Nur deryasından günün sözü (09.06.2026)

0 views
Skip to first unread message

Erhan Patlak

unread,
11:00 AM (7 hours ago) 11:00 AM
to

İkinci Pencere

Eşya, vücud ve teşahhusatlarında, nihayetsiz imkanat yolları içinde mütereddid, mütehayyir, şekilsiz bir surette iken, birdenbire gayet muntazam, hakimane öyle bir teşahhus-u vechi veriliyor ki; mesela her bir insanın yüzünde, bütün ebna-yı cinsinden her birisine karşı birer alamet-i farika, o küçük yüzde bulunduğu ve zahir ve batın duygularıyla kemal-i hikmetle teçhiz edildiği cihetle, o yüz gayet parlak bir sikke-i ehadiyet olduğunu isbat eder. Her bir yüz, yüzer cihetle bir Sani'-i Hakim'in vücuduna şehadet ve vahdetine işaret ettikleri gibi, bütün yüzlerin heyet-i mecmuasıyla izhar ettikleri o sikke, bütün eşyanın Halıkına mahsus bir hatem olduğunu akıl gözüne gösterir.

Ey münkir! Hiçbir cihetle kabil-i taklid olmayan şu sikkeleri ve mecmuundaki parlak sikke-i Samediyeti hangi tezgaha havale edebilirsin?...

 

(Bediüzzaman Said Nursi – 33. Söz’den)

 

Lügatler

Alâmet-i farika :fark ettiren ayıran belirti

Bâtın :dâhilî, iç, gizli, içyüz, sır

Cihet :yön, taraf

Ebnâ-yı cins :aynı cinsten olanlar, aynı sülaleden gelenler

Eşya :nesneler, şeyler

Hakîmane : hikmetli, gizli sırlı

Hâlık :yaratıcı, yaratan(Allah)

Hatem :mühür

Havale :ısmarlama, işi veya şeyi başkasına bırakma

Heyet-i mecmua :birlik oluşturanların tamamı

İmkânat :imkânlar, mümkün oluşlar, olabilir olmalar

İsbat :doğruyu delil göstererek ortaya koymak, delil ve şahitle doğrulamak

Kabil-i taklid: benzetme kabiliyeti olan

Kemal-i hikmet :tam bir hikmet

Mahsus :hususi, ayrılmış, tayin edilmiş, özel

Mecmu :bütün, hepsi, topluca, yığılmış, bir araya getirilmiş

Mesela :örnek olarak

Muntazam :düzenli, tertipli, intizamlı

 

Münkir :inkâr eden, kabul etmeyen, değersiz

Mütehayyir :şaşmış, hayrette kalmış

Mütereddid :tereddüdlü, karar veremeyen, cesaretsiz, kararsız

Nihayetsiz: sonsuz

Sâni-i Hakîm:Hikmetli yaratıcı

Sikke :damga, mühür

Sikke-i ehadiyet :her şeyin bir elden çıktığını gösteren mühür ve işaret

Sikke-i Samediyet :Samed yani hiçbir şeye muhtaç olmayıp herşeyin ona muhtaç olduğu Allah’ın mührü

Suret : biçim, şekil

Şehadet : şahitlik, tanıklık

Techiz :donatmak, gerekli şeyleri tamamlamak, cihazlanmak

Teşahhusat :şahıslanmak, belirlenmek, tarif edilebilir hale gelmek

Teşahhus-u vech :yüzden ayırt edilebilir olmak

Tezgâh :dokuma aleti, ticaret masası, işyeri

Vahdet: birlik

Vücud: beden, varlık, var olmak

Zâhir :aşikar, açık, görünen

 

 

 

Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages