Nur deryasından günün sözü (09.07.2026)

0 views
Skip to first unread message

Erhan Patlak

unread,
Jul 9, 2026, 12:00:35 PM (2 days ago) Jul 9
to

Arkadaş! İman bütün eşya arasında hakiki bir uhuvveti, irtibatı, ittisali ve ittihad rabıtalarını tesis eder.

Küfür ise, bürudet gibi bütün eşyayı birbirinden ayrı gösterir ve birbirine ecnebi nazarıyla baktırır. Bunun içindir ki, mü'minin ruhunda adavet, kin, vahşet yoktur. En büyük bir düşmanıyla bir nevi kardeşliği vardır. Kâfirin ruhunda hırs, adavet olduğu gibi nefsini iltizam ve nefsine itimadı vardır. Bu sırra binaendir ki, dünya hayatında bazan galebe kâfirlerde olur. Ve keza kâfir, dünyada hasenatının mükâfatını filcümle görür. Mü'min ise, seyyiatının cezasını görür.

Bunun için dünya kâfire cennet (yani ahirete nisbeten), mü'mine cehennemdir (yani saadet-i ebediyesine nisbeten). Yoksa dünyada dahi mü'min yüz derece ziyade mes'uddur, denilmiştir.

Ve keza iman, insanı ebediyete, Cennet'e layık bir cevhere kalbeder. Küfür ise ruhu, kalbi söndürür, zulmetler içinde bırakır. Çünki iman, kabuğunun içerisindeki lübbü gösterir. Küfür ise, lüb ile kabuğu tefrik etmez. Kabuğu aynen lübb bilir ve insanı cevherlik derecesinden kömür derecesine indirir.

 

(Bediüzzaman Said Nursi – Mesnevi-i Nuriye’den) 

 

Lügatler

Adavet: düşmanlık

Âhiret : öteki dünya, öldükten sonra yaşanacak olan sonsuz hayat

Binaen :bu sebepten, bundan dolayı, dayanarak

Bürudet :soğukluk

Cehennem :Allah’a inanmayanların ona itaat ve ibadet etmeyenlerin gidecekleri ve sonsuz kalacakları azab ve ceza âlemi

Cennet :Allah’a inanan ona itaat ve ibadet edenlerin gidecekleri ve sonsuz kalacakları mekân

Cevher : Bir şeyin özü, maden, kıymetli taş

Ceza :karşılık, mukabele, azab muamelesi

Ebediyet: sonsuzluk

Ecnebi :yabancı, başka milletten olan

Eşya :nesneler, şeyler

Filcümle :kısmen

Galebe :üstün gelme, üstünlük

Hakiki: gerçek, doğru, asıl

Hasenat :güzellikler, iyilikler, güzel davranışlar ve işler

Hırs :şiddetli istek, açgözlülük

İltizam :taraf tutma, taraftarlık, sıkı sıkıya bağlılık

İman :inanmak, kabul etmek

İrtibat :bağlanmak, alakalanmak, muhabbet ve dostluk etmek, bağ, ilişki

İtimad :inanmak, güvenmek

İttihad :birlik olmak, aynı fikirde olmak, birleşmek

İttisal :yakınlık, bağ

Kâfir :Allah’ı veya Allah’ın kesin olarak bildirdiği bir şeyi inkâr eden kimse

Kalbetmek :dönüşmek, değiştirmek

Keza : bunun gibi, aynı, aynı biçimde

 

Kin :gizli düşmanlık

Küfr/küfür : Allah’ı veya Allah’ın kesin olarak bildirdiği herhangi bir şeyi inkâr etme, inançsızlık, dinsizlik

Layık :uygun, münasip, liyakatli

Lübb :iç, öz

Mes’ud :saadetli, bahtiyar, memnun, mutlu

Mesnevi-i Nuriye :nurlu parçalar, nurlu manzumeler

Mü’min :imanın şartlarının tümüne, Allah’tan gelen her şeye inanan kabul eden kişi

Mükâfat : ödül

Nazar :bakma, bakış, görüş açısı, dikkat

Nefis :bir kimsenin kendisi; insanı daima kötülüğe, maddî zevk ve isteklere sevk eden duygu

Nev’ :çeşit, sınıf, cins, tür

Nisbeten :kıyasla, oranla

Rabıta :irtibat, münasebet, alaka, bağlılık, bağlantı, yakınlık, bağ

Ruh :öz, canlılık, can, nefes, en mühim nokta

Saadet-i ebediye :sonsuz mutluluk

Seyyiat : günahlar, kötülükler, hatalar

Sır :herkesin bilmediği gizli hakikat

Tefrik etmek :birbirinden ayırmak, seçmek, ayırdetmek

Tesis :kurmak, oluşturmak, temelleştirmek

Uhuvvet :kardeşlik, samimi dostluk

Vahşet :yalnızlık, yabanilik, tenhalık, vahşilik, ürküntü, yalnızlıktan kaynaklanan korku ve dehşet Ziyade : fazla, daha çok, fazlasıyla

Zulmet : karanlık, sıkıntı, koyu karanlık, inkâr karanlığı

 

 

 

Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages