Arkadaş! İman bütün eşya arasında hakiki bir uhuvveti, irtibatı, ittisali ve ittihad rabıtalarını tesis eder.
Küfür ise, bürudet gibi bütün eşyayı birbirinden ayrı gösterir ve birbirine ecnebi nazarıyla baktırır. Bunun içindir ki, mü'minin ruhunda adavet, kin, vahşet yoktur. En büyük bir düşmanıyla bir nevi kardeşliği vardır. Kâfirin ruhunda hırs, adavet olduğu gibi nefsini iltizam ve nefsine itimadı vardır. Bu sırra binaendir ki, dünya hayatında bazan galebe kâfirlerde olur. Ve keza kâfir, dünyada hasenatının mükâfatını filcümle görür. Mü'min ise, seyyiatının cezasını görür.
Bunun için dünya kâfire cennet (yani ahirete nisbeten), mü'mine cehennemdir (yani saadet-i ebediyesine nisbeten). Yoksa dünyada dahi mü'min yüz derece ziyade mes'uddur, denilmiştir.
Ve keza iman, insanı ebediyete, Cennet'e layık bir cevhere kalbeder. Küfür ise ruhu, kalbi söndürür, zulmetler içinde bırakır. Çünki iman, kabuğunun içerisindeki lübbü gösterir. Küfür ise, lüb ile kabuğu tefrik etmez. Kabuğu aynen lübb bilir ve insanı cevherlik derecesinden kömür derecesine indirir.
(Bediüzzaman Said Nursi – Mesnevi-i Nuriye’den)
Lügatler
|
Adavet: düşmanlık Âhiret : öteki dünya, öldükten sonra yaşanacak olan sonsuz hayat Binaen :bu sebepten, bundan dolayı, dayanarak Bürudet :soğukluk Cehennem :Allah’a inanmayanların ona itaat ve ibadet etmeyenlerin gidecekleri ve sonsuz kalacakları azab ve ceza âlemi Cennet :Allah’a inanan ona itaat ve ibadet edenlerin gidecekleri ve sonsuz kalacakları mekân Cevher : Bir şeyin özü, maden, kıymetli taş Ceza :karşılık, mukabele, azab muamelesi Ebediyet: sonsuzluk Ecnebi :yabancı, başka milletten olan Eşya :nesneler, şeyler Filcümle :kısmen Galebe :üstün gelme, üstünlük Hakiki: gerçek, doğru, asıl Hasenat :güzellikler, iyilikler, güzel davranışlar ve işler Hırs :şiddetli istek, açgözlülük İltizam :taraf tutma, taraftarlık, sıkı sıkıya bağlılık İman :inanmak, kabul etmek İrtibat :bağlanmak, alakalanmak, muhabbet ve dostluk etmek, bağ, ilişki İtimad :inanmak, güvenmek İttihad :birlik olmak, aynı fikirde olmak, birleşmek İttisal :yakınlık, bağ Kâfir :Allah’ı veya Allah’ın kesin olarak bildirdiği bir şeyi inkâr eden kimse Kalbetmek :dönüşmek, değiştirmek Keza : bunun gibi, aynı, aynı biçimde
|
Kin :gizli düşmanlık Küfr/küfür : Allah’ı veya Allah’ın kesin olarak bildirdiği herhangi bir şeyi inkâr etme, inançsızlık, dinsizlik Layık :uygun, münasip, liyakatli Lübb :iç, öz Mes’ud :saadetli, bahtiyar, memnun, mutlu Mesnevi-i Nuriye :nurlu parçalar, nurlu manzumeler Mü’min :imanın şartlarının tümüne, Allah’tan gelen her şeye inanan kabul eden kişi Mükâfat : ödül Nazar :bakma, bakış, görüş açısı, dikkat Nefis :bir kimsenin kendisi; insanı daima kötülüğe, maddî zevk ve isteklere sevk eden duygu Nev’ :çeşit, sınıf, cins, tür Nisbeten :kıyasla, oranla Rabıta :irtibat, münasebet, alaka, bağlılık, bağlantı, yakınlık, bağ Ruh :öz, canlılık, can, nefes, en mühim nokta Saadet-i ebediye :sonsuz mutluluk Seyyiat : günahlar, kötülükler, hatalar Sır :herkesin bilmediği gizli hakikat Tefrik etmek :birbirinden ayırmak, seçmek, ayırdetmek Tesis :kurmak, oluşturmak, temelleştirmek Uhuvvet :kardeşlik, samimi dostluk Vahşet :yalnızlık, yabanilik, tenhalık, vahşilik, ürküntü, yalnızlıktan kaynaklanan korku ve dehşet Ziyade : fazla, daha çok, fazlasıyla Zulmet : karanlık, sıkıntı, koyu karanlık, inkâr karanlığı
|