Hikmet-i Kur'anın halis tilmizi ise; bir abd'dir. Fakat a'zam-ı mahlukata da ibadete tenezzül etmez. Hem cennet gibi a'zam-ı menfaat olan bir şeyi, gaye-i ibadet kabul etmez bir abd-i azizdir. Hem hakiki tilmizi mütevazidir; selim, halimdir. Fakat Fatırının gayrına, daire-i izni haricinde ihtiyarıyla tezellüle tenezzül etmez. Hem fakir ve zaiftir, fakr ve za'fını bilir. Fakat onun Malik-i Kerim'i, ona iddihar ettiği uhrevi servet ile müstağnidir ve Seyyidinin nihayetsiz kudretine istinad ettiği için kavidir. Hem yalnız livechillah, rıza-i İlahi için, fazilet için amel eder, çalışır...
(Bediüzzaman Said Nursi - 12. Söz'den)
Lügatler
|
A’zam-ı mahlûkat :yaratılmışların en büyüğü, en kudretlisi A’zam-ı menfaat :en büyük menfaat Abd: kul Abd-i aziz :izzetli ve onurlu kul, değerli kul Amel :iş, fiil, ibadet Daire-i izin :izin dairesi, müsaade edilen çerçeve Fakr :ihtiyaç, yoksulluk, muhtaçlık, azlık, fakirlik Fatır :benzeri olmayan şeyi harika üstün sanatıyla yaratan(Allah) Fazilet :değer, meziyet, iyilik Gaye-i ibadet :ibadet etmenin gayesi Gayr :diğer, başkası, yabancı Hakiki: gerçek Halim :yumuşak huylu, hoş muamele yapan Halis :katıksız, saf, duru, hilesiz Hariç :dış, dışarı, dışında Hikmet-i Kur’an :Kur’an’ın hikmeti, gayesi ve sırrı İbadet :Allah’ın emirlerini yapmak, sevaplı ve ihlâslı iş yapmak İddihar : biriktirmek, saklamak İhtiyar :seçmek, istek, arzu, seçilmek
|
İstinad :dayanma, güvenme Kavi :sağlam, kuvvetli, güçlü Kudret : güç, kuvvet, iktidar Livechillah :Allah için, Allah namına, Allah aşkına Mâlik-i Kerîm :ikram eden malik, kerem ve mülk sahibi(Allah) Müstağni :kimseden beklentisi olmayan, gönlü ve gözü tok, kimseye ihtiyacı olmayan Mütevazi :alçakgönüllü, gururlu olmayan Nihayetsiz: sonsuz Rıza-yı ilâhî :Allah’ın rızası, hoşnutluğu Selim :sağlam, kusursuz Servet :mal, mülk, zenginlik Seyyid :efendi, temiz ve faziletli, Efendimizin(a.s.) soyundan olan Tenezzül :gönül alçaklığı, inmek, karşısındakinin seviyesine inmek Tezellül: alçalmak Tilmiz :çırak, talebe Uhrevi :ahirete yönelik, ahiret için yapılan Za’f :zayıflık, kuvvetsizlik, güçsüzlük Zaif : zayıf, dayanıksız
|