafya nedeniyle merkezinde 30 yıldır hiç kar yağmayan Mersin’e kar yağdırdı. ETİ’nin yaptığı sürpriz, Mersinliliere mutlu saatler yaşattı.  

120 ton gerçek kar Toroslar’dan getirildi

2 ay süren hazırlık çalışmaları sonucunda gerçekleşen etkinlikte, yaklaşık 120 ton kar Toros Dağları’nın eteklerinden Mersin Barış Meydanı’na getirildi. Özel makinelerle lapa lapa kar yağdırılan Barış Meydanı’nda Mersinliler, ETİ’nin sürprizi ile mutlu saatler geçirdi.

Etkinlikte Mersinlilerin coşkusuna ortak olan ETİ İcra Kurulu Başkanı Tuncer Akgün, “50. kuruluş yılımızı klasik tarzdaki kutlamalardan farklılaştırmak istedik. Ürünlerimizle yaşattığımız 50 yıllık mutluluk hikayesini, sürprizlerimizle şaşırtacağımız ve mutluluklar yaşatacağımız etkinlikler ile kutlayacağız. Bu amaçla ETİ Mutluluk Gönüllüleri adını verdiğimiz bir ekip oluşturduk. Kutlamalarımız kapsamında gidilecek lokasyon, coğrafya, koşullar ve sahip olunan imkanlar nedeniyle o mekanda ya da bölgede şimdiye kadar yapılmamış “ilk”ler içeren etkinlikler gerçekleştireceğiz ancak temeldeki çıkış noktamız sürpriz mutluluklar yaşatmak olacak.” dedi.

Eti Mutluluk Gönülleri, ilerleyen günlerde de yepyeni sürprizleriyle Türkiye’nin dört bir yanını dolaşarak, beklenmedik anlarda karşımıza çıkan mutlulukların değerini bir kez daha hatırlatacak.

----- Original Message -----
Sent: Saturday, December 11, 2010 4:09 PM
Subject: HALKLA İLİŞKİLERE DAİR ÖNGÖRÜLER

Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages