SİRACI'N-NÛR-26-YİRMİ BEŞİNCİ LEM'A(DEVAMI)

0 views
Skip to first unread message

Erhan Patlak

unread,
Jul 15, 2026, 9:03:20 AM (8 days ago) Jul 15
to

                                      SİRACI'N-NÛR

 

3.3.YİRMİ BEŞİNCİ LEM’A ÜÇÜNCÜ DEVA

Ey tahammülsüz hasta! İnsan bu dünyaya keyif sürmek ve lezzet almak için gelmediğine, mütemadiyen gelenlerin gitmesi ve gençlerin ihtiyarlaşması ve mütemadiyen zeval ve firakta yuvarlanması şahittir. Hem insan, zîhayatın en mükemmeli, en yükseği ve cihazatça en zengini, belki zîhayatların sultanı hükmünde iken, geçmiş lezzetleri ve gelecek belâları düşünmek vasıtasıyla, hayvana nisbeten en ednâ bir derecede, ancak kederli, meşakkatli bir hayat geçiriyor. Demek insan bu dünyaya yalnız güzel yaşamak için ve rahatla ve safâ ile ömür geçirmek için gelmemiştir. Belki azîm bir sermaye elinde bulunan insan, burada ticaret ile, ebedî, daimî bir hayatın saadetine çalışmak için gelmiştir. Onun eline verilen sermaye de ömürdür.

Eğer hastalık olmazsa, sıhhat ve âfiyet gaflet verir, dünyayı hoş gösterir, âhireti unutturur. Kabri ve ölümü hatırına getirmek istemiyor. Sermaye-i ömrünü bâd-ı heva boş yere sarf ettiriyor. Hastalık ise, birden gözünü açtırır. Vücuduna ve cesedine der ki: “Lâyemut değilsin, başıboş değilsin, bir vazifen var. Gururu bırak, seni Yaratanı düşün, kabre gideceğini bil, öyle hazırlan.”

İşte hastalık bu nokta-i nazardan hiç aldatmaz bir nâsih ve ikaz edici bir mürşiddir. Ondan şekvâ değil, belki bu cihette ona teşekkür etmek, eğer fazla ağır gelse sabır istemek gerektir.

 

Lügatler :

acz : güçsüzlük

âfiyet : sağlık

âhiret : öldükten sonra yaşanacak olan sonsuz hayat

azîm : büyük

bâd-i hevâ : boşu boşuna
belâ : büyük sıkıntı
biçare : çaresiz, zavallı
cihazat : cihazlar, donanımlar

cihet : yön

daimî : devamlı, sürekli
darbımesel : atasözü
derman : ilâç
devâ : ilâç, çare

ebedî : sonsuz
ednâ : en aşağı
firak : ayrılık
gaflet : sorumsuzluk, âhiretten ve Allah’ın emir ve yasaklarından habersiz davranma
Hâlık-ı Rahîm : sınırsız rahmet sahibi ve bütün varlıkların yaratıcısı olan Allah
hâlis : samimi

ikaz edici : uyarıcı
iltica etmek : sığınmak
kâmil : mânevî mertebelerde yükselip olgunlaşan
keder : sıkıntı, üzüntü
keşfiyat-ı sadıka : doğru keşifler; manevî âlemlerde bazı olayları ve hakikatleri görme

lâyemut : ölümsüz
malûm : bilinen
mazhar olmak : erişmek, sahip olmak
menfi : olumsuz, negatif
meşakkat : güçlük, zorluk
meyvedar : verimli, meyve veren
musibet : belâ, büyük sıkıntı
musibetzede : belâya, sıkıntıya düşmüş olan kimse
mü’min : Allah’a ve Ondan gelen herşeye inanan

mürşid : irşad edici, doğru yol gösteren
müsbet : olumlu, pozitif
mütemadiyen : sürekli olarak

nâsih : nasihat eden
nevi : çeşit
nisbeten : kıyasla
niyaz : dua, yalvarma

nokta-i nazar : bakış açısı
rivâyât-ı sahiha : Peygamber Efendimize (a.s.m.) ait olduğu kesin olarak biline rivayet, hadis
riyâ : gösteriş, başkalarına iyi görünme

saadet : mutluluk
sâbir : sabreden
safâ : rahat ve huzur

sarf etmek : harcamak
sermaye : servet, varlık

sermaye-i ömür : ömür sermayesi

sıhhat : sağlık
şâkir : şükreden

şekvâ : şikâyet
şekvâ etmek : şikâyet etmek
tahammülsüz : dayanıksız
teşekkî etmek : şikayet etmek
vasıtasıyla : aracılığıyla
zaaf : zayıflık
zayi olmak : kaybolup gitmek
zeval : gelip geçici olma
zîhayat : canlı

 

 

 

Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages