HEKİMHAN'A ÖZGÜ KELİMELER

1,805 views
Skip to first unread message

Prof. Dr. Murat KARA

unread,
Sep 30, 2014, 6:46:55 PM9/30/14
to Hekimhan Gazetesi

Bu dosya 1998 yılından beri bilgisayarlarımda duruyordu. Daha kapsamlı hale getirmek bir şekilde nasip olmadı. Deyişleri bir kaç gün öncede facebookta yayınlamıştım. Dosyanın içinde işlerine yarayan kelimeler veya deyişler varsa Güngör BEBEK hocamızdan ve diğer edebiyatçı arkadaşlardan faydalanmalarını rica ediyorum.

HEKİMHAN’A ÖZGÜ  K E L İ M E L E R

 

A

Anğrı:             takip ederek, izleyerek (damın duluğundan aarı gel)
Akhmın:        hayvan gübresi

Alık:               aptal, anlayışsız

Alkış:             Dua  (gerçek anlamı budur). 

Arıstak:          Tavan

Ayakçak:        Merdiven

Ayak yolu:     hela

Aş:                  pilav

Aşyağı:          tereyağı

                       

B

Balak:             kir

Bar:                ağız barı, diş barı,  bardak barı vb. gibi. Ağızda dudakların                                  birleştiği yerde    oluşan beyaz veya sarı kir,

Bastık:             pestil. Nişe ve köpük bastığı diye iki çeşidi vardır.

Bayak:            şimdi, biraz önce

Beştaş:           beş taşla oynanan bir çocuk oyunu

Bıldır:            Geçen sene

Bibi:               Hala

Bön:               saf

Bürük:     Tülbent

 

C

Cağ:  şiş
Carı: acele etmek

Cazı: cadı

Cılga: patika yol

Cıllımcırt:  hafif , ciddiyetsiz  kişi

Cıncık: Cam eşya

Cıngı- kıvılcım

Cıymak: kedi tırmığı

Cıymalamak: Tırmalamak

Cızı: Ağustosböceği

Cor etmek:  sohbet etmek

Culuk:   Hindi

Cücük: Civciv

 

Ç

Çanğ:              Oda veya mutfak içinde içinde eskiden banyo yapılan yer

Çağa:              Bebek, çocuk

Çağna:           çağlayan

Çakşak:         Sağlam olmayan, sallanan bir yapıya sahip

Çakşamak:   Titremek Sallanmak

Çaşıt:            Çok gezen, casus, gözetleyici

Çaşkır:         Bayan şalvarı

Çaykara:      İçmek amacıyla özellikle dere kenarlarında veya vadi                               diplerinde kazılarak suyun ortaya çıkarıldığı küçük kuyucuklar

Çaynak:         Ağaç veya ot kökünün saçaklı dalları

Çebiş:             Bir yaşında dişi keçi

Çepik:           Alkış

Çimmek:        Yıkanmak

Çirtermek:     Yeşillenmek,  tohumun can bulması

Çirtik:            kabartı

Çorlu:            hastalıklı

Çöğdürmek:   İşemek

Çölpeşik:      beceriksiz, eli ayağı birbirine dolaşan

Çömçe:          kepçe

Çöplek:          küçük odun parçası

 

D

Dığrak:           zarif, ince yapılı

Dişbudak:       Çok sağlam çürümeyen muhtemelen meşenin akrabası bir ağaç

Dağın:             Kuş üzümüne ve kuş kirazına çok benzeyen ağacı oldukça sağlam ve geç büyüyen bir bitki

Dehre:                      Tahra

Dek durmak:              uslu durmak

Dombalak:                 takla atmak

Domur:                      Tomurcuk

Donyağı-                    Hayvan iç yağlarından eritilerek kalıplara dökülüp                                              özellikle kışın satılan  yemeklik katı yağ.  Yapılan                                      yemeklerin kokusu 500 metreden hissedilirdi.

Döşürmek:                Dilenmek

Döşürcü:                    Dilenci

Duluk:                        Yan taraf 

Dulda:                        gölge

 

E

Ekşiliekmek:             Saç üzeri pişirilen mayalı biraz kalınca yayvan ekmek

Elekçi:                       Çingene

Eringeç:                     üşengeç

Evlik:                          Salon

Ece:                            Ağabey

Eğiş:                           Ateş küreği, hamur keseceği

Elbiz-                         örümcek

Enik:                           Köpekgillerin yavruları

Eseletten:                  gerçekten

Eşkere:                      Açıktan, gizli olmayan

 

F

Farç etmek:               Herkese rezil etmek

Fetir:                          Yufkaya benzer fakat mayasız hamurdan yapılan taze                                          taze   yenen ekmek

Fenikmek:                 Bunalmak

Ferik:                         Keklik civcivi

Firik:                          Buğdayın olgunlaşmadan önceki son hali (firik                                                   ütülünce harika olur.)

Fol:                            Tavukların yumurtlamasını teşvik için kullanılan                                     yumurta

Folluk:                       Tavukların yumurtladığı yer

 

G

Gafla gediği:             Kafile gediği, Kafilelerin ilk görüldüğü nokta

Galık-                         evde kalmış
Gağırtlak:                  Adem elması büyük veya kibirli kişi

Gallengop:                 acele ile, seri hareketlerle bir şeyi yapma eylemi

Geçe:                         Suyun veya bir vadinin öbür yakası

Gejgere:                     sedye gibi eşya taşıma aleti

Gıdik:                         Keçi yavrusu

Gıngıcıyaylı:             Tahtarevalli

Gırad:                         Bir tenekeye eşit ölçü birimi (17 kg)

Gıyık:                         İri çuval iğnesi, çuvaldız

Giçişmek:                  kaşınmak

Gofgodur:                  kibirli, kendini çok beğendiğini açıkça belli eden

Goğulamak:               kötülemek. gıybet etmek
Goşam:                      Bir goşam- iki avuç dolusu

Göğerti:                     Güverti, yeşillik, sebze tarlası

Göğlemez:                 Açgözlü

Gölek:                                    Ağaçların sulanması için etrafının toprakla                                                          çevrelenmesi

Göbelek:                    Mantar

Götdeş:                      Arkadaş  (eski Türkçede aynen böyle imiş. Argo değil                                       yani)

Guşgana:                    tencere

Guz:                           Güneş almayan yer

Güğa:                         damat

Güğüldemek:             Güvercin veya kumrunun çıkardığı ses, bebeklerin                                             keyifli iken  çıkardıkları    seslere de aynı isim verilir.

Gürke yatmak:           kuluçkaya yatmak

 

Ğ

-

H

Hapeng-         Eski odalardaki divanların içindeki yıkanma yerleri
Hapesleğin:  aniden, ansızın

Haşıl:             bir çeşit dut şerbeti + un karışımı köylü tatlısı
Hark:              Ark, kanal

Hekili:            Bütün, tümü

Herle:             pekmezli tatlı
Hevke-           yersiz konuşan, sözünü sohbetini bilmeyen
Hınhın-           ağzının içinden, çenesini oynatmadan konuşan
Hırnik:           sümük

Hızan Baskını:  Kısa bir sürede çok sayıda çocuğu olmak

Horanlı:         sümüğü akan

Horata:           Sohbet

Hezen:            Tavanda veya direk olarak kullanılan kalın uzun ağaç gövdesi

Hışlamak:      kırmak  (haşlamaktan farklı)

Him:               Bina temeli

Hurç:              Büyük heybe

I

-

İ

İğinmek-       Ikınmak

İğez:               Sivri sinek, bazen küçük karasinek (tatarcık)

İpicek atmak:  kura çekmek

İşlik:               gömlek

İnekemen:      Hayvanların memesine yapışarak süt emen bir çeşit iri yeşil kertenkele

İteği:               Üzerinde hamur ve un konan, hamur açılan  deriden olan                                   ekmek pişirme  müştemilatı.

 

J

-

K

Kalıç:             Orak

Kalın:                         başlık
Kallengücük:  Kırlangıç

Kanare:         Çok gezen, (olumsuz)

Kangaç:          Uğur böceği

Keysi ki:         Örneğin; Keysi ki sende oradan geçmezsin, keysiki sende ondan vazgeçersin, keysi ki ondan geri kalırsın.

Kamga:          Ağaç veya yara kabuğu

Karık:             Sebze veya çiçeklerin dikildiği toprak kenarlıklı yer

Karamık:        Su kenarlarında biten yaprakları ekşi ve yenebilen dikenli çalı türü bir bitki

Karış vermek: beddua etmek

Karmaç:        Küspe, kepek gibi yemlerle hazırlanan hayvan yemi

Kehan etmek:   Çapalamak

Kenkil:           Kakül

Kertik:            çentik

Kesmece:      dut pekmezinden yapılan pestilgillerden daha çok kışın yenen                          bir yiyecek.

Keş:                Ayranın uzun sürede süzülmesiyle yapılan ekşi ürün

Kıç kıltı:         yatağın ayak tarafı

Kırfacan etmek:  kırıp geçirmek

Kişelemek:     kovalamak

Kopmak:        Hızlı ve ani koşmak

Koyak:           rüzgardan ve fırtınadan korunaklı çukur  bölge

Kömbe:          Börek

Köslü:           köstebek

Köşker:          ayakkabı tamircisi

Köynek:          Entari, gömlek

Kuşkirazı:      Meyvesi kuş üzümüne ve dağına çok benzeyen çalımsı yabani bir         bitkisi

Kunnamak:     Doğurmak

Kuşkana:        Tencere

Kutnu:             kumaş (folklörcülerinki gibi)
Künk:           Pişmiş topraktan yapılmış eski tip su boruları

Küp:               Testi

Kölük:            Eşek

Kürük:            Biraz büyümüş  sıpa

Kürün:            Çeşme yalağı

 

L

Lallik:            beceriksiz

Lanğlanğ:       yüksek ve  kaba bir sesle  çok konuşan
Lavgar-           çok konuşan
Laz:                dilsiz

Loğ-               yağmurlu havada düz damların toprağını sıkıştırmak için                                   kullanılan             silindir taş

Lec etmek:    itiraz etmek, tartışmak

 

M

Makat:            tamamıyla tahtadan yapma altı boş sabit divan

Malamat olmak: Toplumda mahcup olmak, herkese malumat olmak

Manca:          yal

Manık:            Kedi yavrusu, ayı yavrusu

Man:               Çevresinden habersiz, saf kimse

Mayamanda etmek:    Yapılan bir işi berbat etmek, eline yüzüne                                              bulaştırmak.

Masta:                        Döven veya çift öküzlerini dürtmeye yarayan ucu demirli                                 değnek

Meleme:        pısırık

Metel:            masal

Mığrıbı:         evlere dadanan şıralı yiyecekleri seven çok küçük karınca türü

Mıtrıp:           Cimri

Mıymıntı:      İşe yaramaz, beceriksiz

Mızıntı:          Sızıntı

Mitil:              üstünde yatılan kirli yorgan, döşek vs.

Mil:                selin bıraktığı   kumlu balçık tabakası

Morç:             ağaç sürgünü

Muştu-           müjde

 

N

Nıkıs:   Cimri

Nişe: Nişasta

 

O

Oğrun:          gizlice

Ol görüp, ol gör– bir türlü
O yüz:  O oda,  bu yüz- bu oda ( Hasan o yüzde değil, bu yüzde buraya gel)
Oynaş:          metres,

 

Ö

Öhlez:           Zayıf çelimsiz

Öküzgötü:      Kuşburnuya çok benzeyen su kenarlarında biten sarı çiçekli                             bir çalımsı bitki

 

 

P

Pakıl:              Hased kimse

Pehlül:           saftrik, sessiz

Pepe:             kekeme

Pirpirim:        Semiz otu

Peğ:                Küçük dere yatağı çevresi, çukurluk

Pırtı:              kumaş, giyecek eşyası vs.

Pin:                 Kümes

Poduk:          deve yavrusu

Pöçük:            halı, kilim veya bezlerin kenar veya köşesi

Pöhrenk-         evin pis suyunun aktığı kanal

Pörsenki bozuk olmak:          morali bozuk olmak

Pöslük:           Çöplük

Pur:                Çabuk parçalanan, kumsu ve yeşilimsi ufak kayalar. Kiremit                             ve çimentonun hammaddelerinden biridir.

Pürsüyas olmak:   kara yasa batmak.

 

 

S

Sadırlı:           Yaralı yapalı kimse

Südük:            Döl, meni

Sındı:              Makas

Sayrı:              Hasta

Say:                Üstünün toprağı tamamen aşınmış, tabanı dümdüz taşlardan                              oluşan  dere  yatağı

Saytaşı:           Purlu tepelerden çıkan oldukça düzgün ve geniş eskiden ev, çanğ ve ahır tabanı döşenen taş.

Seğirtmek:    Yürümekten hızlı, koşmaktan yavaş hareket durumu

Sehen:                        Tabak

Sellik taşı-     büyük say taşı

Seme:             uyuşuk, aptal

Siğenç:           Bahçe ve tarla kenarlarında çit görevi yapan çalılık

Seyip:             Başıboş

Seyiplemek:  Salıvermek

Siğilcen:        sivilceli, zayıf gelişmemiş çocuklar için kullanılır.

Sinnek:           Kötü kalpli bunak kadın  ( kaynanalar için genellikle)

Sitil:               Bakraç, kova

Sormak, sorutmak:   Bir şeyi  içer gibi emmek. (emme ve içme işleminin  aynı anda yapılması)

Sömelek:       kundaklanmış bebek

Süğük:            Kerpiç evlerin saçağı

Süzek:  Süzgeç

 

 

 

Ş

Şarmıta:        Hafif meşrep kadın

Şıltak:             edepsiz

Şoğra:             Çorba

Şörük:            salya (salya Rumcadır)

 

T

Temli:            şemsiye gibi yaprakları olan 10-15 cm yüksekliğinde,

kökü yumru şeklinde ve bu yumru yenilebilir yabani bahar bitkisi.

Taka:               Duvardaki dolap

Taman:          Hani

Tay çuvalı:     Atın yükünü dengelemek için kullanılan çuval

Taylamak:      Dengelemek

Tay:                Denge

Taydaş:           Aynı dönem çocukları

Tepir:             Kulağının anatomik yapısı bozuk olan kimse

Teşt:               İçinde çamasır yıkanan geniş leğen

Tılı:               Göbekli, şişman

Totoba:         Hizmetçi

Topsu:           Çengelli iğne

 

U

Uğunmak:      Acıdan kıvranmak

Ucun ucun:    azar azar

 

Ü

Ürsümek:       soyun sürmesi

Üğünmek:      Un, bulgur, tahıl, toprak gibi yavaşça yere akması

 

V

-

Y

Yağlık:            mendil

Yalağınz:        yalnız

Yarımgellengeç:       yengeç

Yaşar dana:                ilk kışını atlatabilmiş  çelimsiz dana

Yaşmak çalmak:        başörtüsünü ağzı kapatacak şekilde örtmek

Yılgın:                       su kenarlarında yetişen süpürge yapımında kullanılan     çalımsı bir bitki

Yoğun iğne:   yorgan iğnesi

Yolak:                        patika

Yunmak:                     Yıkanmak

Yunnuk-                     Yıkanılan yer

Yuka:                          sığ, yufka

Yumuş:             Emir, istek

Yülümek:                   traş  etmek

 

Z

Zibil:                          çöp

Ziğlen:                       zayıf, gelişmemiş

Zilinkirlik:                 fakirlik, fukaralık

 

HEKİMHAN D E Y İ Ş L E Rİ   ve BEDDUALARI

 

-Ağzı açık ayran delisi

-Suya sıçma deli

-Vurucun yeğin ola

-Çılgader çıkartasın

-Yanların karara

-Ürsümüyesin

-Töremiyesin

-Boyuna boz ip ölçüle

-Eşeği yeyip sıpayıda azık götürüyü

-İki mitil birde sitil

-Sap yiyen saman sıçan

-Aklını peynir ekmekle yemek

-Teneşire gelesin

-Boyun posun devrile

-Kedi şeyini görmüşte yara bellemiş

-Ak göt kara göt geçitte belli olur

-Taze gelinin şeye uzandığı gibi

-İt ite buyurmuş itte kuyruğuna buyurmuş

-it gibi çemkirmek..

 -önünde totaba olmak (hizmetçi)

 -yumuş buyurmak

-bahtı itin götünden çıkması  (çok şanslı olmak)

-damın deliğinde gözü ışıldamak (cezaevine düşmek ya da mahkum olmak)

-Allah kimseyi devletin cırnağına düşürmesin! (yani Allah kimseyi mahkemeye vs düşürmesin)

-Yetişmiyesiiiz.
-Çerlemiyesiiiz.
-Südüklüügüz dutula

-Dilini cücükmü yedi

- Sakallı totoba:  kılıbık ev işleri yapan erkek

-Töremiyesice,

-zıbarasıca

-zıkkımın dibi

-yağlı kurşunlara gidesin

-sen kazanasın el yiye

-baba yiyesin

- soyhana çıka

- garartın kalka

-burçiken budanasın (küçükken  ölesin)

- Gövden güvere

- çıstan çıra  (küçük kalmış, ufak)

- Çıplak çıplak ile yatmış, çıplak çıplak uşakları olmuş

- İt ayağı yemiş gibi geziyi

- Dımırın iti gibi titemek (soğuktan veya korkudan)

- Yüreğinin bağından alasıca

 - Ver ki yiyem, ört ki yatam

- Yüzünü it yalasa doyar

-  Aç bırakma hırsız edersin, çok söyleme arsız edersin.

- Aç gezip tok sallanmak.

- Anan sarımsak, baban soğan, nerden çıktın sen oğlan.

- Asil azmaz, bal kokmaz.

- Az çok deme evinde unun bulunsun, yaş kuru deme evinde odunun bulunsun, kara kuru deme evinde karın bulunsun.

- Kadın tuz der, erkeğin kıçı cız der.

- Aştan artmaz, dişten artar.

- Kız anadan beller sofra dizmeyi, Oğlan babadan beller oba gezmeyi.

- Kız yükü tuz yükü.

- cicikleri gevşemek  (memnun olmak, bir şeye razı olmak. Cicik=                meme)

- O aklına kiş de

- Şaşkın ördek götün götün göl yüzermiş  (Öz Türkçede arka arkaya demek)

-  Vurucu öküz gibi bakmak

- El eliyle yılan tut, yarısını yalan tut.

- Çamura taş atma batar da gider, Gurbete kız verme yiter de gider.

- Allah deliler delahı vere (bahtı).

- Sinneyisice– bunayasıca

- Gelişin ola da gidişin olmıya
- Allah kösseğini güvertmeye
- Eşeleği kararısaca  (evde kalasıca)

- Kığıl kığıl boğmak:
- Cin tutturmak: sinir olmak, sinir etmek
- Devlübünü dolabını kurmak  (yerleşik düzenini kurmak)

- Şafyon köpeğine döndürmek: ağzını burnu kırılmış dağıtılmış hale koymak.

- kanare it gibi geziyi

- İki atımlık barutu olmak (zaten az olan laf sermayesini çabuk bitirmek-  Adamı daha nasıl oyalayayım, iki atımlık barutum         vardı,  onu da attım bitti))

- Göğsünde ak tiğler bite  (dua)

 

Hatça Ana’dan  Deyişler (Hatice Akyüz- Ö. 1978)

  • Evvel insan bön idi, kutnu tuman don idi, şimdi insan şeytan oldu, kıçı tuman görmez oldu

  • Evvel yemez iken balı böreği, şimdi teknelerden keş kapan olduk (kıtlıkta söylemiş)

  • Ezmeylen üzmeylen yar bulunmaz gezmeylen, laf ile olduktan sonra mezarımı kızlar eşsin altın saplı kazmaylan.

  • Aklı olmayana neylesin fikir, kendinden
    olmayanın istersen her gün yüzüne tükür.

     

     

    HEKİMHAN  YER İSİMLERİ (yürüyüş mesafesinde- Aynı İstikamette Oluşlarına  Göre)

     

    Bağyolu
    Bağ deresi
    Bağ köprüsü
    Kömmenin Köprüsü
    Yukarıbağ
    Göğdere
    Değirmenbaşı
    Kurttaşı
    Bozkır tepesi
    Horozun Deresi
    Aşağı Budaklı
    Budaklı
    Suyungözü

    Acıgöl– Demirlik– Koşmuşat
    Hatunkayası

     

    Zurbahan
    Karadağ
    Kandıl
    Karagüney
    Dervişin Taşı
    Han Yazısı
    İğdelipeğ

     

    Sarısay
    Kumluk

    Kurtsıçan

    Tavşan tepesi
    Ballıkaya
    Küllühan

     

    İt Çağnası
    Şıpşıpı
    Çay mevkii
    Kösrelik deresi
    Tahta
    Keklicek

     

    Kale İçi
    Yukarıpınar
    Çukurmahalle
    Kayadibi
    Karabayır

    Kayanın Ardı
    Kuşkayası

     

    Gümüşpınar
    Ebedeliği
    Bostanpeği
    Köşkeroğlu Tepesi: 
    Doğuda Gafla Gediği istikametinde sağ taraf boyunca, Bostanpeğin üstündeki, İstasyonda ki maden eleğinin tam tepesinde ki, Güneyde Yığma'ya kadar uzanan üstünde tarumar edilmiş eski ziyaret bulunan muazzam yekpare kayalık, bu bölgedeki en büyük sağlam kayalık.

    Gafla Gediği

    Boyalık

    Yığma

    Kurtçulu

    Kesikköprü
    --

Prof. Dr. Murat KARA
Erzincan Üniversitesi Tıp Fakültesi
Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı  Başkanı
&
Sağlık Bilimleri Enstitüsü Müdürü
ERZİNCAN
Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages