İkinci Pencere
Eşya, vücud ve teşahhusatlarında, nihayetsiz imkanat yolları içinde mütereddid, mütehayyir, şekilsiz bir surette iken, birdenbire gayet muntazam, hakimane öyle bir teşahhus-u vechi veriliyor ki; mesela her bir insanın yüzünde, bütün ebna-yı cinsinden her birisine karşı birer alamet-i farika, o küçük yüzde bulunduğu ve zahir ve batın duygularıyla kemal-i hikmetle teçhiz edildiği cihetle, o yüz gayet parlak bir sikke-i ehadiyet olduğunu isbat eder. Her bir yüz, yüzer cihetle bir Sani'-i Hakim'in vücuduna şehadet ve vahdetine işaret ettikleri gibi, bütün yüzlerin heyet-i mecmuasıyla izhar ettikleri o sikke, bütün eşyanın Halıkına mahsus bir hatem olduğunu akıl gözüne gösterir.
Ey münkir! Hiçbir cihetle kabil-i taklid olmayan şu sikkeleri ve mecmuundaki parlak sikke-i Samediyeti hangi tezgaha havale edebilirsin?...
(Bediüzzaman Said Nursi – 33. Söz’den)
Lügatler
|
Alâmet-i farika :fark ettiren ayıran belirti Bâtın :dâhilî, iç, gizli, içyüz, sır Cihet :yön, taraf Ebnâ-yı cins :aynı cinsten olanlar, aynı sülaleden gelenler Eşya :nesneler, şeyler Hakîmane : hikmetli, gizli sırlı Hâlık :yaratıcı, yaratan(Allah) Hatem :mühür Havale :ısmarlama, işi veya şeyi başkasına bırakma Heyet-i mecmua :birlik oluşturanların tamamı İmkânat :imkânlar, mümkün oluşlar, olabilir olmalar İsbat :doğruyu delil göstererek ortaya koymak, delil ve şahitle doğrulamak Kabil-i taklid: benzetme kabiliyeti olan Kemal-i hikmet :tam bir hikmet Mahsus :hususi, ayrılmış, tayin edilmiş, özel Mecmu :bütün, hepsi, topluca, yığılmış, bir araya getirilmiş Mesela :örnek olarak Muntazam :düzenli, tertipli, intizamlı
|
Münkir :inkâr eden, kabul etmeyen, değersiz Mütehayyir :şaşmış, hayrette kalmış Mütereddid :tereddüdlü, karar veremeyen, cesaretsiz, kararsız Nihayetsiz: sonsuz Sâni-i Hakîm:Hikmetli yaratıcı Sikke :damga, mühür Sikke-i ehadiyet :her şeyin bir elden çıktığını gösteren mühür ve işaret Sikke-i Samediyet :Samed yani hiçbir şeye muhtaç olmayıp herşeyin ona muhtaç olduğu Allah’ın mührü Suret : biçim, şekil Şehadet : şahitlik, tanıklık Techiz :donatmak, gerekli şeyleri tamamlamak, cihazlanmak Teşahhusat :şahıslanmak, belirlenmek, tarif edilebilir hale gelmek Teşahhus-u vech :yüzden ayırt edilebilir olmak Tezgâh :dokuma aleti, ticaret masası, işyeri Vahdet: birlik Vücud: beden, varlık, var olmak Zâhir :aşikar, açık, görünen
|