NUR ÇEŞMESİ
12.7.URFA KAHRAMANCIKLARININ ORANIN SAVCILARINI SUSTURAN MÜDAFAALARIDIR(DEVAMI)
Nur-u îmanı yok etmek için yapılan dehşetli zındıka hücumlarına karşı mukabele eden, istibdâdlara, icbarlara karşı izzet-i İslâmiyeyi mu-hafaza ve şeref-i îmanı âleme ilân eden, KUR’ÂN-I MU’CİZ-ÜL BEYÂN’dan kalb-i münevverlerine gelen ve îman hakîkatlarını Güneş gibi parlak delil ve hüccetlerle isbat eden ve RİSÂLE-İ NUR’la dinsizlik, dalâlet ejderlerine meydan okuyan ve dalkavukluk yapmayan ve mah-kemelerde:
“Başımdaki saçlarım adedince başlarım bulunsa, her gün biri kesilse zındıkaya teslim-i silâh edip vatan ve millet ve İslâmiyete hıyanet etmem ve hakîkat-ı Kur’ân’a feda olan bu başı zâlimlere eğmem” diyen ve ehl-i dalâlete meydan okuyan ve hizmet-i îmaniye yolunda hem dünyevî, hem lüzum olsa uhrevî hayatlarını feda eden ve mahkemelerde da’va ettiği gibi, bir tek hakîkat-ı îmaniyeyi dünya saltanatiyle değiştir-meyen kahraman-ı İslâm olan Üstadımız Bediüzzaman ve Risâ-le-i Nur’dan bizi uzaklaştıracak hiç bir beşerî kuvvet yoktur. Hem Risâle-i Nur iki hayatımızın halaskârı ve sermaye-i öm-rümüz ve gaye-i hayatımızdır.
Komünistler ve dinsizler kâğıt ve mürekkebi kaldırsalar, eğer mümkün olsa; derimizi kâğıt ve kanımızı mürekkep yapıp yine Risâle-i Nur’u yazacağız.
Hey’et-i Hâkime bilsinler ki: Halife-i ruy-i zemîn Hazret-i Ömer (R.A.) hilâfeti zamanında âdi bir hıristiyan ile birlikte mahkemede mu-hakeme oldular (1). Halbuki o hıristiyan, İslâm Hükümetinin mukad-des rejimlerine, dinlerine, kanunlarına muhalif iken mahkemede onun o hali nazara alınmaması açıkça gösterir ki: Adâlet hiç bir cereyana ka-pılmaz, hiç bir tarafgirlik güdemez.
İşte bunun içindir ki, mahkemede kahraman-ı İslâm olan Bediüz-zaman Said Nursî’nin beyânı vechile:
“Ehl-i îmandan bütün gelenler maziye gidenlere mağfiret duâlariyle ve hasenatlarını onların ruhlarına bağışlamalariyle yardımlarına binâen Denizli mahkemesinde demiştim: Mahkeme-i Haşir’de milyarlar ehl-i îmandan da’vacılar tarafından, KUR’ÂN hakîkatlarına hizmet eden NUR talebelerini mahkûm ve perîşan etmek isteyenlerden ve sizlerden sorulsa ki:
Serbestiyet kanunlariyle dinsizlerin, komünistlerin neşriyatlarına ve anarşiliği yetiştiren cem’iyyetlerine müsamahakârane bakıp ilişmediğiniz halde; vatan ve milleti anarşilikten, dinsizlikten ve ahlâksızlıktan, vatandaşları ölümün i’dam-ı ebedîsinden kurtarmaya çalışan RİSÂLE-İ NUR talebelerini hapisler ve tazyiklerle perîşan etmek istediniz diye sizlerden sorulsa; ne cevab vereceksiniz, biz de sizlerden soruyoruz, diye o zaman onlara demiştim, o zaman o insaflı ve adâletli zâtlar bizi beraet ettirdiler.”
İşte Hâkimler! Bu âlî hakîkatlara rağmen bize deseniz ki; sizi mahkemeye sevk ettirmek ve biçilmiş bir kaftan giydirmek istiyorlar. Bu takdirde şu âyet-i kerîmenin kal’a-i kudsiyesine iltica ediyorum: 17.2.1953

Urfa, Yusuf Paşa Mahallesinde
Hüsnü Bayram
--------------------------------------------
(1) Bu hakîkatı Üstadımız İstanbul
Adliyesinde beyân etmiştir.