TARİHÇE-İ HAYAT DERSLERİ-60-İLK HAYATI(DEVAMI)

0 views
Skip to first unread message

Erhan Patlak

unread,
Mar 16, 2010, 3:38:25 AM3/16/10
to

                         TARİHÇE-İ HAYAT DERSLERİ

3.35.İLK HAYATI(DEVAMI)

O zamanki hayatına kısa bir bakış(Devamı)

“İki Mekteb-i Musibetin Şehadetnamesi” yahut “Divan-ı Harb-i Örfî ve Said-i Nursî” adlı eserden parçalar: Devamı)

Mukaddime(Devamı)

Saniyen: Kendinize zarardır. Zira, hasmınızın elinde bir hüccet-i kàtıa olurum. Beni mihenk taşına vurdunuz. Acaba fırka-i hâlisa dediğiniz adamlar böyle mihenge vurulsalar, kaç tanesi sağlam çıkacaktır? Eğer meşrutiyet bir fırkanın istibdadından ibaretse ve hilâf-ı şeriat hareket ise, فَلْيَشْهَدِ الثَّقَلاَنِ اَنِّى مُرْتَجِعٌ (HAŞİYE)
Zira yalanlarla ittihad yalandır. Ve ifsadat üzerine müesses olan ism-i meşrutiyet, fâsittir. Müsemmâ-i meşrutiyet hak, sıdk, muhabbet ve imtiyazsızlık üzerine beka bulacaktır…
31 Mart Hâdisesi denilen o sâika ve müthiş fırtına, esbab-ı adîde tahtında öyle bir istidad-ı tabiîyi müheyya etmişti ki, neticesi hercümerc olduğu halde, min indillâh ehl-i kıyamın lisanına daima mu’cizesini gösteren ism-i şeriat geldi. O fırtınayı gayet hafif geçirdiğinden Nisan’ın nısfından sonraki gazeteleri indallah mahkûm ediyor. Zira, o hadiseye sebebiyet veren yedi mesele ve onunla beraber yedi hal nazar-ı mütâlâaya alınsa, hakikat tezahür eder. Onlar da bunlardır:
1. Yüzde doksanı İttihad ve Terakkinin aleyhinde, hem onların tahakkümü ve istibdadı aleyhinde bir hareket idi.
2. Fırkaların meydan-ı münakaşâtı olan vükelâyı tebdil idi.
3. Sultan-ı mazlûmu sukut-u musammemden kurtarmaktı.
4. Hissiyat-ı askeriyenin ve âdâb-ı dindaranelerinin muhalif telkinatının önüne set olmaktı.
5. Pek çok büyütülen Hasan Fehmi Beyin kàtilini meydana çıkarmaktı.
6. Kadro haricine çıkanları ve alay zabitlerini mağdur etmemekti.
7. Hürriyeti, sefahete şumulünü men’ ve âdâb-ı şeriatla tahdit ve avâmın siyaset-i şer’î bildikleri yalnız kısas ve kat-ı yed haddini icra idi.

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler :
(HAŞİYE) : HAŞİYE Yani, bütün dünya, cin ve ins şahit olsun ki ben mürteciim.

 

Lügatler :

âdâb-ı dindarane : dinî edep ve kurallar
âdâb-ı şeriat : Allah tarafından bildirilen hükümlerde belirtilen edep ve kurallar
alay : genel olarak üç taburdan oluşan askerî birlik
avâm : sıradan halk tabakası
beka bulma : devam etme, kalıcı olma
cin ve ins : cinler ve insanlar
ehl-i kıyam : ayaklananlar, ihtilal girişiminde bulunanlar, isyan edenler
esbab-ı adîde : çeşitli sebepler
fâsit : bozulmuş
fırka : siyasî parti, grup

fırka-i hâlisa : samimi grup, samimi, içten kişilerin partisi
had : yasaklama, men etme; İslâm hukukunda Kur’ân ve Sünnet ışığında işlenen suçlar için belirlenen ve uygulanması zorunlu olan ceza
hak : doğru, gerçek

hasım : düşman
haşiye : dipnot, açıklayıcı not
hercümerc : karma karışık
hilâf-ı şeriat : Allah tarafından bildirilen hükümlere, İslâmiyete aykırı
hissiyat-ı askeriye : askerî duygular, hisler

hüccet-i kàtıa : kesin delil
icra : yerine getirme, uygulama
ifsadat : fitne ve bozgunculuklar
imtiyazsızlık : eşitlik
indallah : Allah katından
ism-i meşrutiyet : meşrutiyet ismi
ism-i şeriat : şeriat ismi
istibdad : baskı ve zulüm
istidad-ı tabiî : yaratılıştan gelen kabiliyet, fıtrî ve tabii hazırlık, altyapı
ittihad : birlik
kat-ı yed : el kesme
kısas : bir suç işleyenin kanun tarafından işlediği suçun aynıyla cezalandırılması
lisan : dil
men’ : yasaklama
meydan-ı münakaşât : tartışma ve anlaşmazlıkların alanı, sahası

mihenk : birinin değerini, ahlâkını anlamaya yarayan ölçüt
mihenk : ölçü
min indillâh : Allah katında
mu’cize : benzerini yapma hususunda başkalarını âciz ve hayrette bırakan olağanüstü şey
muhabbet : sevgi
muhalif : aykırı, zıt
müesses : kurulu, kurulmuş
müheyya etme : hazırlama
mürteci : geriye yönelmek isteyen; gerici
müsemmâ-i meşrutiyet : meşrutiyetle isimlendirilen; yönetim, devlet
müthiş : dehşet veren, korkunç, ürkütücü
nazar-ı mütâlâaya alınma : dikkatli bir şekilde incelenme
nısf : yarı
sâika : gök gürültüsü, yıldırım

saniyen : ikinci olarak
sebebiyet veren : sebep olan
sefahet : helâl olmayan zevk ve eğlenceye düşkünlük, beyinsizce davranış
sıdk : doğruluk
siyaset-i şer’î : İslâm’ın öngördüğü siyaset ve yönetim anlayışı
sukut-u musammem : düşmesi kararlaştırılmış, iktidardan düşürülmesine kesin karar alınmış
Sultan-ı mazlûm : suçsuz Sultan; İkinci Abdülhamid
şümul : kapsama
tahakküm : baskı, zorbalık
tahdit : sınırlama
tahtında : altında
tebdil : değiştirme
telkinat : telkinler, fikir aşılamalar
tezahür : ortaya çıkma, görünme
vükelâ : vekiller; millet vekilleri
zabit : subay; rütbeli asker

 

 

Reply all
Reply to author
Forward
0 new messages