Geçmiş herbir gün, musibet ise zahmeti gitmiş, rahatı kalmış; elemi gitmiş, zevalindeki lezzet kalmış; sıkıntısı geçmiş, sevabı kalmış. Bundan şekva değil, belki mütelezzizane şükretmek lazım gelir. Onlara küsmek değil, bilakis muhabbet etmek gerektir. Onun o geçmiş fani ömrü, musibet vasıtasıyla baki ve mes'ud bir nevi ömür hükmüne geçer. Onlardaki alamı vehim ile düşünüp bir kısım sabrını onlara karşı dağıtmak, divaneliktir. Amma gelecek günler ise madem daha gelmemişler; içlerinde çekeceği hastalık veya musibeti şimdiden düşünüp sabırsızlık göstermek, şekva etmek, ahmaklıktır. "Yarın, öbür gün aç olacağım, susuz olacağım" diye bugün mütemadiyen su içmek, ekmek yemek, ne kadar ahmakçasına bir divaneliktir. Öyle de gelecek günlerdeki, şimdi adem olan musibet ve hastalıkları düşünüp, şimdiden onlardan müteellim olmak, sabırsızlık göstermek, hiçbir mecburiyet olmadan kendi kendine zulmetmek öyle bir belahettir ki, hakkında şefkat ve merhamet liyakatını selbediyor.
Elhasıl: Nasıl şükür, nimeti ziyadeleştiriyor; öyle de şekva, musibeti ziyadeleştirir.
(Bediüzzaman Said Nursi - 2. Lem'adan)
Lügatler
Adem : yokluk, yok olma
Ahmak :akılsız, aptal
Âlâm : elemler, üzüntüler, acılar
bâki : devamlı, kalıcı, ölümsüz
Belahet :ahmaklık, düşüncesizlik, ne yaptığını bilmemek
Bilakis :aksine, aslında
Divane :deli, aklı başında olmayan
Elem :keder, üzüntü, acı
Elhasıl :özetle, sonuç olarak
Fâni :ölümlü, gelip geçici, yok olan
Hüküm :karar, emir, kuvvet
Lem’a :parıltı, parlamak
Liyakat :layık olmak
Merhamet :acımak, şefkat göstermek
Mes’ud :saadetli, bahtiyar, memnun
Muhabbet : sevgi,sevmek
Musibet :bela, felaket, afet, dert
Müteellim :elemlenmiş, üzülmüş, kederlenmiş
Mütelezzizane :lezzet alarak
mütemadiyen: devamlı
Nimet :iyilik, lütuf, ihsan, yiyecek içecek faydalı şeyler
Sabır :acıya ve zorluğa katlanmak
Selbetmek :inkâr etmek, zorla almak, kaybetmek
Şefkat :acıyarak sevmek, karşılıksız yardım ve sevgi
Şekva :şikayet
Şükür :Allah’a teşekkür
Vasıta :aracı, iki şeyi birbirine ulaştıran
Vehim :manasız korku, aslında olmayan şeyi var zannetmek
Zahmet :sıkıntı, eziyet, yorgunluk
zeval :yok olmak, son bulmak, geçip gitme, yerinden ayrılıp gitmek
Ziyade : fazla, daha çok, fazlasıyla
Zulmetmek :haksızlık etmek, eziyet etmek