SİRACI'N-NÛR
4.7.YİRMİ ALTINCI LEM’A(DEVAMI)
BEŞİNCİ RİCA(DEVAMI)
|
Evet,
nass-ı hadisle, nev-i beşerin en mümtaz şahsiyetleri olan yüz yirmi dört
bin enbiyanın 1 icmâ ve tevatürle, kısmen şuhuda ve kısmen
hakkalyakine istinaden, müttefikan âhiretin vücudundan ve insanların oraya
sevk edileceğinden ve bu kâinatın Hâlıkının kat’î vaad ettiği âhireti
getireceğinden haber verdikleri gibi; onların verdikleri haberi keşif ve
şuhud ile, ilmelyakin suretinde tasdik eden yüz yirmi dört milyon
evliyanın o âhiretin vücuduna şehadetleriyle ve bu kâinatın Sâni-i
Hakîminin bütün esmâsı bu dünyada gösterdikleri cilveleriyle bir âlem-i
bekàyı bilbedâhe iktiza ettiklerinden, yine âhiretin vücuduna delâletiyle;
ve her sene, baharda, rû-yi zeminde ayakta duran had ve hesaba gelmez
ölmüş ağaçların cenazelerini emr-i 2كُنْ
فَيَكُونُ ile ihyâ edip ba’sü ba’delmevte mazhar eden ve haşir ve
neşrin yüz binler nümunesi olarak nebâtat taifelerinden ve hayvânat
milletlerinden üç yüz bin nevileri haşir ve neşreden hadsiz bir kudret-i
ezeliye ve hesapsız ve israfsız bir hikmet-i ebediye ve rızka muhtaç bütün
zîruhları kemâl-i şefkatle gayet harika bir tarzda iaşe ettiren ve her
baharda az bir zamanda had ve hesaba gelmez envâ-ı ziynet ve mehâsini
gösteren bir rahmet-i bâkiye ve bir inâyet-i daimenin bilbedâhe âhiretin
vücudunu istilzam ile ve şu kâinatın en mükemmel meyvesi ve Hâlık-ı
Kâinatın en sevdiği masnuu ve kâinatın mevcudatıyla en ziyade alâkadar
olan insandaki şedit, sarsılmaz, daimi olan aşk-ı bekà ve şevk-i ebediyet
ve âmâl-i sermediyet, bilbedâhe işaret ve delâletiyle, bu âlem-i fâniden
sonra bir âlem-i bâki ve bir dâr-ı âhiret ve bir dâr-ı saadet bulunduğunu
o derece kat’î bir surette ispat ederler ki, dünyanın vücudu kadar,
bilbedâhe âhiretin vücudunu kabul etmeyi istilzam ederler. (HAŞİYE)
(HAŞİYE 1) Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler : 1 : Müsned, 5:266; Veliyyüddin Tebrizî,
Mişkâtü’l-Mesâbîh, 3:122; İbnü’l-Kayyım el-Cevzî, Zâdü’l-Meâd, (tahkik:
el-Arnavud), 1:43-44. (HAŞİYE) :
HAŞİYE Evet, sübutî bir emri ihbar etmenin kolaylığı ve inkâr ve
nefyetmenin gayet müşkül olduğu bu temsilden görünür. Şöyle ki: Biri dese,
“Meyveleri süt konserveleri olan gayet harika bir bahçe küre-i arz
üzerinde vardır”; diğeri dese, “Yoktur.” ispat eden, yalnız onun yerini
veyahut bazı meyvelerini göstermekle, kolayca dâvâsını ispat eder. İnkâr
eden adam, nefyini ispat etmek için bütün küre-i arzı görmek ve
göstermekle dâvâsını ispat edebilir.
|
Lügatler :âhiret : öteki dünya, öldükten sonraki ebedî
hayat âlem-i
bâki : devamlı ve kalıcı âlem âlem-i fâni : gelip geçici dünya âmâl-i sermediyet : sonsuz arzular ve emeller aşk-ı
bekà : sonsuzluk aşkı dâr-ı
âhiret : âhiret yurdu Elhamdü lillâhi alâ kemâli’l-îmân : imanın kemâl
derecesinde olmasından dolayı Allah’a hamd olsun iman-ı
bil’âhiret : âhirete iman Kur’ân-ı Hakîm : her âyet ve sûresinde sayısız hikmet
ve faydalar bulunan Kur’ân mukabil : karşılık rica : ümit şevk-i
ebediyet : şiddetli sonsuzluk şevki, isteği
|